Karadeniz'de bitki casusluğu kabusu

Güncelleme Tarihi:

Karadenizde bitki casusluğu kabusu
Oluşturulma Tarihi: Nisan 21, 2010 12:27

Türkiye'ye özgü bitkilerin, turistik seyahat kisvesi altında gezen “bitki casusları” tarafından kaçırıldığına yönelik söylentiler, turizm sezonuyla birlikte özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yeniden gündeme gelmeye başladı.

Endemik birçok bitki türünün bulunduğu Doğu Karadeniz'de yöre insanı, bölgeye turist olarak gelen bazı kişilerin, endemik bitkileri izinsiz şekilde yanlarında götürdüğüne inanıyor.

Rize'nin Ayder Yaylası'nda bir kişinin, “çoraplarıyla belli bir bölgede koşuşturduktan sonra ters şekilde çıkardığı çoraplarını çantasına koyarak bir şeyleri kaçırdığının görüldüğü” yönünde anlatımlar bile var. Bazılarınca bu söylentiler dikkate alınmasa da uzmanlar, bitki casusluğa dikkat çekerek, bitki türlerinin jandarma, gümrük sorumluları, bakanlık temsilcileri ve diğer yerel yöneticiler tarafından bilinçli ve programlı olarak izlenmesi ve belli yerlerde düzenli kontroller yapılması gerektiği uyarısında bulunuyor.

ARTVİN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK AÇISINDAN EN ZENGİN YER

Artvin Çoruh Üniversitesi (AÇÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Orman Botaniği Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özgür Eminağaoğlu, dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin ve aynı zamanda tehlike altındaki en önemli 25 karasal ekolojik bölgesinden birinin de Artvin olduğunu söyledi.

Artvin'in sahip olduğu 4 önemli bitki alanı, 1 biyosfer rezerv alanı, 2 milli park, 3 tabiatı koruma alanı ve 1 tabiat parkı ile biyolojik çeşitlilik açısından, ülkenin en önemli illerinden biri olduğunu belirten Eminağaoğlu, “Artvin 243'ü nadir olmak üzere 1308 bitki taksonu (varlığı) ile olağanüstü floristik zenginlik ve çeşitlilik arz etmektedir. Artvin'de saptanan 243 nadir bitki türünün 65'i küresel ölçekte, 66'sı Avrupa ölçeğinde ve geri kalan 112'si ise ulusal ölçekte tehlike altındadır. 6 bitki türü Bern Sözleşmesi'ne, 17 bitki türü ise CITES Sözleşmesine tabidir” diye konuştu.
Madencilik, baraj inşaatları, ulaşım ve altyapı tesisleri, hayvancılıkta aşırı otlatma, doğadan aşırı bitki toplama, turizm amaçlı yapılaşma, şehirleşme ve ormancılık gibi unsurların mevcut bitki varlığını tehdit ettiğini dile getiren Eminağaoğlu, olağanüstü floristik zenginlik ve çeşitliliğe sahip Artvin'de bu unsurların hepsinin mevcut olduğunu, bunun da endişe verdiğini kaydetti.

BİTKİ KAÇAKÇIĞINI KİMLER VE NİÇİN YAPIYOR?

1983 ve 1988 yıllarında yayımlanan iki kararname ile yabancıların doğadan bitki toplamalarının izine bağlandığını hatırlatan Eminağaoğlu, şunları söyledi:

“Ancak araştırma yapmak, örnek toplamak ve hatta bu türleri ticari amaçlarla toplamak gibi amaçlarla ülkemizi ziyaret edenlerden çok azı, ulusal ve uluslararası yasalara uygun hareket ediyor. Bitki ile ilgili ilaçlar üretmek, o bitkiyi ortadan kaldıracak virüsler üretmek, o bitkinin genlerine başka genler monte ederek o bölgedeki başka bitki türlerini de ortadan kaldırmak, hatta belirli böcek türlerine veya mantar türlerine karşı zayıf hale getirmek mümkündür.
İlaç firmalarının bu işin birinci faili olduğu belirtilmektedir. Yabancı bilim adamları, Dışişleri Bakanlığı izni ve ülkemizdeki bir üniversitedeki ilgili bilim adamlarının gözetimi ve işbirliğiyle belirli sayıda örneği ülkesine götürebiliyor.”
Bunun dışındaki tüm toplamaların yasa dışı ve kaçakçılığa girdiğini belirten Eminağaoğlu, “Ticari amaç güden doğa casusları, turist havasında belirli araştırma merkezleri veya ticari kuruluşların yönlendirmesi ile belirli bitki veya hayvan türlerini toplamak için seyahat ediyorlar. Amatör koleksiyoncular da turist olarak gelip, nadir bitki türlerini az sayıda da olsa kendi hobileri çerçevesinde yurt dışına götürüyorlar” diye konuştu.

TURİST REHBERLERİNE ÇOK İŞ DÜŞÜYOR

Eminağaoğlu, bitki türlerinin jandarma, gümrük sorumluları, bakanlık il temsilcileri ve diğer yerel yöneticiler tarafından bilinçli ve programlı olarak izlenmesi ve belli yerlerde düzenli kontroller yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Bu amaçla hükümet, yerel yöneticiler, üniversite, araştırma kurumları ve ilgili sivil toplum kuruluşları iş birliği yapmalıdır. Mevcut ulusal ve uluslararası yasaların uygulanması amacıyla uygulamadan sorumlu hükümet temsilcileri için farkındalık programları düzenlenmelidir” dedi.

Türkiye'ye iyi veya kötü amaçlarla gelen yabancılar ile en yakın ilişkide olan meslek gruplarının başında turizm rehberlerinin geldiğini ifade eden Eminağaoğlu, “Bu rehberler kılavuzluk ettikleri gruplardaki turistlere ülkemizin biyolojik varlıklarını korumadaki duyarlılıklarını anlatmalı, onları bu varlıkları toplamadan, ancak resimlerini çekerek inceleyebilecekleri konusunda uyarmalıdırlar” diye konuştu.

TURİST REHBERLERİNİN DUYARLILIĞI ARTIRILIYOR

Turist Rehberleri Birliği Başkanı Şerif Yenen ise “bitki ve tarihi eser kaçakçılığı” olaylarına karşı, bu konuda uzman olan kurumlarla ortak çalışmalar yürüttüklerini belirterek, “Doğa Derneği ve Doğal Hayatı Koruma Derneği gibi kurumlarla ortak seminerler düzenliyoruz. Taksonomi, kuş gözlemciliği, flora ve fauna gibi konularda düzenlediğimiz seminerlere katılan meslektaşlarımıza uzmanlık belgesi veriyoruz” dedi.
Karadeniz'de doğa turları düzenleyenlere, bu alanda uzman olan rehberlerle çalışmaları tavsiyesinde bulunan Yenen, şunları kaydetti:

“Doğa turizmi uzmanı olmasalar bile profesyonel turist rehberlerinin büyük çoğunluğu tarih, kültür ve doğa konularında zaten son derece duyarlıdır. Tarihimizin korunması, çevreye duyarlı turizm icra edilmesi için ellerinden gelen çabayı göstermektedirler. Hatta öyle meslektaşlarımız vardır ki, ülkemizden kaçırılan tarihi eserlerin iadesi konusunda üstün çabalar gösterip geri getirilmelerini sağlamıştır.”
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!