Gül: İKÖ-AB diyalogu için çalışacağız

Güncelleme Tarihi:

Gül: İKÖ-AB diyalogu için çalışacağız
Oluşturulma Tarihi: Ekim 03, 2004 00:00

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Bazı Avrupalı ülkelerin İKÖ-AB Ortak Forumu'na katılmamaları için beyan ettikleri nedenlerin, toplantının konusu ve içeriğiyle hiçbir ilişkisi bulunmadığını” belirterek, ”Türkiye, çabalarına devam edecek ve diyalog için bütün fırsatları kullanacaktır” dedi.FRANSIZ GAZETECİ ADLER: “TÜRKİYE'NİN AB'NİN BİR PARÇASI OLMASI, BATI İÇİN GÜÇ ARTIŞI, DOĞU İÇİN ÖZGÜRLÜK, DÜNYA İÇİN DE YENİ BİR DÜNYA YARATILMASI ANLAMINA GELİR”Fransız gazeteci Alexander Adler, ”Türkiye'nin Avrupa Birliği'nin (AB) bir parçası olmasının, Batı için güç artışı, Doğu için özgürlük, dünya için de yeni bir dünya yaratılması anlamına geldiğini” belirtti.İstanbul'da gerçekleştirilen “İKÖ-AB Ortak Forumu Uluslararası Sempozyumu”nun kapanış oturumunda konuşan Adler, “Türkiye'yi övmeye geldiğini” vurgulayarak, şöyle dedi:“Türkiye, önemli bir değerdir. Avrupa, bu değerin farkına varmalı. Türkiye'nin AB'nin bir parçası olması, Batı için güç artışı, Doğu için özgürlük, dünya için de yeni bir dünya yaratılması anlamına gelir.” Adler, “Türkiye'nin Avrupa'nın bir parçası olmasının gelecekte birçok sorunu çözeceğine” işaret ederek, şunları söyledi:“Türkiye, İslam ülkelerine örnek ve öncüdür. Türkiye, birçok siyasi çözümü içinde barındıran bir ülkedir. Doğuda 'özgürlük' denince akla Türkiye gelir. Bunun mimarı da Atatürk'tür. Atatürk, Türkiye'nin yüzünü Batı'ya döndürmüştür. Türkiye, birçok açıdan Avrupalı bir ülkedir.”“Pek çok ülkenin Türkiye'ye bakarak ders çıkarmaya çalıştığını” ifade eden Adler, kapanış oturumunu izleyen Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'e hitaben, “Ben eğer Türkiye vatandaşı olsaydım, sizin partinize oy vermezdim. Ama partinizin, göreve geldiğinden beri sorunların çözümüne yönelik çalışmalarını takdirde karşılıyorum” dedi.Yale Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Immanuel Wallerstein de, ”Türkiye'nin AB üyeliği için Avrupa'da bir direncin var olduğunu” kaydetti. (AA)Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi'nce (SAM), yerli ve yabancı akademisyen, diplomat, köşe yazarı ve medya yöneticilerinin katılımıyla İstanbul Conrad Oteli'nde gerçekleştirilen “Uygarlık ve Uyum: Küresel Düzenin Değerleri ve İşleyişi” temalı “İKÖ-AB Ortak Forumu Uluslararası Sempozyumu”, Bakan Gül'ün kapanış konuşmasıyla sona erdi.    Gül, konuşmasında, “Bu çok ilginç sempozyumun sonuna gelindiğini” ifade ederek, “Bu kadar saygı değer kişilerin katıldığı bir toplantıya ev sahipliği yapmaktan büyük gurur duyduğunu” bildirdi.     “Onlar, bütün çalışmalarını, yaşamlarını daha iyi bir dünyayı yaratmaya sarf etmişlerdir” diyen Gül, daveti kabul ettikleri ve katkıları için katılımcı akademisyenlere teşekkür etti.    “ÖNEMLİ OLAN GERÇEK DİYALOĞA GİRİŞMEMİZDİR”    Dışişleri Bakanı Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:    “Buradaki tartışmaların yüksek kalitesi ve samimiyeti, aslında bizim farklı kültürler arasında geliştirmeyi amaçladığımız diyalog için çok önemli olmuştur. Samimi bir şekilde odaklanmış, pratik olarak bizim diyalogumuzun geleceğine yönelmiştir. Önemli olan gerçek bir diyaloga girişmemizdir. Çünkü samimi bir diyalog, bizim ortak geleceğimizin yegane garantisidir.     Gerçekten de geçen bu 2 gün içerisinde yapılan tartışmalar açıkça göstermiştir ki, daha konuşacağımız, paylaşacağımız, birbirimizden öğreneceğimiz çok şey var. Aydınlarımız ve akademisyenlerin katkıları gereklidir. Ben üzülüyorum ki, bazı şanssız durumlardan dolayı burada İKÖ-AB Gayrıresmi Dışişleri Bakanları Ortak Forumu İkinci Toplantısı, iptal edilmeye mecbur olundu. Çünkü bu toplantıya 2 gün daha devam edilecekti. Bu önemli sempozyumun bir sonuçlanmasını teşkil edecekti. Fakat ben büyük bir mutlulukla görüyorum ki, bu, sempozyumun çok değerli tartışmacılarına mani olmamıştır.     Bazı Avrupalı ülkelerin İKÖ-AB Ortak Forumu'na katılmama için beyan ettikleri nedenlerin, bu önemli toplantının konusu ve içeriğiyle hiçbir ilişkisi yoktur.     Ben İKÖ ve AB ülkelerinden olan dostlarıma teşekkür etmek isterim. Çünkü bu ortak forumun planlandığı gibi yapılması için son dakikaya kadar çaba gösterdiler.     Artık günümüzde, uyumu sağlamak için çeşitli yollar bulmamız gerekir. Türkiye, bu çabalarına devam edecek ve diyalog için bütün fırsatları kullanacaktır.” ÖNYARGI TOHUMLARI  Gül, Conrad Oteli'nde gerçekleştirilen “İKÖ-AB Ortak Forumu Uluslararası Sempozyumu”nun kapanışında yaptığı konuşmada, birlikte yaşamanın önemine işaret etti.    “Endülüs, Roma, Osmanlı İmparatorluğu'na, iyi yönetişim, adalet ve tolerans hakim olmuştur. Kudüs'te yaşayanlar, Balkan, Irak, Afrika, Güney Amerika'da yaşayanların hepsi, kendi tarihlerinde barış, uyum ve refahı görmüşlerdir” diyen Gül, günümüzde de Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden Amerika'ya, Malezya'dan Suriye'ye, Mısır'dan Güney Afrika'ya kadar insanların barış içinde, birlikte yaşadıkları zamanların olduğunu dile getirdi.    Gül, konuşmasına şöyle devam etti:    “Farklı dinden, kültürden ve renkten insanlar, barışçıl olarak birarada yaşayabilirler. Önyargının tohumları her yere dağılmış durumda. Bazen açgözlülük, bencillik, bazen cehalet, okuma-yazma bilmemek ve dogmatizm, aslında dini, etnik öngyargı veya dışlama duygularını harekete geçirebiliyor. Bunlar, aşırı ideolojiler, sorumsuz liderlik veya istismarcı politikalar olarak tezahür edebilir. Sonuç; politik, askeri çatışma, insancıl krizler, yoksulluk ve felakettir. Bu, dünyanın her tarafında yayılan şiddet, düşmanlık ve terördür. Geçen birkaç hafta içinde Beslan, Samara, Hindistan, Pakistan, Kolombiya ve Nijerya'da yaşananlar, üzücü olaylardır.”    “DERİN YARA İZLERİ”   “Bu tür olaylarda her bir sakatlanma ve masum insanların yaşamını yitirmesinin, ülkeler arasında olumsuz duygulara yol açtığını” vurgulayan Gül, “gökdelen, okul ve dini yerlere saldırı oldukça, bunun derin yara izleri bırakacağını ve çatışmaları daha da artıracağını” söyledi.     Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, “Bu trajediler aslında dünyaya çok ağır geliyor. Artık acil politik bir tepki göstermek, bugün için her zamandan daha fazla gerekli. Günümüzde ırkçılık, dini ve etnik fanatizm, antisemitizm ve başkalarına karşı, belirli ırktan olanlara karşı önyargı, Müslümanlara karşı da böyle bir tutum var. Bu sorunları çözmemiz gerekiyor” dedi.    “Bütün bireylerin, politik hareketlerin, hükümetler, ülkeler ve uluslararası kuruluşların, bu meselelere karşı çıkmada sorumlulukları bulunduğunu” dile getiren Gül, “Bu bakımdan bir politikacı olarak, politik liderliğe bir öncelikli rol olduğunu görüyorum” diye konuştu.    Bakan Gül, “Yerel, ulusal ve bölgesel seviyede gösterilen bütün çabaların, politik, sosyal ve ekonomik alanlarda ortaya çıkan çelişkileri silmek için gelişmeler olduğuna” dikkat çekerek, “Buna benzer çabaların da kültürel havayı yaratmak için büyük önem taşıdığını” bildirdi.     “HÜKÜMETİM REFORMLARA ODAKLANMIŞTIR”    Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Gül, şunları kaydetti:    “Benim hükümetim, reformlara odaklanmıştır. Politik, ekonomik, kültürel ve sosyal standardın yükseltilmesi de, aynı kapsam içinde. Bizim politik hareketimiz de, iyi yönetişim temeline, saydamlığa ve sorumluluğa dayalı temel hakların uygulanmasını öngörmüştür. Biz inanıyoruz ki, insanlar her şeyden önce bu hedefe varmayı hak ediyorlar. Aynı zamanda hedef, en çok Avrupa Birliği standartları için. Biz bu süreci, bir mükemmeliyete erişme süreci olarak kabul ettik. Bu, daha da iyileştirilebilir. İnsanlarımız, aynı zamanda kimliğini idame ettirme hakkına sahiptir. Bizim ahlaki değerlerimize saygı gösterilmeli, zengin geleneklerimiz korunmalıdır. Bizim tecrübemizin de kanıtladığı gibi bu ikisi, gayet birbiriyle tutarlı hususlardır.” "HEDEFLERİMİZ DOĞRU SEÇİLDİ" Gül, “Türkiye'nin, yüzde 99'unun Müslüman olduğunu ve en yüksek standartta demokrasi ile insan haklarına erişebileceğini ve uygulayabileceğini” bildirdi.  Gül, “Biz gururla şunu görüyoruz ki, halkımızdan çabalarımıza büyük destek görüyoruz. Türk halkı, kadın ya da erkek, hangi düşüncede ve hangi gelir seviyesinde olursa olsun bizim hedeflerimizin doğru seçildiğini kabul ediyor” dedi.    “Politik liderlik olarak halkla aynı hassasiyetleri, değerleri ve hayalleri paylaştıklarını” ifade eden Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:    “Yine aynı şekilde gururla belirtmek isterim ki, bizim bu tecrübelerimizin değerleri hem Batı'da, hem de Doğu'da kabul edilmiştir. Bizim başarılarımız, başkalarına ilham kaynağı olmaktadır. Bir toplum, kendi kültüründen, değerlerinden ve geleneklerinin işlevselliğinden yararlanmalıdır. Ama bu kültürel relativite, hiçbir şekilde üniversal değerlerden kaçınmak veya onların istismarı için mazeret olarak gösterilmemeli.  O değerler, insan hakları, demokrasi ve hukuk devleti gibi tamamen üniversaldir. Hiçbir ülke, üniversal değerlerin sadece ona ait olduğunu iddia edemez. Aslında bu değerler, insanoğlunun toplu aklı, vicdanı ve ilerlemesinin sonucudur. Bu miras içerisinde, bütün ülkelerin ve dinlerin katkıları ve tecrübeleri vardır. Tarihin çeşitli safhalarında farklı coğrafyalarda gerçekleşmiştir. Bu, günümüzde görmemiz ve kabul etmemiz gereken çok önemli bir nokta.     Bu sempozyumun önemi gerçekten çok büyük. Çünkü aramızdaki diyalogbizim en büyük ümidimizdir. Ancak bu şekilde  üniversal değerleri güçlendirebiliriz. Barışçıl, sürdürülebilir ve adil bir gelecek sağlayabiliriz.”    “İNSANOĞLU TOLERANSA SAHİP OLAMAZSA”    Abdullah Gül, “Gerçek bir diyaloğun olabilmesi için samimi şekilde başka değerlere, kültürlere ve medeniyetlere anlayış ve saygı gösterilmesi gerektiğini” vurgulayarak, şunları söyledi:    “Eğer insanoğlu bu toleransa sahip olamazsa, kültürel farlılıklar ve çoğulculuğa tahammül edemezse, o zaman küresel bir toplum da olamaz. Bu sempozyum, aslında diyalog ve düşünmek için çok önemli bir imkan sağlamıştır. Bizim mesajımız şu; bizim çeşitliliğimiz bizim güçlü yanımızdır.”    İstanbul'un böyle bir toplantı için çok uygun bir yer olduğunu da dile getiren Gül, “Yüzyıllar boyu kıtalar ve kültürler arasında köprü olan İstanbul'un, çağdaşlığın, gelişmişliğin ve bütünlüğün sembolü olduğunu” belirtti.     “Bu tarihi şehir, bizim geleceğe ilişkin tarihi çabalarımızı sembolize etmektedir” diyen Dışişleri Bakanı Gül, sempozyuma katılanlara teşekkür etti ve “diyalog çabalarının artarak sürmesini” diledi.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!