TUSİAD'dan Eğitim Raporu

TUSİADdan Eğitim Raporu

TÜSİAD Eğitim Çalışma Grubu tarafından hazırlanan “COVID-19 Etkisinde Türkiye’de Eğitim Raporu”na göre salgının öğrencilerin okuldan kopma riski altında olduğunu ortaya koydu. Erken çocukluk çağında 5 milyon öğrenci, ilköğretim kademesinde ise 6,5 milyon öğrenci eğitimini yarıda bırakma riski altında. İstanbul’da yapılan bir araştırma ise derin yoksulluk yaşayan hanelerde çocukların yüzde 11,3’ünün yeni dönemde okula devam etmeyeceğini öngörüyor.

Haberin Devamı

Uzaktan eğitime geçilmesiyle okulların öğrencilere sunduğu beslenme, sağlık takibi, ihmal ve istismarın tespit edilmesi ve müdahalesi gibi destek mekanizmalarının aniden ortadan kalkması öğrencileri etkiledi. Çocuk işçi ve çocuk gelin sayılarında artış yaşandı. Salgın nedeniyle artan mülteci çocuk işçiliğinin kalıcı hâle gelmesi riski de bulunuyor.

AİLE İÇİ ŞİDDET YÜZDE 38,2 ARTTI
COVID-19 salgınından en çok etkilenenler salgın öncesinde de eğitime erişimde zorlanan mülteciler, özel eğitim öğrencileri gibi kırılgan gruplar oldu. Çocuklar salgın sürecinde ev ortamındaki risklere ve tehditlere de daha sık maruz kaldı. Mart 2020’de İstanbul’da rapor edilen aile içi şiddet vaka sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 38,2 arttı. Okula gitmeyen ya da gidemeyen çocuklarda çocuk evliliği, çocuk işçiliği ve çocuk gebelikleri risklerinin artması ve yaşam boyu kazanım potansiyellerinin büyük oranda düşmesi de bekleniyor.

TOPLUMSAL GELİŞİMDE KAYIPLAR YAŞANACAK
Çalışma salgının son 1,5 yılda eğitime etkilerinin mercek altına alarak, 6 Mart 2020-31 Mayıs 2021 arasındaki döneme dair tepkiler ışığında çözüm önerileri içeriyor. COVID-19 Etkisinde Türkiye’de Eğitim Raporu “Krizler Çağında Eğitim, Eğitimin Durumu, Yüz Yüze Eğitime Ara Verilmesinin Oluşturduğu Riskler ve Eğitimin Paydaşları” adlı 4 ana başlıktan oluşuyor. Raporun çarpıcı bulguları ise şöyle:
- Salgın nedeniyle geçtiğimiz yıl 188 ülkede yaklaşık 1,5 milyar öğrencinin eğitimi sekteye uğradı. 100 milyonu aşkın öğretmen ve okul personeli salgın sürecinden etkilendi.
- Türkiye, OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra okulların en uzun süre kapalı kaldığı ikinci ülke oldu.
- COVID-19 salgınının yarattığı kriz, ekonomik aktiviteyi küresel ölçekte yavaşlattı, işsizliği artırdı ve hanehalkı gelirlerinin düşmesine neden oldu. 140 milyon çocuğun daha çocuk yoksulluğuna maruz kalacağı, çocuk yoksulluğuna maruz kalanların sayısının tüm dünyada toplam 725 milyona çıkacağı öngörülüyor.
- Ülkelerin salgın dolayısıyla eğitim ve toplumsal gelişim bakımından kayda değer kayıplar yaşayacağı, beşerî sermaye endeks değerinin küresel ölçekte yaklaşık yüzde 4,5 oranında azalacağı düşünülüyor.
- Salgın sürecinde dijital uçurum derinleşti, hanelerin imkânlarının önemi belirginleşti. MEB’in sağladığı erişim imkânlarına rağmen uzaktan eğitime erişemeyen ya da erişse de programları etkin izleyemeyen öğrenciler oldu. Köy okullarında öğrenim gören öğrencilere yönelik bir araştırma, araştırmanın kapsadığı kırsal alanlardaki öğrencilerin yaklaşık yüzde 60’ının uzaktan eğitime erişim için gerekli teknolojik koşullara sahip olmadığını gösteriyor.

Haberin Devamı

TUSİADdan Eğitim Raporu

Haberin Devamı

VELİ İLE OKUL İLİŞKİSİ GERİLDİ
- Yapılan araştırmalar salgının öğretmenlere olan etkileri arasında psikolojik olanların öne çıktığına işaret ediyor. Öğretmenler salgın sürecinde hem kendi hayatlarını sürdürmek hem de sorumlu oldukları çocukların eğitim hakkını korumakla yükümlüydüler. Meslektaş dayanışmasına ihtiyaç duydular, öğrencilerini, okulu ve çalışma arkadaşlarını özlediler. İş temposunun çok artmasından olumsuz etkilendiler.
- Evin eğitim ortamına dönüşmesiyle velilerin çocuklarının eğitimindeki sorumlulukları arttı. Veli ile okul ilişkisi yeni dinamikler ve gerilimler kazandı. Salgın evden çalışan veliler için iş ve ev dengesini kurmakta zorluk yarattı. Çalışan kadınlar salgın nedeniyle oluşan ekonomik olumsuzluklardan erkeklere göre daha fazla etkilendiler.
-2030 yılında Türkiye’de 7,6 milyon iş kaybolacak, ancak 8,9 milyon yeni iş yaratılacak.

Haberin Devamı

EĞİTİM GELECEĞİ BELİRLEYEN BİR YATIRIM
Simone Kaslowski (TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı)
COVID-19 salgını bize gösterdi ki yeni nesilleri şimdiden öngöremediğimiz bir dünyaya ve sürekli değişime hazırlamak tüm dünyanın baş etmeye çalıştığı bir meseledir. Geleceğin dünyasını dijital teknolojilerden ve iklim, enerji, insana yakışır iş ve toplumsal cinsiyet eşitliği başta olmak üzere daha sürdürülebilir bir dünya için zihniyet dönüşümünden bağımsız düşünemeyiz. Aynı zamanda, sağlık ve sosyal güvenlik sistemlerini de etkileyecek demografik dönüşüm ve salgın sonrasında hızlanan tedarik-değer zincirlerindeki dönüşüm de geleceğin dünyasının temel belirleyicilerinden olacaktır. Bugün de yakından deneyimlediğimiz gibi gelecekte de iklim krizi ve göç dalgası tüm dünyayı giderek daha fazla etkisi altına alacak. Bununla birlikte, dijital dönüşümün sunduğu fırsatlarla ‘insan’ yine kendisini insan yapan tüm özellikleriyle sorunların olduğu gibi çözümün de merkezinde olacak. Eğitim hepimizin bildiği gibi geri dönüşünü uzun zaman sonra aldığımız, ama bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli yatırım. Bugün verilen eğitimin etkilerini bundan 15-20 yıl sonra gözlemleyeceğiz. O nedenle hata yapma lüksümüz bulunmuyor. Eğitim alanında niteliğe ve kapsayıcılığa yatırım yapan, koşullar ne olursa olsun çağı yakalayan, kendini güncelleyen bir eğitim sistemine sahip ülkeler, salgınlar gibi karşımıza çıkan zorlu süreçlerle mücadelede de avantajlı konumda yer alabilecek.

Haberin Devamı

OKUL EKOSİSTEMİ SORGULANDI
Arzu Atasoy (Öğretmen Akademisi Vakfı Eğitim Koordinatörü)
Sahada öğretmenlerle en yakın çalışan kurum olmaya çalıştık. Rapordaki pek çok noktayı sahadan gelen deneyimlerle eşleştirdik. Salgınla birlikte öğretmenlerimizin sağlıklarını, ailelerini korumak gibi insanı ihtiyaçlar ortaya çıktı ilk önce. Varlıklarını nasıl sürdürüp, çocuklarla olan bağlılıklarını nasıl sürdüreceklerini düşündüler. Dolayısıya öğretmenlerin iyi olma hali çok önemliydi. Birilerinin onların yanında olduğunu duymak ve görmek istediler.
Mesleki anlamda ise dijital okuryazarlık ve teknolojiyi doğru kullanacak becerilere ihtiyaçları vardı. Öğretmenler hem sosyal-duygusal bağ kuramamaktan hem de öğrenme kayıplarından endişe duydular. Birinci sınıf öğretmeni öğrencilerini ikinci sınıf bitene kadar bir araya getiremedi. Buna liderlik edememenin sancısını yaşadı. Lise öğretmenleri ise öğrencilerine ulaşmakta oldukça zorlandılar. Akademik takip kısmı daha zorluydu. Lise öğrencilerinin gelişimsel noktalarıyla birlikte desteklenmesi ve okulun cazip bir yer haline getirilmesine dair politikalar oluşturulmalı. Tüm bu süreç okul ekosistemi nedir sorusunu eğitim paydaşlarına sorgulattı. Öğrenciler ‘öğretmenlerimi ve arkadaşlarımı özledim’ dediler, öğretmenler de ‘öğrenclilerini ve meslektaşlarımı özledim’ dedi. Ancak kimse ‘okulu özledim’ demedi. Dolayısıyla okulu öğrenci ve öğretmenin birlikte öğrenmeyi ve deneyimlemeyi cazip kılacak adımlar atılmalı.”

Haberin Devamı

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Direktörü Işık Tüzün moderasyonunda; rapor yazarlarından ERG Eğitim Gözlemevi Koordinatörü Burcu Meltem Arık ve ERG Politika Analisti Ekin Gamze Gencer rapordaki verileri paylaştı. Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) Eğitim Koordinatörü Arzu Atasoy ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) Erken Çocukluk Eğitimleri Özel Projeler Direktörü Duygu Yaşar ise raporu yorumladı.

Haberle ilgili daha fazlası: