Meryem Ana'nın kayıp mezarı yine gündemde

Güncelleme Tarihi:

Meryem Ananın kayıp mezarı yine gündemde
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 27, 2009 17:57

HIRİSTİYAN aleminin en büyük sırlarından biri olarak kalan Meryem Ana'nın kayıp mezarı, gazeteci-yazar Neşet Öztekin tarafından yeniden gündeme getirildi.

76 yaşındaki Öztekin, yüzyıllar boyunca araştırılan ve ortaya çıkarılamayan Meryem Ana mezarının Karaburun Yarımadası Yaylaköy'deki ‘Ana Manastırı’ ile ‘Yarengediği’ olarak bilinen ve kadastral olarak da bu isimlerle tescilli bölgede bulunduğunu iddia etti. Çeşme Müze Müdürlüğü, mezarın bulunduğu iddia edilen bölgeye bir arkelog gönderdi. Arkeolog Hüseyin Vural, hazırladığı raporda, “Bu mezar hakkındaki söylencenin doğruluğu ancak temizlik ve kazı çalışması ile ortaya çıkacak bulguların incelenmesi sonucunda değerlendirilebilir” dedi.

Gazeteci Neşet Öztekin, kayıp Meryem Ana mezarı konusunu yeniden gündeme taşıdı. Meryem Ana'nın mezarının talan edilmemesi için bilinçli şekilde gözlerden ırak bir yer seçildiğini kaydeden Öztekin, “Bu mezarın, Meryem Ana'nın havarileri tarafından elbette kolay bulunamayacak bir yerde olması gündeme getirilmiş olmalı. Burada basit bir mantık var: İpuçları mezar için Bülbül Dağı civarını işaret etmeli, ama ulaşılması çok zor ve daha başka bir yerde olmalı. Çünkü o dönemde Hıristiyan karşıtları bu kutsal hazineye de ulaşamamalıydı” dedi.

Yıllardır mezarın Selçuk'taki Bülbül Dağı'nda arandığını, ancak hiçbir sonuç elde edilemediğini belirten Öztekin, çeşitli Hırıstiyan kaynaklarından, Meryem Ana'nın tabutunun zeytin ağaçlarının çok olduğu dağdaki bir mağaraya ya da mağaraya 2 kilometre mesafede bir yere gömüldüğünün belirtildiğini söyledi. Öztekin, “Bu mağaranın Meryem Ana Evi olarak kabul edilen Bülbül Dağı'na yaklaşık 2 kilometre mesafede bulunduğu belirtilse de, bunca zamandır yapılan araştırmalara ve çabalara rağmen bulunamadı. Çünkü tabut eve değil, mağaraya 2 kilometre mesafede gömüldü. Bütün veriler Karaburun'u gösteriyor. Mağara hakikaten çok zor bulunacak bir konumda ve civarında binlerce zeytin ağacı var. Mağaraya 2 kilometre mesafede köylülerin dilekte bulundukları bir eren mezarı mevcut. Bölgenin adı Ana Manastırı ve sürekli su akan kaynağın adı da Ana Manastır Ayazması. İddia ediyorum yapılacak kapsamlı bir araştırma sonucu kayıp mağara ve mezar burada bulunacak ve tarih yeniden yazılacaktır” dedi.

ÇEŞME MÜZESİ DEVREDE

Öztekin, kendisine destek veren bazı gazeteci arkadaşlarıyla beraber konuyu Çeşme Müze Müdürlüğü'ne aktardıklarını ve müzeden hemen bir arkeolog görevlendirildiğini kaydetti.

Arkeolog Hüseyin Vural da, 8 Temmuz 2009 tarihli ve ‘Karaburun Meryem Ana Mezarı’ konulu raporunu hazırladı. “Karaburun ilçesi, Yaylaköy'de Ana Manastırı, Yarengediği ve Sineklidere mevkilerinde gazetecilerin de desteği ve katılımıyla 29 Haziran 2009 günü yüzey araştırması gerçekleştirilmiştir” denilen raporda, “Yarengediği ve Sineklidere arasında kalan bir mağara, mağara üzerindeki kayalıkta bulunduğu söylenen yapı kalıntıları ve Yarengediği'ndeki yol ayrımında olduğu söylenen mezar alanında inceleme yapılmıştır” ifadesine yer verildi.

Söz konusu mağarının birkaç kişiyi barındıracak hacimde olduğu ve çok zor farkedildiğini kaydedilen raporda, şöyle denildi:
“Mağara hayvan ağılı ve çoban barınağı olarak kullanıldığı için duvarları islidir ve tabanı kalın gübre tabakası ile kaplıdır. Bu mağarada define avcılarının kaçak kazı yaptığı ifade edilmiştir. Civarda yer aldığı söylenen yapı kalıntıları araştırılmıştır. Çatı kiremit parçaları ve yüzeyde ele geçen diğer seramikler bölgede Geç Roma, Erken Hıristiyanlık Dönemi'nde yaşam olduğunu göstermektedir. Fakat söz konusu alanda yüzeydeki kültür evresinin altındaki tabakalarda daha erken dönemlere ait bulguları saptama olasılığı bulunmaktadır. Bu ancak yüzey temizliği ve sondaj kazısı ile mümkündür. Meryemana mezarının olduğu söylenen Yarengediği'nde ise yakın zamanda yol çalışması yapıldığı ve bu çalışma sırasında çıkan toprağın bir kısmının daha önce yeri belli olan mezar üzerine yığıldığı bu nedenle şu anda mezar hakkında yorum yapmanın mümkün olmadığı görülmüştür.
Bu mezar hakkındaki söylencenin doğruluğu ancak temizlik ve kazı çalışması ile ortaya çıkacak bulguların incelenmesi sonucunda değerlendirilebilir. Sonuç olarak yüzey araştırması yapılan alanda ele geçen bulgular ışığında Geç Roma, Erken Hıristiyanlık Dönemi'nde insan yaşamı olduğu saptanmış olup daha erken dönemlerde yaşam olup olmadığı ancak ekip ve ekipman desteği, yüzey temizliği ve kazı çalışması ile anlaşılabilir.”

NEŞET ÖZTEKİN KİMDİR?

Mordoğan hakkında araştırmalarıyla ön plana çıkan gazeteci-yazar Neşet Öztekin, 1933 yılında burada doğdu. Uzun yıllar Mordoğan'ın tarihi ile ilgili araştırmalar yaptı. 1995 yılında fil fosillerini bulunca araştırmalarını ‘10 milyon yıl öncesi Yarımada'nın tarihi’ isimli kitabında topladı. 52 yıla varan araştırmalarının yer aldığı kitap 2004 yılında İngilizce olarak yayınlandı.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!