Erkul: Afet kader değildir

Güncelleme Tarihi:

Erkul: Afet kader değildir
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 15, 2017 14:07

Erkul: Afet kader değildir

Haberin Devamı

Kemal ATLAN / ESKİŞEHİR,(DHA)

ESKİŞEHİR TMMOB İnşaat Mühendisleri Oda (İMO) Başkanı Bülent Erkul, 17 Ağustos depreminin 18’inci yıldönümünde depremin bir doğa olayı olduğunu, afeti ise çoğu zaman insanların yarattığını ve bu nedenle afetin kader olmadığını söyledi.

17 Ağustos Marmara depreminin yıldönümü nedeniyle TMMOB İMO Başkanı Bülent Erkul, bir sanı toplantısı düzenledi. Gökkuşağı kafede düzenlenen basın toplantısında konuşan Erkul, 17 Ağustos 1999 Gölcük merkezli Marmara depremi binlerce insanımızın ölümüne ve yaralanmasına, milyarlarca liralık ekonomik kayba neden oldu. Bu yıl da, 17 Ağustos Depremi’nin yıldönümü nedeniyle bir kez daha depremi hatırlayacağız. Topraklarımızın büyük bir kısmının deprem tehlikesi altında bulunduğunu kısa bir süre sonra da unutacağız. Oysa, uzunca bir süredir Çanakkale, Manisa, Adıyaman ve İzmir illerimizde, son olarak ta Muğla ilimiz ve ilçeleri depremden nasibini aldı. 6.6 büyüklüğünde olan deprem aynı zamanda bir su hareketine (tsunamiye) neden oldu. Bodrum ve Datça’da yapılar hasar gördü. Kuzey Anadolu fay hattı dünyanın en tehlikeli faylarından biridir. Bu fay hattının ürettiği tarihsel depremlere baktığımızda, yaklaşık 250 yıllık dönemlere denk gelen ve büyüklüğü 7 ve üzeri depremlerin olduğunu görüyoruz. Nüfusu bir milyonun üzerinde bulunan 11 büyük kent ve ülke nüfusumuzun yüzde 70’i ibe deprem tehlikesi altında. Ülkemizin topraklarında 1900’lü yılların başından gönümüze kadar 30’a yakın büyük ölçekli deprem meydana gelmiş ve resmi kayıtlara göre 100 binden fazla insan hayatını kaybetmiş, binlerce insanımız yaralanmış, binlerce yapı yerle bir olmuş ve önemli ölçüde hasar görmüştür” diye konuştu.

KADERE BAĞLAYARAK KAÇIP KURTULMA ANLAYIŞI DOĞRU DEĞİL

Depremin bir doğa olayı olduğunu vurgulayan Erkul, “depremin doğa olayı olduğu bir gerçek. Bu gerçek kabul edilmesi fakat bilimin ve mühendisliğin gerekleri de yapılmalıdır. Depremle birlikte ortaya çıkan can ve mal kayıplarını ‘kadere’ bağlayarak sorumluluktan kaçıp kurtulma anlayışı doğru değildir. Her afetten sonra sık sık yapılan ‘yara sarma’ anlayışının dışında bilimin, tekniğin, mühendisliğin ve aklın gerektirdiği işlerin yapılması öncelikler arasında yer almalıydı. Yapılarımızın deprem riski taşıması değil deprem güvenliği olacak şekilde üretilmesi gerekirdi. Bu anlayış doğrultusunda alınacak önlemlerle deprem zararlarını kabul edilebilir sınırlara indirmek mümkün olabilirdi. Bilimin ve bilimsel bir planlamanın gerekleri yapılarak çarpık, düzensiz ve kaçak olarak üretilen yapıların güvenli ve yaşanabilir bir çevreye dönüştürülmesi gerekiyordu. Bunlar yapıldı mı? Hayır!.. bunun yerine; depreme, su taşkınlarına ve sele teslim edilen kentler yaratıldı. Bugün kentlerimiz deprem afetinin yanında, insan eliyle yaratılan dört yeni afetle karşı karşıya bırakıldı. Kentlerimiz depreme hazırlıklı olmamasının yanı sıra sel ve su baskınları doğal bir hal aldı, afete dönüştü. Isı adaları oluştu, iklim değişti. Hava düne göre çok daha fazla kirlendi. Yeni inşaat ve kentsel dönüşüm uygulamaları sosyal ve toplumsal sorunları arttırdı” şeklinde konuştu.

Ülkemiz topraklarının büyük ölçüde deprem tehlikesi altında bulunduğunu belirten Erkul şunları söyledi:

“Nerede ise her gün ülkemizin bir yerinde bir deprem yaşıyoruz. Yapılarımızın önemli bir kısmı kaçak ve mühendislik hizmeti almadan üretilmiştir. Orta ölçekli depremler de bile yapılarımız hasar görüyor, can kayıpları oluyor. Bilimin, tekniğin ve mühendisliğin gerekleri yapılmıyor. Bilimin, tekniğin ve insan yaşamının dikkate alındığı bir kentleşme ve yapılaşma yerine, kişi ve grup çıkarlarına dayalı bir yapılaşma anlayışı kentlerimizi yaşanmaz bir hale getiriyor. Ormanlar, ağaçlar, yeşil alanlar, su havzaları, park ve bahçeler yok edilerek kentlerde boş alan bırakılmıyor. Kentlerimiz, küresel iklim değişikliklerinin etkisi altına sokularak afetlere açık hale getiriliyor. Güvenli yapı ve yaşanabilir bir çevrenin yaratılması önceliklerimiz arasında yer almıyor.”

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!