Baykal: "Açılım politikası tıkandı"

Güncelleme Tarihi:

Baykal: Açılım politikası tıkandı
Oluşturulma Tarihi: Ekim 25, 2009 13:38

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümetin açılım planlarının uygulamaya konulamayacağının toplumun gösterdiği tepkiyle ortaya çıktığını belirterek, “Büyük bir iddiayla büyütülmekte olan bir politikanın tıkandığı ortaya çıktı. Halkın tepkisini gördüler ve bunu sürdüremeyeceğini anlayan iktidar frene basmıştır” dedi.

“Millet manzarayı görmüş ve kararını almıştır” diyen Baykal, “Hükümet de buna teslim olmak zorunda kalmıştır. Devam edemez. Artık bu sürdürülebilir bir şey değildir” diye konuştu.

Deniz Baykal, Döşemealtı Belediyesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Yağlı Güreşler'e katılmak üzere havayoluyla memleketi Antalya'ya geldi. Baykal'ı Antalya Havalimanı VIP çıkışında Antalya milletvekilleri Hüsnü Çöllü, Tayfur Süner, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, Konyaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek, CHP İl Başkanı Ömer Melli ve partililer karşıladı.

Baykal, VIP kapısı önünde gazetecilerin Türkiye'ye gelen PKK'lıların karşılanış biçimi, serbest bırakılmaları ve ardından başlayan tartışmalara ilişkin sorularını yanıtladı. Baykal, “Tabii bu uzun süreden beri büyük bir iddiayla büyütülmekte olan bir politikanın tıkandığının ortaya çıkmasıdır. Hiç şüphe yok geldiğimiz noktada artık iktidar, açılım politikasını daha ileri taşıma imkanını bulamamıştır. Bu önemli bir noktadır” dedi. Baykal, şöyle devam etti:
“Burada sorulması gereken şu; Acaba ne olmuştur da bu sıkıntı ortaya çıkmıştır? Taraflar kendi aralarında anlaşamamışlar, uzlaşamamışlar, bir mutabakat sağlanamamış ya da sağlanan mutabakat uygulanamamış ondan mı olmuştur? Bunun anlaşılması büyük önem taşıyor. Şu çok açıktır ki taraflar arasında bir uzlaşma sıkıntısı yoktur. Ne yapacaklarına birlikte karar vermişlerdir. Birlikte bir eylem planı hazırlamışlardır. Bunu uygulamaya gayret etmektedirler. Ama bu eylem planının daha ilk adımında ortaya çıkan toplum tepkisi, halk tepkisi, millet tepkisi, sokak tepkisi bu anlaşılan programın uygulamaya konulamayacağını ortaya koymuştur.”

‘HÜKÜMET FRENE BASTI’

Açılım konusunda hükümetin frene bastığını savunan Baykal, “Yani kendi aralarında bir ihtilaf çıkmış değildir. Her iki taraf ne istediğini, ne vereceğini bilmiştir. Tarihlerde bir sıkıntı yoktur. ‘Bu yeterli değil biz bunu kabul etmiyoruz’ tartışması değildir. Anlaşmışlardır. Anlaştıkları programı uygulamaya kalkmışlardır, ilk adımda bunun halk tarafından nasıl bir tepki yarattığını görmüşler ve iktidar bunu sürdüremeyeceğini anlamış ve frene basmıştır. Şimdi bu sürpriz midir? Bu noktaya gelmiş olması şaşırtıcı mıdır? Kesinlikle değil. Başından beri biz bunu anlatıyoruz. Böyle bir noktaya gelmiş olmanın temelinde ne yatıyor? Temelinde hükümetin terör karargahı ile uzlaşma arama anlayışında yatıyor” diye konuştu.

Terör örgütüyle müzakere ederek terör sorununun çözülemeyeceğini vurgulayan Baykal, “Bu konuda ilk adım Başbakan'ın DTP'nin terörü reddetmemesi, teröre karşı çıkmamasına rağmen onunla bu konuyu müzakere kararını aldığı ya da almak zorunda kaldığı andan itibaren yanlışa sürüklenilmiştir. Yani hükümet terörle müzakere ederek terörü ortadan kaldırmayı sağlıyor. Böyle bir şey olamaz. Müzakerede hiçbir zaman terörün tümüyle reddedilmesine yönelik bir talep yoktur. Ne hükümet böyle bir talep yapmıştır. Ne de karşı taraf böyle bir kabulde bulunmuştur. Herkes terör elde değil diyor. Terör olacak ama ‘Gel biz başka işleri konuşalım’ böyle bir şey olmaz. Terör devam ettiği sürece başka işleri konuşmaya kalkarsan bunu kimseye anlatamazsın” dedi.

‘İŞİN ÖZÜ YANLIŞ’

Açılım konusuna ve PKK gruplarının geri dönüşüne halkın ilk başlarda olumlu baktığını, fakat şimdi gerçekleri anladığını kaydeden Baykal, şöyle konuştu:
“Gelenlerin PKK'nın temsilcisi olarak geldiklerini, vazgeçerek şikayetçi olarak artık terörü bir kenara bırakarak, normal bir hayat yaşamak üzere Türkiye'ye gelme kararında olmadıklarını, terörün adına elçi olarak geldiklerini, terör iddiasını sürdürmeye devam ettiklerini gördüğü anda bunun uygulanabilir bir tarafı olmadığını davranışı ile ortaya koymuştur. Bugün gelinen nokta bu yanlışın taşıdığı noktadır. Efendim ‘İşte şov yaptılar, şark kurnazlığı yaptılar’ Bunların hepsi boş laftır. İşin özü yanlıştır. İşin özünün yanlış olduğunu milletimiz anlamıştır. Biz zaten millete bunu anlatmaya çalışıyoruz. Ama insanlar ‘acaba’ diye biraz daha iyi niyetle bakıyordu. Bizim milletimiz gözüyle düşünür. Manzarayı görmüştür ve kararını almıştır. Hükümet de buna teslim olmak zorunda kalmıştır. Devam ederse kendisi bilir. Devam edemez. Artık bu sürdürülebilir bir şey değildir.”

ŞİMDİ NE OLACAK?

Bundan sonra izlenecek yol haritasına ilişkin değerlendirmeler de yapan Baykal şöyle dedi:
“Peki ne olacak şimdi? Yapılması gereken şey çok açıktır. Hükümet gözünü PKK'ya dikmeyecek. Hükümet gözünü İmralı'ya dikmeyecek. Hükümet gözünü Kandil'e dikmeyecek. Hükümet gözünü Güneydoğu Anadolu'ya, orada yaşayan Kürt kökenli milyonlarca vatandaşımıza dikecek. O vatandaşlarımız hiçbir zaman terörü destekleyen vatandaşlarımız değil. Terörden memnun olan, PKK'ya destek veren insanlar değil. Onlar barış istiyorlar, kanunların işlediğini görmek istiyorlar. PKK, ‘Kepenkleri indir’ diyor. Vatandaş memnun değil ama direnemiyor. Şimdi hükümet muhatap olarak PKK'yı alınca vatandaş artık PKK'ya teslim olmak zorunda kaldı izlenimini almaya başladı. Bu yanlıştır. Bu izlenen politikanın en temel yanlışlarından birisidir. PKK'yı istemeyen Kürt kökenli insanlarımızın önüne hükümet kendisi muhatap aldığı için terörü koyma durumunda olmuştur. Bu yanlıştan vazgeçilmelidir.”

GÜNEYDOĞU'YA YATIRIM ŞART

Hükümetin gözünü vatandaşa çevirmesi gerektiğini kaydeden Baykal, şunları söyledi:
“Vatandaşın ihtiyacı ortadadır. Vatandaş iş istiyor. Orada olağanüstü korkunç bir işsizlik yaşanıyor. Aileler çökmüş durumdadır. Kalabalık aileler, 11 tane çocuk, işsiz bir baba. Böyle bir tablonun içinde elbette terör yetişir. Buna engel olmak lazımdır, orada ailelere iş vermek lazımdır. Güneydoğu'ya iş vermek lazımdır. Güneydoğu'ya iş vermek için de ‘Özel sektöre teşvik vereceğiz onlar gelsin yatırım yapsınlar ben de onlara teşvik vereyim’ demek yetmez. Bu yaşandı, görüldü. Teşvik yolsuzlukları besliyor. Yapılması gereken şey doğrudan gidip devlet orada yatırım yapacaktır. Güneydoğu'da bir kalkınma politikası bir yatırım politikası, bir istihdam politikası izlenecektir. İnsanlar iş bulabildiklerini göreceklerdir. Aynı şekilde gençlere bir gelecek umudu koyacaksınız. Onlara en iyi okulları koyacaksınız. Öğretmensiz okullar, dershane yok, kurs yok. Yabancı dil yok, matematik yok, fen yok. Sınavlarda hepsi dökülecek. Kendi okulunda birinci olacak, dışarıda sıfır almak durumda kalacak. Böyle bir tablo olamaz. Bunu değiştireceksiniz. Oradaki çocukları Türkiye'yi yönetebilir çocuklar haline getirecek, eğitimi onlara vereceksiniz. Parasız vereceksiniz. Türkiye'nin en iyi okullarını Güneydoğu'ya taşıyacaksınız. Güneydoğu'daki insanların dışlanmışlık duygusunu yeneceksiniz. Onların Türkiye'nin bir parçası olduklarını hissetmeleri için gerekli anlayışı vereceksiniz.”

‘HALKA SAHİP ÇIKARSANIZ PKK TECRİT OLUR’

“PKK'yı tatmin ederek siz halkı ancak PKK'ya teslim edersiniz” diyen Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“PKK ile uzlaşarak halka ‘Benim muhatabım PKK'dır’ mesajını veriyorsunuz. Yapılması gereken şey halka yönelmek, halka karışmak. Halka sahip çıktığınız zaman PKK'yı tecrit edersiniz. Şiddetle dışlarsınız. Yapılması gereken bu. Bunun tam tersini yaptılar. PKK'yı muhatap aldılar, PKK ile uzlaştılar. Dolaylı olarak uzlaştılar ve de dışarıdan önlerine getirilen politika da oydu. Onu uyguladılar yanlış olan da odur. Şimdi onun ne anlama geldiğini vatandaşımız gördü. Evladını şehit edenler bir kahraman gibi gelip sınırda bütün devlet teşkilatı tarafından selamlanıyor, karşılanıyor, aklanıyor. Elini kolunu sallayarak geçiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bunu kabul ettirebilir misin? Yanlış bu. Bu bir şark kurnazlığı, şov meselesi değil. Bu yanlış. Bu yanlış olursa elbette herkes şov da yapar, büyük bayram da yaşar. Nasıl yaşamasın, 25 yıl Türkiye ile mücadele etmiş, şimdi Türkiye bütün müsteşarlarıyla, devlet yönetimiyle onu karşılıyor, mahkemeler, savcılar yarış yapıyorlar tahliye etmek için. Böyle bir şey olur mu, millet bunu hazmeder mi? Şimdi artık bu tıkanmıştır. Bunun sürdürülmesini yanlış olduğu görülmeye başlanmıştır. Umut ediyorum ki Hükümet de görecektir. Yapılması gereken şey doğru istikamete yönelmektir.”

BAŞBAKAN'LA ‘KAYIT’SIZ GÖRÜŞMEMEK ÇOK DOĞRU BİR KARAR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın görüşme talebini reddederek çok doğru bir karar aldığını da belirten Baykal, “Bu konulardaki ısrarımızın ne kadar doğru olduğu yaşanan olaylarla kanıtlanmıştır. Ve bizim de görüşmeyerek, daha doğrusu görüşmeyi televizyonların kayda alması şartına bağlayarak ne kadar doğru davrandığımız açıkça ortadadır” dedi. CHP'yi hiçkimsenin bu konudu suçlama imkanına sahip olmadığını söyleyen Baykal, “Yazdığımız mektupta bu yanlışı anlattık. Eğer bizimle görüşmüş olsaydı görüşmemizde bunu anlatacaktık. O konuda bir tereddüt yaratmak istedikleri zaman da çıkarıp televizyonu herkesin önüne koyacaktık. Bunu göze alamadılar. Türkiye bu sorunu mutlaka aşar. Bu kurgu yanlıştır, yanlış bir planlama, yanlış bir yaklaşımdır. Ve yapılan yanlış milleten dönmüştür” diye konuştu.

Deniz Baykal, Albay Dursun Çiçek'le ilgili soruları ise “Bu kadar yeter” diyerek cevaplandırmadı.
Baykal, beraberindeki partili grupla birlikte kahvaltı yapmak için 7 Mehmet Restoran'a geçti. Baykal, burada partililerle birlikte öğle yemeği yedi. Yemeğin ardından ise Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in 48'inci yaş günü kutlandı. Böcek, Baykal'ın yanında kendisi için hazırlanan pasta üzerindeki mumları üfledi. Baykal, bir süre önce anjiyo olan Böcek'e, “Hadi bakalım ciğerini görelim” diyerek espri yaptı. Daha sonra Böcek'i öperek kutladı. Baykal, bu programın ardından Döşemealtı Belediyesi'nin yağlı güreş etkinliğine katılacak.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!