Glock Glock Glock

Güncelleme Tarihi:

Glock Glock Glock
Oluşturulma Tarihi: Aralık 04, 2005 00:00

Birkaç ay önce Irak’ta görevli CIA ajanı Gonabathal Vera’nın, Atatürk Havalimanı’nda unuttuğu bagajından Glock 17 çıkmış, az bilinen bu özel silah, ‘görünmeyen tabanca’ başlıklı haberlere konu olmuştu. Türkiye’ye resmi yollardan ithalatı yapılmayan Glock’a son günlerde gittikçe sık rastlar olduk. Geçen hafta Beşiktaş’ta, bir işkembecide işlenen cinayette kullanıldı. Eminönü’nde PKK’ya silah satmakla suçlanan iki kişide 24 Glock yakalandı. Avusturyalı mühendis Gaston Glock, Glock 17’yi 1980’lerde plastik ve karbon kullanarak üretmişti.

Haberin Devamı

Çoğu dedektörde tespit edilemeyen tabancası CIA, FBI ve Amerikan Özel Kuvvetleri’nin gözdesi haline gelmişti. Yıllık geliri 100 milyon doları aşan bir imparatorluk kuran Glock, 1999’da servetine göz diken müdürü Charles Ewert’ın ölüm tuzağından kıl payı kurtuldu. Ewert’in Susurluk Bankası olarak bilinen The First Merchant Bank’a aktardığı parayı ise kurtaramadı. İşte Mesut Yılmaz’ın başbakanlığı döneminde, çantasında Susurluk Raporu’yla birlikte taşıdığı tabancanın ve yaratıcısının hikayesi...

Avusturyalı makine mühendisi Gaston Glock, Viyana yakınlarındaki küçük plastik atölyesinde, perde makaraları üretirdi. 1970’lerde, Avusturya ordusundan ilk askeri siparişini aldığında çok sevinmişti. El bombalarının dış çeperini kaplayacak sert plastik kapsüller yapacaktı. 1981’de bir gün, iki albayın yakınmasına kulak misafiri oldu. ‘Özel operasyonlarda kullanılacak adam gibi bir tabanca yok şu dünyada’ diyorlardı. Glock hemen atıldı: ‘Ben size yaparım...’ Güldüler ona. Ne kadar inatçı olduğunu bilmiyorlardı. Birileri fikirlerine güldüğünde hırsı bilenirdi.

Gaston Glock, evinin garajındaki atölyesine kapandı. Yıllar sonra Forbes dergisinden Dyan Machan’a anlattığına bakılırsa, daha çalışmaya başlarken dünyanın en iyi tabancasını yaratacağından emindi. Plastik aksam ve karbon namlulu tabancasını adım adım geliştirdi. Bir elde tabanca ateş ederken, diğer eliyle taslaklar üzerinde değişiklik yapıyordu. ‘O çalışırken, garaj etrafında dolaşmamayı öğrendik’ diye anlatıyor o günleri eşi Helga.

Polimer, karbon alaşımlı tabancası, yapılan tüm testlerden başarıyla geçti. 1983’te Avusturya ordusu Glock’a 25 bin tabanca siparişi verdi. Çoğu dedektörde saptanamayan tabanca, sade tasarımıyla alanında öncüydü. 45’lik bir Smith Wesson 60 parçadan oluşurken o sadece 34 parçaydı. Hammaddesi sayesinde daha hafifti. Perdeci Glock’un şirketi, Avrupa’nın en önemli tabanca üreticilerinden birine dönüştü. 1985’te ABD pazarına girdi. New York polisi, Özel Birlikler, FBI, CIA ve anti terör operasyonlarında görevli güvenlik kuvvetleri Glock’la donatıldı.

Gaston Glock, 75 dolara malettiği plastik tabancasını 500 dolara satıyor, para basıyordu. Servet hayatını pek değiştirmedi. Velden’de göl kenarındaki villasında geçiyordu zamanı. Zemindeki odasına özel bir uzaktan kumanda sistemi kurmuştu, zemindeki karoların sıcaklığını değiştiriyor, çatı arasındaki banyoyu, bahçedeki fıskıyeleri çalıştırıyordu. Sıkılınca kendi kullandığı Cessna jete atlıyor, Avrupa’yı turluyordu. En büyük şikayeti ‘havada karşılaştığı çılgın pilotlar’dı. Dost çevresi küçük ama etkiliydi: Avusturyalı faşist lider Jorg Haider, Papa 2. John Paul...

BEN ÇARLİ, PANAMA ÇARLİ

Kazancı arttıkça, ödediği vergi gözünde büyüyordu. Derdine çözüm bulmak umuduyla vergi cenneti Lüksemburg’a gitti. Rastlantı sonucu, bir zamanlar Lüksemburg Borsası’nda çalışan, mali danışman Charles Ewert’le tanıştı. ‘Derdinizi anlıyorum Bay Glock’ dedi Ewert, namı diğer Panama Çarli. ‘Geniş bir uluslararası bağlantı ağına sahibim. Bulduğum çözüm istediğinizden daha iyi olacak!’ Sözünde durdu. Hong Kong, Fransa, İsviçre ve Uruguay’da silah satışı yapacak şirketler kurdu. Bunların hisselerini, vergi cennetlerinin gediklisi, kendi firması Unipatent’a kaydetti.

Tam 15 yıl boyunca mutlu bir ortaklık yaşandı. Glock, yılda üç milyon tabanca satan, 100 milyon dolar kazanan bir devdi artık. Köle gibi çalıştırdığı çocukları Brigitte, Robert ve Gaston’a yetki vermeyen Bay Glock, Ewert’i oğlu ilan etti. ‘Bana bir şey olursa veliahtım Ewert’ diyordu.

1999 sonbaharında bir gün firmasının Cenevre temsilcisi, Gaston Glock’u aradı. Hırsızlığını bildiği için Ewert tarafından kovulduğunu söyledi. Anlattıkları kolay inanılacak şeyler değildi. Firma hesaplarını hortumluyordu Ewert, İsviçre’de villa bile almıştı. Birkaç ipucu verdi patronuna, telefonu kapadı. İnanmasa da Glock’un kafası karışmıştı. Ewert’i arayıp, firma dışında buluşmak istediğini söyledi.

27 Temmuz 1999 sabahı saat 9.00’da Ewert, spor otomobiliyle gelip patronunu evinden aldı. Yolda, yeni antika otomobilinden bahsetti sitayişle. Birkaç dakikalığına garajına uğrayıp göstermeyi teklif etti. Loş garajdan içeri birkaç adım atmıştı ki, Gaston Glock ensesinde müthiş bir acı hissetti. Gözü karardı. Tam sendelerken ikinci darbe geldi. 73 yaşındaydı ama her gün kilometrelerce yüzüyordu Glock. Sportmen zindeliğiyle aniden döndü, asker usulü destekli bir yumruk attı saldırgana, ardından da ikinci yumruğu patlattı: ‘Hayatta kalma mücadelesi veriyordum, öyle bir vurmuşum ki ön dişleri döküldü, çarmıha gerilmiş İsa gibi yapıştı yere.’ Ardından yardımcısı Ewert’e geldi sıra. Tam gözünün üstüne vurdu. 9.30’da olay yerine gelen polis, saldırganı gözaltına aldı, bir litreden fazla kan kaybeden Glock’u hastaneye gönderdi.

HASTANEDEKİ BANKACILAR

Ambulanstan indirilirken feryadı bastı Glock. Hemen bir telefon bulundu. UBS ve Banque Ferrier Lullin’deki müşteri temsilcilerini hastaneye çağırdı. Ewert’in imza yetkisi taşıdığı hesaplardaki 70 milyon doların hızla, başka hesaplara aktarılmasını istedi. Saat 12.30’a kadar, 40 milyon dolarını kurtarabildiler. Hesaplar, Ewert’in mahkeme kararıyla donduruldu.

Glock’un mali danışmanları ve avukatlarının iddialarına göre, Ewert 10 yılda yaklaşık 100 milyon doları hayali şirketler kanalıyla hesabına geçirmişti. Ayrıca Unipatent’ten 600 bin doları bulan ödemeler yapmıştı kendisine.

49 yaşındaki Ewert ve 67 yaşındaki eski lejyoner arkadaşı Jacques Pecheur, cinayete teşebbüs suçlamasıyla Lüksemburg’da hakim karşısına çıkarıldı. Ewert cinayet kumpası gibi dolandırıcılık iddialarını da reddediyordu: ‘Glock, Unipatent’te sadece yüzde 5 hisse sahibi olduğumu söylüyor, delirmiş olmalı’ diyordu. İkili cinayete teşebbüsten 2003’te suçlu bulundu. Ewert 20, Pecheur 17 yıl hapse mahkum edildi. Temyiz talebi üzerine yinelenen yargılama 11 Ocak 2005’te ikinci kez sonuçlandığında Pecheur’ün cezası 20 yıla çıkmıştı.

KUZEY IRAK’TAN KAÇAK GETİRİLİYOR

İthal silahların satışından sorumlu olan Makine Kimya Endüstrisi, Glock marka tabanca satmıyor. Türkiye’de yasal yollardan Glock marka tabanca edinmenin tek yolu var: Yurtdışında görev yaparken satın aldığı silahı Türkiye’ye getiren bir güvenlik görevlisinden hibe yoluyla edinmek. Silah kaçakçılarının Glock 17 buldukları kaynak ise Kuzey Irak. Yerel birliklere Amerikalıların dağıttığı Glock 17’ler, çalındığı, kaybolduğu iddia edilerek kaçakçılara satılıyor. 2002’de Erbil’de 50 milyon liraya satılan bir tabanca, Türkiye sınırlarını geçtiğinde 2 milyar liraya alıcı buluyordu. Bugün fiyatı 5 bin dolar civarında.


Glock yöneticisi Ewert, parasını Interpol’ün aradığı Türk’e teslim etmişti

Glock’un yöneticisi Charles Ewert’in mali ilişkileri üzerine daha ayrıntılı bir araştırma başlatan şirket avukatları, o günlerde Türkiye’de 450 milyon dolar kara parayı aklama suçuyla yargılanan bir bankacının ismiyle karşılaştı: Hakkı Yaman Namlı. Unipatent’i, Ewert’e Namlı satmıştı. Esrarengiz şekilde ortadan kaybolan MİT görevlisi Tarık Ümit’le Girne’de The First Merchant Bank’ı kuran Namlı, Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun 90 sayfalık gizli raporunda kara para aklamakla suçlanmıştı. Koçbank Suadiye Şubesi’ndeki aile hesaplarında bulunan 5 milyon dolara tedbir konmuş, hapis cezası istemiyle yargılanıyordu. Üstelik mahkemede kendini şöyle savunmuştu: ‘Kara para aklamadım. Lüksemburglu işadamı Charles Ewert’in parasını işlettim, yüksek faizli devlet tahvili ve hazine bonosu aldım. El konulan para bu işten kazancımdır!’

Prof. Dr. Merih Omag, Emir Artuk ve Doç. Dr. Kamil Yıldırım’ın düzenlediği bilirkişi raporunda da kara para akladığı sonucuna varılınca Namlı, 1999’da gıyabında iki yıl hapis cezasına mahkum oldu. 5 milyon dolarına el konuldu. Karar bir yıl sonra Yargıtay’dan döndü. Bu kez yeminli mali müşavir Muammer Akıncı, Suat Boydaş ve Artan Özdemir’in ‘Yapılan işlemler tamamen yasaldır’ şeklindeki raporu doğrultusunda beraat etti. Üç yıllık yargılamanın sonucu, 21 Eylül 2001’de, Yargıtay kararıyla kesinleşti.

Sadece 16 ay sonra Hakkı Yaman Namlı’nın adı New York Güney Bölgesi Mahkemesi tutanaklarında geçti. Savcı iddianamesinde, Namlı ile Ralph Jarson’un banka dolandırmaya hazırlanan adam pozundaki FBI ajanına 2 milyon dolar karşılığında 20 milyon dolarlık sahte kişisel hesap ekstresi, 1 milyon dolar karşılığında sahte 100 milyon dolarlık kredi mektubu satmaya çalışırken yakalandığını anlatıyordu. 53 yaşındaki Jarson, yakalanıp tutuklanmış, Namlı kaçmayı başarmıştı. Interpol’den tutuklama kararı çıktı, Namlı aranmaya başlandı. First Merchant Bank, ABD Maliye Bakanlığı web sayfasındaki kara para aklayan bankalar listesine eklendi. Jüri 2003 Kasımı’nda her iki sanığı suçlu buldu. Jarson, altı ayrı suçtan 5’er yıl hapis ve 250 bin dolar para cezasına çarptırıldı.

7 Temmuz 2004’te bir başka dolandırıcılık iddiasında FMB’nin adı geçti. Hong Kong’ta kurulu International Strategies Group, ABN AMRO üzerinden 17 milyon dolar dolandırıldığını, paranın FMB’ye aktarıldığını belirterek New York Eyalet Mahkemesi’ne başvurdu. Dava talebi ABN AMRO’nun konuyu Yüksek Mahkeme’ye taşıması üzerine reddedilse de, firma yasal yollardan hakkını aramayı sürdüreceğini açıkladı.

Amerika’da bunlar yaşanıp, Interpol bülteniyle aranırken Hakkı Yaman Namlı kendi adına düzenlenmiş pasaportla 1 Ocak 2003’te Atatürk Havalimanı’ndan Türkiye’ye girdi. Bunda şaşılacak bir şey yoktu. Çünkü 1998’de de İtalya, Namlı hakkında karapara aklamak suçlamasıyla Interpol’den tutuklama kararı çıkarmış, havaalanında FMB soruşturması nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanan Namlı, bir süre sonra sessizce serbest bırakılmıştı. Hürriyet’in 2004 Temmuzu’nda FMB’nin ABD’de kara para aklayan banka ilan edildiği yolundaki haberi üzerine, Namlı yasal yollardan düzeltme gönderdi: ‘Karar bankamızın bir müşterisinin süren davası sonucunda alınmıştır. ABD Hazine Dairesi’nin önyargılı kararı nedeniyle gerekli girişimde bulunuyoruz. Düzeltilmezse davacı olacağız.’

Aynı günlerde, bu satırların yazarı, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne Hakkı Yaman Namlı’nın durumunu gazeteci sıfatıyla, ayrıca Bilgi Edinme Yasası kapsamında vatandaş olarak sordu. Cevabı hálá bekliyor...

MESUT YILMAZ’IN GLOCK 17’Sİ  SUSURLUK RAPORUYLA AYNI ÇANTADAYDI

Ocak 1998’de Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı’ndan Susurluk Raporu’nu alan dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, klasörleri taşıdığı çantasında bir de Glock 17 marka tabanca bulunduruyordu. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Ankara’dan İstanbul’a uçan başbakanın uçağına binmiş, rastlantı sonucu tabancasını da görmüştü. Olayı 18 Ocak 1998’de ‘Tabancanın Altındaki Mavi Dosya’ başlığıyla köşesinde yazmıştı.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!