Cinnah fısıltıları

Güncelleme Tarihi:

Cinnah fısıltıları
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 16, 2004 01:35

Yüksek Askeri Şura’da görevi ikinci kez 1 yıl uzatılan ve Harp Akademileri Komutan Yardımcılığı’ na atanan Korgeneral Köksal Karabay’ın istifası kafaları karıştırdı.

YAŞ’ta gizli kodlar

YÜKSEK
Askeri Şûra’da ikinci kez temdite giren İstanbul’daki NATO Kolordusu Komutanı Korgeneral Köksal Karabay’ın Harp Akademileri Komutanlığı Yardımcılığı’na atanınca istifa etmesi kafaları karıştırdı.

Bir korgeneralin emekliliği gelmeden istifa etmesi sıkça karşılaşılan bir durum değil. Ne olduğunu anlayabilmek için YAŞ’ın kamuoyunca çok iyi bilinmeyen bazı kodlarını çözmek gerekiyor. Bu kodların başında generallikte bir üst rütbeye terfi ederken, terfi listesinde kaçıncı sıranın alındığı kritik bir önem taşıyor.

Örneğin, albaylıktan tuğgeneralliğe, tuğ’dan tüm’e, tüm’den kor’a ve son olarak or rütbesine çıkışlarda alınan sıra, sonraki kariyer değerlendirmesinde tek başına belirleyici olmasa da yine de önem taşıyor. Özellikle birinci olmak, daha geride çıkanlara kıyasla önemli bir avantaj getiriyor. Bu yılki şûraya orgeneral adayı olarak giren 7 korgeneralden 5’i, 2000 YAŞ’ında tuğgenerallikten kor rütbesine yükselmiş olan subaylardı. Bu komutanlar 2000 YAŞ’ında şu sıralamayı izleyerek korgeneral oldular:

1) Korgeneral Işık Koşaner, 2) Korgeneral Hüseyin Göksu, 3) Korgeneral Ömer Keçegil, 4) Korgeneral Engin Alan, 5) Korgeneral İsmail Koçman

Bu arada, 1999 YAŞ’ında korgenearalliğe yükselmiş olan ve geçen yılki YAŞ’ta görev süreleri uzatılarak beklemede olan iki korgeneral daha vardı.

1) Korgeneral Köksal Karabay (1999 YAŞ’ında 1. sırada çıkmıştı.)

2) Korgeneral Ahmet Özteker (1999 YAŞ’ında 3. sırada çıkmıştı.)

Şimdi 7 aday arasından çıkan sonuca bakalım:

2000’de birinci sırada terfi eden Koşaner, 2004’te yine birincilikle or rütbesine yükseldi.

SÜRPRİZ İKİNCİ SIRADA

2000’de ikinci terfi eden Göksu emekliye ayrıldı. 2000’de 3. ve 4. sırada çıkan Keçecigil ve Alan’ın görev süreleri bir yıllığına uzatılırken, sürpriz: 2000’de 5. çıkmış olan Koçman ikinci sırada orgeneralliğe yükseldi. Geçen yıldan bekleyen Karabay ikinci kez temdit alırken, Özteker de emekliye ayrıldı. Karabay’ın istifası, dikkatlerin geçen yılki YAŞ’a çevrilmesine yol açtı. Karabay, 1999’da birincilikle yükseldiği için geçen yılki YAŞ’ta da en şanslı adaylardan biri olarak gözüküyordu. Temdit alması ‘dışarıdan’ bakan gözlemciler açısından sürpriz olmuştu.

Hatta, 2004 YAŞ’ında or rütbesine yükselecek generalin Genelkurmay Başkanlığı için önünün açık olduğu bilindiğinden, bu amaçla bekletildiği yorumları da yapılmıştı. Ancak son YAŞ’ta bu beklenti de karşılıksız çıktı. YAŞ toplantılarında Genelkurmay Başkanı önemli ölçüde söz sahibi. Geçen yılki temdit kararı ile bu yılki birleştiğinde Orgeneral Hilmi Özkök’ün farklı bir bakışa sahip olduğu anlaşılıyor. Oysa bir generalin önünü açmak için bir yıl temdite alınması Türk Silahlı Kuvvetleri’nde sıkça karşılaşılan bir durum.

Örneğin, 1992 yılında YAŞ’ta korgenerallikten orgeneralliğe geçiş sırası gelmiş olan Korgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu temdit almış, aynı yıl Hikmet Köksal ile Necati İkizoğlu orgeneral olmuşlardı. Görünüşte Kıvrıkoğlu’nun yükselemediği için mutsuz olması gerekirdi. Kıvrıkoğlu, bir yıl sonra 1993’te orgeneralliğe yükseldi ve bu çıkış ona 1998 yılında Genelkurmay Başkanlığı’nın kapısını açtı.

BEKLEME ODASININ AVANTAJI

Bir örnek de 2001 Şûrası’ndan verebiliriz. 2001 YAŞ’ına Korgeneral İlker Başbuğ ve Korgeneral Hurşit Tolon birlikte girdiler. (1997’de kor rütbesine Başbuğ 1., Tolon ise 2. sırada çıkmıştı.) 2001 Şûrası’nda Korgeneral Tolon birinci sırada orgeneral rütbesine çıkarken, Korgeneral Başbuğ temdit aldı. İlk bakışta temdite girmiş olmak Başbuğ açısından bir olumsuzluk olarak gözüküyor, değil mi? Oysa Başbuğ 2002 YAŞ’ında birinci sıradan orgeneral rütbesine terfi etti ve bu çıkış gecikmeli olsa da, yaygın beklentiye göre kendisine 2008 yılı için Genelkurmay Başkanlığı’nın önünü açmış gözüküyor.

Yani, bazen YAŞ’ta bekleme odasına konulmak, hemen birinci sırada terfi etmekten daha avantajlı olabiliyor.

Karamanlis Bıçakçı’dan hızlı çıktı

LEVENT Bıçakçı
başkanlığındaki Futbol Federasyonu’nun yeni yönetimi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı geçen hafta cuma günü ziyaret ettiğinde Türk Milli Takımı’nın Pire’de Yunanistan ile yapacağı Dünya Kupası maçına davet etti.

Ancak Erdoğan, ‘Sayın Kostas Karamanlis davet etti’ diyerek bir yandan Yunan Başbakanı ile ne kadar samimi bir ilişki içinde olduğunu bir kez daha gösterdi, diğer yandan da Federasyon yönetimini, ‘Sizden hızlı davrananlar var’ diye esprili bir dille ‘kıskandırdı.’

Görüşme kuşkusuz bu davetle sınırlı değildi. Çünkü ev sahibi başbakan da olsa, futbolla çok yakından ilgili bir isimdi. Gençliğinde profesyonel olarak top koşturan Erdoğan, Futbol Federasyonu’nun yeni yönetimine üç talimat vermekten de çekinmedi.

İLK TALİMAT DÜNYA KUPASI

İlk talimat davetle ilgiliydi.

Erdoğan, daveti aldıktan sonra, Türkiye’nin Portekiz’de yapılan Avrupa Kupası’nda olmamasından duyduğu mutsuzluğu ifade etti. Türk halkının da buna üzüldüğünü söyledi.

Sonra da yeni yönetime ilk hedefini gösterdi:

‘Almanya’daki 2006 Dünya Kupası’nda mutlaka olalım.’

Erdoğan, Almanya’da milyonlarca Türk vatandaşının yaşadığına da dikkat çekerek, buraya gitmenin o nedenle de önemli olduğunu söyledi ve hafiften sitem kokan bir tonla ekledi:

‘Bu kez milleti sevindirin.’

KUŞKULARI GİDERİP ADALETLİ OLUN

Erdoğan’
ın ikinci talimatı ise ‘geçmişle ilgili kuşkulara’ ilişkindi.

‘Adaletli ve adil olun’ diyen Erdoğan şöyle devam etti:

‘Geçmişte adaletin dağıtılmadığı, adil olunmadığı yolundaki bütün kuşkuları ortadan kaldırın.’

FUTBOL AİLE SPORU OLSUN

Son talimatını ise statlardaki ‘alışılmış koro’ ile ilgili verdi Başbakan. Statlardan küfürün silinmesini isteyerek şunları söyledi:

‘Futbol bir aile sporu haline gelsin; vatandaş oraya eşiyle, çocuğu ile gidebilsin.’

Erdoğan,
Federasyon’a bu üç talimatı verdikten sonra, ‘Bu üç şeyi yapın, benden, hükümetimden ne destek isterseniz vermeye hazırız. Yasaysa yasa, imkansa imkan. Yeter ki bunları yapın’ diye ekledi.

Akılda kalsın diye, Başbakan’ın talimatlarını bir cümlede şöyle özetlemek mümkün:

‘Dünya Kupası’na, küfürsüz statlarda, kuşkulardan arınmış adil bir yönetimle gidin.’

Fırçası yanında

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’ın makam arabasının içi, daha önce de Cola Turka ve gazete tercihleriyle Cinnah Fısıltıları’na konuk olmuştu. Son olarak ise Erdoğan’ın koltuğunun ön gözündeki saç fırçası da Cinnah Fısıltıları’nın objektifinden kaçmadı. Fotoğrafa bakılırsa Erdoğan, aracında saç fırçası bulunduruyor, arabasından inmeden önce de saçlarını tarıyordu. Ancak saç bakımının, düzenli bir görünümün masum araçlarından birisi olan ‘fırça’, Başbakanlık’taki gazeteciler açısından ‘mecazi’ bir anlam taşıyor. Çünkü araçtaki saç fırçası, Başbakanlık muhabirlerinin sordukları sorular nedeniyle sık sık Erdoğan’dan yedikleri azarlar ya da argo deyişle ‘fırçalar’ ile beraber düşünüldüğünde, ortaya ilginç bir ironi çıkıyor. Bu nedenle ‘fırça’nın, hep makam otomobilinin ön gözünde kalması, sadece saçını tarayan Başbakan’ı değil, muhabirleri de mutlu edecek.

Hasan TÜFEKÇİ
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!