GeriGündem NE BULURSA YİYEN BİR TÜR: İNSAN İNSAN DOĞADAKİ EN HETERETROF CANLIDIR. Şimdi, üstelik büyük harflerle, nerden çıktı bu genelleme demeyin; hiçbir işe yaramadığı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

NE BULURSA YİYEN BİR TÜR: İNSAN İNSAN DOĞADAKİ EN HETERETROF CANLIDIR. Şimdi, üstelik büyük harflerle, nerden çıktı bu genelleme demeyin; hiçbir işe yaramadığı

NE BULURSA YİYEN BİR TÜR: İNSAN İNSAN DOĞADAKİ EN HETERETROF CANLIDIR. Şimdi, üstelik büyük harflerle, nerden çıktı bu genelleme demeyin; hiçbir işe yaramadığı düşünülen çürükçül (saprophite) bakterilerin bile organik maddeleri azota ve inorganik maddelere indirgeyip doğayı temizlediğini düşünürsek, insanın, doğa ve doğal denge söz konusu olduğunda, varolan her şeyi sömürmeyi, vardan yok etmeyi kendisine görev bildiğini düşünüyorum da ondan. Doğal dengeyi kendi lehine ve çıkarlarına göre bozan insan, bir ineğin ot yiyerek karaciğerinde sentezleyebildiği besin elementlerini hayvanlardan hazır olarak almak yoluna giderek (ki insanda da bulunan bu yetenek zamanla körleşmiştir), bu amaçla kendine kurumlar ve yasalar üretip, aklıyla, bir doğa kuralı olan 'ölmemek için öldürmenin' de ötesinde, öldürmeyi bir zevk aracına dönüştürerek, gücünü de yaptıklarının gerekçesi olarak kutsamadı mı? İNSAN, ARTIK VAHŞİ BİR EVCİLDİR! Evcilleşen insan, zamanla, kendine doğadan yandaşlar bulmak ve onları sömürmek için doğaya müdahale etmiş ve kimi hayvanları evcilleştirmiştir. Evcilleşen hayvanın ailesi elinden alındığında, bir koçun kendi yavrusunu görebilme hakkı da ortadan kalkmıştır. Artık bir sürüye bir ya da birkaç koç yetiyor, hayvanlar törenle çiftleştiriliyor, doğan kuzulardan dişi olanlarına potansiyel anne ve süt kaynağı olarak bakılıyor, erkek olanları ise süt vermedikleri için kesilmek üzere yetiştiriliyor, öldürülmeleri için de din emirleri adı altında yasalar çıkartılarak, vahşet, bayram' a dönüştürülüyor. Dikkat edilmeli, İbrahim' in öyküsünde gökten boynuzlu bir koç inmiştir; dişi bir koyun değil! Eski ve ilkel dinlerden bu yana tanrılara insan kurban etme geleneği, insanın kendi gücünün ayırdına varması ve doğaya egemen olması ile birlikte, tanrıya doğanın ta kendisini kurban etme isteğini doğurmuştur. İbrahim' in öyküsünde imlenen de aşağı yukarı budur. İnsan hayatının önemi yanında doğanın pek de önemi yoktur. Çünkü insan, ürettiği mitoloji ve kendi yazdığı tarihle, kendisini doğanın efendisi olduğuna inandırmış, doğayı kendine sunulan bir ikram olarak düşünmüş, bu düşünceyi gelenekselleştirmiş ve savunucusu olmuştur. Bütün bir evreni aynı titizlikle yaratan tanrı, nedense insana birtakım özel ayrıcalıklar tanımış, onu diğer canlılardan ayrı görmüş, tutmuştur.Manisa Tarzanı' nı, önceleri uygarlık dışı ve deli bulan toplum, sonraları onun heykelini kentin en işlek caddelerinden birine ve yüksek binaların arasına 'çiçekleri koparmayın!' yazısının da yer aldığı küçük bir yeşilliğin ortasına dikmeyi ihmal etmeyerek, Manisa' nın tarzanına belki de en büyük haksızlığı yapmadı mı?Doğayı kendi çıkarları için sömüren insan, doğal dengeyi de kendi aleyhine bozarak, karnı tokken avlanmayan yırtıcı bir hayvanın tam aksine, öldürmeyi spora ve zevke indirgedi. Böylece, av sporunda (!) işaret parmağına egzersiz yaptırdı. Atları, hatta köpekleri, kurbağaları bile yarıştırıp, kuşları kafese koydu. Ardından, hayvanların etinden, sütünden ve yumurtasından yararlanmak ona yetmemiş olacak ki, kan görme isteğini dinin yasal buyrukları çerçevesinde bir bayrama, şölene dönüştürüverdi. Artık bir zenginlik göstergesi olarak kutsanan et, yendikten sonra, insanlara ellerinde kürdan, herkesin önünde dişlerini karıştırma hakkı tanıyarak, bireyin saygınlığı ise akşam eve kaç gram-kilo et götürdüğüne göre değişti. Öte yandan canlı hayvan borsası ve et piyasası günlük yaşamın konuşmaları arasındaki yerini almakta da gecikmedi tabi ki...Diktatör Salazar' ın üç F' sinden biri olan fiesta (bayram), birbirine yaklaşan (benzeyen) insan oluşturma çabasının uyku ilaçlarından yalnızca birisidir. Ülkemizde ve pek çok ülkede bu durum, milli birlik ve beraberliği ayakta tutmanın yolu olarak, insanın vahşetini yasallaştırma çabasının bir parçası olan öldürme eylemi ile kendini ele verir. Öte yandan bir de şöyle düşünebiliriz; öldürülen hayvanın derisi, medya ve camlarımızdan içeri giren hoparlörlerle, bir kuruma bağışlatılırken, devlet bu toplu öldürme eyleminden vergi almış, neredeyse yenilen her lokma eti vergilendirmiş olmuyor mu? Bayram sabahlarının el öpme ziyaretleri insani bir gelenek olarak alışkanlıklarımızdaki yerini alırken, el öpen çocuğa verilen harçlık, daha çok öpülen elle, daha çok para, şeker, oyuncak vs. olarak anlam kazandı. El öpmekle, aile büyüğüne saygı duymakla başlayan, insanı insana yaklaştıran (kimi zaman da benzeştiren) bir süreç, daha çocukluğumuzdan başlayarak kişiliğimize son şeklini vermedi mi?İnsan doğadaki en heteretrof canlıdır. O, kendi bulduğu oyunu, yine kendi koyduğu kurallarla oynayıp, sonra da kendini ayakta alkışlayan tek canlı türüdür.Şahsine BAHTİYAR - 3 Temmuz 2000, Pazartesi

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

Kripto Para Piyasaları için Bigpara

False