Çayeli'nden öteye çaylaklar ötüye

Güncelleme Tarihi:

Çayelinden öteye çaylaklar ötüye
Oluşturulma Tarihi: Kasım 17, 2001 00:00

Hani ne derler, 'yazımız ses getirdi' mi ne, öyle bir şey derler... Yazım ses getirdi mi bilemiyeceğim ama yazımın yazı getirdiği kesin. İki hafta önceki ''Sadrazamın diplomasız sol 'master'ı: webmaster'' başlıklı yazımın ardından, hiç ummadığım kadar çok sayıda e.posta mesajı aldım. Geçmişe dönük istatistiki verilere sahip olmadığım için kesin olarak iddia edemeyeceğim ama sanırım e.posta adresli ilk ve tek yazar olduğum 1995 yılından bu yana, en çok tepki alan yazım belki de bu oldu. Tecrübe ile sabittir ki, bir yazı okurlar tarafından ne kadar beğenilirse beğenilsin, yazıya e.posta yoluyla gelen tepkilerin büyük çoğunluğu, olumsuz eleştirilerden oluşur. Ancak son yazıma yağan tepkiler arasında olumlu olanların, olumsuz olanlarla kafa kafaya olması, sanırım İnternet sosyetemizin bam teline bastığımın bir göstergesi.Olumlu tepkileri gönlümün bir köşesine saklayıp, olumsuzlara gelmek istiyorum. Olumsuz tepkilerin çok büyük bir çoğunluğu oradan buradan gördüğü (dikkatinizi çekerim okuduğu değil gördüğü diyorum, çünkü şu anda sözünü ettiğim kesim okuma özürlüdür) birkaç tasarım tekniği ve birkaç saatlik Microsoft FrontPage deneyimi ile kendini sadrazamın sol 'master'ı sananlardan geliyor. Yani tam da iki hafta önce eleştirdiğimiz kesimden. Dolayısıyla eleştiriye maruz kalan bir kesimden, eleştiri almak doğaldır deyip geçebiliriz.Olumsuz tepkilerin diğer bölümü ise her zamanki gibi önündeki metni, ne kadar açık bir şekilde yazılmış olursa olsun, kendi bildiği gibi okuyup medya düşmanı hislerine uygun yorumlayanlardan geliyor.Bu çığırtkanlara göre biz sözde, konuyla ilgili diploması olmayanların site mimarlığı yapmasına karşı çıkıyormuşuz. Yazımız Hürriyetim sitesinin arşivlerinde duruyor, dileyen okur... Eğer yazıda eleştirdiklerimin deneyim sahibi diplomasızlar değil, henüz okullarından bile mezun olmamış çaylaklar olduğunu ikinci okuyuşundan sonra bile anlayamayanlar varsa, diyecek bir şeyim yok...Okur-bakar yüzdesiTürkiye'nin bu acı gerçeğine bir zamanlar değinmiştim. Yeri geldi, acıyla bir kez daha anayım.Türkiye'de şu anda yaklaşık 2 milyon İnternet kullanıcısı var.Sayıları hızla artmasına ve giderek daha alt sosyo-ekonomik gruplara giren bireyler arasında da yaygınlaşmaya başlamasına rağmen, sözünü ettiğim 2 milyon İnternet kullanıcısının büyük çoğunluğu Türkiye'nin eğitim seviyesi ve alım gücü yüksek kesimlerinden geliyor.Türkiye'de gazete okurlarının sayısı ise 15 milyon civarında. Gazete okuru olan kesim her ne kadar genel nüfusun daha eğitimli ve kültürlü kesiminden geliyor olsa da, bu konuda İnternet kullanıcılarının şimdilik oldukça gerisinde.Yazılarımla ilgili aldığım e.mektuplara baktığımda, en az yüzde 85'inin okuduğunu anlamayan, anlama özürlü kişilerden geldiğini görüyorum.En kötümser sonuç: Eğer Türkiye'nin eğitim ve kültür açısından görece üst kesimlerinden gelen 2 milyon kişinin yüzde 85'i okuduğunu anlamayan kişilerden oluşuyorsa, Türkiye'de okuduğunu anlayacak seviyede olanların sayısı 300 bin kişi civarında.En iyimser sonuç: Hadi diyelim okuduğunu anlayanlar daha az e.mektup gönderme ihtiyacı hissediyorlar. Hatta ve hatta, okuduğunu anlayacak seviyede olanlardan sadece yüzde 50'sinin İnternet kullanıcısı olduğunu varsayalım. Bu durumda dahi Türkiye'de okuduğunu anlayacak seviyede olanların sayısı ancak 3 milyonu buluyor.Genel sonuç: En iyimser sonuçtan yola çıktığımızda bile, okuduğunu anlayabilecek seviyede olanların sayısı toplam gazete okurlarının ancak yüzde 20'sini oluşturuyor. Hadi Hürriyet okurlarının seviyesinin diğer gazetelerin okurlarından biraz daha yüksek olduğu gerçeğini de hesaba katalım ve okur-bakar yüzdesini yüzde 40'a bağlayalım. Vallahi halimize şükredelim, en azından yarım milyon okur-anlar okurumuz var.Uzaya asansörle bir iki...''NASA'nın Milenyum İki uzay asansörüne hoşgeldiniz sevgili yolcular. Ben kaptan asansör-pilotunuz Selami Kelle. Yeni Ufuklar Uzay Kolonisine varmadan önce ilk olarak ay katında duracağız. Toplam çıkış süremiz 5 saat olacak. Bu süre içerisinde önünüzdeki pencerelerden uzayın güzelliklerini seyrederek yolculuğunuzun keyfini sürmenizi dileriz''.Bu konuşmayı bir bilimkurgu romanı ya da filminden değil Amerikan Uzay Ajansı NASA'nın sitesinden aldım. Uzayın derinliklerine insan ve malzeme taşıyan uzay asansörü fikri, NASA bilimadamlarının önümüzdeki yüzyıl için düşündükleri ciddi bir proje. Uzay asansörü fikri, ağırlık merkezi dünyanın 35.786 km yükseğine denk gelen uzaya uzanan bir kablo ve kablo üzerinde yol alan elektromanyetik bir araçtan ibaret. Geleceğin uzay asansörü için günümüzde yapılan planlara göre, asansör kulesinin 50 km yüksekliğinde olması düşünülüyor. Kulenin yanlarında ise dört ya da altı asansör kablosu bulunacak. Hava şartları ve coğrafi nedenlerden dolayı kulenin ekvator bölgesinde kurulması gerekiyor.http://flightprojects.msfc.nasa.govHaftanın öncüsü Kerem GörsevSizlerden gelen önerileri dikkate alarak, tamamen kendi subjektif değerlendirmelerimle seçtiğim Egzantrik Öncüler Kulübü listesine eklenmeye hak kazanan beş yeni üye ve Haftanın Egzantrik Öncüsü şöyle:Aziz Nesin, Ayşe Arman, Can Yücel, Ali Sami Yen, Huysuz Virjin.Haftanın Egzantrik Öncüsü: 1967 doğumlu. İstanbul Devlet Konservatuuarı'na devam etti. Ünlü caz kulüplerinde çaldı. Ed Howards, Doris Troy, Allan Harris, Vinni Butler, Wynton Marsalis gibi ünlü cazcılara eşlik etti. Piyanonun uçan Türk parmakları dersek hemen anlayacaksınız: Kerem Görsev...Adaylarınızı ve aday gösterme gerekçenizi yurtsan@hurriyet.com.tr adresine bekliyorum.Kişiye özel 'jean' makinesiLevi's'ın kişiye özel cin makinesi ''Levi's Original Spin'' San Fransiskolular'ın yeni moda oyuncağı oldu. Kendi kotunuzu kendiniz yaratmak için önce bir bilgisayarın başına geçiyorsunuz ve model, kumaş, dikiş hatta favori fermuar tipinizi seçiyorsunuz. Daha sonra bilimkurgu filmlerinden fırlama metal bir odaya girip, bilgisayara vücudunuzun ölçülerini tarattırıyorsunuz. 45 dakika sonra tamamen size özel Levi's'ınız hazır. Hediyesi ise 70 dolar.http://www.levi.com/original_spin
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!