Hocaların hocası 100 yaşında! ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

Yazar, çevirmen, hukukçu, sosyolog, siyaset ve iletişim bilimci… Hocaların hocası Prof. Dr. Nermin Abadan Unat dün 100 yaşına bastı! 1921 yılında Viyana’da bir aristokrat evinde başlayıp ‘Atatürk’ün Türkiyesi’nde devam eden, türlü zorluklarla kendini hep eğitim ve öğretime adamış, aralarında çok kıymetli isimlerin de olduğu yüzlerce öğrenci yetiştirmiş bir isim Abadan Unat. Bizi evinde kabul etti. Hem eski günleri konuştuk hem de ‘bir asır’ hayatta olmanın ona öğrettiği dersleri dinledik…

Haberin Devamı

Bir yandan kitap çalışmalarıyla uğraşıyor, bir yandan söyleşi programlarına yetişmeye çalışıyor, bir yandan seyahat hazırlıkları devam ediyor… Bizi böyle bir telaşın içinde evinde, üzerinde şeker pembesi elbisesiyle ayakta karşılıyor. Dün, yani 18 Eylül’de yüz yaşını devirdi! Hocaların hocası, iletişim ve siyaset bilimci Prof. Dr. Nermin Abadan Unat ile beraberiz… Bir asrı görmüş olmak nasıl bir duygudur acaba? Ben daha sormadan, Nermin Hoca “Bu pembe rengi seçmemin bir nedeni var” diyerek başlıyor, “Hep ‘Niye iyimsersiniz?’ diye soruyorlar. Bu yüzyıl içinde son derece ümitsiz olan insanların nasıl tekrar toparlandıklarını gördüm. Ülkemizi, Atatürk ve İsmet Paşa’yı düşünüyorum. Kötümser olsalardı nasıl olacaktı? Cumhuriyet’i kurdukları dönemde erkeklerin yüzde 99’unun ayağında çarık vardı! Onların yaşadıklarından sonra bugünkü gibi bir Türkiye olabileceğini kim düşünebilirdi? Ardından, İkinci Dünya Savaşı sonrasının Almanya’sından bir sahne hatırlıyorum. 1948’te oradaydım. Amerikalı askerler savaş kazanmış olmanın rahatlığıyla sokaklarda sağa sola çarparak geziyor, içtikleri sigaraları yere atıyorlardı. Sokağı temizleyen Alman işçiler, onların yere attığı izmarite muhtaç haldeydi. Sonra bugünkü Almanya’ya dönüştüler. Dolayısıyla kötümser olamıyorum.”

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

Haberin Devamı

“Nermin Hoca ile evinde buluştuk...”

ANNESİ: CİCİ KIZLAR OKULA GİTMEZLER!

Prof. Dr. Nermin Abadan Unat’ın kendi kişisel tarihi de aslında bir nevi bir yeniden doğuş hikayesi… İzmirli bir iş insanı baba ile Avusturyalı aristokrat bir annenin çocuğu olarak ‘Nermin Süleymanoviç’ adıyla 1921’de Viyana’da dünyaya geliyor. Çocukluğu, üvey ablası Martha ile o dönem burjuvazisinin oturduğu ‘Birinci Bezirk’ semtinde şık bir evde, dadılar ve aşçılarla geçiyor. Altı yaşındayken, İzmir’de yaşayan babaannenin “Gelsinler!” talimatı üzerine bütün eşyaları sandıklara konuluyor. Orient-Express’te uzun ama romantik bir yolculuk sonrası İstanbul’a varıyorlar. İlk evleri Maçka’daki Ralli Apartmanı oluyor. Burada yeni arkadaşlar ediniyor, Nişantaşı’nın sokak aralarında saklambaç oynayarak vakit geçiriyor. Ancak arkadaşlarından bir farkı var… Annesi ‘cici kızlar’ın okula gitmemesi gerektiğini düşünüyor. Bu yüzden tüm arkadaşları okula giderken küçük Nermin okuma, yazma ve aritmetiği dadısı Matmazel Alice’ten öğreniyor. Dokuz yaşına basıncaysa Dame de Sion okuluna yatılı veriliyor. İstanbul’daki hayat 1931’e kadar devam ediyor. Babasının vefatı sonrası yine bir Orient-Express seyahatiyle anne ve kız Avrupa’ya, üvey ablanın bulunduğu Budapeşte’ye gidiyorlar.

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

Haberin Devamı

1920'ler: Annesi ve babası Viyana’da.

EVDE EKONOMİ, OKULDA NAZİZİM BUHRANI

Budapeşte’de genç Nermin Süleymanoviç, yeniden bir yatılı okula veriliyor. Bu dönemde amcası Sabri Bey ara ara Macaristan’a gelip gidiyor. Ancak Nermin Hanım’ın ülkesiyle bağı asıl olarak o dönemde Almanca ve Fransızca dergi ve gazetelerde çağdaş Türkiye ve onun mimarı Atatürk hakkında çıkan yazıları okuyarak oluyor; okullar herkes için parasız, kadınlara yeni haklar tanınmış, demiryolları döşenmiş, fabrikalar yapılmış… Bu arada içinde bulunduğu koşullar da giderek zorlaşıyor. Okulda ‘çağın baskın ideolojisi’ sayılan ‘Nazizm’in etkisi giderek artıyor. Ailenin ekonomik durumuysa annesinin kumar merakı yüzünden sürekli bozuluyor. Annesinin evin geçimine destek olmak üzere kendisini bir daktilo kursuna gönderme fikrini öğrenince Nermin Hanım ‘cüretli bir plan’ oluşturuyor; Türk büyükelçiliğine gidip derdini anlatıyor. Büyükelçi Behiç Erkin, babasını tanıdığı bu genç kızı dinliyor ve üç gün sonra gelmesini söylüyor. Üç gün sonra ona bir göçmen vizesi ve tren bileti veriyor!

Haberin Devamı

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

SENE 1924: Nermin 3 yaşında.

‘İSTANBUL’UN KUŞLARI BİLE TANIDIK GELDİ’

Nermin Hanım, 14 yaşında ‘Atatürk’ün Türkiyesi’ne yaptığı bu yolculuğu daha dün yaşanmış gibi şöyle anlatıyor: “5 Kasım 1936 günü Budapeşte-İstanbul tren yolculuğu hâlâ belleğimdedir… Üçüncü mevki bir vagonda altı kişilik bir kompartımanda yerimi buldum. Yanımda ihtiyar bir erkek yolcu vardı. İki gece, üç gün süren bir yolculukta bana koruyuculuk yaptı. Sofya’ya geldiğimizde trenden indim, şehri gezmeye başladım. sonra aklım başıma geldi; döndüm çabucak… Sabaha karşı Türk sınırına geldik. Kondüktör geldi, hüviyetime baktı. Türkçe soru sordu, ben yanıt veremedim. Tren bir türlü kalkmadı. Sonunda herkes bağrışınca kalktı. İstanbul’a varınca elimdeki mektupla Sirkeci Garı’ndaki polis müdürüne gittim. Fransızca anlaştık, beni bir polisle İzmir’e gidecek vapura gönderdi. İstanbul’u bildiğim için görünce çok sevindim; kuşlar, köprü, insanlar tanıdık geldi.”

Haberin Devamı

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

1940'lar: Üniversiteli Nermin.

TAHTA BAVULLA AT ARABASINDA...

Ancak yol henüz bitmemişti… Buradan ailesinin bulunduğu İzmir’e gitmesi gerekiyordu. Nermin Hanım devam ediyor: “Vapurun kaptanı bana kabin veremeyeceğini fakat sofrasında yemeğe davet ettiğini söyledi… Yemekten sonra salonda bir köşede uyudum. Uyandığımda hiç görmediğim, bütün baba tarafı akrabalarımın yaşadığı İzmir Körfezi’ne girdik. Rıhtımdan inip küçük bir bavulla bir atlı arabaya bindim. Elimdeki ‘Birinci Kordon 256’ adresini gösterdim. Vardığımda kapı zilini çaldım. Ben yaşta bir genç kız geldi. Ona ‘Ben Nermin’ dedim. O da ‘Ben Perizat’ dedi. Sonra Sabri Amcamın eşi Münevver Yenge’ye çıktık. Biraz sonra kıyamet koptu… Akrabalarım annemi hiç sevmiyordu. Beni de yadırgıyorlardı, çok sıkıntı çektim. En müşfik ve sevecen davranan babamın kuzini Şefika Hala oldu. O benim Budapeşte’deki Alman Okulu’ndan aldığım belgelerin tanınması için çaba sarf etti. Onun gayretleriyle Türkçe öğrendim. Şefika Hala’nın evinde Türk öğrencilere Almanca dersi veriyordum. İzmir’e geldikten nihayet bir yıl sonra 1957’nin eylül ayında İzmir Kız Lisesi dokuzuncu sınıfa kabul edildim.”

Haberin Devamı

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

SENE 1955: Eşi Yavuz’la Anadolu’yu gezerken.

HAYATTA HİÇBİR PİŞMANLIĞIM YOK

Nermin Hoca, hayatı boyunca eğitimden hiç kopmadı. Liseyi, bir yandan çalışarak tamamladı; 1939’daki İzmir Fuarı’nda tercümanlık yaptı. Okulunun son sınıfını yatılı okuduktan sonra amcasının ‘hukukun hayatta pek çok kapıyı açan bir anahtar olduğu’ öğüdü üzerine İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydını yaptırdı. İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesindeki üniversite yıllarından sonra bir süre Ankara’da gazetecilik yaptı. 1946’da CHP milletvekili Yavuz Abadan ile evlendi. 1952 yılında Fullbright bursu ile Amerika’ya gitti. Minnesota Üniversitesi’nde doktorasını tamamladıktan sonra 1953’te Türkiye’ye döndü… Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde başlayan akademik kariyeri tam 45 yıl sürdü. Nermin Hoca bu dönemde yüzlerce öğrenciye iletişim ve siyaset dersi verdi. Emekliliğini, Boğaziçi Üniversitesi’nde 20 yıla yakın ‘yarı zamanlı’ hocalık mesaisi izledi! Nermin Hoca, bugün “Ben bütün hayatımda hocalık yaptım. Benim için en büyük sevinç öğrencilerimin beni hatırlaması, beni aramaları… Aradıklarında çok seviniyorum. İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim diyorum. Bundan sonra önümde ne kadar ömrümün kaldığı belli değil. Herhalde sınırlı ama hiçbir pişmanlığım, ‘Neden böyle yaptım’ dediğim bir şeyim yok… Elimden geldiğince tavsiyeler ettim” diyor.

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

1960'lar: “Sevmediğim genç hatırlamıyorum ama sevdiğim gençleri iyi hatırlıyorum! Eski öğrencilerimin beni arayıp sormaları çok hoşuma gidiyor. Nasıl hoşa gitmesin…”

NERMİN HOCA’DAN BEŞ HAYAT DERSİ

Nermin Abadan Unat’ın, 65 yıllık hocalık serüveni boyunca aralarında İlber Ortaylı, Emre Kongar, Zafer Toprak, Ertuğrul Özkök, Deniz Baykal gibi tanınmış isimler de olan yüzlerce öğrencisi oldu. Peki onun öğrencisi olma şansına erişememişlere hayatla ilgili ders niteliğinde vereceği beş tavsiye neler olurdu? Şöyle sıralıyor:

1- İnsanın ülkesini sevmesi lazım. Ülkenin geleceğinden ümidi kesmemek lazım. Hele başka ülkeye gidince rahat edeceğinizi zannetmek yanlıştır. Araştırmalar gösteriyor ki iradi göçle yeni ülkeye alışmak üç kuşak sürüyor.

2- Mütevazi olun çünkü insan mütevazi olunca her şey daha güzelleşiyor. Fazlalığı itici buluyorum. Çok seçici olmayın. Mutluluk, maddi değeri bile olmayan, en küçük şeylerde bile bulunabilir.

3- İnsan ilişkilerinde fevri olmamak lazım. Dostluk kolay olmuyor. Onu kaybetmek de büyük kayıp. Onun için çok dikkat etmeli, sevdiğiniz takdir ettiğiniz insanı incitmemeli. Benim de ani kızgınlıklarım oldu ama yaşlandıkça insan daha hoşgörülü oluyor.

4- Yarınları küçümsemeyin. Günümüz karanlık da olsa yarın aydınlık olacak.

5- Tabiatı da sevmek lazımdır. Her şey suni olmamalı. Doğa çok güzel; denizler, dağlar... Doğaya karşı kötü olmamak, ona hürmet etmek güzeldir. 

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

1970'ler: Kürsü arkadaşlarından Prof. Dr. Ahmet N. Yücekök ve Doç. Dr. Deniz Baykal ile.

‘ÖMÜR YALNIZ GEÇMEZ... SEVGİ, BİR RUH HUZURUDUR…’

Nermin Hoca’ya ömrünün en güzel anını soruyorum... Anlatıyor: “Sevilla’da eşim Yavuz Abadan ile bir parka oturmuştuk… Arkada su sesi, yanımda sevdiğim adam, elini tutuyorum. Hiç konuşmadık ama o an harika bir andı. Başka ne istersin? Büyük aşkımla evlendim; Yavuz Abadan… Sevgi denen şey bir ruh huzurudur.” Peki ömür yalnız geçmez mi? Hoca, “Geçmez” diyor: “Birisi mutlaka lazımdır ama aşk geçicidir. Aşk yerine sadakati, hastalandığınızda size ilaç getirecek birini arayın. Bugün yanımda oğlum Mustafa Kemal ve asistanım Ayla Hanım olduğu için şanslıyım…”

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

SENE 2017: Asistanı Ayla Yüksel ile.

‘YENİ KUŞAK AZLA YETİNMİYOR’

Nermin Hoca, bir yüzyılda gördüğü kuşaklar arasındaki farkları nasıl değerlendiriyor? Şöyle yanıtlıyor: “Biz gençken daima, daha mütevazi şeylerle mutlu olmasını biliyorduk… Mesela ‘Sümerbank’ diye bir kurum vardı. Bu kurum halk için basma yapıyordu. Bir elbiseyi üç liraya mal ediyordu. Bu kıyafet içinde kendimizi gayet şık bulurduk. Bugünkü insanlar doymuyor ve her şeyi istiyorlar. Bunda tabii israfa yönlendiren medyanın da sorumluluğu var… 100 yaşımda gördüğüm bu…” Bu bağlamda yeni medya ve iletişim metotları hakkındaki düşünceleri de şöyle: “Bugün iletişim kontrol edilemez bir şey haline geldi. Bir olayı gizlemek imkansız çünkü sosyal medyayla bilgi bir şekilde duyuluyor, yerini buluyor. Binaları yaprakların örmesi gibi bir sarmaşık misali gidiyor… Bu yüzden sansür hiçbir işe yaramaz. Tabii bazı çevreler bunu insanların hüviyetini elinden almak suretiyle kısıtlayabiliyorlar. Buna iyimser bakmak mümkün değil.Çağdaş bir devlet nasıl olunur? Laiklik ilkesine saygı duymakla, halka mümkün olduğu kadar söz hakkı tanıyan bir demokrasiyle, oya saygıyla, para ya da inanç baskısı olmayan bir yaşam düzeniyle…”

Hocaların hocası 100 yaşında ‘İyi ki yaşamışım, iyi ki hocalık etmişim’

SENE 2021: Oğlu Mustafa Kemal ile.

Haberle ilgili daha fazlası: