Ah şu erkekler!

Güncelleme Tarihi:

Ah şu erkekler
Oluşturulma Tarihi: Kasım 03, 2000 00:00

Nâlân ÜLKER YÜZYILLARDIR toplumlarda bir kadın-erkek tartışmasıdır sürüp gidiyor. ‘‘Üstünlük mü, eşitlik mi?’’ kavgası sık sık alevlenip feministlerle anti- feministleri karşı karşıya getiriyor, özlenen uzlaşma bir türlü sağlanamıyor. Cinsiyet, kadın ve erkeğin spordaki yerini belirleyen önemli etkenlerden biri olarak da karşımıza çıkıyor. Sırf cinsiyet ayrımı yüzünden bazı sporlar erkeksi, bazıları kadınsı algılanıyor. Boks, güreş, futbol gibi sporlar erkeklere uygun görülüyor, cimnastik, yüzme gibi branşlara daha kadınsı ya da nötr bakılıyor. Kadının her alanda olduğu gibi sporda da kendini geliştirme şansı zayıf. Kalıplaşmış değerler başarının önüne geçmiş. Oysa araştırmacılar cinsiyet ve sporun sadece biyolojik değil sosyolojik ve psikolojik boyutlarla bütün olarak ele alınmasını öngörüyor. Kadın da erkek de birer insan. Ayrıldıkları noktalar, benzer olan yönlerinden çok daha az. Ama nedense az olan kısım ön plana çıkarılıyor. Spor Psikoloğu Erkut Konter'in, ‘‘Sporda Cinsiyet Rolleri’’ başlıklı çalışması konuya açıklık getiriyor. Benim de ilgimi çekti. Konter, cinsiyetler arasında sadece kadın ve erkek diye basit bir ayrım yapılamayacağını, her kadın ve her erkeğin dişil (feminine) ve eril (masculine) yanları bulunduğunu belirtiyor. Bunlardan biri diğerine ağır basabiliyor, ya da insan ikisini de yüksek dozda bünyesinde bulundurup androjen karakter taşıyabiliyor. Bunların tamamen dışına çıkan bir diğer insan tipi de farklılaşmış özellik sergileyebiliyor. O halde sporda performans değerlendirmesi yapmak için yukarıdaki özellikleri sorgulamak şart. Bu sorgulama homoseksüellik ya da lezbiyenlikle ilgili patolojik bir durum değil. Aman yanlış anlaşılmasın. Konter, kadına, erkeksi gibi algılanan sporların yasaklanmasının temel nedeninin toplumsal ve çevresel etkenler olduğunu, ABD'de bu sorunu aşmak için çok önemli adımlar atıldığını belirtiyor. Orada örneğin bayan futbol okuluna kayıtların 6 yaşında başladığını, ailelerin gönüllü olarak kız çocuklarını getirip erkek yaşıtlarıyla birlikte bu sporu öğrenmesini istediğini belirten Konter şöyle konuşuyor: ‘‘Bizde bayan futbol takımları altyapı hazırlanmadan kuruluyor, tutunamayınca kapatılıyor. İnsanlar yaşadıkları yerlere ve çevrelere benzer. Kız çocuklarının çevreye daha az gitmelerine, açılmalarına olanak tanınır. Daha çabuk eve dönmeleri, üstlerini kirletmemeleri, kaba, sert oyunlar oynamamaları istenir. Erkekler için bunların tam tersi geçerlidir. Daha çok araştırır, becerilerini geliştirebilirler.’’ Evet olayın özeti tamamen burada. Yıllardır Dünya Kupası'nı kazanan Amerika Bayan Futbol Takımı, olaya farklı bir pencereden bakan ülkenin gururu. Orada spora başlangıç cinsiyet değil farklı temeller üzerine kurulup filizleniyor. Küçük yaşlarda verilen eğitimin felsefesi çok güzel özetlenmiş. TEAM...Bunun açılımı, (Together Everyone Achieves More-Herkes birlikte daha çok şey başarır.) Sporun özü eğlenme, keyif alma, zamanı iyi değerlendirme ve kendini değişik alanlarda yetiştirme şansını iyi kullanmak. Şu anda spor bilimlerinde bu tür şeyleri sorgulayan kişiler fazla değil. O halde spor, tamamen erkek egemenliği altında gelişen birşey ! Kalıpları kırmak için daha ne kadar bekleyeceğiz?
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!