Kralların dostuna son veda... Gazeteci Lütfü Akdoğan son yolculuğuna uğurlandı

Kralların dostuna son veda... Gazeteci Lütfü Akdoğan son yolculuğuna uğurlandı

Lütfü Akdoğan kendisi için “En güçlü rakiplerimdendi” diyen meslektaşı Sami Kohen’den üç gün sonra hayata gözlerini yumdu. Geride birbirinden kıymetli haber ve yazılarının yanı sıra Ortadoğu’ya yıllarca hükmetmiş krallar, şeyhler ve siyasetçilere dair renkli nice hatıralar da bıraktı...

Haberin Devamı

Doğduğunda (1930) Hatay henüz Türkiye’ye bağlı değildi. Daha ilkokulda Arapça ve Fransızca öğrendi. Lütfü Akdoğan, yöredeki şöhretli Kuva-i Milliyeciler’den Cemil Ağa’nın oğluydu. Hatay Türkiye’ye katıldığında ortaokulu bitirmek üzereydi. Hükümet konağına çekilen bayrağı gururla izlemişti. Ardından İstanbul’a geldi. Haydarpaşa Lisesi’ne başladı. Daha o zamanlar Hürriyet’in kurucusu Sedat Simavi’nin yazılarını da takip ediyordu. Lisenin bittiği yıl yaz tatilinde Suriye ve Lübnan’daki akrabalarını ziyarete gitmişti. Şam, Halep, Hama ve Beyrut’ta birçok yeri dolaştı. İstanbul’a döndüğünde gördüklerini beş ayrı yazı haline getirip Hürriyet’e koştu. Sedat Simavi ‘Oğlum, biz dışarıdan yazı almayız’ deyince soluğu Son Saat gazetesinde aldı. Kapıdan içeri daldığında karşısında gördüğü üç gençten biri, sonradan çok meşhur olacak Nezih Demirkent’ti.

ADLİYEDEN DİPLOMASİYE...

Haberin Devamı

Polis-adliye muhabiri olarak çalışmaya başladı. Yeni İstanbul gazetesine geçti. Ardından Tercüman ve Akşam gazetelerinde çalıştı. Siyasetle içli dışlıydı. 1962’deki CHP kurultayında İnönü’ye karşı Kasım Gülek’i desteklemek için Tanin gazetesini çıkardı. 1965 ile 1969 arası bir dönem milletvekilliği yaptı. Ancak sonra gazeteciliğe geri döndü. Anadili gibi konuştuğu Arapça onun kariyerine yön verdi. Ortadoğu’da tanışmadığı kral, şeyh, başkan, başbakan veya bakan neredeyse kalmamıştı. Irak’tan Mısır’a, Suudi Arabistan’dan Yemen’e kadar çok geniş bir çevre edinmişti. 18 Ekim’de vefat eden usta gazeteci Sami Kohen bir görüşmemizde onun için “Sahadaki en güçlü rakiplerimdendi. Ortadoğu’da çok güçlü bir muhiti vardı” demişti. Kendi ifadesiyle hem bir gazeteci hem de Türkiye’nin Arap ülkelerindeki gönüllü bir temsilcisi gibi çalıştı. Nitekim yıllar sonra “Menderes-Nasır kavgasında araya ben girdim” diyecekti.

Kralların dostuna son veda... Gazeteci Lütfü Akdoğan son yolculuğuna uğurlandı
Arap krallarla yakın temastaydı...
Kralların dostuna son veda... Gazeteci Lütfü Akdoğan son yolculuğuna uğurlandı

‘KRALI ÖLDÜREN NEYDİ?’

Akdoğan meslek hayatında yaşadıklarını “Krallar ve Başkanlarla 50 Yıl” adıyla kitaplaştırmıştı. Birbirinden ilginç hatıra ve iddiaların yer aldığı bu kitapta eski Suudi Arabistan krallarından Suud’a dair de dikkat çekici bir anısı var. Kitapta yazdığına göre Akdoğan, tahtan indirildikten sonra Mısır’a sürülen Suud ile çok sık görüşüyordu. Suud ayaklarından rahatsız olduğu için yürümekte zorlanıyordu. Akdoğan kitabında 1968’de yaşandığını belirttiği olayın devamını şöyle anlatıyor: “İstanbul’da Yogi Kâzım diye biri vardı. Yoga yapıyordu. Felçlileri ve ortopedik rahatsızlığı olanları masajla tedavi ettiği söyleniyordu. Kral’a ‘İsterseniz size gönderebilirim’ demiştim. Kâzım’ı Kral’a gönderdim. Bir süre sonra Kâzım kıymetli hediyelerle geri döndü. Kral iyileşmiş ve yürümeye başlamış. Bir süre sonra Kral’ı ziyarete gittim. İngiliz doktoruna Kâzım’ın masajlarını sordum. Sustu cevap vermedi. Israr edince ‘Masaj kan dolaşımını hızlandırıp, vücudu rahatlatabilir, ancak kalbi yormuştur. Ama kral hazretleri rahatladığı için de masaja engel olamadık” dedi. Birkaç gün sonra Kral’ın ölüm haberini aldım. Kral’a iyilik yapmak için Kâzım’ı oraya göndermiştik. Doktor ise adeta Kazım’ın masajının Kral’a zarar verdiğini anlatıyordu. Bilemem ecel mi yoksa Kazım’ın masajları mı doktoru öldürmüştü...”

Kralların dostuna son veda... Gazeteci Lütfü Akdoğan son yolculuğuna uğurlandı
Kaddafi'yle...

Haberin Devamı

‘DİPLOMAT GİBİYDİ’

Akdoğan'ın ardından Güneri Cıvaoğlu, “Ortadoğu ülkelerinin liderleri ile son derece yakın ilişkisi vardı. Arapçayı çok güzel konuşurdu. Turizm Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ona ‘Türkiye’nin özel temsilcisi’ sıfatıyla bir mektup vermişlerdi. Arka kapı diplomasisini Lütfü Bey vasıtasıyla yaparlardı. Çok başarılı ilişkiler kurmuştu” dedi. Murat Bardakçı da Akdoğan’ı şu sözlerle andı: “Ortadoğu adeta onun avuçlarındaydı. Beyrut’ta 1975’e kadar kaldığı sürede Ortadoğu’nun politikasını o oluşturuyordu. Ülkeler ve liderlerin anlaşmazlıklarını o çözüyordu. Türk iş insanlarına o ülkelerde geniş imkânlar sağladı.” 

Haberin Devamı

91 yaşında vefat eden Akdoğan, dün İstanbul’da Zincirlikuyu Camisi’ndeki cenaze namazının ardından Yeniköy Kabristanı’nda defnedildi.

Haberle ilgili daha fazlası: