BBC ve Reuters haksız

Güncelleme Tarihi:

BBC ve Reuters haksız
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 16, 2005 00:00

Başbakan BBC ve Reuters ile ilgili eleştirilerinde haklı. Ben “ lanetleme” kelimesine katılmıyorum, ancak Uluslararası kuruluşların artık PKK’ dan milis veya gerilla gibi kelimelerle söz etmekten kurtulmaları gerekiyor. Zira PKK terör yapıyor ve PKK’lılar da terörist kategorisindedirler.Başbakan’ın İngiliz BBC ve Reuters ajansı ile ilgili olarak yaptığı eleştiriye katılıyorum. Bu iki İngiliz kuruluş, PKK’lılardan mili gücü veya gerilla olarak söz ediyor. Londrayı vuran islamcılara ise terörist diyor.Kimdir terörist ?Masum insanları öldürenler değil midir ?Ne gerekçeyle olursa olsun, hangi ideoloji ,dava veya din uğruna olursa olsun, insan öldürenlere terörist denir.Hele bugün reformcu adımlar- belki uygulama yeterince hıslı gitmiyor, ancak yine de önemli aşamalardan geçiliyor- atan Türkiye’ de uzaktan kumandalı mayın patlatıp insan öldürenlere terörist denir.Bunlar halk savaşçısı değillerdir...Başbakanın BBC ve Reuters’ i “ lanetlemesine” katılmıyorum. Bu, amacını aşan bir kelimedir. Ancak eleştirisinde yerden göğe kadar haklıdır.X x xÖNEMLİ OLAN MERAMINI İYİ ANLATABİLMEKTİRAbdüllatif Şener’ in yabancı sermaye ile ilgili demeci, geçen haftaya damgasını vuran gelişme oldu. Şener son derece kibar, esprili, hoş bir insandır. Aşırılıkları olmamıştır. Kamu oyuna güven veren bir isimdir. Bundan dolayı, söyledikleri çok dikkat çekti. Üstelik, Başbakan yardımcısı ve paraya yön veren bir ismin, Yabancı Sermaye’ye ters bakması büyük yankı yarattı.Şener’ in demecini bende okudum.Anladığım, daha doğrusu sözlerinin bende yarattığı izlenim, Yabancı Sermaye’ nin tehlikeli olduğu ve alanları sınırlanmazsa, Türkiye’ nin felaketiyle sonuçlanacağı şeklindeydi.Çok şaşırdım.Hele Şener’ in, medya’ ya Yabancı Sermayenin girişini yüzde 25 ile kısıtlayan yasadaki imzasını da bu demecin yanına koyduğunuzda, karşımıza çıkan tablo, Bakanın yabancılara olumsuz baktığı şeklindeydi.Şener sözlerini yalanlamadı, ancak “ yanlış anlaşıldığını” açıkladı.Başbakan, kibar bir dille- Şener’ i yalanlamamış olmak için- “ Sözleri yanlış anlaşıldı “açıklamasını yaptı. Diğer bakanlar da hemen sıraya girdiler: Valla billa biz Yabancı Sermayeye karşı değiliz, demeçleri verildi.Ne olursa olsun, Şener’ in sözleri, Yabancı Sermaye çevrelerinde son derece olumsuz bir yankı yaptı. İnsanlarda ” AKP’ nin kafasının arkasında Yabancı Sermaye karşıtlık var. Bugün mecbur kaldıklarından dolayı göz yumuyorlar. Bir an gerçek niyetleri ortaya çıkıveriyor. “ izlenimi doğdu.Başbakan da “ Biz dağ taş dolaşıp, yabancıları yatırım yapmaları için ikna etmeye çalışıyoruz. Göbeğimiz çatlıyor” derken, Şener’in sözleriyle – ne kadar yanlış anlaşılmış olursa olsun- hiçbir şekilde hemfikir olmadığını gösteriyordu. Türkiye’nin geçtiği ekonomik darboğazda, tek kurtuluşunun yabancı sermaye olduğunu bilen herkes hem şaşırdı, hem de korktu.Şener de, ekonominin kırılganlığını bildiğinden dolayı, pek içten olmasa dahi, “ yanlış anlaşılma” zırhına sığındı ve sustu. Şener gerçekten Yabancı Sermaye’nin bir kesiminden korkuyor ve buna karşı çıkıyorsa, o başka bir sorun. Ancak, hala yanlış anlaşıldığına inanıyorsa, o zaman birçok politikacımızdaki sari bir hastalıktan müzdarip olduğunu söyleyebilirim.Buna da “Meramını açıkça anlatamama” hastalığı diyebiliriz.Hiçbir zaman “yanlış anlaşılma” diye birşey yoktur.“ Kendini yanlış veya eksik anlatma” vardır.Siyasilerimiz iyi bilmelilerdir ki, yanlış anlaşılmamak için, dikkatli konuşmak, doğru kelimeleri seçmek ve mümkün olduğu kadar az konuşmak şarttır.Önemli olan, kamu oyunun sizleri nasıl algıladığıdır. Yanlış algılıyorsa, bunun kabahati, o sözleri söyleyendedir. Demek ki, kendilerini iyi anlatamamışlar demektir. Kabahat “ yanlış anlayan” halkta veya gazetecide değildir.xxxRTÜK’E, SONRADAN PİŞMAN OLUNACAK BAŞKAN SEÇMEYİNRTÜK değişiyor. Partiler adaylarını seçtiler. Şimdi sıra kendi aralarından bir Başkan çıkarmaya kaldı.RTÜK bu ülkenin en önemli kurumlarından biridir. Bundan dolayı, başına geçecek olan kişinin nitelikleri çok büyük önem kazanmaktadır.RTÜK Başkanı, mutlaka yabancı dil bilmelidir. Dünya’ daki gelişmeleri takip edebilmeli, vizyonu olmalı ve en önemlisi Televizyondan anlamalıdır.Çoğunluğa bakılacak olursa, yeni Başkan AKP’ kadrosundan çıkacaktır.AKP’ lilere rica ediyoruz. Lütfen, Başbakanın veya bir başka kişinin arkadaşını seçmeyin. Seçeceğiniz kişinin niteliklerine bakın.Eğer dünya’ya kapalı, muhafazakar, dini değerleri ön plana çıkarmaya çalışan, TV ile hiç ilgisi olmayan bir kişi seçilirse, kısa bir süre sonra kavga başlayacak demektir. Bizim ihtiyacımız olan kişi, bu kurumun kuruluş amacı sayılan “ yönlendiriciliği” benimsemeli, Türk toplumuna yeni bir elbise diktirmeye kalkmamalıdır. Yasaları dar şekilde yorumlayan kafalara ihtiyacımız yoktur. Avrupa Birliğine doğru yola çıkan Türkiye’ ye aşırı milliyetçi, aşırı muhafazakar veya dini değerleri en ön planda tutan değil, aksine liberal, açık fikirli bir RTÜK yapısına ihtiyaç vardır.RTÜK hayatı bize zehir edebilir. Ancak, bizde RTÜK’e hayat hakkı vermeyiz. Gereksiz bir savaş yaşarız.XxxCADDEBOSTAN PLAJINA KAVUŞTUK...Kadiköy belediye başkanı Selami Öztürk’e bizim kuşağın büyük bir teşekkürü var. Caddebostan plajının yeniden açılmasına ön ayak oldu.Caddebostan bizim gençliğimizin önemli bir sembolüydü.Ö dönemde Erenköy’ de otururduk. Atlı araba çağırılır ve ailece hep birlikte plaja gidilirdi.İçi ıslak ve daracık kulübelerde soyunup kendimizi kumlara atardık.Hala gözlerimin önündedir. Bir köşe’ de güreş tutanlar, yüzleri gözleri kumdan görülmez şekilde birbirlerini yerden yere vururlardı. Güreşmek hem erkek erkeğe eğlenmenin bir simgesi, hem de etraftaki genç kızlara gösteri merakıydı. Bir başka köşede, sıcak kumla örtünmüş, ancak başının tepesine dikilmiş bir şemsiye ile kendini koruyan yaşlılar olurdu.Bir kıyamettir kopardı.Hele haftasonları durum daha da karışırdı. Kabin bulunamadığından dolayı, önceden abone alınır ve mahalledeki tanıdık çocuklar da beraberce götürülürdü.Plajın biraz açığında bir kaya vardı. Yüzerek oraya kadar gitmek ve geri dönmek bizim gibi çocuklar için büyük bir olaydı.Caddebostanın yeniden İstanbula kazandırılması olayında tabii, Selami Öztürk gibi, Büyükşehir belediyesi ve İSKİ’ye de teşekkür borcumuz var.XxxETHEM SANCAK, ÇOK DOĞRUYU SÖYLÜYOR...Bazı iş adamları vardır çok doğru şeyler söylerler, ancak dedikleri yeterince ilgi uyandırmaz. Ya cümlelerini çarpıcı şekilde düzenleyemezler veya kafaları karışık olduğundan dolayı mesajları anlaşılmaz.Son dönemlerde sık sık karşılaştığım bir kişi var ki, her dinlediğimde daha çok beğeniyorum: Koç- Ata- Sancak Çiftliği Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak.Sancak kadar fikrini iyi anlatan ve daha da önemlisi çarpıcı şekilde yansıtan çokaz insanımız var.Geçenlerde, Garanti Bankası’ nın Dünya Gazetesiyle birlikte düzenlediği “ Anadolu Sohbetleri” dizisinin Van toplantısında, yine son derece doğru sözleri, son derece çarpıcı şekilde aktardı:“Köylü eşittir oy deposu. Köylü eşittir çiftçi. Çiftçi eşittir teşvik. Teşvik eşittir rüşvet yöntemiyle, Türkiye’ de tarım ve hayvancılık sürekli geriletildi...300 bin damızlık inek ithal edildi. Hepsinden kavurma yapıldı.Hiçbiri kalmadı...Dünya’ da 2 insana bir hayvan düşerken, Türkiye’ de 1 insana 1.3 hayvan düşüyor...”Siyasilerimizin köylüyü- çiftçiyi oy deposu olarak gördüğünü, bunun için de gerçek teşvik yerine, rüşvet dağıttıklarına dikkat çekti.En doğru saptamada bulundu.Fırsatını bulursanız, Ethem Sancak’ı mutlaka dinleyin.XxxHAVADA REKABET ÖNLENMEMELİ...Hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda Atlas Jet’in Ankara’ya uçuşu THY’nin başvurusu üzerine engellenmişti. Gerekçe Atlas Jet’in slot izninin olmayışıydı. Böylece slot kavramından haberdar olmuştuk. İşin garibi bir havayolu şirketinin uçuşu için gerekli izin anlamına gelen slotu bir başka havayolu şirketi olan THY veriyordu.Bu adaletsizlik çözüldü ve slot verme hakkı bu olaydan sonra Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın müdahalesi ile THY’den alındı. Ancak sıkıntılar hala devam ediyor. Atlas Jet bu defa da Sivas’a uçmaya karar verdiğinde, karşısında yine slot duvarını buldu. THY bir devlet kuruluşu olarak “kollanmak” mı isteniyordu? Kriz için devreye bu defa da hükümetin Sivaslı Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener girdi ve önce “THY ile aynı gün ve diğer günlerde de aynı saatte uçmaması kaydıyla” izin verileceği söylendi. Ancak yerel basının tepkisi üzerine bu şarttan vazgeçildi ve Atlas Jet’in Sivas’a uçmasına izin verildi.İnsan, ister istemez bu nasıl serbest piyasa ekonomisi diye düşünmeden edemiyor. Zira Atlas Jet Sivas’a THY’den 40 milyon lira daha ucuza uçuyor. Biz yolcular açısından rekabet ve kalite önemli. Parayı kimin kazandığı değil. THY de kendisine çeki düzen vermeli ve serbest piyasa ekonomisinin gereğini yerine getirerek haksız olmayan bir rekabete girmeli.Şimdi bu rekabetin püf noktası Ankara’da kilitleniyor. Zira Ankara ile İstanbul arasında hala THY dışında hiç bir havayolu şirketi uçamıyor. Bu olayda son derece sağduyulu davranan Sayın Bakın Yıldırım için “havada rekabet” sınavı Ankara’dan geçiyor.XxxBIÇAKÇI, DÜZGÜN İŞLER YAPIYORİlk seçildiğinde her kafadan bir ses çıktı.Futbol Federasyonu Başkanı Levent Bıçakçı çok hırpalandı. Spor medya’ sının dışında çok tanınmayan bir isimdi. Bizler de , yeni başkanı kuşkuyla izledik. Ancak aradan aylar geçtikçe, düzgün bir insanla karşı karşıya olduğumuz izlenimi yaygınlaştı. Ben, bir seyirci olarak bu kanıya vardım.Büyükler ne derlerse desinler, havuzda yapılan değişiklik doğruydu. Rekabet varsa, iyi sonuç alan daha iyi para kazanmalıydı.Hele yıllardan beri, çoğunluğun şikayet ettiği, ancak korkudan kimselerin( bazı cesur yazarın dışında) ağzını açamadığı İstiklal marşı konusundaki karar da son derece yerinde oldu.Lig maçlarında Milli Marşın söylenmesi, çirkin tezahüratlar arasında, sırf günah savar gibi yerine getirilen bir işleve dönüşmüştü. Milli Marşın ulvi’liğini, Milli Marşların Milli maçlarda söylenmesinin anlamını unuttuk. Güzelim Milli marşı, birbirine galiz küfürler sallayan taraftarların malzemesi durumuna soktuk.Bıçakçı cesaretli davrandı ve bir yanlışı düzeltti.Şimdi, her klüp kendi için hazırlatacağı şarkıyı söylemeli. Marşı olmayanlar için, şarkı yazarları ve müzisyenler şarkılar üretmeliler.Aferin Bıçakçı’ ya...
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!