GeriGündem İrem’in savaşı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İrem’in savaşı

İrem’in savaşı
Abone Olgoogle-news

Trafik kazası geçiren İrem Uzer, konuşmakta ve yürümekte zorluk çekerek yaşamaya çalışıyor. Mahkeme bunun kaza nedeniyle olup olmadığını öğrenmek için kesin raporun alınmasına karar verdi.

Gayrettepe’de 10 Mayıs 2019’da yolun karşısına geçerken bir cipin çarpması sonucu yaralanan Altınbaş Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Moda Tasarım Bölümü öğrencisi 23 yaşındaki İrem Uzer, vücudundaki çok sayıda kırık sebebiyle iki ay yoğun bakımda kaldı. Konuşmakta, görmekte, yürümekte zorluk çekti. Hem bedensel hem de psikolojik anlamda tedavisi devam eden Uzer her şeye rağmen hayata tutundu. Kazadan sonra kaçmaya çalışırken cipini polislerin üzerine süren Sinan Hacıgüvenlioğlu iki ay cezaevinde kaldıktan sonra ilk duruşmada tahliye edildi. 10 yıla kadar hapis istemiyle hakkında dava açılan Sinan Hacıgüvenlioğlu günlük hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Genç kızın hukuk savaşı da devam ediyor. Yaklaşık 1 yıldır devam eden davada mahkeme, İrem Uzer’in, kaza nedeniyle organ veya uzuv zaafı ya da kaybına uğrayıp uğramadığı konusunda kesin rapor alınmasına karar verdi.

“CİPİ POLİSİN ÜZERİNE SÜREREK OLAY YERİNDEN KAÇTI”

İddiaya göre, Gayrettepe’de emlakçı Sinan Hacıgüvelioğlu (35) yolun karşısına geçmeye çalışan Altınbaş Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Moda Tasarım Bölümü öğrencisi 23 yaşındaki İrem Uzer’e kullandığı cip ile çarptı. Uzer’e cip ile çarpan Hacıgüvelioğlu, yanında bulunan iş arkadaşından, “Arabayı ben kullanıyordum” demesini istedi. Arkadaşının kabul etmemesi üzerine aracın arka koltuğuna geçen Hacıgüvelioğlu’nu, araçtan inerek kaza nedeni ile toplanan kalabalığa karıştı. Daha sonra tekrar araca binen Hacıgüvelioğlu, olay yerinden uzaklaşmak istedi. Polisin dur ihtarına uymayarak ve cipi polisin üzerine sürerek olay yerinden kaçtı. Yakalanarak tutuklanan Hacıgüvelioğlu hakkında “Görevi yaptırmamak için direnme”, “İftira” ve “Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma” suçlarından 2 yıldan 9 yıla kadar hapis istemiyle asliye ceza mahkemesine dava açıldı. İddianamede İrem Uzer’in yanı sıra polis memuru Sinan Köse ile Hacıgüvelioğlu’nun iş arkadaşı Latif Kibar da mağdur olarak yer aldı. 2 ay tutuklu kalan Hacıgüvelioğlu, hakim karşısına çıktığı ilk duruşmada tahliye edildi.

İrem’in savaşı

2 AY YOĞUN BAKIMDA KALDI

Kazada yaralanan İrem Uzer, vücudundaki çok sayıda kırık sebebiyle iki ay yoğun bakımda kaldı. Konuşmakta, görmekte, yürümekte zorluk çekti. Olayın üzerinden 1 yılı aşkın süre geçmesine rağmen Uzer’in hem bedensel hem de psikolojik anlamda tedavisi devam ederken, hukuk mücadelesine de mahkemede devam ediyor. Uzer’in avukatlığını ise öğrencisi olduğu Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hasan Sınar üstlendi. Sosyal medya hesabından yaptığı duygusal paylaşım ile müvekkili İrem Uzer’e destek veren Sınar, davanın Temmuz 2020’de yapılan son duruşmasında, Türk Ceza Kanunu’nun(TCK) 87’inci maddesinde düzenlenen “Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama” kapsamında bilimsel verilere uygun kesin rapor alınmasını talep etti. Sınar, dosyaya gelen Trafikçi bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini belirterek, yeni bir rapor alınmasını istedi. Mahkeme, İrem Uzer’in dosyada yer alan raporlarıyla bizzat sevk edilerek olay nedeniyle organ veya uzuv zaafı ya da kaybına uğrayıp uğramadığı konusunda kesin rapor alınmasına, dosyanın bir bütün halinde Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesi’ne gönderilmesine karar verdi.

İrem’in savaşı



“ARABAYI ARKADAŞIMIN KULLANDIĞINI SÖYLEDİM”

Sinan Hacıgüvelioğlu’nun tahliye edildiği Temmuz 2019’da görülen ilk duruşmasında şunları söyledi:
“Olay günü arabayı ben kullanıyordum. Denetimli serbestlik müdürlüğünde imzam vardı, oraya gidiyordum. Telaşlı ve acele gidiyordum. Geç kalmıştım. Karşıdan karşıya geçen müştekiyi fark etmedim. Olaydan sonra etrafa kalabalık toplandı. Etrafta tepkili kalabalık toplanmaya başlayınca korktum bu nedenle arabaya yeniden bindim, arkadaşımı orada bırakıp uzaklaştım. Bir polis memuru arabayı durdurmam için ikazda bulundu. Fakat insanlar üzerime geliyor diye ona işaret ettim ve arabayı durdurmadım. Bilerek polis memurunun üzerine sürmüş değilim. O panikle arabayı arkadaşım Latif’in kullandığını söyledim. Bana yeşil ışık yanıyordu süratimi azaltmadım, normal bir şekilde kavşağa giriş yaptım. Yayaların geçtiğini sonradan gördüm. Alkollü değildim. Olaydan bir gün sonra alınan raporda alkol çıkması eve gidince stresten alkol almam sebebi iledir. Olay anında panik halinde arkadaşıma ‘arabayı sen kullanıyordun tamam mı’ diyerek arka koltuğa geçtim. Bu nedenle sağ arka kapıdan dışarı çıktım.”

İrem’in savaşı

“ADALETİN YERİNİ BULMASINI İSTİYORUM”

Kazadan sonra uzun süre tedavi gören ve konuşma güçlüğü çeken İrem Uzer ise davanın Kasım ayında görülen 2’inci duruşmasına katıldı. İlk duruşmada tahliye edilen sanık Hacıgüvelioğlu ise Uzer’in ifade verdiği duruşmaya katılmadı. Olaya ilişkin hiçbir şey hatırlamadığını belirten İrem Uzer, “Karşıdan karşıya geçtiğimizi de hatırlamıyorum. Adaletin yerini bulmasını istiyorum. Tedavim devam ediyor, şu anda okula gidemiyorum. Yazı yazamıyorum. Görme kaybım da var. Şu anda evde bakılıyorum. Merdiven inip çıkamıyorum. Şikayetçiyim” dedi.

İrem’in savaşı



“DUR İHTARIMA UYMADI”

Davanın mağdurları arasında yer alan polis memuru Sinan Köse, “Latif Kibar isimli kişiden kimliğini aldığım esnada olaya karışan arabanın hareket ettiğini gördüm. Hemen arabanın ön tarafına geçtim, elimi kaputa koyarak ve öbür elimle ‘dur’ işareti yaparak sözlü olarak da birkaç defa ‘dur’ dedim. Sanık arabayı hareket ettirmeye devam etti. İhtarıma uymadı. Kaçacağını anladığım için zarar görmemek amacıyla kendimi yana attım ve sanık oradan araba ile kaçtı. Şikayetçi değilim. Bir zarar görmedim. İkisi de ‘şoför ben değilim’ diyorlardı” dedi.

İrem’in savaşı

“ARABAYI BENİM KULLANDIĞIMI SÖYLEMEMİ İSTEDİ”

Latif Kibar ise mağdur olarak verdiği ifadesinde, “Sanık ile denetimli serbestlik müdürlüğüne gidiyorduk oradan da işe geçecektik. Arabada boş bira şişeleri vardı fakat sanığın bunları o gün içip içmediğini bilemiyorum. Birlikte büfeden alkollü içecek satın almıştık. Fakat onları henüz açmamıştık. Kaza anında sanık panikleyip arabayı benim kullandığımı söylememi istedi fakat ben bunu kabul etmedim. Aracın arka koltuğuna geçti oradan dışarı çıktı. Sanık olay yerine ambulans geldikten sonra kaçtı. Şikayetçi değilim” diye konuştu.

“BİZE YEŞİL YANIYORDU”

Davada tanık olarak dinlenen Seda Nur Kulet de “Yolu sürekli kullanıyoruz. Olay günü okuldan çıkmıştık. Fakat kavşağa geldiğimizde yayalara yeşil yandığını görünce karşıya geçebiliriz diye düşündük. Rahat bir şekilde karşıya geçmeye başladık. Çünkü bize yeşil yanıyordu. Duran arabalar vardı. En son şeride geldiğimizde bir arabanın hızla geldiğini gördüm. Panikle arkadaşımı çektim Cansu benim yanımdaydı. O anda bir çarpma sesi ve çığlık sesi duyduk. Arkasından fren sesi geldi. Dönüp baktığımızda İrem’in yanımızda olmadığını gördük. Kalabalık toplandığı anda İrem’in yerde yattığını gördük” dedi.

“RAPORDA ANLATILDI”

Dosyaya giren bilirkişi raporunda ise olay anına ilişkin kamera görüntülerine yer verilerek olayın nasıl meydana geldiği anlatıldı.

Rapor sonuç bölümünde kamera tarih ve saatine göre yaya kaldırımı üzerinden kadınların yan yana görüntüye girdiği, trafik ışıkları önünden caddeyi karşıdan karşıya geçmeye başladıkları belirtildi. Caddenin ortasına geldiklerinde hızlanarak yolu tamamlamaya çalıştıkları sırada İrem Uzer olduğu belirtilen şahsa, kameranın uygun açı ve uzaklıkta olmadığından dolayı plaka bilgileri, marka, modeli ve sürücüsü görülmeyen beyaz renkli aracın sol taraftan hızlı bir şekilde görüntüye girdiği ve aracın ön kısmı ile çarparak yere doğru savurduğu, yerde sürüklenerek yol ayrımı kaldırım kenarına çarparak yerde yatar vaziyette kaldığı, aracın kaza yerinde durduğu ifade edildi. Kazayı yapan beyaz renkli aracın sağ ön kapsısında eşkal bilgileri net görülemeyen erkek bir şahsın inerek yerde yatar vaziyette kalan İrem Uzer etrafında toplanan kalabalık şahısların yanına hızlı adımlarla giderek kalabalık içerisine karıştığı, kazayı yapan aracın sağ arka kapısından eşkal bilgileri net görülemeyen erkek bir şahsın indiği ve Uzer’in etrafında toplanan kalabalığın yanına giderek kalabalık içerisine karıştığı anlatıldı.

Raporun devamında, “Kamera uygun açı ve uzaklıkta olmadığından plaka bilgileri, marka ve modeli görülmeyen kazayı yapan beyaz renkli aracın hareket ederek gittiği sırada trafik polisinin aracın önüne geçerek aracı durdurmaya çalıştığı, toplanan şahısların el işareti yaptıkları ancak aracın hızlanarak gittiği ve görüntüden çıktığı görülmüştür. İki farklı açılı kamera görüntülerinin incelenmesinde kamera uygun açı ve uzaklıkta olmadığından trafik ışıklarının hangi renk yandığı görülmemiştir. Ancak, farklı kamera açısı görüntüsünde, kamera tarih ve saatin görülmediği, görüntünün kronometresine göre 00:02:24’de trafik ışıklarının araçlara yeşil yandığı, kamera açısına göre plaka bilgileri, marka, model ve sürücüsü görülmeyen beyaz renkli aracın caddeyi karşıdan karşıya geçmek için yürüyen şahıslardan İrem Uzer’e 00:02:58’de trafik ışığının araçlara yeşil yandığı sırada çarptığı görülmüştür” denildi.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle