Amerika televizyondan naklen İslamiyet öğreniyor

Güncelleme Tarihi:

Amerika televizyondan naklen İslamiyet öğreniyor
Oluşturulma Tarihi: Aralık 11, 2011 00:00

ABD’nin Michigan eyaletinde bulunan Dearborn kenti, dünyanın en ‘Amerikan’ ikonlarından birinin; Henry Ford’un memleketi. Hani şu fabrikalardaki yürüyen bant tekniğini icat eden, otomobil üreticisi Henry Ford’un. Şehir haliyle, Ford endüstrisinin de merkezi. Ama şimdilerde adı bu en ünlü hemşerisiyle değil, Müslümanlarıyla anılıyor. Amerika, Müslümanlığı Dearborn’dan naklen öğreniyor

Dearborn’un resmi internet sitesinde kent, rahat, kasaba yaşam biçimini sürdüren, sakin bir yerleşim olarak tanıtılıyor. Aileler, gençler ve yaşlılar için ideal ortam sunan, birlikte yaşayan, çalışan, eğlenen, paylaşan farklı kültürlerin erime potası... Fotoğraflarda hep gülen, sağlıklı ve mutlu insanlar yansıtılmış. Fakat siyahlara ya da Müslüman olduğunu ele veren başı örtülü kadınlara rastlanmıyor bu çok kültürlü kentin fotoğraflarında.
‘All American Muslim’, belli ki ülkede yükselen Müslüman karşıtlığı nedeniyle ‘eğitim’ amaçlı düşünülmüş bir reality şov. Zira ülkede yaşayan Müslümanların yarısı, ayrımcılıkla karşılaştığını söylüyor. FBI raporları İslam karşıtı nefret suçlarının yüzde 50 oranında arttığını ortaya koyuyor. Amerikalı Müslümanların tam sayısı bilinmemekle birlikte 3-6 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.
Bu yeni şov programı, kasım ayının ortasından bu yana, TLC kanalında pazar günleri yayınlanıyor. Dearborn’da yaşayan beş Müslüman ailenin günlük hayatına şahit oluyorsunuz. Şov için Dearborn’un seçilmiş olmasının nedeni, burada hatrı sayılır bir Müslüman nüfusun yaşıyor olması.
Ailelerin hepsi Lübnan kökenli olsa da, her birinin farklı hikayeleri ve dinlerini yaşama biçimi var. Birinin kadınlarının başı açık, vücutları dövmeli, diğerinin kadınlarının başı kapalı ve örneğin dansözü striptizciyle eşdeğer görüyor. Hepsinin bir başka ortak özelliği, kendilerini ‘Müslüman Amerikalı’ olarak tanımlaması.

ŞOVLA BİRLİKTE POLEMİK DE BAŞLADI

Şov, yayınlanmaya başladığından beri tartışmaları da beraberinde getirdi. Hıristiyan ya da Müslüman, aşırı sağcı izleyicinin tepkisini çekmiş görünüyor. Muhafazakar Hıristiyan izleyici, şovu bir tuzak olarak algılıyor. Terörizmle eşdeğer gördükleri İslam’ın aklanmaya çalışıldığını iddia ediyorlar. Hatta bir kadın Facebook’ta boykot sayfası bile açtı. şovu, ‘gerçekleri göstermeden Amerika’ya ıslamiyeti kabul ettirme girişimi’ olmakla itham ediyor. Bu kadına göre ıslamiyet taşlama, idam, kadınlara ve azınlıklara baskıyla küresel cihaddan ibaret.
Kur’an yakma girişimiyle haberlere konu olan vaiz Terry Jones da karşı olanların safında duruyor. Free Press adlı internet sitesine verdiği demeçte; şovun bir propaganda aracı olduğunu söyledi. Bazı blogger’larsa bu beş ailenin kadınlarını ‘El Kaide’nin gerçek ev kadınları’ olarak tanımladı.
Muhafazakar Müslümanlar’ın şikayetiyse tamamen farklı. Onlar, erkek arkadaşı İrlanda kökenli bir Katolik (gerçi ilerleyen bölümlerde kız arkadaşıyla evlenebilmek için din değiştirip Müslüman oluyor) olan Shadia Amen’in dövmelerine ya da Nadia Bazzi’nin kısa eteğine takmış durumdalar. Kimi Arap olmayan Müslümanlara neden yer verilmediğini soruyor, kimi de beş aile arasında neden Sünni bulunmadığını. Amerikalı Müslümanların büyük bölümünü siyahlar, güney Asyalılar ve Sünniler oluşturuyor çünkü.
Liberal çizgiye yakın olanlar, şovun halk üzerinde yararlı etkisi olacağı görüşünde. Radikal İslam imajını yıkmasa da yumuşatacağını, Amerikalıların kafasındaki tek tip Müslüman görüntüsünü sileceğini umuyorlar.
All American Muslim’in ilk bölümü büyük reyting yaptı. Kanal aynı zaman diliminde tüm kanallar arasında ikinci sıraya yerleşti. Şovun sekiz bölüm yayınlanması planlanıyor.

KİM BU MÜSLÜMANLAR

AMENLER
Kızlarının dövmesi var

Muhsin ve Lila Amen çiftinin dört çocuğu var: Süheyla, Şadiye, Bilal ve Samira. Aile fertlerinin inançlarını yaşayış biçimi birbirinden farklı. Kimi gayet muhafazakar, kimiyse liberal. Çocukların en büyüğü Süheyla hala bekar. Hicap kullanıyor, içki içmiyor ve Müslüman topluluğunda aktif bir isim. O ve Bilal (o da bekar), hala aileleriyle birlikte yaşıyor. Şadiye evin isyankarı. Vücudunda dövmeler ve pek çok piercing var. Başını örtmüyor. Bekar ama 11 yaşında Adam adında bir oğlu var. Erkek arkadaşı Katolik bir İrlandalı. Şovun ilerleyen bölümlerinde düğünlerini de izliyoruz. Çocuk evlenebilmek için İslam dinine geçiyor. Samira Amen-Fawaz ailenin en küçüğü. Ali Fawaz ile evli. Yıllarca hamile kalmak için başarısız denemeleri olmuş. Sonunda Samira, başını örtmeye karar vermiş. Allah’a daha yakın olursa, bir bebekle ödüllendirileceğini düşünüyor.

AOUDESLER
Doğum dersleri alıyorlar

Nadir ile Nawal ilk bebeklerini bekliyor. Müslüman kökenleriyle Amerikan kültürü arasındaki doğru dengeyi kurmak için uğraşan bir çift. Aile ve arkadaşların tavsiyelerinin aksine, oğullarını kendi yöntemleriyle yetiştirmek istiyorlar. Nawal, Detroit Hastanesi’nde normal doğum yapacak. Çift, Amerikalı Araplar arasında yaygın olmasa da doğum dersleri alıyor. Nadir, doğar doğmaz oğlunun kulağına ezanı kendisinin okuyacağını söylüyor.

BAZZY-ALIAHMADLAR
Nina’nın gece kulübü

Nina, Dearborn’un sıkı ve çoğunlukla Arapların yaşadığı bir mahallesinde yetişmiş. Ailesi ıslami değerlere ve ibadete büyük önem veriyor. Annesinin başı örtülü ve dinin tüm gerekliliklerini yerine getiriyor. Nina ise tamamen başka bir kişilik, kafasına göre takılmayı tercih ediyor. Evli ve altı yaşında bir oğlu var. Adı Andre. Nina, hırslı bir işkadını, kendi gece kulübünü açmaya çalışıyor. Bu elbette Müslüman cemaat için alışıldık bir durum değil.

JAAFARLER
Dört çocukları ve kariyerleri var

Mike bir polis memuru. Karısı Angela ise otomotiv pazarlama koordinatörü. Hem kariyerlerini idare etmeye hem de modern Müslüman bir aile olarak çocuklarını yetiştirmeye çalışıyorlar. Lise aşıklarının dört çocuğu var: Jenna (10), Julia (8), Jad (4) ve Ryan (3). Amerikan Müslümanlarına karşı duyarlılığı ve bilinci artırmak üzere çalışmalar yapıyorlar.

ZABANLAR
Futbol takımının koçu

Fuat ve Zeynep, dört çocuklu muhafazakar bir çift. Çocuklarının adları; Cemile, Ayah, Muhammed ve Fatima. Fuat, Dearborn lisesi futbol takımının çalıştırıcısı. şovu izlerken, Ramazan ayında idmanları iftar saatlerine göre düzenlemeye çalıştığına şahit oluyoruz. Bunu hem kendisi, hem de büyük bölümü Müslüman olan oyuncuları için yapıyor. Ancak gece idmanları, ailesinin de fedakarlıkta bulunmasına neden oluyor. Yaşları 10 ve 11 olan en büyük iki kızlarının başı örtülü. Okula giderken de hicap kullanıyorlar. Anneleri Zeynep, yarı zamanlı sekreter olarak çalışıyor.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!