Artık ‘yeşşe’miyor

Güncelleme Tarihi:

Artık ‘yeşşe’miyor
Oluşturulma Tarihi: Ocak 12, 1999 00:00

Haberin Devamı

Öztürk Serengil'in, maceradan maceraya koşarak geçirdiği hayatı son buldu.

Sinema sanatçısı Öztürk Serengil, dün saat 12.45'te evinde vefat etti. Tedavi gördüğü Central Hospital'dan bir hafta önce taburcu edilerek evine gönderilen Öztürk Serengil, daha önce beyin ödemi nedeniyle iki kez ameliyat olmuştu. 68 yaşındaki Serengil, antiödem tedavisine yanıt alındığı halde bir türlü sağlığına kavuşamadı.

Beynindeki ödem nedeniyle fenalaşarak hastanede tedavi altına alınan ve günlerce komada kalan sinema sanatçısı Öztürk Serengil, dün saat 12.45'te evinde vefat etti. Tedavi gördüğü Central Hospital'dan bir hafta önce taburcu edilerek evine gönderilen Öztürk Serengil, daha önce beyin ödemi nedeniyle iki kez ameliyat olmuştu. 68 yaşındaki Serengil, antiödem tedavisine yanıt alındığı halde bir türlü sağlığına kavuşamamıştı. Serengil'in cenaze namazı, yarın Erenköy Galippaşa Camii'nde kılınacak olan ikindi namazından sonra kılınacak.

Beynindeki ur nedeniyle yaklaşık dört yıl önce ilk ameliyatını geçiren Öztürk Serengil, son olarak Müjdat Gezen'in sahnelediği ‘‘Hababam Sınıfı’’ adlı tiyatro oyununda sahneye çıkmıştı. Sanatçı dostlarının vefasızlığından yakınan Serengil'i, ölüm döşeğinde sadece kızı Seren Serengil, eski eşi Nevin Teoman ve yeni eşi Seija Mirja ile kendisine 58 yaşında baba olma mutluluğunu yaşatan kızı Seray yalnız bırakmadı.

Central Hospital'daki doktorlar, beyinde oluşan urun kansere dönüştüğünü, ameliyatların urun büyümesinin engelleyemediğini ve ünlü sanatçının hayatından umut kestiklerini belirterek bir hafta önce taburcu etti. İyi olma umudunun kalmadığını bilen ailesi de Serengil'i bir an olsun yalnız bırakmıyordu. Bir haftadır gece-gündüz başında nöbet tutan Serengil Ailesi, dün beklenen sonun gelmesiyle yıkıldı.

Babasının ölümünü gören genç sanatçı Seren Serengil, fenalaştı. Evi bir anda hayranlarıyla dolan Öztürk Serengil için, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iş, sanat ve politika dünyasından telefon ve telgrafla taziyetler yağmaya başladı. Başbakan Mesut Yılmaz da, hemşehrisi olan Öztürk Serengil'in ölüm haberi üzerine Serengil Ailesi'ni arayarak çok üzgün olduğunu belirti.

İNÖNÜ'YE YEŞŞE DEDİRTTİ

1930 yılında Artvin'de düryaya gelen sinemaya adım atmadan önce resim sanatıyla uğraşan Öztürk Serengil, bir süre Babıali'de Ressam Cemal'in yanında çalıştı. O sıralarda Ses Tiyatrosu'na bir dekor yardımcısı arandığını gazetelerdeki ilanlarda görüp başvuran Serengil, daha sonra aynı tiyatroda dansçı olarak yer aldı. Serengil, 1954 yılında askerden döndükten sonra hayatının 35 yılını vereceği sinemaya ‘‘Üçüncü Kat Cinayeti’’ adlı filmle adım attı. Sinemada önce ‘‘kötü adam’’ karakterlerini canlandıran Serengil, sevimli hareketleri ve mimikleriyle bir anda komedinin aranan ismi oldu. ‘‘Yeşşe’’ ‘‘Kelaj’’ gibi sık kullandığı sözcüklerle özdeşleşen Serengil, bir anda dikkat çekip star olan oyunculardan olmadı. Şöhrete yavaş yavaş uzun vadede ulaştı.

Bir dönem ‘‘Türk Dilini bozduğu’’ yolunda yapılan eleştirilere de hedef olmadı değil. Ancak Serengil dönemin en popüler lideri İsmet İnönü'ye bile bir konuşmasında ‘‘Yeşşee’’ dedirtmişti. 1956 yılında Oda Tiyatrosu'nda vestiyer görevlisi olarak çalışan Serengil, aynı tiyatroda sahnelenen bir oyunca küçük bir rol alınca Muhsin Ertuğrul'un dikkatini çekmiş, Şehir Tiyatroları'na da böylece adım atmıştı.

‘‘Twist Kralı’’ olarak da anılan ünlü sanatçının dansla tanışması da 1958'lere rastlıyor. Filmlerinde de zaman zaman twist yapan Serengil, bundan ek ücret kazanmaya başladı.

ABİDİK GUBİDİK...

1961 yılında Türkiye'nin ikinci büyük gece kulübü ‘‘Abidik Gubidik’’i açtı. Sanatçı kazandığı büyük serveti yine aynı dönemde hızla yitirmeye de başladı. Libya'da da gazino açan Serengil, açılıştan oniki gün sonra, Libya Lideri Kaddafi'nin turizmi yasaklaması üzerine ciddi bir ekonomik sarsıntı yaşadı. ‘‘Casus’’ olduğu gerekçesiyle Libya'da tutuklanan Serengil, buradan kaçmak için de büyük paralar harcadı. Bütün servetini Libya'da bırakarak Türkiye'ye döndü. Bir dönemin Ayhan Işık'tan sonra en çok kazanan oyuncusu olan Öztürk Serengil, buna rağmen kumar tutkusu ve kadınlara düşkünlüğü nedeniyle yanlış adımlar attı. Sanatçı, birçok malvarlığını da hacizde kaybetti. 400'e yakın sinema filminde rol alan Serengil, daha sonra ‘‘Curcuna’’ adlı bir program yaptı ancak kötü formatlı bu çalışma yüzünden olumsuz eleştiriler almaya başladı.

1995 yılında geçirdiği bir ameliyattan sonra hafızası zayıflayan Serengil, önce yürümekte bir süre güçlükler çekti. İlk evliliğinden olan kızı Seren Serengil'le ‘‘Babasının Kızı’’ adlı bir film çekmeyi hayal ediyordu.

Yeşilçam benden sorulur!

Öztürk Serengil, yaşadığı hızlı hayatı, ‘‘artistlik’’ günlerini, evliliklerini, çılgınlıklarını, ‘‘Yeşilçam Benden Sorulur’’ adlı kitapta toplamıştı. Kitap Milliyet Yayınları tarafından ilk yayınlandığı 1985 yılında oldukça gürültü koparmıştı ancak o birtakım ünlülerin ipliğini piyasaya çıkardığı için bazı bölümlerin yayınevinin sansürüne uğradığını söylemişti. Kitapta dokundurdukları sadece başkaları değildi, kendisiydi de... ‘‘Benim ayıbım ortada. Kumar oynarım (Şimdi bıraktım) bir, fahişelere zaafım var, iki...’’

Serengil Karadenizli bir öğretmen ailenin iki erkek çocuğundan ilkiydi. Babası iki eliyle aynı anda tahtaya yazı yazmakla ünlüydü, Öztürk haylazlıklarıyla... Ailesi başa çıkamayınca onu İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ne yatılı gönderdi. O da işe yemekhane protestoları ve züppelik yapanları dövmekle başladı. Söylediğine göre kırdığı ceviz bini aşmış.

Ziyadesiyle çapkındı. Mesela ilk eşi Mevhibe Hanım'la evliyken, üniversiteli bir kızı babasından istemeye gitmiş. Bir başka eşinden üç gün içinde boşanmış. İlk kızı Seren'in annesi Nevin Hanım'la ise iki kez evlenmiş. Sonrasını şöyle anlatıyor: ‘‘Bir gün barın birinde çok güzel bir kadın gördüm. Yanına gidip tanışmak istedim. Bana, Öztürk hala eski huyundan vazgeçmedin mi? İsabet olmuş seni boşadığım, dedi.’’

Son evliliğini de Finlandyalı Seija ile yapan Serengil'in bu evlilikten iki oğlu ve bir kızı vardı.

Tekerlekli sandalyede oynadı

Öztürk Serengil, geçirdiği iki beyin ameliyatından sonra evden çıkamaz hale gelmişti. Ya sürekli uyuyor ya da televizyon seyrediyordu. Geçtiğimiz haziran ayında kendisiyle röportaj yapan arkadaşımız Zeynep Güven'e şöyle demişti: ‘‘Düşünce organlarım dumura uğradı.’’ Sonra kendini toparladı. Hatta, Müjdat Gezen'in sahneye koyduğu ‘‘Hababam Sınıfı’’ adlı oyunda da rol almıştı. Ancak rolünü ayakta oynayamayınca, Gezen onun için tekerlekli sandalyede oynayabileceği bir bölüm yazmıştı. Müjdat Gezen, ‘‘Son günlerde oynayamamasına rağmen, adını gazete ilanlarında görmek hoşuna gidiyordu. Bu yüzden çıkarmadık, dün vefat ettiğini öğrenince çıkardık’’ dedi.

27 dairesini kumarda kaybetti

Öztürk Serengil inanılmaz bir kumar tutkunuydu. Kaleme aldığı anılarında, bu tutkusuna tam 27 daire verdiğini yazmıştı. Hatta Almanya'da bir gecede 100 bin mark (yaklaşık 19 milyar lira) kaybetmişti. Anılarında bu gecenin öyküsünü şöyle anlattı:

Sabah uçağa binip, Finlandiya'ya gidecektik. İçimden bir ses, gidip 3-5 bin marklık oyna dedi. Gittim. Önce biraz kazanır gibi oldum ancak 3-5 bin mark, kısa zamanda tükendi. Bir taksiyle eve döndüm. Karım anlamıştı. Bir miktar para da alıp, aşağıda bekleyen taksiyle kumarhaneye geri gittim. Ancak bu para da çok dayanmadı. Yine taksiye binip geri döndüm, karım yine para verdi. Ancak o para da çok dayanmadı. Sonunda artık sabah saatlerine ulaşmıştık. Yine geri döndüm. Taksi kapıda bekliyordu. Bu kez karım beni karşılamadı, tüm parayı kapının önüne bırakmıştı. Hemen aldım, içimdeki ses kazanacaksın demeye devam ediyordu. Döndüm. Tüm para bir anda gitti.

Geri dönecek taksi param kalmamıştı. Kumarhaneden eve kilometrelerce yol vardı. mecburen yürüyerek döndüm. Eve ulaştığımda karım, elinde biletiyle havaalanına gidiyordu, beni o gün terketti.



Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!