Gazetecinin Prenses gibi ölümü

Güncelleme Tarihi:

Gazetecinin Prenses gibi ölümü
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 31, 1998 00:00

Haberin Devamı

İngiltere'de hiçbir basın ve yayın kuruluşunun basmaya cesaret edemediği kitabı HÜRRİYET ele geçirdi.

Arkadaşlarımız Ayşegül Ekinci ve Faruk Zabcı, gazeteci yazar Simon Regan'la görüştü.

‘‘Prenses Diana'yı kim öldürdü?’’ sorusuna yanıt arayan bir kitap ortalığı karıştıracak gibi görünüyor. İngiltere'de kimsenin yayınlamaya cesaret edemediği ve İngiliz gizli servisinin basımına çeşitli engeller koyduğu kitabın yazarı Simon Regan. 40 yıllık araştırmacı, Prenses Diana'nın öldüğü kazanın tıpatıp aynısının, Kuzey Kıbrıs'ta da meydana geldiğini anlatıyor. İddiasına göre, Al Fayed'in korumalarından çaldığı İngiltere Savunma Bakanı'nın müstehcen fotoğraflarını Asil Nadir'e getiren İngiliz Gazeteci, Kıbrıs'ta şüpheli bir kazaya kurban gitti. Ve 7 Eylül 1996'da meydana gelen bu

kaza Prenses Diana ve sevgilisi Dodi Al Fayed'in Paris'e ölümüne neden olan kazayla çok yakından benzerlikler taşıyor. Simon Regan, ‘‘Diana'yı Kim Öldürdü?’’ (Prenses Diana ve Dodi Al Fayed İle İlgili Çeşitli Suikast Teorilerinin Araştırması) adlı bu çarpıcı kitabı tamamiyle kendi bulduğu belgeleri biraraya getirerek, tek başına yazdı ve basımını gene kendi imkanlarıyla gerçekleştirdi. Kitabın ilk prova baskısı dünya basınında ilk defa Hürriyet'in eline geçti. Değişik fikirli İngiliz yazar, eserinin Türkiye'den çıkış yapmasını tercih etti. Bu dizide ilginç kitaptan alıntılar bulacaksınız...

DİANA ÖLDÜRÜLDÜ MÜ?

Diana ve Dodi'nin hayatlarını kaybettiği Paris'teki kazadan tam bir yıl önce, 7 Eylül 1996 gecesi, KKTC'de bir trafik kazası oldu. İlk bakışta son derece sıradan bir trafik kazası gibi görünen olayın kurbanı Angus James Wilson, Harrods'ın sahibi Muhammed Al Fayed'le yakından tanışıyordu.

Wilson benim üvey kardeşimdi ve öldüğü zaman sadece 30 yaşındaydı. Önceleri tüm aileye çok normal gelen bu trafik kazası, Prenses ve sevgilisinin durumunda olduğu gibi, arabayı kullanan şoförün aşırı alkollü olup, aniden hareket kontrolünü kaybetmesiyle gerçekleşmişti. Bu kaza bana pek de doğal görünmüyordu. 40 yıldır araştırmacı-gazeteci olarak görev yapmam, beni üvey kardeşimin bu şüpheli ölümünü araştırmaya itti.

31 Ağustos 1997'de Prenses ve sevgilisinin bir kazaya kurban gittiğini öğrenince, herkes gibi çok üzüldüm ve şaşırdım. Kardeşimin kazasıyla ilgili kafama takılan sorulara bir yıldır cevap verememem, beni bir hayli tedirgin ediyordu. Diana'nın ölümünden 13 gün sonra, İngiliz istihbarat bürosunda yıllarca çalışmış bir kadın arkadaşım beni her zaman gittiğim barda yakalayarak, ‘‘Evet, haklısın. Diana da kardeşin gibi öldürüldü’’ dedi.

O zamana dek bu iki ölüm arasında bir bağlantı olduğunu düşünsem de, bunu açıklamaktan hep çekinmiştim. Evet, iki olayda da kazaya neden olan şoförler, kaza esnasında geçici olarak kontrollerini kaybederek ölümcül kazaya yol açmışlardı. İki olay da aynı saatlerde gerçekleşmiş ve iki şoföründe kazadan önce, bir barda sürekli içki içtikleri, direksiyona geçerken uyuşturulmuş gibi kendilerinde olmadıkları belirlenmişti. Ve her iki ölümde de kaza kurbanları, Muhammed Fayed'i yakından tanıyorlardı.

1993 yılında kardeşim Angus'la kurup yazıişleri müdürlüğünü yaptığım dergi ‘‘Scallymag’’ (Sözünü Esirgemeyen), devrin tüm üst düzey siyasetçileri ve kodamanları tarafından kara listeye alınmama sebep olmuştu. İngiliz istihbarat organları, 40 yılı aşkın bir süredir araştırmacı gazeteciliğimin verdiği bilgilerden zaman zaman yararlandıkları için bana pek ses çıkartmıyorlardı. Zaten kurallara karşı gelmek, devlete karşı gelmek değildi. Fakat edindiğim tecrübeler bana, polis, ülkenin ileri gelen siyaset adamları (Bilhassa Dışişleri'nde görevli olanlar), İngiliz posta servisi ve istihbarat güçlerinin birlikte ne kadar iyi çalıştığını kanıtlamıştı.

O zamanlar iktidarda olan Muhafazakar Parti, gazetemin aydınlattığı bir çok olayla zor durumda kalırken, devrin Başbakanı John Major beni mahkemeye vermek istemişti. Muhafazakar Parti'nin bizim yayınlarımızdan rahatsız olup, işlerimizin zorlaşmasıyla mali darboğaza girmiştik. Gazetemize sponsorluk yapacak kişilere ihtiyacımız vardı. Yaptığı bütün propaganda ve yardımlara rağmen, aradığı ilgiyi Muhafazakar Parti'den hiçbir zaman bulamayan Muhammed Al Fayed, yaklaşan genel şeçimlerde onlardan intikam almak istedi. Bu arada Fayed'e yakın bir arkadaşımız, bizden ve gazetemizin çalışmalarından bahsetmişti. Evet, O bizi maddi olarak destekleyebilirdi, fakat hiçbir zaman gazeteciliğime karışamazdı.

Muhammed Al Fayed, Muhafazakar Parti'yi gözden düşürecek her türlü araştırmanın karşılığı olarak bize sınırsız para sundu. Anlaşmamızın ilk karşılığı olan 100 milyar lira bizi hemen işe başlamaya teşvik etti. Kardeşim, ölümünden önce, hükümetin ileri gelenleriyle ilgili bir belgesel dizi hazırlıyordu (Ölümünden sonra bunlar ofisimizden yok edildi).

Muhafazakar Parti'yi iktidardan indirmek için yaptığımız çalışmalar, bütün milletvekillerinin özel hayatlarını incelemekle başlamıştı. Zamanın Savunma Bakanı Michael Portillo'nun özel hayatı bizi harekete geçirdi. Bir erkekle uzun bir beraberliği olmuştu. Portillo'nun özel hayatını araştırdıkça inanılmaz bilgiler elimize geçti. Küçük yaşta erkek çocuklarla çekilmiş çıplak fotoğrafların varlığından haberdar olduk. Bu fotoğraflar, zamanın Savunma Bakanı'nın erkek arkadaşının dağ evinden çalınmıştı.

Kardeşim Angus, Kıbrıs'a gitmeden önce bana bu fotoğrafları eline geçirdiğini söyledi. Fakat negatiflerini de almak istiyordu. Bunun için paraya ihtiyacı olan Angus, Muhammed Al Fayed'in sert tepkisiyle karşılaştı. Fayed, Muhafazakar Parti'den intikam almak için böyle çirkin bir yöntem kullanmayacağını bildirmişti. Negatifleri almak isteyen kardeşim Angus, para bulmak zorundaydı. Aklına Kıbrıslı işadamı Asil Nadir geldi.

Asil Nadir de Fayed gibi Muhafazakar Parti'den çok çekmişti ve kendisiyle görüşmek istendiğinde araya, sağ kolu Peter Dimond (Nadir'in İngiltere'den kaçmasına yardımcı olan pilot) girdi. Kıbrıs'a Dimond'la buluşmaya gidecek kardeşim çok heyecanlıydı. Yanına arkadaşını, ortak bir tanıdığımızı ve onun kız arkadaşını da götürecek olan Angus, önce İstanbul'a gidecek, oradan da Kıbrıs'a geçecekti.

Simon Regan adlı İngiliz gazeteci, Prenses Diana ve sevgilisi Dodi Al Fayed'in Paris'te ölümüne neden olan kazanın tıpatıp aynısının, Kuzey Kıbrıs'ta bir İngiliz gazetecinin başına geldiğini anlatıyor.

Belki de oraya gönderildi!

Angus'un bana anlattığı plan çok saçma gelmişti. Asil Nadir'i ikna etmeye çalışarak, Michael Portillo'nun çıplak fotoğraflarının negatiflerini almak için para yardımı isteyecekti. Böylece Asil Nadir, bunları Muhafazakar Parti'ye ya da Savunma Bakanı'na şantaj aracı olarak kullanacak, kendisinin ülkeye girişini kolaylaştıracak bir anlaşma imkanı yakalayacaktı. Tabii kardeşim Angus, bu çılgın planı sayesinde Türk işadamından hayli yüklü bir para alacaktı.

Kardeşim yaşamını riske atıyordu. Kuzey Kıbrıs gibi İngiliz Hükümeti'nin diplomatik ilişkilerinin olmadığı bir ülkede, kardeşim Angus'ı öldürmek çok kolaydı. Bugün bile kardeşimin, Kuzey Kıbrıs'a gidişinin önceden planlanıp planlanmadığı sorusu zihnimi kurcalıyor.

İnternet'te 24 saat kalabildi

56 yaşındaki Simon Regan, uçuk bir gazeteci yazar. ABD'de Matt Drudge nasıl İnternet'ten dünyaya ilk defa Bill Clinton'un Monica ile ilişkisini sergilediyse, 56 yaşındaki Simon Regan da İngiliz basını ve yayınevleri çok ‘‘tehlikeli’’ bulunca, ‘‘Diana'yı kim öldürdü?’’ kitabını İnternet aracılığıyla dünyaya tanıttı. Web adresi http://www.scallywag.org olan kitap İnternet'te ancak 24 saat kalabildi. İngiliz gizli servisleri, kitabın İnternet'te yayınlandığını farkeder etmez, engellediler. Prens Charles ve Prenses Margaret'in biyografileri başta olmak üzere dokuz kitabı olan ünlü araştırmacı yazar, İngiliz basınında çıkardığı skandallarla da dikkati çekti. ‘‘11 suçtan yargılanıyorum. Ben hakikatlerin ortaya çıkması için yazıyorum’’ diyor. Müstakbel Kralı kontrolu altında tutan ve onu Saray Makinası'ndan koruyan Prensese suikast yapan kişilerin onu kocasını aldatan bir fahişeden farksız gördüklerini düşünüyor. Diana'nın sarayı kuşatan çevreler ve silah kaçakçıları için bir tehlike haline geldiğini söyleyen Regan'a göre katiller, ‘‘İngiliz Süper Kurumu’’nun haberi olmadan kaza planını yapıp sırra kadem basamazlar.






Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!