GeriGündem Bir İrlanda'dan bir Meksika'dan
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir İrlanda'dan bir Meksika'dan

22. Uluslararası İstanbul Film Festivali devam ediyor. Festivalde bugün de birbirinden ilginç filmler var. Günün filmlerine kısaca bir gözatalım istedik.İrlandalı Neil Jordan'ın Hırsız (The Good Thief) adlı çalışması iyi bir kara fim örneği. Meksikalı Arturo Ripstein Şehvetli Bakire'de ülkesine hınzır bir bakış atıyor. Bazıları Sıcak Sever ise günün sürprizi.

İYİ  BİR KARA FİLM ÖRNEĞİ: HIRSIZ

Crying Game (Ağlatan Oyun) adlı filmiyle sinemaseverlerin belleğine yerleşen İrlandalı yönetmen Neil Jordan, yine şaşırtıcı bir filmle festivalde. Jean Melville'in 1955 tarihli Kumarbaz Bob (Boble Flambeur) adlı filminin  yeni uyarlaması olan Hırsız'da (The Good Thief) Nick Nolte, Tcheky Karyo, Said Taghmaoui  gibi oyuncular yeralıyor. Hırsız ilgi çekici bir kara film örneği.

Amerikalı eski usta hırsız, uslanmaz kumarbaz ve eroin bağımlısı Bob Montagnet’nin talihi ve parası Güney Fransa’da tükenmiştir. Yasadışı bir kulüpte, eroinin etkisinde kafası bulanmışken, yerel bir muhabbet tellalı olan Remi tarafından tuzağa düşürülmüş genç ve güzel bir Doğu Avrupalı kızla, Anna’yla tanışır. Kulüp polisler tarafından basılınca Bob, yıllar ötesine uzanan özel bir bağla tuhaf bir şekilde kader birliği ettiği dedektif Roger’nin hayatını kurtarır. Bob son parasını da at yarışlarında kaybedip iyice dibe vurunca, yardakçısı Raoul onu, Monte Carlo’da yapmayı planladıkları ihtişamlı son bir soyguna katılmaya davet eder...  
 
RIPSTEIN'İN GÖZÜYLE MEKSİKA'YA FARKLI BİR BAKIŞ

Festival seyircisinin yakından tanıdığı yönetmenlerden biri olan Meksikalı Arturo Ripstein hayranlarını mutlu edecek bir film Şehvetli Bakire (La Virgen La Lujuria). Ripstein bu kez 1940’lı yılların  Meksika’sında dünyevi ve cinsel takıntıları araştırıyor.

“El Mikado” lâkaplı Ignacio Jurado içine kapanık, yalnız bir garsondur. Günlerini Ofelia Café ile kapsamlı porno fotoğraflar koleksiyonu arasında geçirir. Hayatı, beklenmedik bir biçimde kendi kendine zarar verecek düzeyde şevkatli olabilen İspanyol fahişe Lola’nın café’ye takılmaya başlamasıyla altüst olur. Ignacio ilk gördüğü anda bu fahişeye tutulur, Lola’nın aklı ise kendisiyle hiç ilgilenmeyen oldukça kaba saba bir güreşçidedir. Sadist yaradılışlı Lola, Ignacio’nun domine edilme eğiliminin farkına varır ve zalimliğini bu istekli aday üzerinde sergilemeye başlar. İlişkileri düzenli bir sapkınlığa dönüştüğünde, “El Mikado” Lola’nın kalbini tümüyle elde etmesini sağlayacağını düşündüğü fırsatı bulur: Francisco Franco’yu öldürerek devrimci maço bir kahramana dönüşecektir...

GÜNÜN SÜRPRİZİ "BAZILARI SICAK SEVER"

"Elveda" bölümünde sinema tarihinin efsanevi filmlerinden biri Bazıları Sıcak Sever (Some Likes It Hot) usta yönetmen Billy Wilder'ın anısına gösterimde.

Kurgusu, temposu ve esprileri ile kıpır kıpır bir film olan Bazıları Sıcak Sever'de  Marilyn Monroe, Tony Curtis, Jack Lemmon  başrolleri paylaşıyor.
 
14 Şubat 1929. Chicago’lu iki işsiz müzisyen Joe ve Jerry, kazara Sevgililer Günü Katliamı’na şahit olur. İki kafadar, Kürdan Çarli’nin rakip çetesini henüz temizlemiş olan Nemrut Colombo’nun adamlarına yakalanmamak için kadın kılığına girer ve kendilerini, bir kadın caz grubunun yeni üyeleri Josephine ve Daphne kimliğinde, alelacele Florida’ya gitmekte olan trene zor atarlar. Joe grubun şarkıcısı Sugar Kane’e âşık olup tembel ve zengin bir genç kılığında ona yaklaşırken, Jerry de hâlâ kadın kılığında dolaşmakta ve peşine takılan yaşlıca ama heveskâr bir milyonerle uğraşmaktadır. Ne yazık ki Miami’de kaldıkları otelin gangsterlerin toplantı mekânı olduğu ortaya çıkar. Joe ve Jerry, kimlikleri açığa çıkınca, gangsterler ve polisten kaçmak için akıllarını kullanmak ve bir dizi macera yaşamak durumunda kalır...

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle