GeriGündem Kanser, nedenleri ve savaş
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kanser, nedenleri ve savaş

Kanser kelimesini duymak, günümüzde hala tüylerimizi diken diken etmeye yetiyor. Tıp alanındaki gelişmelere rağmen kanserin kesin tedavisi henüz bulunmuş değil. Kanser kelimesinden korkan ve bu kelimeyi kullanmamaya mümkün olduğunca özen gösteren bizler acaba kanserin ne olduğunu gerçekten biliyor muyuz?

Vücudumuzda her gün milyonlarca hücre ölüyor ve yenileri oluşuyor. Milyonlarca hücre kendini yeniliyor ve hücrelerin bu faaliyeti sırasında birçok hatalı hücre oluşuyor. Ancak öylesine mükemmel bir denetim mekanizması devrede ki bu hatalı hücreler hemen tespit edilip yok ediliyor.

 

Eğer bu kendini sınırlama işlemi yapılmasa denetimden çıkan ve sürekli bölünen hücreler nedeniyle, farklılaşmış dokular meydana gelirdi. İşte kanser, bu denetimin bir şekilde ortadan kalkması ile kontrol edilemeyen hücre bölünmesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Köken aldığı organa bazen çok benzeyen, kimi zaman da oldukça farklı görünümdeki hücrelerin durdurulamayan, denetimden çıkmış çoğalması sonucu meydana gelen tümörün çevresine, bazen de uzaktaki organlara kan ve lenf yoluyla yayılıyor, tüm vücudu etkiliyor.

Peki durup dururken bu hastalık nereden çıkıyor? Bugüne kadar yapılmış çalışmalar kanserin oluşum nedeninin tek bir nedene bağlı olmadığını gösteriyor. Aslında buradaki esas sorun vücudun hücre denetimindeki koruma mekanizmalarında meydana gelen bozukluk. Kanserin köken aldığı dokuya ve oluşan kanser tipine göre etkenler değişiyor. Ailenizde kansere yatkınlık olup olmadığı, sigara kullanımı, kanserojen madde alımı, radyasyon, üzüntü, stres gibi tetikleyen faktörler ve daha birçok neden sıralanabilir. Elbette bazı etkileri yok etmek mümkün değil. Örneğin ailenizdeki yatkınlığı bugün için değiştiremezsiniz. Ancak dış etmenleri ve sigara, gıda gibi kansere neden olabilecek maddelerden uzak durmayı disiplinli olarak uygulayabilirsiniz.

 

Günümüz ekonomik düzeninde kanserojen olduğu kesinlik kazanmış birçok madde marketlerdeki ürünlerin içinde tüketilmeyi bekliyor. Bizler bunları bazen bilerek bazen de hiç farkına varmadan tüketiyoruz. Elbette her zaman bu tüketim kanserle sonuçlanmıyor.

 

Ancak bir gün, özellikle vücut direncimizin stres, üzüntü gibi faktörlerle güçsüz kaldığı bir dönemde bu tür bir kanserojen madde kullanımı nedeniyle vücudunuzun herhangi bir yerinde hücreler kontrolsüz şekilde çoğalmaya başlayabilir. Bu hücrelere yani bir tümöre sahip olabilirsiniz.

Eğer birey olarak kanserojenlerden uzak durmazsak ve bu maddeleri bile bile tüketmeye devam edersek birileri bizim sağlığımız için üretici firmaları engelleyecek zannetmeyelim. Her birey öncelikle kendi sağlığından sorumlu olduğuna göre bu tüketime birey olarak karşı koymak hem sağlığımızı hem de toplum sağlığını kazandıracaktır.

 

Özellikle kanser yaptığı kesin olan sigara ve gıdalardaki bazı katkı maddelerinden kesinlikle kaçınmalıyız. Tüm bunların yanında yaşamak zorunda olduğumuz çevreye bağlı kansere neden olabilen faktörler var. Yüksek gerilim hatlarının, vericilerin ve elektronik cihazların yayımladıkları radyasyon başka bir gizli tehlike. Radyasyonun tamamen dozdan bağımsız olarak kanser yapıcı etkisi birçok yayında yer alıyor. Kaldı ki 1991’deki Körfez savaşı sonrası gözle görünür bir şekilde bölgede kanser sıklığında artış oldu. Savaşta kullanılan bombaların neden olduğu radyasyonun uzun süreli etkisinin insan sağlığına etkisini yıllar içinde görüyoruz. Aynı bombalar şu anda da 2. Körfez Savaşı’nda kullanılmakta ve önümüzdeki yıllarda üzülerek bu etkiyi gözleyeceğiz. Radyasyon konusunda özellikle 18 yaş altındaki çocukların daha duyarlı olduğunu bilmekteyiz. Bu nedenle 18 yaş altında mümkün olduğunca radyasyondan kaçınmalıyız.

 

Kanser tedavisi konusunda sürekli yenilikler ve alternatif tedaviler üretilmektedir. Tıbbın çaresiz kaldığı noktada alternatif arayışlar her zaman devreye girmektedir. Ancak bazı kanser tiplerinde özellikle erken tanı hayat kurtarmakta ve düzenli yapılan doktor kontrollerinin tedavi şansını son derece yükselttiği bir gerçek. Yaşam kalitesini arttırmak ve tedavi şansını yükseltmek için tetikte olmak ve oluşmaya başlamış bir tümörün erken tanısına yardımcı olmalıyız. Günümüzde başarı sağladığımız kanser türlerinin yanısıra ümidimiz gelecek yıllarda çağımızın vebası olarak nitelenen bu hastalığın her aşamasında bizi kurtaracak bir tedavi yönteminin geliştirilmesi.

 

Dr. Göksel,  Kariyer Destek / Sorun Yanıtlayalım / Sağlık bölümünde sorularınızı yanıtlıyor.

   

Op. Dr. Abdülkadir Göksel

 

www.kulakburunbogaz.com

 

Dr.Göksel'in yenibir.com'da yayınlanan diğer yazıları:

Kadınların korkulu rüyası: Menepoz!
Baş ağrsı ve sinüzit
Ses kısıklığını önemseyin!
Her 10 kadından birinin kabusu: Meme kanseri!
Burundan estetik ameliyat olmadan önce...
Gürültü sağlığımızı tehdit ediyor
Horlama Seksi Öldürüyor
Çocuklarda Alerji ve Sinüzit
Lazer ile Gözlüğe Elveda!
Ciddi bir hastalık: Şişmanlık (Obezite)

Denge Bozukluğu: Baş Dönmesi (Vertigo)
Kulak kiri bir hastalık mı?

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle