Yoksulun bayram ihtiyacı polisten

Güncelleme Tarihi:

Yoksulun bayram ihtiyacı polisten
Oluşturulma Tarihi: Eylül 27, 2008 00:00

Vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak için gece gündüz kendi canını tahlikeye atarak görev yapan emniyet mensuplarının eşleri, Balıkesir’de kullanmadıkları giysi ve eşyalarını yoksul vatandaşlara bağışladı.

BALIKESİR’deki polis aileleri, halıdan mobilyaya, ayakkabıdan her türlü giysiye, kırtasiyeden oyuncağa kadar kullanmadıkları tüm eşyaları yoksul ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara bağışladı.

Balıkesir Emniyet Müdürlüğü Ramazan ayında yoksul aileler için yardım kampanyası düzenledi.

Emniyet Müdürü Coşkun Hayal’in eşi Sevinç Hayal’in başkanlığını yaptığı Emniyet Teşkilatı Mensupları Hanımları Yardımlaşma Derneği önderliğindeki kampanya, Toplum Destekli Polis Büro Amirliği koordinesinde gerçekleştirildi. Balıkesir’de çalışan yaklaşık 1200 polis ailesine Ramazan ayı başlarken kampanya hakkında bilgiler verildi. Polis ailelerinin kullanmadıkları, kullanılabilir durumdaki eşyaları yoksullar için bağışlayabileceği bildirildi. Polis aileleri giysileri, halıları, oyuncakları, çantaları, ayakkabıları ve çeşitli eşyaları Toplum Destekli Polis Büro Amirliği’ne getirdi. Yatak, kanepe, koltuk gibi büyük eşyalarla kuru maddeleri ise görevli polisler evlere giderek topladı ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırdı. Toplum Destekli Polis Büro Amiri Bünyamin Kırlı, toplanan malzemelerin karakol polisleri tarafından belirlenen yoksul vatandaşlarla ihtiyaç sahiplerine iletildiğini ve iletilmeye devam edeceğini bildirdi. Kırlı, "Polisimiz toplumun sıkıntılarını yakından biliyor. Görev yaptığımız bölgelerde karşılaştığı yardıma muhtaç kişilere elimizden geldiğince destek oluyoruz. Bu kampanya ile birlikte yoksul vatandaşlarımıza destek olmanın, sosyal sorumluluğumuzu yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz" dedi.

Bu arada bir çok polisin de kampanya kapsamında fitre-zekat parasını karakol polislerinin belirlediği yoksul ailelere verdiği öğrenildi. Toplum Destekli Polis Büro Amirliği’nin polis aileleri dışında kurumlarla, sivil toplum örgütleri ve duyarlı vatandaşların bağışlarını da yoksul ailelere ulaştırdığı açıklandı.

EĞLENCELİK

Yeter Mahmut

RAMAZAN’da Baba Erenleri rakı içerken yakalar, şişeyi koltuğunun altına verir, 2. Mahmut’un huzuruna çıkarırlar. Padişah, "Elinde ne var, göster bakalım" der. Bektaşi cübbesinin altında şişeyi sağ elinden sol eline geçirerek, sağ elini gösterir. Bunun üzerine sol elini göstermesini ister. Baba şişeyi çabucak yer değiştirir. Padişah, iki elini birden göstermesini isteyince, baba geri geri yürüyerek duvarla sırtı arasına şişeyi sıkıştırır, ellerini uzatır. 2. Mahmut, bu kez yeni bir emir verir, "Birkaç adım ileri yürü bakalım." Baba dayanamaz ve patlar;

- Halt etme Mahmut. Bana şişeyi kırdırtacaksın!

Kuşadası’nda eğlence tam gaz

HÜRRİYET / KUŞADASI

KUŞADASI Limanı’nda gerçekleştirilen Ramazan eğlenceleri büyük ilgi görüyor. Es-To Tiyatro Grubu’nun düzenlediği etkinlikler Kuşadalılar’a nostalji yaşatıyor. Her akşam değişik bir gösteri sunan ekip tam not aldı. Tiyatro Grubu’nun yetkilisi Kemal Aygen, "İki yıldır Kuşadası’nda bu etkinliği düzenliyoruz. Yoğun talep görüyoruz, ilgiden çok memnunuz" dedi. Liman’daki etkinliklerde fasıl heyeti de büyük beğeni topluyor.

TÜLOV’da buluştular

İZMİR, (DHA)

TÜRKİYE, Tanıtım, Araştırma, Demokrasi ve Laik Oluşum Vakfı (TÜLOV), bir süre önce başlattığı genç-yaşlı el ele projesi kapsamında yaşlı ve gençleri iftarda buluşturdu. Bu anlamlı birliktelikte duygu dolu anlar yaşayan yaşlılar, böyle bir projenin başlatılmasından dolayı duydukları mutluluğu dile getirdi. Proje kapsamında onlarca yaşlı ve genci ağırlayan TÜLOV yöneticileri, yaşlılarla ayrı ayrı ilgilendi ve uzun uzun sohbet ederek, onlara farklı bir mutluluk ortamı yarattı. Gençlerin ikinci baharını yaşayan insanlardan önemli deneyimler kazanmasını, toplumun vefa merkezi yaşlıların da gençlerin sinerjisi ile değişik tatlar ve sevinçler yaşadığını kaydeden TÜLOV Genel Başkanı Dr. Hakan Tartan, vakfın Halkevleri anlayışı ile toplumsal huzura ve dayanışmaya önemli katkılar sağladığını söyledi.

Hayatımızda duanın yeri (1)
Abdurrahman KOÇAK

DUA; kelime manası itibariyle istemek ve çağırmak anlamındadır. Kavram olarak kullanıldığında ise; kulun Allah’a yönelmesi, ondan istemesi, dileğini arz etmesi manasına gelir. Bu sebeple duanın, inancımız ve günlük yaşantımızda önemli yeri vardır. Dua ibadetin özü, Allah ile kul arasında kurulan bir iletişim köprüsüdür.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de "Bana dua edin, duanıza cevap vereyim" buyurarak, kendisine dua edilmesini istemekte ve kabul edileceğini müjdelemektedir. Peygamberimiz bir hadislerinde; "Dua rahmet kapılarının anahtarı, müminin silahı, dinin direği ve ibadetin özüdür" buyurmak suretiyle, kul için duanın önemini belirtirken, yaşayabileceğimiz olumsuzluklara karşı duayla korunmamız gerektiğine işaret etmektedir. İnsan yaratılışı gereği üzüntüsü, sevinci olan, bazen darda-zorda kalan, sıkıntılı anlarda sığınma ihtiyacı duyan bir varlıktır. Bu özelliği sebebiyle insan isteğinin gerçekleşmesi ve sıkıntılarının bitmesi için, öncelikle üzerine düşeni yapmalı, yani esbaba tevessül etmeli, sonra Allah’a yönelip dua etmelidir. Esbaba tevessül etmeden, işi duaya bağlamak uygun olmadığı gibi doğruda değildir.

Kalbi rahatlatır

Dua, kalbi rahatlatır, gönüle huzur verir. İhtiyaç sahipleri dua ile sükûnete erer. Dertliler derdini dindirir, hastalar onunla şifa bulur. Dua etmenin sabit bir zamanı ve belli bir mekánı olmamakla beraber, Ramazan ayı, Kadir gecesi, Cuma saati, seher vakti, kandil geceleri gibi zamanlarda, istek ve arzular yoğunlaştığı için kabulü beklentisi daha fazladır. Yani gönülden ve samimiyetle yapılan dualar her zaman ve her yerde kabul edilir. Dua; acı ve dertlerin, maddi ve manevi sıkıntıların şifası, bunlarla uğraşan insanların huzur kaynağıdır. Özünde Allah’a teslimiyet olan dua; insana yaşam sevinci, huzur ve güven verir. Sevgili Peygamberimiz "Kul elini açarak Allah’tan hayırlı bir şey dilerse, Allah o kulunun elini boş çevirmekten haya eder" buyurmaktadır. İnsan sadece sıkıntılı anlarında değil, huzurlu ve rahat oldukları zamanlarda da dua etmelidir.

Alışkanlık olmalı

Dua etme ihtiyacı hissetmeyen toplumlarda, din duygusu zayıflar. Nobel ödüllü bilimadamı Alexis Carrel eserinde; duayı sıkça yapmak gerektiğini ve bunu alışkanlık haline getirmeyi tavsiye eder. İnsan, hava, su ve gıdaya muhtaç olduğu kadar, yaratan ve yaşatan Allah’a da muhtaçtır. Dua ise, insanın ihtiyaçlarını Allah’a arz etmesi ve O’na ulaşması, O’nun yardımıyla ihtiyacını gidermesine bir vesiledir. Dualarda yapmacık sözlerden, lüzumsuz yakarışlardan kaçınmak gerekir. Kur’anı-ı Kerimde Yüce Allah: "Kullarım sana benden sorarlar, de ki; Ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiği vakit dua edenin duasına karşılık veririm" buyurmaktadır.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!