GeriGündem MİT ajanı mı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

MİT ajanı mı

Öcalan'ın dünyayı şok eden açıklamalarını dinleyen Yunan gazeteci, hayal kırıklığı içinde yazarımız Ferai Tınç'a ciddi ciddi sordu: ‘‘Apo, acaba MİT ajanı mı?’’

72 doğumlu Yıldız Namdar, Sıvas Zara yolu arasında Astsubay eşinin gözleri önünde katledildiğini anlatırken, Mahkeme Başkanı Turgut Tokyay dahil hepimizin gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

Abdullah Öcalan'ın bulunduğu bölmenin önündeki kürsüde mahkeme heyetine şikayetini hıçkırıklar içinde anlatan Yıldız Namdar'ın sağ tarafında yer alan cam kafese dönerek Abdullah Öcalan'a ‘‘Biz size ne yaptık? Çok acı çekiyorum. Biz size ne yaptık?’’ diye sordu.

Üç kez yarım reverans yapıp bir şeyler söylemeye yeltenen Öcalan, ‘‘Acınızı paylaşıyorum’’ demekle yetindi.

Dünkü duruşmada, avukatlarının mahkeme heyeti ile tartışmaya girmesine sinirlenen Öcalan'ın avukatlarına dik dik bakması görülecek bir sahneydi.

Anlaşılan Öcalan, mahkemede iyi halden yararlanmak için heyetle arasında hiçbir sürtüşme çıkmasını istemiyordu.

Öcalan, mahkemeleri siyasi fikirlerini savunmak ve yaymak için bir kürsü olarak kullanan liderlerden çok farklıydı.

Kendisini aklamak için inkarcılığa saptı.

PKK'nın Güneydoğu Anadolu'da gerçekleştirdiği ve sivillere yönelik tüm eylemlerle ilgili sorulara ‘‘Ben yapmadım, benim bilgim dışında oldu’’ yanıtlarını veren Öcalan, 1993'ten itibaren örgüte hakim olamadığını itiraf etti.

Duruşmanın ilk oturumunda, ‘‘Bana imkan verin üç ay içinde dağdakileri indireyim’’ diyen Öcalan, ‘‘Aslında 1987'den beri örgütte iç savaş var. 1996'ya kadar sürdü. Köylü iktidarı anlayışı bunlar. Avare asi çete grupları diyoruz. 96'da tasfiye ettik’’ dedi.

Ya 96'dan sonraki eylemler? Onlara da sahip çıkmadı Öcalan. Canlı bomba eylemleri konusundaki soruya, ‘‘Ben bu tip eylemlere tamamen karşıyım. Öyle talimatlar vermedim’’ sözleri onun artık örgüt üzerideki hakimiyetini yitirdiğini gösteriyordu.

Öcalan'ın çelişkisini batılı izleyiciler de fark etti. Avrupa Konseyi'nin İsviçreli temsilcisi Ruffy, ‘‘Bu açıklamalarıyla Öcalan durumunu zayıflatıyor. Artık örgütü kontrol edemediği anlaşılıyor’’ diyor ve ekliyordu, ‘‘Pekiyi çatışmalara nasıl son verecek? Dağdakileri nasıl indirecek, barışı nasıl gerçekleştirecek? Artık ona kim inanır’’

Mudanya'da iki gündür yabancı basını da şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklüyor Öcalan.

Yunanlı bir gazetecinin samimi itirafını aktarmak istiyorum. ‘‘Bizimkiler Öcalan'da Che Guevara'yı görmek istiyorlar. Şimdi mahkemeyi izledikçe neye uğradıklarını şaşırıyorlar’’ diyor. Sonra da ‘‘Acaba MİT ajanı mı?’’ diye soruyor.

ÖRNEK BİR MAHKEME

Mahkeme heyetinin örnek davranışı, İmralı'ya gidiş gelişlerdeki koordinasyonun mükemmeliğini de söylemeden geçemeyeceğim.

Mahkeme Başkanı Turgut Tokyay, Öcalan'ın ‘‘kör bıçakla kesilmesini' isteyen bir şehit yakınına yaptığı gibi sert ifadeler kullananları ‘‘Konuşmalarda dikkatli ve saygılı olun efendim’’ diye uyarıyor, ‘‘Onu idam edin’’ diyenlerin taleplerini zapta geçirirken, ‘‘Bütün hakları saklı tutulmak koşuluyla hukuka uygun biçimde cezalandırılmasını istedi’’ diye çeviriyor. Şehit ailelerinin PKK avukatlarına yönelik tepkilerine ise ‘‘Avukatları katmayın efendim. Savunma hakkıdır’’ uyarısında bulunuyor.

İmralı'da herkesin işini en iyi biçimde yapmak için uğraştığı örnek bir mahkeme yapılıyor. Tüm tarafların uyum ortamını bozmamak için azami dikkat gösterdikleri dikkat çekiyor.



False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle