1000 dolara öğretim üyesi kiralanır

Güncelleme Tarihi:

1000 dolara öğretim üyesi kiralanır
Oluşturulma Tarihi: Ocak 17, 2001 00:00



Nuran Çakmakçı
Haberin Devamı

Ekonomik sıkıntı içindeki devlet üniversiteleri yeni bir kazanç kapısı buldu

DEVLETTEN yeterince destek bulamayan devlet üniversiteleri, çareyi öğretim üyelerini vakıf üniversitelerine 'para karşılığı' göndermekte buldu. Marmara, Yıldız Teknik, Mimar Sinan gibi üniversiteler öğretim üyelerini vakıf üniversitelerine gönderirken bir yarı yılda kişi başına 500-1000 dolar (yaklaşık 350-700 milyon lira) dolar arasında değişen ücretler alıyor. İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu ise ücret talep etmediklerini ve çeşitli koşullar öne sürdüklerini söylüyor.

Ekonomik sıkıntılarının çözümü için devletten bir yardım bulamayan devlet üniversiteleri, yeni bir kazanç sistemi geliştirdi: Öğretim üyelerini vakıf üniversitelerine 'para karşılığı' göndermek. Marmara, Yıldız Teknik, Mimar Sinan gibi üniversiteler öğretim üyelerini vakıf üniversitelerine gönderirken bir yarı yılda kişi başına 500-1000 dolar (yaklaşık 350-700 milyon lira) dolar arasında değişen ücretler alıyor. 123 öğretim üyesini vakıf üniversitesine gönderen Marmara Üniversitesi bir yarı yılda döner sermayesine 100 bin dolar civarında (yaklaşık 700 milyar lira) üzerinde para kazandırıyor. İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi gibi bazı üniversiteler ise, para almıyor. İstanbul Teknik Üniveristesi sadece vakıf üniversitesine gönderdiği öğretim üyesinin öğrenim çağında çocuğu varsa o kurumda burslu okuması şartını koyuyor.

Devlet üniversitelerinden gelen öğretim üyelerine hem en az maaşı kadar bir ücret, hem de üniversitesine yaklaşık 1000 dolar veren vakıf üniversiteleri ise şimdilik hallerinden memnun.

AKMASA DA DAMLIYOR

Boğaziçi Üniversitesi, para karşılığı gönderdiği öğretim üyelerinden bir yarıyıl içinde 50 bin dolara (yaklaşık 34 milyar lira) yakın para kazanıyor. Rektör Prof. Dr. Sabih Tansal, ‘‘Vakıf üniversiteleri için bu çıkış yoludur. Yüksek ücretli hocalarla onların bütçeleri zorlanır. Onlar da işi ucuza hallediyorlar. Ne kadar dayanırlar bilinmez. Bazı vakıf üniversiteleri bölümlerini bizim hocalarla kuruyor ve götürüyor. Ancak, taşıma suyla değirmen dönmez’’ diyor.

Her öğretim üyesi için 1000 dolar ücret aldıklarını söyleyen Prof.Dr. Tansal, ‘‘40-45 bin dolar döner sermaye ilgili birimlerin derslerinde ekstra kazanç oluyor. Kötü ekonomik koşullar altındaki devlet üniversitesine bu gelir, akmasa da damlıyor’’ diyor.

Yıldız Teknik Üniversitesi, vakıf üniversitelerine öğretim üyesi gönderirken, onlardan da alıyor. Rektör Prof. Dr. Ayhan Alkış bunun bir işbirliği olduğu görüşünde. ‘‘Bizden kaç kişi giderse onlardan da gelir. Onlardan gelmez, biz gönderirsek bir yarı yılda bir saatlik ders başına 50 dolar sembolik ücret alıyoruz. Amaç, hocaları vakıf üniversitelerine tamamen göndermemek. Biz de Yeditepe, Bilgi ile sözleşme yaptık. Bir yarı yılda 20-25 öğretim üyemiz vakıf üniversitelerinde ders veriyor. Onlardan da bize 3-5 kişi geliyor.’’

Devlet üniversitesinden gelen 100'ün üzerindeki öğretim üyesine ders verdiren Yeditepe Üniversitesi ise, bir yarıyılda yaklaşık 130 bin dolar (88 milyar lira) ücreti devlet üniversitesine ödüyor.

Yeditepe Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ahmet Serpil, ‘‘Bir anda kadro kurarsanız maliyetleri karşılayamazsınız, iyi adamları bulmak mümkün olmaz. Kötü kadro olur. Devlet üniversitelerinin bu desteği vakıf üniversitelerinin düzgün kadro kurmalarına yardımcı olacak. Bu ihtiyaç yıllar geçtikçe azalarak devam edecektir’’ diyor.

BU ZENGİNLİKTİR

Işık Üniversitesi ise, İstanbul Teknik Üniversitesi'nden 20, Boğaziçi Üniversitesi'nden 20 ve yurtdışındaki üniversitelerden 5 öğretim üyesini alıyor. Rektör Prof. Dr. Sıddık Yarman, konuyla ilgili olarak şunları söylüyor:

‘‘Devlet üniversitelerine yaptığımız ödeme eğitim danışmanlığı adı altındaki bir katkıdır. Üniversiteye ücret ödemenin dışında gelen öğretim üyesine de ya bir maaş kadar, ya da görüşmemize göre bir ücret ödüyoruz. Biz kadrolarımızı oluşturduk. İhtiyacımız azaldı. Bu işbirliği aslında bir kültür transferidir. Çarpık bir model olarak da görülebilir, ancak devlet üniversitelerinde çalışan arkadaşlarımıza ekonomik destek oluyor. Biz hiçbir öğretim üyesini ayartıp, üniversiteleri boşaltmadık.’’

Bilgi Üniversitesi ise bir sömestrde devlet üniversitelerinden 10'u aşkın öğretim üyesine ders verdiriyor. Rektör Prof. Dr. İlter Turan, kendilerinden de devlet üniversitelerine öğretim üyesi gittiğini, uzun vadede bütün vakıf üniversitelerinin kendi kadrolarını oluşturacağını söylüyor.

‘‘İstanbul gibi yükseköğretim kurumu sayısının çok olduğu yerde, her kurumun kendinde mevcut olmayan, ancak diğer kurumda bulunan elemandan yararlanarak kendi programını zenginleştirmesi olumlu karşılanacak bir şeydir. Bu arada devlet üniversiteleri de kendi kurallarını geliştirdi. Biz mütekabiliyeti esas alıyoruz. Devlet üniversitelerine yaklaşık 10 öğretim üyesi için 10 bin doları aşkın para ödüyoruz’’

İstanbul Kültür Üniversitesi'nin 196 öğretim üyesinden 11'i devlet üniversitelerinden geliyor. Rektör Prof.Dr. Önder Öztunalı, devlet üniversitelerinden gelenlere seve seve ücret ödenmesini düşünenlerden.

‘‘Bizim üniversitemizden 32 araştırma görevlisi çeşitli üniversitelerde yürksek lisans ve doktora yapıyor. Arzumuz, buradan mezun olanların yüksek lisans ve doktoralarını yapıp, tekrar üniversitemize dönmeleri. Kamu üniversitelerinden gelen öğretim üyelerine seve seve belli bir ücret ödüyoruz. Otorite hocaları alarak, benim öğrencimin ondan yararlanmasını arzu ediyoruz. Olay, ihtiyaç olayı değil’’

PİYASA 1000 DOLAR

Beykent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fehmi Durukanoğlu ise ülkemizde öğretim üyesi sorunu bulunduğunu, gelecekte bu sorunun artacağını söylüyor.

‘‘Vakıf üniversiteleri olarak bizler kendi öğretim üyelerimizi yetiştirmek zorundayız. Yurt dışından 5-6 öğretim üyesi getirebildik. Bunlar da Türk vatandaşı olup, Türkiye'ye dönen kişiler. Yani ters beyin göçü yaptık. Devlet üniversitelerinde ücretler düşük olduğu için, 25 yılını dolduran, emeklilik hakkını elde eden hocalarımız devlet üniversitelerinden bize kayıyor. Bazı üniversitelerimiz para alıyor. Bu işin piyasası da bir ders için kişi başına bin dolar. Bunu normal ve doğru karşılıyorum. Ancak sorun kendi aralarında çıkıyor. Örneğin bir hocayı istiyorum, o gelir elde ediyor, başka bir hoca da gelemediği için kendi küçük dar biriminde rahatsızlık hissediyor.’’

Yaşayabilmek için fedakárlık yapıyoruz

Vakıf üniversitelerinde ders vermeye giden öğretim üyeleri öncelikle öğrenci sayısının az olmasından memnun olduklarını belirtiyorlar. Öğretim üyeleri en önemli kazançlarının da ek gelir olduğunu söylüyorlar.

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Doç.Dr. Gencer Özcan şöyle diyor: ‘‘ Mali olarak ayakta kalabilmek için akademik fedakarlıkta bulunuyorum. Ders vermem güzel. Ama, ders vermeye hazırlanmak, tekrar vücut ve kafa olarakhazırlanmam için zaman gerekiyor. İşte bu zamanı biz özel üniversitelerde harcıyoruz. Ekonomik denge için araştırmalarımızdan alınan zamanı çalıyoruz. Özel üniversiteler devletin düşük ücret politikasını gözönünde bulundurarak bizi ücretlendiriyor. Ben özel üniversiteler açılmadan önce devleti terkediyordum. Bir aileyi yönetmek zorundaydım, ancak aldığım ücret yetmiyordu. Ancak, özel üniversiteler açıldığı için batma noktasındayken, su üstünde kalabildim.’’

Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Ulaştırma dersi öğretim üyesi Prof. Dr. Gökmen Ergün ise, vakıf üniversitelerinde büyük gelişmeler olduğunu belirtiyor.

‘‘Özel üniversiteler öğretim üyesine iyi imkanlar sağlıyor. Devletin maaşlarıyla geçinmek zor. Ya gidip piyasada müşavirlik yapacağız, ya da özel üniversitelere gideceğiz. Öğrencilerle birlikte olmayı sevenler için çok iyi bir ek iş’’

Yeditepe Üniversitesi'nde ders veren Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Ahmet Yaşayan, ayda 300-400 milyon ek gelir sağlandığını söylüyor. ‘‘Farklı öğrenci kitlesiyle karşılaşıyorum. Sınıf mevcudları az. Keşke devlet üniversitelerinde de böyle olsa.’’

Işık Üniversitesi'nde derslere giden Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Yard.Doç.Dr. Gökhan Yavuz ise, ‘‘Üniversite döner sermaye üzerinden ders saati karşılığı 30-40 milyon maaş veriyor. Verilen paralar İstanbul'da yaşama sürdürme için yeterli değil. Öğretim üyesinin yaşaması için vakıf üniversitelerinden aldığımız ücretlerle ayakta durma dengesini sağlamaya çalışıyoruz. ’’

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu: Hocamızı vermeyiz

İstanbul Üniveristesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, böyle bir kazanç kapısına sıcak bakmıyor. Vakıf üniversitelerine gönderdikleri öğretim üyelerini profesör ve doçentten seçtiklerini ve bu konuda bazı şartları bulunduğunu belirtiyor:

"Vakıf üniversitelerine 'Yerleşik hocanız var mı?', 'Hangi programlara yer veriyorsunuz?', 'Mütevelli Heyeti'nizde kimler var? Bu kişilerin özellikleri ve malvarlığı nedir?' gibi sorular soruyoruz. Soruların olumlu olması halinde Senato kararımızla hocaları göndererek, destek veriyoruz. Ancak, hocalarımızı da üniversitelerdeki görevlerini aksatmamak şartı ile gönderiyoruz. Vakıf üniversitesindeki görevlerinin haftada 6 saati aşmaması ve 2 vakıf üniversitesine birden gitmeme şartlarına dikkat ediyoruz. Bizim vakıf üniversitelerinden bir talebimiz olmuyor. Yetişmiş değerli bilim adamlarını devlet 950 dolara (yaklaşık 650 milyon lira) istihdam ederken, vakıf üniversiteleri 3 bin dolara (yaklaşık 2 milyar lira) yakın ücret ödeyince bazı kişiler vakıf üniversitelerine zamanını ayırıyor.’’

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!