GeriGündem 'İşte o zaman önünü kesebiliriz...' Dördüncü dalga geliyor mu? | Yeniden kapanma olur mu?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'İşte o zaman önünü kesebiliriz...' Dördüncü dalga geliyor mu? | Yeniden kapanma olur mu?

'İşte o zaman önünü kesebiliriz...' Dördüncü dalga geliyor mu? | Yeniden kapanma olur mu?

Aşılama oranlarının hızla artması ve normalleşme adımları ile birlikte pek çok kişi pandeminin artık biteceğine dair ümitli. Ancak hala aşılanmayan, sırası geldiği halde aşı olmayan kişi sayısı da oldukça fazla. Öte yandan delta varyantının tüm dünyada vakaları tırmandırdığı da bir gerçek. Peki 4'üncü dalga gelecek mi? Aşı oranımız bizi dalgalardan korur mu?

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, tam bitti diyecekken yeniden alevleniyor. Aşılanmadaki hız ve 17 günlük tam kapanma sonrasında vakaların da düşmesiyle normalleşme adımları atıldı. Vakalar 4 bin civarlarına kadar inmişken yeniden bir yükseliş gözlenmeye başladı. 17 Temmuz verilerine göre Türkiye'de 24 saatte 7 bin 666 vaka görüldü. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında da vakalarda bir yükseliş trendi hakim. Öyle ki; ABD’de bazı eyaletler maske zorunluluğunu tekrar getirdi. Koronavirüsün seyrini değiştiren varyantların yanı sıra aşı olma oranlarının da bu tabloda etkisi oldukça büyük.

Peki dördüncü dalga gelecek mi?

Uzmanlar dünyada dördüncü bir dalga görülmesinin sürpriz olmayacağını söylerken, Türkiye için de bayram tatiline dikkat çekti.

Prof. Dr. Derya Unutmaz: Dünya genelinde dördüncü dalganın görülme ihtimali kesinlikle var. Hatta dördüncü dalga kaçınılmaz durumda şu anda. Çünkü delta varyantı gerçekten şu ana kadar ki virüslerin en bulaşıcı versiyonu. Çok hızlı bulaşıyor ve dünyada birçok ülkenin de aşılanma oranları çok düşük. Şu an toplumsal bağışıklığa ulaşmış birkaç ülke var ve onun dışındakilerde virüs hızlı bir şekilde yayılıyor. Hatta daha önce çok az vakanın olduğu Tayland, Vietnam gibi ülkelere de çok büyük bir dalga geldi ve bu ülkelerdeki ilk büyük dalga. Tayland'da geçen aya kadar günde birkaç vaka görülürken, son zamanlarda yaklaşık on bini buluyor. Aşıların yetersiz olduğu ülkelerde delta varyantını kontrol etmek pek mümkün gözükmüyor. Ancak aşı olan yerlerde en azından virüsün önü kesilebiliyor. Bunun örneğini İsrail'de görüyoruz. İsrail'de de vakalarda artış var ama bu artış orantısal olarak çok daha düşük. Özellikle hem İsrail'de hem İngiltere'de olan artışlarda ağır hastalık ve ölümler orantısal olarak artmıyor.

Dördüncü dalganın Türkiye’yi de vurma ihtimali her zaman var. Türkiye son bir ayda çok hızlı bir aşı programı uygulayarak bir miktar bunun önüne geçebildi. Fakat hala toplumsal bağışıklık için yetersiz durumda. Toplumsal bağışıklığa ulaşmamız için en az iki ay süre var. Çünkü çoğu insanın ikinci doz aşıları yeni uygulanmaya başlandı. Türkiye'nin günlük bir milyon aşılamayı en az iki ay devam ettirmesi gerekecek ki iki doz aşı olan nüfus yüzde altmışlara ulaşsın. İşte o zaman önünü kesebileceğimizi düşünüyorum. Burada işin önemli bir kısmı halka da düşüyor. Açılma oldu ancak yine de kapalı ortamlarda maskenin takılması gerekiyor. Özellikle de bayram süreci çok tehlikeli olacak ve vaka sayılarında kesinlikle artış yaşanacak. Aşılamanın iyi gitmesinden dolayı dördüncü dalgada ortaya çıkan vaka sayılarının önceki dalgada olduğu kadar yükseleceğini düşünmüyorum.

İşte o zaman önünü kesebiliriz... Dördüncü dalga geliyor mu | Yeniden kapanma olur mu

Prof. Dr. Hacer Kuzu Okur: Koronavirüsün delta varyantı çok daha fazla bulaşıcı özelliğinden dolayı tırmanışta. Tüm dünyada normalleşme sürecinin başlaması ile unutulan önlemler delta pikinin yaşanmasına sebep olacak. Aşının yapılması çok önemli ancak tek başına yeterli değil. Yaz bitmeden tekrar kapanmalar olacak gibi gözüküyor. Türkiye için bayram ve devam eden yaz tatili dönemi maalesef çok tehlikeli sonuçların sinyalini vermeye başladı. Bireysel tedbirlerin ihmal edildiğini görmek dördüncü pikin habercisi. Virüslü hasta sayısındaki artış ve ağır klinik durumdaki hastalar ülkemize her alanda büyük sıkıntı yaşatacak. Aşıdan vazgeçmeyin, bayramda öpüşmeyin ve sarılmayın. Hatta grip benzeri şikayeti olanlar da PCR testi yaptırmak için gecikmemeli.

Prof. Dr. Neşe Saltoğlu: Son zamanlarda Avrupa’da vaka sayısı düşmüşken hasta sayısında tekrar yükselmeler bildirildi. İngiltere, Portekiz, İspanya, İsrail gibi ülkelerde koronavirüs, delta varyantı dediğimiz tipi ile hasta sayısında artış göstermekte. Ülkemizde de delta varyantı mevcut ve son günlerde koronavirüs vakalarında artış trendi gözlenmekte. Korkulan dünyada birçok ülkede sonbahar döneminde bir dördüncü dalga olasılığı. Dünyada böyle bir olasılık varlığında bütün ülkelerin etkilenmesi kaçınılmaz. Burada tek çare toplumsal bağışıklığın sağlanması yani aşılanan kişi sayısının toplumun yüzde 70’in üzerine hızla ulaşması.

Özellikle aşılanmamış kişiler arasında delta varyantı ile enfeksiyon gelişmesi söz konusu. Virüsün diğer tiplerine göre delta çok daha bulaşıcı ve bir kişi ortalama 6 kişiyi enfekte edebiliyor. Delta varyantı ile hastalanan gruplarda yoğun bakıma yatanlar sadece yaşlılar değil, genç popülasyon da bu nedenle yatabiliyor. Koronavirüs aşısı olanlarda varyantla karşılaşma sonucu hastalık geçirse bile hafif seyirli oluşurken, aşı hastaneye yatışı da, ağır hastalığı da önlemekte.

Aşı virüse karşı elimizdeki halen en etkili silah. BioNTech aşısının delta varyantına karşı daha etkili olduğunu yapılan çalışmalardan biliyoruz. Yaz mevsimi gelmesi nedeni ile kontrol önlemlerinin de, maske, mesafeye riayetin giderek azaldığını maalesef görüyoruz. 

Prof. Dr. Hakan Oğuztürk: Maalesef Covid-19 pandemisi yeni varyantlarıyla dünyada olduğu gibi ülkemizde de olumsuz etkisini devam ettiriyor. Virüs yaşamının devam gücü bizlerin sosyal hareketliliği ile doğru orantılı artıyor veya azalıyor. Vaka sayılarının istenilen seviyeye düşmemesi can sıkmakla birlikte aslında ben farklı pencereden bakıyorum. Temmuz ayı başından itibaren yeniden normalleşme sürecinin başlaması ile sosyal hareketliliğinde artması kaçınılmaz oldu. Eş zamanlı olarak delta varyantı da ülkemizde etkisini göstermeye başladı. Buna rağmen vaka sayıları düşmese de 5 bin 10 bin aralığında plato çizmekte. Hızlı yükseliş olmadan bu düzeyde kalmasının en büyük etkeni tabii ki her gün binlerce kişinin aşılanması ve bunun hızla devam etmesi. Biz böylece toplumsal bağışıklığa ulaşarak mevcut virüsler ya da olası varyantların yıkıcı etkisinden kendimizi korumuş olacağız.

Önümüzdeki süreçte başka mutasyonlar da görülebilir ama çözüm ve öneriler net. Hijyen kurallarına uyulmalı. Aşılama sırası gelenler tereddüt etmeden hemen aşı olmalı. Virüs ne kadar hızlı yayılırsa mutasyonlarda o kadar çok olacağından bu döngüyü kırma adına aşılama sürecine herkesin destek vermesi çok önem arz etmekte. Eğer aşılamaya destek ve süreç bu şekilde devam ederse tabii ki tam kapanma ülkemiz gündemine gelmez. Bu anlamda ben toplumsal bağışıklığı sağlayarak gireceğimiz önümüzdeki sonbaharın, 2020 yılı sonbaharından kısıtlamalar konusunda daha iyi ve konforlu geçeceğine inanıyorum. İnancıma destek sağlayacak en önemli parametreler ise; toplumun aşılamalara destek vermesi, bayramda maske mesafe ve temizlik kurallarının hiç aksatılmaması, açık alan dahi olsa kalabalık ortamlarda bulunmama ve oluşmasına neden olmamak şeklinde sıralanabilir. Özellikle gençlerimizin yakınları ile kesinlikle el öpme ve sarılma şeklinde bayramlaşmaması bu amaca ulaşmada bizlere pozitif katkı sağlayacaktır.

Prof. Dr. Faruk Aydın: Tedavide ve önlemede ciddi bir gelişme ve aşı haricinde başka silahımız yok. Dolayısıyla pandemi hızını kesmiş olmakla birlikte bütün dünyada devam ediyor. Dünya aşı politikası ise maalesef bütün insanlara eşit şekilde dağılabilecek ve eş zamanlı olarak aşılanabilecek bir üretime ulaşamadı. İnsandan insana geçerek yaşamını sürdüren bir virüs için hala çok fazla hassas insan var. Pandemiyi önlemenin en önemli stratejilerinden biri de onu aramızda yaşatmamak. Bunu da maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyarak, topluluklar oluşturmayarak ve aşı olarak sağlamak mümkün.

Ülkemiz özelinde baktığımızda aşılama oranımız şu an için yüzde otuz civarlarında. Hala çok fazla aşılanmamış insan var ve virüs hassas insanları bulup yaşamını sürdürmeye devam edebilir. Yeni varyantların oluşumunu engellemek için hızlıca aşılanmak ve virüsün aramızda yaşamasını engellememiz gerekiyor. Çünkü bu virüs insandan insana bulaşıyor ve insanlarda çoğalırken varyant oluşumunu sağlıyor. Bugüne kadar üretilen aşılar varyantlara karşı bağışıklığı da geliştirebilmekte ve önleyici bir görev üstlenmekte. Şayet varyant oluşumunun devam etmesi durumunda aşılardan da kaçabilen yeni varyantların oluşma riski var. Bu sebeple yeni salgınlar bizi bekliyor olabilir.

Tüm dünya için konuşmak gerekirse dördüncü dalganın oluşma ihtimali oldukça yüksek. Çünkü aşılanmamış toplum sayısı çok fazla. Türkiye'de ise yaz döneminde ciddi bir pik beklemiyorum ancak sonbahara girerken küçük bir pik görme ihtimalimiz var. Çünkü okullar, iş yerleri açılacak ve tekrar kalabalıklar oluşacak. 

Koronavirüs artık dünyada varlığını sürdürmeye devam edecek gibi görünüyor. Zaman zaman mevsimsel hastalık şeklinde karşımıza çıkacak. Ancak bunun için en az bir veya iki yıl gerekiyor. Yani pandemiyle mücadelede daha birkaç yıl daha yeni varyantların oluşmasını engellemek ve korunma yollarını izlememiz gerekiyor. Aksi halde eski normalimize dönmek için daha çok zamana ihtiyacımız olabilir. Herkesin aşılarını tam olarak yaptırması gerekiyor. Aşıların bugüne kadar ciddi yan etkileri olmadı ancak virüsün yan etkileri çok çok daha fazla. Aşı karşıtlarının bilimsel hiçbir kanıtları olmaması gibi aşı yaptırmamanın da pratik hiçbir kazancı yok.

Canlı Borsa - Altın Fiyatları - Döviz Kurları için Bigpara

False