Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Güncelleme Tarihi:

Erdoğandan önemli açıklamalar
Oluşturulma Tarihi: Eylül 15, 2008 11:41

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Marmara Üniversitesi 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılı açılış töreninde konuştu. Tören Sultanahmet'teki Rektörlük binasında gerçekleşti. Başbakan Erdoğan konuşmasında şunları şöyledi:

"2002 yılında iktidara geldiğimizde eğitim alanında iç açıcı olmayan bir manzarayla karşılaştık.Okul imkanı olmayan yüz binlerce çocuğumuz vardı. İmkan olsa bile okula gönderilmeyen çocuğumuz 780 bin kız çocuğumuz var. Hemen kız çocuklarımızın okula gönderilmesi için kampanya başlattık ve 300 bin kız çocuğumuzu okula kazandırdık. 6 yıl içinde 123 bin yeni dersliği Türkiye'ye kazandırdık. 8 veya daha fazla dersliği olan bütün okullarımıza bilişim sınıfları kurduk. Biz geldiğimizde okullaşma oranı yüzde 27'ydi. Şimdi ise yüzde 36. Bizden öncekileri eleştirmek için istemiyorum.

 

Bizden sonra bu koltuklara oturdukları bizi hayırla ansınlar, bizim yatırımlarımızı, bizim reformlarımızı daha ileri noktalara taşısınlar, hükümet olarak da bu sorumluluğun bilincinde eğitimi öğretimi birinci sırada yarınlara taşıma gayretiyle bu süreci işleteceğiz. Ülkemizde her şeyi devletten bekleme anlayışı en büyük yanlışımız olmuştur. Aslında devlet düzenleyen denetleyen koordine eden bir anlayışla bu işi ele alsaydı çok daha ileri mesaflerde olacaktır. Bunu biz eğitimde sağlıkta bunu devreye soktuk. Sağlıkta dedik ki bu iş sadece devletle yürümez. Devlet yatırımdaki o gecikmeden kaybettiğini mevcuttan gidermek suretiyle hem kaliteyi yakalayacağız hem de kuyruklardan kurtulacağız. İş bitti mi? Hayır bitmedi. Çünkü daha eksikler var. Ama inanıyorum bu bu eksikliklerimizi de gidereceğiz. Benim vatandaşım kendi ilinde sorununu çözebiliyor. Başka şehre gitmiyor. Bunlar kolay olmadı. Doktor hemşire ebe noktasında açık oluşmaya başladı. Biz üniversitelerden talepte bulunuyoruz. Hastane yok diyemezsin. Çünkü hastanelerin hepsini üniversitelerin emrine vermeye hazırız dedik. Şimdi bir sağlıklı dönem başladı. Hepimiz 780 bin kilometrekarelik Türkiye içiniz. Ne gerekiyorsa bunu yapacağız. Birbirimizin önüne duvar çekmenin ne önemi var. Dayanışma içerisinde olmaya mecburuz"

 

'BABAM İZİN VERMEDİ OKUYAMADIM, YOK'

 

"Eğitim de de bir koordinasyonun olması lazım. Devlet vakıf özel sektör. MEB olarak bir yasa çıkarmaya gayret ettik hizmet alımıyla öğrenci okutalım dedik. Yasaklandı. Olmaz. E neden olmasın? Bu kadar yatırımlar var özel okullar var. Doluluk oranlarını yüzde yüze çıkarabiliriz. O yatırımı yapmaktan kurtulmuş oluruz. 'İstemezük' dediler ve engellediler. Benim anlamadığım bir yaklaşım tarzı. Bizim bunu aşmamız lazım. Burada kalitenin artması söz konusu. Ulaşılamayan bir çok ile hele hele büyük şehirlerde bunu çözmüş olacağız. Bu sıkıntıları da halledeceğiz. Eğitimde sağlıkta hiçbir mazereti kabul etmiyoruz. Hiçbir vatandaşım okul yoktu da okuyamadım böyle bir mazeret istemiyoruz. Göreve geldiğimiz andan itibaren tüm öğrencilere kitaplarını verdik. Hiç ayrım yok hepsine veriyoruz. Hatırlayın biz öğrencilik yıllarımızda teksir notlarımızı bile üst sınıflardan satın alamazdık. Bu acıları tattık. Yeni kuşak bunları yaşasın istemiyoruz. Babam izin vermedi okuyamadım. Hayır. Özürlüydüm okuyamadım. Hayır. Tüm bu mazeretleri ortadan kaldırmak için reformlar kampanyalar yaptık ve engelleri büyük oranda kaldırdık. Özürlü annelerine evinde eğitim için bile parasal destek veriyoruz. Okula götürmesi için de destek veriyoruz. Son 6 yılda Türkiye'de 53 yeni üniversite kurduk. Bunu da eleştiriyorlar. Öğretim elemanını nerden bulacaksınız dediler. 2006'dan bu yana her yıl 1000 öğrenciyi yurt dışına eğitime gönderme kararı aldı. Ancak 1000'i yakalayamadık. Çünkü sınavla yapılıyor bu. Puanı tutturamıyorlar. Türkiye olarak 1929 yılından beri burslu öğrenci gönderiliyor. Bizden önce son 15 yılın ortalaması sadece 30'dur. Yılda 1000 öğrenci göndereceğiz dedik göndermeye başladık. En son 650 öğrencimizi gönderdik. Bu yıl için 1400 öğrenciyi göndereceğiz. Tabi 5000'i tamamladığımızda bir 5000 içinde çalışmaları başlatacağız"

 

"MAALESEF UZUN YILLAR VİZYON EKSİKLİĞİ ÇEKTİK"

 

"Verilen destekler bilimsel araştırmalara uluslar arası alanlarda en zayıf olduğumuz alanlardan biriydi. Bununla bizzat ilgilendim. Bu konuda geçmişle mukayese edilemeyecek kadar büyük destek sağlandı. Ülkemizde 2002 yılında AR-GE için 1.2 milyar dolar harcanırken 2006 yılında bu rakam 3.5 milyar doları bulmuştur. Bütün gayretimize rağmen özel sektör AR-GE harcamalarında AB'nin yarısında. Bu çalışmalara verdiğimiz destekleri artırarak devam edeceğiz. Mezunlar için AR-GE alanında cazip bir alternatif oluşacaktır. Hükümetlerimiz döneminde 41 devlet üniversitesine 78 bin kadro tahsis ederek güçlendirdik. İstiyoruz ki her ilimizdeki üniversiteler o ilin tarihi kültürel özellikleri, biyolojik sosyolojik fiziki yapısı üzerinde yoğunlaşsın ve uzmanlaşsın. Bunun dünyada çok örnekleri var. Aynı vizyonu aynı ufku tüm öğretim elemanlarımızdan başta rektörlerimizden dekanlarımızdan tabiî ki öğrencilerimizden bekliyoruz. Türkiye Asya ile Avrupa arasında köprüdür diyoruz. Ama maalesef uzun yıllar vizyon eksikliği çektik. Türkiye sadece köprü ülke değil aynı zamanda merkez ülke kilit ülke. Bütün Ortadoğu'nun Asya'nın Afrika'nın Avrupa'nın eğitim merkezi olmak gibi bir potansiyelimiz var. Bu sadece ekonomik değil aynı zamanda eğitim insan ve dış politika potansiyeli. Bunu neden aktif hale getirmeyelim. Bunun için Üniversite şehirleri kurmak için çalışmalar yapıyoruz. Bu o şehirlerimizi örnek numune bir şehir haline getirecektir. Biz fiziki noktada elimizden gelen desteği verelim yeterki Türkiye, ABD 'nin bu tür üniversite şehirlerini nasıl gerçekleştirdiyse bunu biz de gerçekleştirmeliyiz. Hedeflerimiz büyük olmalı. Küçük hedeflerle büyük hedefler ulaşılmaz. Üniversitelerimiz özgür olmalı. Her türlü düşünce fikir üniversitelerimizce özgürce serbest konuşulmalı. Ancak hakarete varmamalı. Bunu başardığımız sürece karşılıklı olarak güç kazanacağız"

 

"DEMİRPERDELER ORTADAN KALKTI"

 

"Cumhuriyetimizin kurucu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi Fikri hür vicdanı hür irfanı hür bir nesil yetiştirmek durumundayız. Üniversitelerimizde aklın özgürlüğünü ifadenin özgürlüğünü sağladığımızda bu topluma da yansıyacaktır. Ekonomiyi de etkisi altına alacaktır. İnsanların yaşam tarzlarıyla geçirecek bir tek saniyemiz bile yok. Türkiye'yi içine kapatmak sınırların içine hapsolmak dünyaya ekonomik gelişmelere bilimsel gelişmelere kapalı kalmak mümkün. Türkiye bunu gördü. Türkiye bunu yaşadı. Ben öğrenciysek Kıbrıs sorunu vardı. 2002'ye geldik hala var. Yanı başımızda dünya değişti. Demirperdeler ortadan kalktı. Ama demir perdelerin anlayışı biz de hala var. Artık demir perde de devletçilik bir anlayış vardı. Hepsi özelleşiyor özelleştiriyor. Neden? Çünkü ekonomik gelişim de bunu gerektiriyor. Biz özelleştirme yaparken nelerle karşılaştık. Mesela Seka. Seka yıllar yılı devletindi. Özel sektör çok daha ucuza kağıt üretirken, SEKA çok pahalıya üretiyordu. SEKA kağıt dağıtıyordu satmıyordu ve milyonlarca dolar zarar ediyordu. Aynı şekilde tekstilde. Tekstilin ileri gelenleriyle konuşuyorum. Bize Şu anda biz 2 milyon 800 bin çalıştırıyoruz diyorlar. Ne kadar güzel. Ama arkasından bir tane daha geliyor. Peki bunun ne kadarı kayıtlı. 700 bin kayıtlı. 4 kişinin bir tanesi kayıtlı 3'ü kayıtdışı. Peki bu ülke nasıl muasır medeniyetler seviyesine çıkacak. Sıkıştıkları zaman vergileri indirin diyorlar. Peki bizim petrol kuyularımız mı var.Yok. Diyorlar ki Kıbrıs'ı peşkeş çektiniz. Ne yaptık ta peşkeş çektik? Şimdi biz onları kovalıyoruz. Önceden onlar kovalıyordu. Şimdi Türkiye garantör olarak masada ve kaçan onlar. Cumhurbaşkanı'mız Ermenistan'a gitti milli maç vesilesiyle. Baykal diyor ki Cumhurbaşkanı soykırım anıtına çelenk koysun diyor. Kendi cumhurbaşkanı için nasıl böyle bir şey söyleyebilir? Kusura bakmayın böyle bir ahlaki noktada yanlış bir yaklaşım olamaz. Milli meselelerimizde bir bir ve beraber olamazsak ülkenin yani tekil meselelerinde nasıl olacakta fayda üreteceğiz?"

 

"EL ELE VERDİĞİMİZDE TÜRK MİLLETİNİN BAŞARAMAYACAĞI BİR ŞEY YOKTUR"

 

"Onun için bu konularda bu bilim müesseslerimizi üniversitelerimizi çok önemsiyoruz. Buralar ideolojilerden arındığı sürece buradan çok ciddi yavrular yetişecektir. Komşularımızla büyük ticari ortaklığımız var. 10 yıl önce Rusya fedarasyonu'yla böyle olacağımızı söylese kim inanırdı. Bu gelişmeler olmasa bunu yakalamamız mümkün değildi.

 

Türkiye bugün 130 milyar dolarlık ihracat yapıyor. Kişi başına milli gelir 2300 - 3300 dolardı şimdi 9330 dolar. Bu 2007'nin rakamıdır. Bu yıl inşallah 10 bin'i aşmış olacağız. Bizler Kafkas'lardaki gelişmelerde elimizden gelen çabayı gösterdik. Bu süreç devam ediyor. Bir çözüm de olmak üzere. Kafkasya istikrar ve işbirliği platformu önerdik. Bugün İspanya Başbakan'ı Sayın Zapatero'yu İstanbul'da ağırlıyoruz. Önce Bahçeşehir Üniversitesi'nde bir konuşma yapacak. Daha sonra Medeniyetler İttifakı'nda bir iftar yemeğine katılacağız. Kendileriyle tabiî ki görüşmelerimiz olacak. Bütün bunlarla birlikte Türkiye artık gündemi belirlenen bir ülke değil gündemi belirleyen bir ülke konumunda. El ele verdiğimizde Türk milletinin başaramayacağı bir şey yoktur"

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!