GeriAraştırma Dna Nedir Ve Açılımı Nasıldır? Dna Yapısı Ve Özellikleri Hakkında Bilgi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dna Nedir Ve Açılımı Nasıldır? Dna Yapısı Ve Özellikleri Hakkında Bilgi

Dna Nedir Ve Açılımı Nasıldır? Dna Yapısı Ve Özellikleri Hakkında Bilgi

DNA konusu çok sayıda insanın sıklıkla duyduğu ve de merak ettiği önemli konular arasında ilk sıralarda yer almaktadır. DNA kısaca tanımlandığında tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevlerini taşıyan bir nükleik asit olarak ifade edilebilir. Sizin için DNA nedir ve açılımı nasıldır? DNA yapısı ve özellikleri hakkında bilgi konularını detaylarıyla derledik.

DNA tüm canlı organizmalar ve bazı virüslerin yaşam işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekliliği söz konusu olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asit şeklinde ifade edilebilir.

DNA Nedir ve Açılımı Nasıldır?

Deoksiribo Nükleik asit yahut kısaca DNA, tüm canlı durumdaki organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekliliği söz konusu olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. DNA'nın başlıca görevi bilginin uzun süreli olarak muhafaza edilmesi olmaktadır.

DNA, Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gereksinim duyulan bilgileri içerdiği için bir kalıp, şablon yahut reçeteye benzetilmektedir. Organizma ile alakalı bu genetik bilgileri barındıran DNA parçaları ise gen olarak tanımlanır. Fakat başka DNA dizilerinin yapısal işlevleri bulunmakta olup bunlar kromozomların şeklini belirlemek gibi olup diğerleri ise mevcut genetik bilginin ne şekilde (hangi hücrelerde, hangi koşullarda) kullanılacağının düzenlenmesine yaramaktadır.

DNA'nın açılımı Deoksiribo Nükleik Asit, olup tüm canlı organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevlerinin yanı sıra biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları içeren bir nükleik asit olma niteliği barındırır.

DNA Yapısı ve Özellikleri Hakkında Bilgi

Kimyasal açıdan DNA, nükleotit olarak isimlendirilen basit birimlerden meydana gelen iki uzun polimerden oluşmaktadır. Bu polimerlerin omurgaları ise, ester bağlarıyla birbirine bağlanmış durumdaki şeker ve fosfat gruplarından oluşur. DNA'yı meydana getiren her iki iplik ise birbirlerine ters yönde uzanır yapıya sahiptirler.

Mevcut durumdaki her bir şeker grubuna baz olarak isimlendirilmiş olan dört tip molekülden biri bağlıdır. DNA'nın omurgası boyunca varlık gösteren bu bazların meydana getirdiği dizi, genetik bilgiyi kodlamaktadır. Protein sentezinin gerçekleştirilmesi esnasın bu bilgi, genetik kod vasıtasıyla okunduğunda proteinlerin amino asit dizisini belirlemektedir. Bu süreç esnasında DNA'da muhafaza edilen bilgi, DNA'ya benzer yapıya sahip durumdaki bir nükleik asit olma niteliğine sahip RNA'ya kopyalanır. Gerçekleşen bu işleme ise transkripsiyon adı verilir.

Hücrelerde DNA, kromozom olarak isimlendirilen yapıların içerisinde yer alır. Hücre bölünmesi esnasında öncelikle kromozomlar eşlenir, bu esnada DNA ikileşmesi meydana gelir. Ökaryot canlılar (yani Hayvan, mantar, bitki ve Protistalar) DNA'larını hücre çekirdeği içinde bulundururlar. Ancak prokaryot canlılarda ( bakteri ve arkelerde) DNA, hücre sitoplazmasında bulunur. Kromozomlarda mevcut olan kromatin proteinleri (histonlar gibi) DNA'yı sıkıştırarak organize etme görevi üstlenirler. Bu sıkışık durumdaki yapılar DNA ile diğer proteinler arasında gerçekleşen etkileşimleri düzenler ve DNA'nın hangi bölümlerinin okunacağını kontrol etmekte görev alır.

DNA yapısal olarak bazı önemli özelliklere sahip olan yapıyı oluşturmaktadır. Bu anlamda DNA'nın özellikleri:

DNA, nükleotit olarak tabir edilen birimlerden meydana gelen bir polimerdir. DNA zinciri 22 - 26 Ångström arası (2,2-2,6 nanometre) genişliğe sahip durumdadır. Bir nükleotit birim 0.33 nano metre uzunluğa sahiptir. Mevcut durumdaki her bir birim çok küçük boyutta olmasına karşın, DNA polimerleri milyonlarca nükleotitten meydana gelen muazzam yapıya sahip moleküllerdir. Örneğin; en büyük durumdaki insan kromozomu olan 1 numaralı kromozom yaklaşık olarak 220 milyon baz çifti uzunluğuna shaip durumdadır.

DNA'nın yarısı erkek bireyden yarısı da dişi bireyden gelir. Canlı organizmalarda DNA genellikle tek bir molekül olarak değil, birbirine sıkıca sarılı durumda olan bir çift molekülden meydana gelir. Bu iki uzun ipliksi sarmaşık gibi birbirine sarılı halde oluşan bir çift sarmal oluşturur. Nükleotit birimler bir fosfat, bir şeker ve de bir bazdan meydana gelirler. Fosfat ve şeker DNA molekülünün omurgasını meydana getirir. Baz ise çifte sarmalda bulunan diğer DNA ipliği ile etkileşime girer. Çoğunlukla bir şekere bağlı olan baza nükleozit, bir şeker ve bir ya da daha çok fazla sayıdaki fosfata bağlı baza ise nükleotit adı verilir.

Birden fazla sayıdaki nükleotidin birbirine bağlı olduğu duruma polinükleotit adı verilir. DNA ipliğinin omurga kısmı almaşıklı fosfat ve şeker artıklarından meydana gelir. DNA'nın içeriğinde bulunan şeker 2- deoksiribozdur. Bu bir pentoz olup beş karbonlu şekerdir. Birbirine bitişik durumdaki iki şekerden birinin 3 numaralı olan karbonu ile diğerinin 5 numaralı karbon atomu arasında bulunan fosfat grubu, bir fosfodiester bağı meydana getirerek şekerleri birbirine bağlamaktadır.

Fosfodiester bağın sahip olduğu yapısı asimetrik olmasından dolayı DNA ipliğinin bir yönü bulunmaktadır. Çifte sarmal içerisinde bir iplikte bulunan nükleotitlerin birbirine bağlanma yönü, diğer ipliktekilerin yönünün tersi şeklindedir. DNA ipliklerinin sahip olduğu bu düzenine anti-paralel denilmektedir. DNA ipliklerin asimetrik nitelikteki uç kısımları 5' (beş üssü) ve 3' (üç üssü) şeklinde adlandırılmaktadır.

DNA ipliklerinin 5' uç kısmı bir fosfat grubu, 3' uç kısmı ise bir hidroksil grubu taşımaktadır. DNA ve RNA arasında mevcut olan başlıca farklılıklardan biri, içermekte oldukları şeker olmaktadır. RNA içerisinde 2-deoksiriboz yerine başka bir pentoz şeker olan riboz mevcuttur. Çift sarmalı iki ipliğe bağlı durumdaki bazlar arasında bulunan hidrojen bağları DNA'yı stabilize etmekle görevlidir.

DNA'a mevcut olan dört baz, sitozin (C), adenin (A olarak kısaltılır), timin (T) ve guanin (G) olarak isimlendirilmektedir. DNA'daki bu dört baz şeker-fosfata bağlanıp bir nükleotit meydana getirir. Örneğin; "adenozin monofosfat" bir nükleotit oluşturmaktadır.

Bazlar ise iki tip olarak sınıflandırılmaktadırlar: Adenin ve guanin, pürin türevlerini oluştururlar. Bunlar beş ve altı üyeli halkaların kaynaşması neticesinde meydana gelmiş heterosiklik bileşiklerdir; sitozin ve timin ise pirimidin türevlerini oluştururlar. Bunlar altı üyeli olan bir halkadan meydana gelir. Bir başka baz olan urasil (U), sitozinin yıkımı neticesinde seyrek olarak DNA'da bulunabilmektedir. Kimyasal bakımdan DNA'ya benzer yapı gösteren RNA'da timin yerine urasil bulunmaktadır.

 

 

 

False