Mesleki eğitim üzerine

Güncelleme Tarihi:

Mesleki eğitim üzerine
Oluşturulma Tarihi: Aralık 11, 2023 09:26

Mesleki eğitim okulları, ülkemizde, Tanzimat Fermanı’nın yayınlanmasını takiben, 1857’de Maarif Nezareti Nizamnamesi ile bölgesel ihtiyaçlar göz önünde bulundurularak açılmaya başlandı.Askeri Baytar Mektebi, Orman Mektebi, Ziraat Talimnamesi o dönemin ilk meslek okulları arasında yer aldı. Cumhuriyet döneminin de öncü Mesleki ve Teknik Okulları olarak değerlendirilirler…

Haberin Devamı

Bu yazıda, ülkemizde o yılların iki değerli mesleki eğitim kurumundan örnek olarak bahsetmek isterim: Biri 1891’de, Ahmet Cevdet Paşa’nın Ticaret ve Ziraat Nazırlığı döneminde, İstanbul’da eğitime başlayan Halkalı Yüksek Ziraat Mektebi... Bursa ve Selanik’te kurulan ziraat mekteplerinde öğretim görenler için bir üst öğrenim kurumu işlevini üstlenmiş, 1930’larda orta dereceli Meslek Yüksek Okulu olmuş, önce tarım ile başlamış zaman zaman veterinerlik ve orman konularında teknikerler yetiştirdi. Öğretim kadrosu için seçilen Mekteb-i Ali’ye öğrencileri, başta Almanya olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine gönderildi. Okul 2005’e kadar gelişerek eğitim hayatını sürdürdü.

İLK KURS MADEN ÇAVUŞ MEKTEBİ
Meslek okullarının ilkleri ile anılan aktif diğer bir ilimiz de Zonguldak’tır. “Memleketimizde her gün biraz daha inkişaf etmekte olan maden işlerinde çalışması lüzumlu şahısların yetiştirilmesi maksadı ile Zonguldak’ta bir maden mektebi açılmasına ilişkin kararname…” ile 1940-1949 döneminde farklı isimler ile maden meslek okulları, yüksek okullar ve kurslar açıldı. İlk kurs 1922’de 63 nolu ocakda “Maden Çavuş Mektebi” olarak başladı. 1940’da Zonguldak Maden Teknisyen Mektebi, Zonguldak Maden Başçavuş mektebi ve benzeri isimlerle çok ciddi eğitim veren ve takiben 300 günlük stajlar ile desteklenen okullar, dönemin İktisat Vekaleti ve MTA(Maden Teknik Arama) tarafından kuruldu ve desteklendi. O yıllar için madencilik açısından verilen bu eğitimin ciddiyeti ve eğitimin en üst düzeyde takibi olağanüstü örnek başarılarla dolu… Ve eğitim bilim dünyası tarafından bir çok makaleye konu teşkil etti.

Haberin Devamı

VASIFLI İŞÇİLERDEN BEKLENEN DEĞİŞİYOR
Bugün modern ekonomi, karmaşık ve sürekli değişen koşullarda yeni görev tanımları getiriyor, iş gücü piyasasında pek çok yeni meslek ortaya çıkıyor. Bütün bu değişimleri, rutin düzeyde çözebilen yeni eğitim metodları ve yeni uygulama alanları ile yetişen teknik uzmanlara ihtiyaç var. Küreselleşme, yeni teknolojiler, dijital ve demografik değişimler hem iş dünyasını hem de eğitim ve öğretimin veriliş biçimini ciddi boyutta değiştirdi, bu değişim var gücü ile devam ediyor. Küreselleşmenin bir sonucu olarak vasıflı işçilerden beklenen nitelikler de değişiyor.

Haberin Devamı

Mesleki ve Teknik eğitimle ilgili yoğun çalışmaları olan Tushal Agrawal “Mesleki eğitim daha iyi istihdam olanakları için bir pasaporttur” diyor. Mesleki ve teknik okullardan mezunlar ile genel orta öğretim mezunları arasında istihdam oranlarında belirgin fark bulunuyor. Eurostat 2019 verilerine göre genel orta öğretim mezunlarında bu oran yüzde 62.8’ken mesleki ve teknik okul mezunlarında yüzde 79.1 olarak veriliyor.

MESLEKİ EĞİTİMİN ULUSLARARASI STANDARTLARI
UNESCO, 1970'lerde mesleki eğitim programları ve ilgili yeterliliklerin eğitim seviyelerine ve alanlarına göre düzenlenmesinde bir başvuru ve karşılaştırma kaynağı olarak ISCED’i (Uluslararası Standart Eğitim Sınıflandırması) kurdu. ISCED uluslararası anlaşmaların bir ürünü olarak kuruldu; 1997, 2011, ve 2013’te revize edildi. Bugün, mesleki eğitimde uluslararası geçerliliğe sahip genel bir çerçeve modeli olarak işlev görüyor. Türkiye dahil UNESCO üyesi ülkeler ISCED’i baz alarak programlarını kendi yapılarına, planlarına göre oluşturuyorlar. Bu kapsamda YÖK 2020 yılında ISCED 2013 sınıflamasını baz alarak, bilimsel ölçütlere göre uzlaşılan, aynı içerik aynı yetkinlikleri kazandıran programları tek isim altında birleştirdi. Birçok üniversitenin katılımı ve ilgili paydaşlarla düzenlenen bu çalışma ile sistem uluslararası bir standarda kavuştu ve MYO’lar için önemli kolaylıklar sağlandı.

Haberin Devamı

54 ALANDA 200’DEN FAZLA EĞİTİM
Türkiye’de MEB (Milli Eğitim Bakanlığı) verilerine göre de 2023 yılında ‘Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri’nde 1 milyon 381 bin 41, ‘Mesleki Eğitim Merkezleri’nde 250 bin 932, ‘Özel Mesleki Anadolu Liseleri’nde 143 bin 305 ve ‘Mesleki Açıköğretim Liseleri’nde 72 bin 558 olmak üzere toplam 1 milyon 848 bin 236 öğrenci mesleki eğitim alıyor. Bu okullarımızda 54 alan ve 200’ün üzerinde dalda eğitim veriliyor. Yılda 300 binin üzerinde öğrenci bu okullardan mezun oluyor. Alanlar arasında en çok tercih edilen 20 alanın ilk üçünde: elektrik–elektronik teknolojisinde öğrencilerin yüzde 11.99’u (173 bin 386 öğrenci), bilişim teknolojilerinde yüzde 11.34’ü (163 bin 976 öğrenci), sağlık hizmetlerinde yüzde 9.73’ü (140 bin 615 öğrenci) eğitim görüyor.

Haberin Devamı

MESLEK LİSESİ ÖĞRETMENLERİNİN GELİŞİMİ
Meslek lisesi öğretmenlerinin iş başı ve mesleki gelişim eğitimleri de önemli bir başlık. MEB, mesleki eğitimde 1000 okul projesi ile etkin bir çalışma yürüttü ve 1000 okulda 40 bin 166 meslek öğretmeni bu projeye katıldı. 2023 yılı itibarı ile ülkemizdeki 208 üniversitenin nerede ise yüzde 95’inin bünyesinde, aktif olarak eğitim veren, yukarda bahsettiğimiz meslek liselerinden, ön lisans programları için, öğrenci kabul eden 1043 MYO (Meslek Yüksek Okulu) bulunuyor. Bu okulların 925’i devlet üniversitelerinde 114’ü vakıf üniversitelerinde ve uluslararası öğrenci de kabul etmektedirler. MYO’larda, okulların bulunduğu bölge, bölgeye hakim sektörün ve endüstrinin çeşitliliği, meslek liselerinin yapısı düşünülerek açılmış, birbirinden çok farklı alanlarda eğitim veren 275 civarında mesleki alan bulunuyor. (Basım ve yayım teknolojileri, Emlak yönetimi, fotağrafçılık ve kameramanlık, coğrafi bilgi sistemleri, İnternet ve ağ teknolojileri, biyomedikal cihaz teknolojileri, raylı sistemler makine teknolojileri, diş protez teknolojileri, süt ve ürünleri teknolojisi, arıcılık, bahçe tarımı, turist rehberliği, deri işleme teknolojileri...) bu alanlardaki programların çeşitliliğini gösteren değişik örnekleri. Genel bir bakış açısı ile son 30 yıldan bu yana, imalat sanayii, kömür, çelik, tarım, gibi geleneksel mesleki alanlara yoğunlaşan mezunların oranı azalırken; bilgisayar, elektronik ve dijital sağlık teknolojileri gibi -yeni çağ- alanlara yoğunlaşanların oranında belirgin artışlar gözleniyor.

Haberin Devamı

KIZ ÖĞRENCİLERİN ÖNEMİ ÇOK
Türkiye’de MYO'larda, 2023 yılı YÖK verilerine göre: 1 milyon 361 bin 251 kız ve 1 milyon 285 bin 803 erkek olmak üzere toplam 2 milyon 647 bin 54 öğrenci uygulamalı eğitim alıyor. Özellikle Ankara’nın doğusunda MYO’ların kız öğrencilerimiz için ciddi ve önemli bir fırsat olduğunu düşünürüm. Görevde aktif olduğum yıllarda bu bölgeleri özellikle ilçelerdeki okulları bizzat ziyaretlerimde kızlarımızın geleceği açısından çok sevindiğimi hatırlıyorum. Bu sosyolojik bir gerçeklik. 11. Kalkınma Planı hazırlanırken, çalışmalarında bulunduğumuz komisyon kırsal bölgelerdeki kız öğrencilerimiz için bu önemi bizzat değerlendirdi ve konu planda yer aldı.
MYO öğrencilerinin, mesleki teknik eğitimin yanı sıra sosyalleşme, sosyal hayat başarısı, çevre uyumu, sosyal okumalar, konferanslar paneller gibi başlıkların da eğitimlerinin önemli bir parçası olması gerekliliği var… MYO’ların bulunduğu bölgenin sektör yöneticileri, Sanayi ve Ticaret odaları, Üniversitelerimizin Güzel Sanatlar fakülteleri, bir sosyal sorumluluk projesi olarak bu konuya eğilmeli ve ülkenin geleceğinde rol sahibi olacak bu kıymetli grubun yetişmesine katkı koymalılar.

SERTİFİKA PROGRAMLARI TAKİP EDİLMELİ
Diğer önemli bir başlık, okulda alınan mesleki ve teknik bilgilerin daha derin ve daha geniş bilgi ve pratik becerilerle donanımına yardımcı olacak sertifika programlarının öğrenciler tarafından takip edilmesi.
Sertifika programları: Bir alanda mesleki eğitim almış olanların, belirli mesleki becerilerini geliştirmeleri ve güçlendirmeleri için tasarlanmış özel eğitimler. Alacağınız sertifika programı, edinmiş olduğunuz mesleki veya endüstri hakkındaki bilginize dayandığından, birebir sürekli eğitim olarak da değerlendirilebilir… Sertifika programları genelde 3-6 aylık zaman diliminde tamamlanır, pratik öğrenmeyi ve iş bazlı yetenek geliştirmeyi önceler. Mesleki eğitim sonrası iş alanında, çalışma hayatı için, yüksek lisans doktora gibi derecelerden ziyade, çeşitli sertifikalarla güçlendirilmiş bir öz geçmiş sektör için daha da anlamlı olabilir. Uygulamalı eğitim sertifika programlarının ana ögesi. Meslek yüksek okullarından mezun binlerce gencimizin, online (çevirim içi) katılımlarla da yürütülebilen bu programları takip edip, katılıp CV'lerini güçlendirmelerini önermekteyiz. Kurslar, sertifikalar, özellikle dijital becerileri kazanma kursları, mesleki sınavlar yabancı dil… Hepsi mesleki eğitimin alan becerilerini destekleyecekler. Sürekli gelişen ve değişen iş gücü piyasaları bunu gerektiriyor. Bugün üniversitelerimizin tamamına yakınında “Sürekli Eğitim Merkezleri”nde bu tip alanlarda bir çok sertifika programları düzenleniyor.

ETKİLİ BECERİLERLE YETİŞECEK MESLEK GRUPLARINA İHTİYACIMIZ VAR
Ülkemizin sürdürülebilir ve kapsayıcı bir ekonomik yapıya kavuşması için etkili becerilerle yetişecek bu meslek gruplarına çok ihtiyacımız var.

Hem gençler hem de yetişkinler için daha fazla öğrenme ve kariyer gelişimi için yeni bir toplumsal sözleşme çağrısında bulunan UNESCO 2021 Eğitimin Geleceği Raporu bu konuya ciddi vurgu yapıyor, 2022-2029 raporunda ise Teknik ve Mesleki Eğitimi 50 ülke düzeyinde tartışmaya açıyor. Avrupa Birliği (AB), 2022 Kasım ayında düzenlediği Mesleki Eğitim Haftası sonuç raporunda genel istihdam artışının yaklaşık üçte ikisinin sektörle en yakından ilişkili olan teknisyenler ve yardımcı personeller kategorisinde olduğunu bildiriyor…

CEDEFOP (European Centre for the Development of Vocational Training-Avrupada Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi Merkezi), 1975’de kurulmuş 2019’da tüzüğü yeniden düzenlenmiş Avrupa İşbirliği Merkezinde yer alan çok önemli bir kuruluş. Mesleki ve Teknik eğitimde beceri ve yeterlilik politikalarının teşvik edilmesi ve yeni politikalar geliştirilmesi misyonu ile çalışan, Mesleki Eğitim(ME) ve İşgücü piyasasını geliştiren bir araya getiren istisnai bir Avrupa Forumu.

GENÇLERİN İŞ GÜCÜNE KATILMASI HEDEFLENİYOR
Sonuç olarak... İş dünyası; kapsayıcı ve sürdürülebilir bir büyüme ve sağlam ekonomik gelişmeler için hızla, yetenek ve becerilerle donatılmış, dijital teknolojiye hakim yeni nesil bir çalışan grubuna ihtiyaç duyuyor. Özellikle Sanayi 4.0 anlayışı, üretim sürecindeki iş tanımlarını ve çalışandan beklentileri sürekli değiştiriyor. Mesleki eğitimin ekonominin büyümesindeki rolü tartışılmaz. Mesleki eğitim, işgücü üretkenliğini arttıran ve beşeri sermayenin gelişimine yapılan ulusal bir yatırım.

Mesleki Eğitim sistemleri, kuruluş olarak ülkeden ülkeye çeşitlilik ve farklılıklar gösterir. Bu sistemler birkaç yıl içinde, sıkça, çabucak değişebilirler. Mesleki ve Teknik Eğitimin tarihsel süreçlerine bakıldığında, sosyal ve teknik gelişmelerle birlikte kültürel farklılıkların, ülkelerin eğitime ulusal bakış açılarının, eğitim felsefelerinin yarattığı algı bu değişim süreçlerinde önem taşır. Ancak hepsinin temelinde: ana hedef olarak iş dünyasının aradığı yetenekli kalifiye elemanları yetiştirmek var. Özellikle gençlerin bir an önce iş gücüne katılmasını ve kariyerlerini geliştirmesini hedefleniyor.

SOSYAL DESTEKLER SAĞLANMALI
Bugün, Türkiye’de MYO'ların bir Sosyal Aktivasyon Planına ihtiyaçları var. Bu konuda YÖK, Üniversiteler ve MEB’in yürüttüğü çalışmaların yanı sıra, bu okullardaki öğrencilerin yetişmesinde sosyal politikaların da önemli bir başlık olarak gündemde olması gerekli. Eğitim alanı ile ilgili sektör, mutlaka program akışında ve de kültürel, sanatsal faaliyetlerde destek vermeli. Bölgesel kalkınma ajansları ve meslek odaları özellikle ilçelerimizdeki Meslek yüksek okullarında, sosyal destekler ve eğitim alt yapılarının geliştirilmesi konusunda aktif olmalılar. Ancak ülkemize baktığımızda özellikle, teknik ve mesleki yüksek öğretimde henüz bu başlıklara yeterince ulaşıldığını göremiyoruz…

Açılan programların İş gücü piyasası ile uyumu gerekiyor. Farklı mesleki beceriler gerekiyor. Başta Mobil İletişim Teknolojileri olmak üzere iş dünyasının talepleri müfredata hızla kazandırılmalı. İş tatmini, mesleki prestij ve mesleki kredilibite öğrencin kariyer planlamasında ve geleceğe ait heveslerinde önem arz ediyor. Bu noktada CEDEFOP “Beyaz yakalı yöneticiler arasında mesleki ve teknik eğitim mezunu sayısının az olması ve bu programlardan mezunların daha çok fiziksel aktivite gerektiren işlerde tercih edilmelerinin, sosyal statü beklentilerinde kırılganlık yaratabileceği…” yorumunu yapıyor. İş dünyası bu yorumları da dikkate almalı. Meslek Yüksek Okulları’nın algısını sektör ve konuya önem veren sivil toplumun vereceği sosyal destekler çok daha yukarılara taşıyabilecek.

TOPLUM TEKNOLOJİ İLİŞKİSİ
Ekip çalışması, Bilişim teknolojileri (IT) bilgi ve becerileri, belirsizlik koşullarında güvenle hareket edebilmek, karmaşıklığa kendinden emin ve sakin yaklaşmak geleceğin iş gücü için gerekli nitelikler olarak gösteriliyor. MYO mezunlarına eğitimleri boyunca veya mezuniyet sonrası kurslarla, hizmet içi eğitimlerle bu öğretileri kazandırmalıyız çünkü Mesleki ve Teknik Eğitim işgücü piyasasındaki değişikliklere uyum sağlayabilen esnek ve yetenekli işgücünü garanti etmeli. Sadece sanayiyi dönüştürerek toplumsal kalkınmayı gerçekleştirmemiz mümkün değil, toplum ve teknoloji alanında sağlıklı bir ilişkinin oluşmasına da çaba göstermeliyiz. ”Toplum 5.0” ı süper akıllı toplum modeli olarak değerlendiriyorlar. Bu kavramın içinde ahlak, etik, kültür ve sanat da var. İş dünyasının emeğini teslim ettiğimiz, edeceğimiz MYO mezunları çoğunlukla ülkenin orta gelirli ailelerinden büyük emekler ve hayallerle üniversitelerimize geliyorlar… Onların Toplum 5.0 kavramları ile yetişmeleri hepimizin sorumluluğu… Meslek Yüksek Okullarını, yani ön lisansı ve mesleki eğitimi bu ülkenin geleceği için çok önemsiyorum… Kat edilmesi gereken yolumuz var.
Bu makale ile Avrupa’nın en genç nüfuslu ülkesi olan Türkiye’de, bu genç nüfusun ekonomideki yapısal dönüşüme entegre edilmesinin “Türkiye Yüzyılı” çalışmaları açısından çok önemli olduğunu vurgulamak isterim…. Dileğim, MYO'larda daha nitelikli, daha çalışkan ve yaptığı işe inanan öğrencileri görmektir. Akademi ve Sektör konunun takipçisi olmalıdır.

*Bu makalede kullanılan sayısal veriler; T.C Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), OECD, UNESCO,
CEDEFOP (Avrupa Mesleki Eğitimi Geliştirme Merkezi) yayınları istatistiklerinden alınmıştır.

PROF. DR. SEZER ŞENER KOMSUOĞLU KİMDİR?
Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu, 1949 yılında Trabzon’da doğdu. Tıp Hekimi ve Nöroloji uzmanıdır. Eğitimini Atatürk, Ankara ve Hacettepe Üniversiteleri’nde tamamladı. İngiltere’de Birmingham Üniversitesi ve Aston Üniversitesi’nde Nörofizyoloji konusunda 3 yıl çalıştı. Türkiye’de Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Kocaeli Üniversitesi’nin kuruluşlarında yer aldı. Nörolojik Bilimler alanında ulusal ve uluslararası düzeyde 250’nin üzerinde bilimsel yayını vardır. 2006-2014 yılları arasında 8 yıl Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü yaptı. Dr. Komsuoğlu, 2015-2022 yılları arasında Yükseköğretim Kurulu Başkan danışmanlığı görevinde bulundu. Bu dönemde  yükseköğretimde, Akademide Kadın Çalışmaları Birimini kurdu. Bugün sayıları 117’yi bulan kadın çalışma merkezlerinde akademik ve hizmet odaklı çalışmalar yürüttü. Dr. Komsuoğlu, Avrupa Üniversiteler Birliği’nin (EUA) araştırma ve inovasyon komitesinin seçilmiş 19 üyesinden biridir.  Oxford Üniversitesi’nce 2015’te yayınlanan Woman Scientist kitabında Türkiye’den seçilen 3 bilim kadınından biri olarak yer alıyor.. 2021’de Türk Nöroloji Derneği’nin, Bilim ve Hizmet ödülü kendisine tevdi edildi. Dr. Komsuoğlu, Prof. Dr. Baki Komsuoğlu’nun eşi, Prof. Dr. Ayşegül K. Çıtıpıtıoğlu ve Prof. Dr. Feride İpek K. Çelikyurt’un annesidir.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!