Karne ve aile içi iletişim

Güncelleme Tarihi:

Karne ve aile içi iletişim
Oluşturulma Tarihi: Ocak 19, 2023 10:33

Cuma günü milyonlarca öğrenci karne alacak. Karneleri onlara dönem boyunca hangi derslerde iyi performans gösterdiklerini ve hangi derslerde geliştirilmesi gereken noktaları olduğunu gösterecek. Ancak her zaman karne bu şekilde değerlendirilmeyebiliyor. Karneye sanki ödül ve ceza aracı ya da çocuğun ne kadar yeterli olduğunu gösteren bir turnusol kağıdıymış gibi bakılıyor.

Haberin Devamı

En çok da aileler ya da bazen de öğretmenler böyle bakıyor. Çocuk da aslında onlara bakarak karnesine ilişkin tepkisini oluşturuyor. Belki de çok da üzülmediği bir nota anne ya da babası üzüldü diye çok daha yoğun tepki vermeye başlayabiliyor ya da kendi kimliğini benliğini hatta değerini notları üzerinden değerlendirme noktasına bile gelebiliyor. Bu nedenle ailelerin çocuklarıyla iletişimi ve karneye atfedilen anlamı bilmek çok önemli.

ÇOCUK DEĞERSİZ HİSSEDEBİLİR
Unutulmamalıdır ki karne başarı üzerinden bir değerlendirme yapıyor. Çocuğun yeterliliğini ve potansiyelini ölçmüyor. Karnesi kötü olan çocuk bilişsel açıdan yetersiz, beceriksiz demek değil. Kaldı ki çocukluk kendi değerimizi inşaa ettiğimiz bir dönemse ve akademik başarı üzerinden çocuğun değeri ölçülür hale gelirse bu durum çocuğun mutsuz, değersiz ve yetersiz hissetmesine neden oluyor. İleride de çocuk her şeyi gösterdiği ya da gösteremediği performans üzerinden değerlendirir hale gelebiliyor.
Karne almadan önce çocuğun kendine sorduğu 'Acaba karnem nasıl gelecek?' tatlı bir heyecanı gösterirken çocuğun kendisine sorduğu Ailem karneme çok kızar mı? Bana karnemi görünce küserler mi?, Ceza verirler mi? soruları çocuk için büyük bir stres kaynağına dönüşebiliyor. Bu stres kaynağından kaçınmak için çocuklar bazı önleyici davranışlara başvurabiliyorlar. Karne günü okula gitmek istememe, karnesini saklama, değiştirmeye çalışma gibi. Bu nedenle çocuğun iyisiyle kötüsüyle karnesini kabul ederek öğretmeninden alabilmesi için de ailenin onu cesaretlendirmesi gerekiyor. Aileler çoğunlukla zaten e-okul aracılığıyla notları biliyorlar. Ama çocuğun da başarısızlık olduğunda kaçınmaması için o karneyi alması ve üzerinde konuşabilmesi gerekiyor.

Haberin Devamı

'KOŞULLU SEVİYORUM' MESAJI
Çocuk için genel akademik değerlendirme sunan karne  ailenin de kendini değerlendirmesi için de bir fırsat sunuyor aslında. Dönem boyunca çocuğumla ne kadar ilgilenebildim?, Dönem boyunca okulda yaşadığı sorunları dinledim ve çözülmesine yardımcı oldum mu?, Dönem boyunca çocuğum kötü not aldığında bunun nedenini araştırıp ona yardımcı olabildim mi?, Çocuğuma kendi sorumluluklarını bilmesi için gerekli olan temeli verebildim mi? gibi soruları sormak kötü karnenin sonucunun bir fırsata dönüşmesini sağlayacaktır. Ayrıca çocukların karnelerine tepki verirken çok dikkatli olmak gerekiyor. Çok aşırı bir mutluluk gibi çok yoğun üzüntü çocuğu etkileyebiliyor. Not üzerinden aşırı olumlu tepki verilince de olumsuz tepki verilince de aslında çocuk aynı mesajı alıyor 'Koşullu seviliyorum'.

Haberin Devamı

NELER YAPILMALI?
Karne iyiyse birlikte sevinelim kutlayalım. Kötü not varsa çocukların olumsuz değil olumlu notlarını vurgulayalım. Kötü gelen notlar başarısızlık değil geliştirilmesi gereken noktalar olarak değerlendirilerek, yapılması gerekenleri düşünüp tatili planlayalım. Gösterilen çabayı görelim, övelim.
Çocuğun başarısızlık nedenlerini her açıdan değerlendirip araştıralım. Çözüm için işbirliği içinde çabalayalım.
Çocuğun duygularını anlayıp kabul edelim. Cezadan kaçınalım. Ödülün de dozunu iyi ayarlayalım.
Tatilin enerji depolama zamanı olduğunu unutulmayarak çocukların tatilde dinlenmelerine olanak sağlayalım.
Tatilin hiçbir şey yapmadan, hayattan kopularak geçirilen bir zaman dilimi olmaması için de çocuğun dinlenme şeklini organize edip, takibini yapalım.
Herkese iyi tatiller.

Haberin Devamı

DOÇ. DR. ELİF ULU KİMDİR?
1981 yılında Bursa’da doğdu. Ortaokul ve liseyi İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesinde tamamladı. 2004 senesinde Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans programından birincilikle mezun oldu. 2004 yılında Ege Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’nda araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2007 yılında yüksek lisans ve 2011 yılında doktora öğretimini aynı bölümde tamamladı. 2022 yılında Doçent unvanı aldı. Halen aynı bölümde görev yapıyor. Uluslararası ve ulusal hakemli dergilerde yayımlanmış makaleleri, uluslararası kitap bölümleri ve uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan çok sayıda bildirisi bulunuyor. Çalışma konuları dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, kariyer psikolojik danışmanlığı, çocuk ve ergenlerle psikolojik danışma, evlilik ve aile psikolojik danışmanlığı ve bağımlılık danışmanlığıdır. Kendisi EMDR terapisti, aile danışmanı ve bilişsel davranışçı psikoterapisttir.

BAKMADAN GEÇME!