Doktoralı ilk komutan neden emekli oldu

Güncelleme Tarihi:

Doktoralı ilk komutan neden emekli oldu
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 04, 2002 01:35

Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na beklendiği gibi İkinci Ordu Komutanı Orgeneral Edip Başer'in değil de Jandarma Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman'ın atanması ne anlama geliyor? Bu soruyu Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yerleşmiş uygulama ve teamüller ile bu iki orgeneralin kıdem durumları açısından irdelemeye çalışalım.

Önce şu olgunun altını çizelim: Orgeneral Başer, orgenerallik kıdeminde Orgeneral Yalman'ın önündeydi. Her iki komutan da korgenerallikten orgeneralliğe 1998 Yüksek Askeri Şûrası'nda terfi etmişlerdi. Ancak aldıkları puanlara göre sıralamada Orgeneral Başer birinci, Orgeneral Yalman ise ikinci çıkmıştı.

TSK'da orgeneral rütbesindeki görevlendirmelerde genellikle referans alınan ölçü, kıdem derecesini belirleyen YAŞ'tan çıkma sırasıdır.

YAŞ'tan ikinci çıkmış olan bir orgeneralin, birinci çıkan bir orgeneralin önüne geçmesi en azından son dönemde pek karşılaşılmış bir durum değil.

DOKTORALI İLK ORGENERAL

İlginç olan bir nokta daha var. Aslında Orgeneral Yalman, Harp Okulu mezuniyetinde Orgeneral Başer'in bir yıl önünde. Yalman Kara Harp Okulu'ndan 1960, Başer ise 1961 yılında mezun olmuş. Ancak Başer, sonradan aldığı terfi ve derecelerle Yalman'ın önüne geçmiş.

Bu karşılaştırmada, Orgeneral Başer'in akademik hüviyetinin bulunduğu da vurgulanmalı. Başer'in master ve doktora dereceleri var. Ankara Üniversitesi'nden aldığı doktorası Atatürk'ün dış politikası üzerine. Dün emekliliği açıklanan Başer, Türk Silahlı Kuvvetleri tarihindeki tek doktora sahibi orgeneraldi.

Buna ek olarak, Başer'in iyi derecede İngilizce bildiği ve ilkinde Napoli'deki karargáh, ikincisinde ise Brüksel'deki uluslararası askeri karargah olmak üzere iki kez NATO'da görev yaptığı da belirtilmeli.

JANDARMA SIÇRAMA TAHTASI DEĞİL

Bir başka önemli noktanın daha altını çizelim. Jandarma Komutanlığı, yine teamül gereği Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na geçiş için bir sıçrama postu niteliği taşımıyor. Jandarma Komutanları, genellikle orgenerallikte iki yılını doldurmuş olan askerler arasından seçiliyor ve iki yıl bu görevi yaptıktan sonra emekli oluyorlar.

Bu teamülü bozan iki örnek olay var. Birincisi, 1970'te Org. Semih Sancar'ın Jandarma Komutanlığı'ndan Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na geçişi. İkinci örnekte ise 1976 yılında Org. Nurettin Ersin, benzer bir sıçrama yapmış. Bu haliyle dün açıklanan atama, 26 yıl sonra ilk kez başvurulan bir tasarrufu gösteriyor.

Buraya kadar sıraladığımız olgular, atamanın geleneklere uygun olmadığını göstermeye yetiyor.

Ancak, yapılan işin hukuka aykırı hiçbir yönü yok.

Çünkü, yasa Genelkurmay Başkanı'na kuvvet komutanlığına herhangi bir orgenerali getirebilme yetkisini tanıyor.

BU ATAMADA KİM ETKİLİ OLDU

Şimdi en kritik soruyu geçelim: Bu atama kimin damgasını taşıyor?.. Atama Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun önerisi, Başbakan Bülent Ecevit'in oluru ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in onayını içeren üçlü bir kararname ile gerçekleşti.

Genelkurmay Başkanlığı'nda komutanlar arasında devir teslimin yaşandığı geçiş dönemlerinde bu tür görevlendirmeler ‘‘giden’’ ve ‘‘gelen’’ komutanın istişaresi ile şekilleniyor.

Dolayısıyla bunu ortak bir karar olarak değerlendirmek durumundayız. Ancak kararı Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na gerekçelendiren kişi Orgeneral Kıvrıkoğlu.

IRAK OPERASYONU FAKTÖR MÜ

Peki, teamül neden terk edildi? Bir tahmin şu olabilir:

Orgeneral Yalman, Jandarma Komutanlığı'nda gösterdiği yararlılık ve sergilediği mesai ile bu sonucu yaratmış olabilir.

Başkent kulislerinde konuşulan bir diğer gerekçe, Irak operasyonun kapıya yaklaştığı bir dönemde Orgeneral Yalman'ın bölgeyi çok iyi tanıdığı tezidir. Ancak Orgeneral Başer'in son iki yılını Türkiye'nin Irak sınırını sorumluluk alanında bulunduran İkinci Ordu Komutanı olarak geçirmiş olması bu gerekçeyi önemli ölçüde çürütüyor.

TÜRBANLA İLGİLİ SÖZLERİ Mİ

Yine Ankara kulislerinde Orgeneral Başer'in geçen mayıs ayında ‘‘Ordu başörtüsüne karşı değil’’ şeklindeki bir konuşmasının da bu kararda rol oynamış olabileceği öne sürülüyor. Ancak Orgeneral Başar'ın sözleri dikkatli bir şekilde incelendiğinde, bunun Ordu'yu din düşmanı göstermek isteyen irtaci kesimleri hedef alan bir çıkış olduğu görülüyor.

Kulislerde dile getirilen bir görüş de, Orgeneral Başer ile Orgeneral Yalman arasındaki ekol farklılığının da bu tercihte rol oynamış olabileceği.

Edip Başer'in tümgeneral iken Başbakan Tansu Çiller'in askeri danışmanlığını yapmış olması tezi ise inandırıcı değil. Çünkü, Orgeneral Başer bu göreve kendi isteğiyle değil, karargáhın görevlendirmesiyle gitmiş ve Çiller'e mesafeli durmuştu.

Kulislerdeki bu tezlerin hepsi bu aşamada birer spekülasyonu aşmıyor.

Söylenebilecek olan tek şey, Genelkurmay Başkanlığı makamının, bu atamada takdir hakkını kullanmış olmasıdır.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!