Okul öncesi sanat eğitimi

Okul öncesi sanat eğitimi

Okul öncesi dönemde görsel sanatlar ile ilgili etkinliklerin bir çocuğa kazandırdığı değerler çocuğun daha sonraki öğrenim yaşamına büyük katkı sağlamakla kalmaz, geri kalan bütün yaşamı için de büyük önem taşır. Sanat bilişsel ve duygusal bir etkinlik olarak özünde oyun barındırır ve çocukların sonsuz hayal gücünü, neşesini, ön yargısızlığını, cesaretini, umudunu ve yaratıcılığını yetişkin insan yaşamına taşır.

Haberin Devamı

Günümüzde sadece ülkemizde değil tüm dünyada eğitim politikaları çocukların, gençlerin, toplumun ihtiyaçlarının gerisinde kalmış durumdadır ve yenilenmeleri için çaba gösterilir. Bunun nedeni hali hazırda yürütülen modelin Modernizm döneminin bir ürünü olmasından kaynaklanmakta, 19. yy sonlarında ortaya çıkan bu model sanayileşme evresinde olan toplumda, fabrikalarda çalışacak, her gün tek düze bir işi yapacak, komut almayı, çoğunlukla da bunu sorgulamadan uygulamayı benimseyecek kitleler yaratmaya yönelik bir modeldi. Ancak günümüz bilgi teknolojileri dünyasında artık toplumun, kurumların ve bireyin ihtiyaçları çok farklı. Bu yüzdendir ki başta gelişmiş devletlerde eğitim sisteminde radikal değişimler yapmak için pek çok araştırma ve deneysel yönetmeler toplum gündeminin bir parçası.

EN ÖNEMLİ EVRE 0-6 YAŞ DÖNEMİ
Bu uğurda eğitimcilerin yaptığı çalışmalar göstermiştir ki bu sadece eğitimcilerin yapabileceği bir değişim değildir. Fiziksel, ruhsal ve duygusal olarak sağlıklı bireyler yetiştirmeyi hedefleyen bir sistem için bilim insanlarının insan bedeni ve zihin yapısı araştırmalarına ihtiyaç vardır. Bu araştırmalar göstermiştir ki: bir insanın fiziksel, duygusal, zihinsel sağlığının şekillenmesinde ve entelektüel olarak yaşamında gösterdiği gelişmede en önemli evrenin 0-6 yaş dönemi olduğudur.

Haberin Devamı

Bebekliğinde anne sütü ile başlayan dengeli beslenme, yeterli protein, vitamin, mineral alması vücut yapıtaşı olan hücrelerin oluşmasını sağlıyor ve bu oluşan yapıtaşları bütün bir yaşamında sağlığını etkiliyor. Bu yaş aralığında güvenli bir ortamda olmak, yeterli sevgi, ilgi, değer görmek ileride psikolojik olarak sağlıklı bir bireye dönüşmesinde en önemli etkenler. Aynı şekilde bireyin entelektüel gelişiminde, zekasını kullanma kapasitesinin artmasında en önemli dönemin bu yaş aralığında çocuğa sağlanan bilişsel yetenekler olduğu da bu araştırmalarla ortaya çıkmış bir gerçektir. Bu yüzden gelişmiş ülkelerde kreş, yuva, ana okulu eğitimine gün geçtikçe daha çok önem verilmekte, bu kurumlarda çalışacak eğitimcilerin öğrenimine daha fazla bütçe ayrılır.

BİR NESNENİN GÖRÜNTÜSÜ BİZE O NESNENİN TÜM GERÇEĞİNİ VERMEZ
Okul öncesi eğitimin en önemli parçalarından biri de sanatsal etkinliklerdir. Bunun nedeni insan fizyolojisinde görme duyusunun öneminden kaynaklanır. İnsan duyuları vasıtası ile dış dünyadan edindiği verileri beyninde çeşitli işlemlerden geçirerek bilgiye ve daha sonra bu bilgileri kullanarak bir yargıya ulaşır. Beynimizin bu işlem hacminin yüzde 45’i görme duyusuna ayrılmıştır. Bu da demek oluyor ki biz en çok gördüğümüz şeyler vasıtasıyla yeni bilgiye ulaşırız. Bu yüzdendir ki çocukların yaşadıkları dünyayı, çevrelerini, doğayı gözlemleyerek ve aynı zamanda bedensel olarak deneyimleyerek öğrenmeleri onların zihinsel gelişimi için çok önemlidir. Her ne kadar görme birincil derecede önemli olsa da bir nesnenin görüntüsü bize o nesnenin tüm gerçeğini vermez. Örneğin; ateşi anlamak, anlamlandırmak sadece bir duyumla ile sınırlı bir kavrayış değildir. Işığın rengi, dumanın kokusu, yanan odunun çıkardığı sesler, ısının hissedilmesi gibi farklı duyumların algıda birleşmesi ile ateş kavramına ulaşırız. Bir çocuk ağaç resmini yapmadan önce ağacı görmeli, deneyimlemeli belki üstüne tırmanıp, belki dalları ile oynamalı, baharda yeşillenmesini, son baharda yaprak döküşünü gözlemlemeli. Tüm duyuları ile deneyimlediğinde yaptığı ağaç resmi yaratıcı bir eylem haline gelir. Çocuğun eğitiminde bütünsel zihinsel, bedensel ve psikolojik yaklaşım bu açıdan çok önemlidir.

Haberin Devamı

BASİT YÖNERGELER VE YARDIMLARLA YETİNMEK EN DOĞRU ETKİLEŞİM
Resim yapmak çizgi ile başlar. Bir kalemi, bir fırçayı tutmak, bir hamura şekil vermek eldeki küçük kas hareketlerini kontrol etmemiz ile ilgili fiziksel bir olgudur. Bir çocuğun ellerini kullanarak yaptığı her aktivite küçük kas gruplarının gelişmesi için gerekli deneysel süreçlerdir. Resim ve benzeri sanatsal aktiviteleri önce karalamalar, anlamsız şekiller ile başlar. El becerisi ve zihin geliştikçe zihin ve kas koordinasyonu da gelişir. Bu aşamada çocukları alet kullanarak kendilerini ifade etmeye yönlendirmek büyük önem taşır. Öğrenen sadece zihin değildir, fiziksel beden ve kas sistemi de bu deneyimler ile öğrenir. Beden ve kas hafızası da bu şekilde oluşmaya başlar. Bu aşamadan sonra çocuk resimlerinde simgesel anlatımlar görülmeye başlar. Aslında bu simgesel görseller ilk soyutlamalardır. Bu aşamada çocuğu mümkün olduğunca koşullandırmadan; “ev böyle çizilir, çiçek bu renge boyanır, vb” ifadeleri çocuğa empoze etmeden, onun kendi hayal dünyasında yarattığı gerçekliği ifade etmesini desteklemek gerekir. Özgür ve yaratıcı düşünmenin gelişmesini sağlamak için çocuklara mümkün olan en az müdahalede bulunmak, resmi bitirebilmesi için yeterince zaman vermek, basit yönergeler ve yardımlarla yetinmek en doğru etkileşim şeklidir. Bilinmelidir ki her çocuğun gelişim süreci birbirlerinden farklıdır.

Haberin Devamı

Okul öncesi eğitim aile içinde başlar ancak çocuğun kendi yaşıtları ile iletişim kurup, oynayarak ve paylaşarak yaşamı deneyimlediği kreş, yuva gibi kurumsal yapılarla da desteklenmesi çocuk gelişimi için çok önemli bir basamaktır. Çocuklar böyle ortamlarda sadece kendi deneyimlerinden değil, arkadaşlarının deneyimlerinden de öğrenme şansına sahip olurlar. Bir arada katıldıkları fiziksel ve sanatsal etkinlikler diğerlerinin hayal gücünü de paylaşmayı olanaklı kılar. Aynı konuyu farklı biçimlerde görselleştirmek, yaşamın farklılıkları ve benzerlikleri arasındaki ilişkiyi anlamalarında büyük rol oynar. Doğanın renklerini, yaşam döngüsünü yetkin bir eğitimci ve diğer çocuklarla birlikte gözlemleyip, deneyimleyen, bu deneyimlerini çeşitli sanatsal aktiviteler ile yorumlayan çocukların çok katmanlı düşünme pratikleri de bu yaşta böylelikle başlamış olur. Sezgilerini geliştirirken bakmakla yetinmeyip görmeyi, duymakla yetinmeyip dinlemeyi, dokunmakla yetinmeyip hissetmeyi hep birlikte öğrenirler. Okul öncesi eğitimde müzik kulağının gelişmesi, görsel yeteneklerinin desteklenmesi, düzenli fiziksel aktivitelerle bedenlerinin gelişmesini sağlayan bütüncül bir eğitim anlayışı hedeflenmeli.

Haberin Devamı

Görsel sanatlar eğitiminin bu yaş döneminde diğer bir önemli yönü ise psikolojik gelişimde oynadığı roldür. İçgüdülerimiz, yaşamda kalmamızı sağlayan temel ihtiyaçlarımıza ulaşma isteği, bunlara bağlı olarak gelişen duygularımız doğduğumuz andan itibaren limbik sistemin kontrolü altındadır. Daha biz açlık kelimesini bilmeden açlık için ağlamayı, korku kelimesini bilmeden acıdan korkmayı, üzüntü kelimesini bilmeden herhangi ihtiyacımız olan şeyin yoksunluğundan dolayı üzülmeyi doğduğumuz andan itibaren biliriz. Oysa bilişsel yeteneklerimiz frontal loba bağlıdır bu da kortekste, zaman içinde duyulardan gelen bilginin üst üste gelmesi, bu farklı bilginlerin birbirleri ile ilişkilendirilmesi ile çok daha uzun zamanla gelişir. Dürtülerimizi ve bunlara bağlı şekillenen duygularımızı bilişsel yeteneklerimiz ile anlayıp, değerlendirdiğimiz ölçüde de psikolojik olarak sağlıklı, kendisi ve çevresi ile uyumlu bireyler olarak toplumu oluştururuz.

Haberin Devamı

RESİMLER DUYGU DURUMUNU İFEDE EDEBİLİR
Doğru öğrenme, bu bilgilerle sistematik olarak düşünme, duygularımızı anlamlandırma, çözümleme, kontrol etme ve bütün bunlar ile eylemlerimizi ortaya koyabilmeyi 0-6 yaş arasında edindiğimiz beceriler sayesinde geliştiririz. Yetişkin bireyler için düşünme, kelimeler ile mümkündür. Ne kadar çok kelime bilirsek o kadar derin, farklı, yaratıcı düşünme şansına sahip oluruz. Fakat konu dilsel yeteneğini geliştirmemiş çocuklar olduğunda, onlar iletişimi önce oyunlarla öğrenir. Kendilerini, adını koyamadıkları, daha isimlendiremedikleri duygularını oyunlar ve yaptıkları resimlerle ifade ederler. Çocuklar mutluluğu da acıyı, korkuyu, endişeyi de kısacası yaşadıkları tüm duyguları sözlerden çok çok önce resimler ve oyunlar ile ifade etmeye başlarlar. İlgili bir ebeveyn, yetkin bir okul öncesi eğitim öğretmeni bir çocuğun resimlerini izleyerek o çocuğun yaşadığı duygu durumunu hatta bu duygulara neden olan çocuğa dair yaşamsal olguları çocukların resimlerinden takip edebilirler. Küçük çocukların istismar vakalarında çocuğun yaptığı resimlerden olguları tanımlamaya çalışmak psikologlar tarafından kullanılan yöntemlerin başında gelir.

Özgür, eşitlikçi, mutlu, uyumlu, yaratıcı bireyler yaratmayı hedefleyen bir eğitim sistemi aile içinde başlamalı ve okul öncesi eğitim ile devam etmelidir. İnsan hayal edebildiği, bu hayallerini gerçeğe dönüştürecek bilişsel yetenekleri ortaya çıkarabildiği sürece medeniyeti ileriye taşıyabilir. Okul öncesi eğitimde çocukların hayal gücü kışkırtmak için resim, müzik, drama, sportif etkinlikleri kendisine sınır koymadan ifade edebileceği ortamlar yaratmak gerekir. Böylece çocuklar kendilerini, çevrelerini, dünyayı derinlikli bir şekilde algılamayı ve yaratıcı şekilde ifade etme becerisini kazanabilirler. İnsanlar doğuştan pek çok yeteneğe sahiptir. Bu yetenekler çocukların baskı görmediği ortamlarda, birlikte oynayarak, resim yaparak, dans ederek, birlikte kendi kurallarını koydukları oyunları oynayarak zevkle, neşeyle ortaya çıkartılıp geliştirilebilir. Doğru ya da yanlış yanıtların olmadığı bireysel ve birlikte edinilmiş deneyimlerin ödül olduğu bir eğitim sistemi çocukların özgüvenini arttırmakla kalmaz, kendilerine ve başkalarına karşı ön yargı geliştirmekten de bireyleri alıkoyar.

SANAT EĞİTİMİ HEM AKIL HEM DE DUYGU EKSENLİ
Böylesine bir sanat eğitimi ile ruhsal bakımdan doyum sağlayan çocuk hem sağlıklı bir ruhsal gelişim hem de sağlıklı bir kişilik yapısı kazanma şansı yakalar. Sanat eğitimi hem akıl hem de duygu eksenlidir. Öğrenme esnasında uyaranlar birden fazla duyu organını harekete geçiriyorsa o derece daha etkin bir öğrenme gerçekleşir. Kendisini, çevresini, diğer insanları ve dünyayı oyunlarla, sanatsal etkinliklerle öğrenen çocuklar duygularını, iç güdülerini sezgi ve akılları ile yönetmeyi öğrenirler. Birlikte oyun oynamayı başaran çocuklar yaşamlarının ileri safhalarında da aralarında ki farklılıklara rağmen birlikte uyum içinde yaşamayı başaracak bireyler olarak büyürler.

Günümüz bilgisayar ve iletişim modellerinin yaşamımız içinde git gide artan rolünü, bu teknolojik aletlerle geçirdiğimiz zamanı düşünecek olursak; görsel verilerin ve aynı zamanda oyun modellerinin sadece çocuklar için değil yetişkinler için de ne kadar önemli olduğunun ayırdına varırız. Eğitim sisteminin içinde görsel sanatlar ve oyun yaratıcı yöntemlerle ne kadar çok yer alırsa eğitime o kadar çok katkı yaratacaktır. Önemli olan çocuklara ve gençlere başkalarının kurallarını koyduğu bir oyun içinde piyon olmaktansa kendi kurallarını koydukları, gerçekliğini yarattıkları oyunun kurucusu olmayı öğretmeyi amaçlamaktır. Bu amaç doğrultusunda çocuklar kendi istekleri ile entelektüel, zihinsel gelişimleri için çalışacaklar istekli birer öğrenen olacaklardır.

DEVABİL KARA KİMDİR?
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 1986 yılında mezun oldu. 1987 yılında Avusturya Hükümeti bursuyla Salzburg Uluslararası Yaz Akademisinde litografi üzerine çalışmalar yaptı. 1993 yılında Marmara Üniversitesi’nde sanatta yeterlik tezini verdi. 1996-1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışmalarını sürdürdü. Dördü yurtdışı olmak üzere 31 kişisel sergi açan sanatçı, çok sayıda karma sergide yer aldı. Aralarında Devlet Resim Yarışması, DYO Resim Yarışması ve 2021 Dünya Sanat Günü ‘’Wallace Hartley’ ‘’Yılın Sanatçısı Ödülü’’nünde bulunduğu 15 ödül kazandı. Sanatçı halen Marmara Üniversitesi Resim Bölümü’nde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Hakkında Devabil Kara, İzler Gölgeler ve Kaybedip Bulduğumuz Kimi Şeyler adıyla bir kitap yazılmıştır. Sanatını ‘Hem zamanın içinde hem de dışında gezinerek geçmiş ve gelecek arasındaki boşluğu tamamlayan imgeler oluşturmaya çalışıyorum’ diye tanımlayan sanatçı, ‘Nesnenin iz olarak bıraktığı boşluk üzerine yoğunlaşıp, nesne ve zaman arasındaki karmaşık ilişkiyi sorguluyor.