Susuz Yaz 45 yıl sonra Cannes'da gösterildi

Güncelleme Tarihi:

Susuz Yaz 45 yıl sonra Cannesda gösterildi
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 21, 2008 17:04

Cannes'daki gösterimde Akın'ın yanı sıra filmin başrol oyuncuları Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan da hazır bulundu. Üçlü, Ömür Gedik'in sorularını yanıtladı. Filmin Berlin'e gidiş sürecinde yaşadığı zorlukları anlatan Ulvi Doğan, "Berlin belediye reisi 'Burada bir komünistin filmini oynatamayız, ya yönetmenin adını değiştirin ya da yarışmadan çekilin' deyince biz de filmi İsmail Metin filmi olarak gösterdik" dedi.

Haberin Devamı

- Ulvi Bey, siz "Susuz Yaz"ın hem oyuncusu hem de yapımcısısınız. Film, Berlin’e giderken çeşitli zorluklar yaşandı. O günlere gidersek bu yolculuğu nasıl anlatırsınız?

Ulvi Doğan: "Susuz Yaz" yasaklanınca, ben de filmi kaçırmak zorunda kaldım. Yönetmen Metin Erksan 'Ben komünistim' deyince, filmin Berlin’de gösterilmesi tehlikeye girdi. Berlin belediye reisi odama geldi ve "Burada bir komünistin filmini oynatamayız, ya yönetmenin adını değiştirin ya da yarışmadan çekilin" dedi.

- Peki nasıl bir çözüm buldunuz?

U.D: Metin Erksan’ın doğum yerinde araştırma yaptık, ismi İsmail Metin Erksan çıktı. Biz de filmi 'İsmail Metin' filmi olarak gösterdik. Bu isim değişikliği benim Metin Erksan'la aramdaki kavgadan değil, mecburiyetten oldu. Başka türlü filmi orada gösteremeyecektik.

- Fatih Bey, restorasyon için neden "Susuz Yaz" seçildi?

Fatih Akın: Martin Scorsese "Bana bir liste ver" dedi. 10 film istiyordu. Ben bu süreçte işi bilenlerle ve üniversitelerle görüştüm. Yılmaz Güney’in filmlerinin Londra ve İsviçre bağlantıları var. Onlar kendileri uğraşabilir ve düzeltebilir diye düşündüm. Diğer yanda "Susuz Yaz"a kişisel bir merakım da vardı. "Duvara Karşı"nın Altın Ayı kazandığı günün ertesinde gazetede "Susuz Yaz"ın resimlerini gördüm. "40 yıl sonra Türkiye bir Altın Ayı daha kazandı" diye yazıyordu. Ben de bu filmi çok merak ettim ve hemen izledim.

- Altın Ayı alması etkili olmuş tabii. Ama ödülü bir kenara bırakırsak "Susuz Yaz" sizi hangi özellikleriyle etkiledi?

F.A: Her yönüyle etkiledi. 1964 yılında bu kadar modern bir sinematografi olması çok önemli. Ayrıca bu filmin bir anahtar gibi olacağını düşünüyorum. Köyde çekilen bir film, batılıların ilgisini çekecektir. Türk sinemasında daha neler var diye merak uyandırabilir.

- Yurtdışında bu tip filmler neden ilgi görüyor sizce?

F.A: Şehir filmleri de etkili. Ama köy filmlerinin, örf ve adetlerimizi anlatan filmlerin yurtdışında daha fazla ilgi çektiğini düşünüyorum. 1970-80’lere kadar Türkiye en fazla film yapan ülkeler arasındaydı. Bu Avrupa’da bilinmiyor maalesef. "Susuz Yaz" gibi filmlerle ilgi artarsa o dönemlerimizi daha iyi anlatabiliriz.

5 bin lira aldı

- Hülya Hanım filmde çok gençsiniz. "Susuz Yaz"ın kadrosuna nasıl dahil oldunuz?

Hülya Koçyiğit: Çocukla genç kız arası bir yaştaydım. Tiyatro yapıyordum ve oyuncu olmak istiyordum. Benden önce birçok oyuncu ile görüşmüşler ama olmamış. Sonra annemden izin alıp bizimle anlaştılar.

U.D: Hülya Hanım'dan önce Türkan Şoray ve Ayhan Işık'la konuşmuştuk. Ayhan Işık 60, Türkan Şoray 40 bin lira istedi. Bu para bize çok geldi tabii. Kusura bakmayın söylemek zorundayım, Hülya Hanım o dönem 5 bin lira aldı.

H.K: 2 bin lira aldım. (Gülüyor) Demek ki bir hayli kârlısınız.

- O genç yaşta 33 erkeğin olduğu bir sette olmak nasıldı?

H.K: İlk iki-üç hafta sette misafir gibiydim. Çalışmadım. Oturdum seyrettim. Köylüyle yaşadım ve onlar gibi davranmaya alıştım. Biraz iltimas geçildi ve sete alışmam sağlandı. Çok güzel geçmişti set ortamı.

- Çekimler Urla’nın Bademler Köyü'nde yapılmış. Köyde çekim yapmak nasıldı?

H.K: Bize evlerini açtılar. Çok okur yazar bir köydü. Bizden önce tiyatrolar gidiyordu oraya. Filmin galası da orada yapıldı zaten.

- "Susuz Yaz", 15 yaşında size sinemayı sevdirmiş. Neydi sizi bu kadar etkileyen?

H.K: Yönetmen Metin Erksan tabii. Yaptığım işin ne kadar önemli olduğunu o anlattı bana. 15 yaşındayken, 60 yaşımda geldiğimde bu film tekrar karşıma çıkacak diye bir düşüncem yoktu. Ama Ulvi Bey umutluydu filmin yurtdışında başarılı olacağından. Oldu da.

- Peki yıllar sonra filmi nasıl değerlendiriyorsunuz?

H.K: Filmi 10 yıl önce Paris’te izlediğimde çok etkilenmiştim. "Ben miyim o" diye çok şaşırmıştım.

Akın'ın yardımcısını tehdit ettim

- Fatih Akın’ın eli değdikten sonra izlediğinizde neler hissettiniz?

H.K: İki kopya arasında ciddi fark var. Şimdi gerçek filmi izledim. Fatih Akın’ı çok severim. Türk sineması için çok iyi şeyler yapıyor. Bu da onlardan biri.

- Restorasyon süreci nasıl geçti?

F.A: Ben filmi kendim yapmış gibi hissediyorum. "Susuz Yaz", çocuğum gibi.

- En çok nerede zorlandınız?
F.A: En çok Ulvi Bey’i bulmakta zorlandım. Çünkü orijinal negatif ondaydı.

U.D: Ben 45 yıl negatifleri bankanın kasasında sakladım. Bir gün bir kız aradı, Fatih’in sekreteriymiş. Ben de bunlar korsan bir şey yapacak diye ona 'Sizi Interpol'e şikayet edeceğim' dedim. Sonra Fatih’in ismini duyunca "Tamam," dedim, "ciddi bir şey bu". Restorasyondan bahsettiklerinde "Bu film 45 yıldır bankada duruyor, toz bile yok üstünde" dedim. Ama filmin son rulosu, son 20 dakikası yokmuş. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Neyse ki Almanya’nın devlet arşivinden bulundu son rulo.

- Türk Kültür Bakanlığı’ndan destek aldınız mı?

F.A: Bir izin mektubu istedik ve anında geldi elimize. Başka bir şey de istemedik zaten.

- "Susuz Yaz" ile ilgili yabancıların izlenimleri nasıl peki?

F.A: İlk İtalya’ya gönderdik filmi. Önce Jean Luca seyretti, yarım saat övdü filmi. İşin içinde olan herkes bayıldı zaten filme.

- Süreç şu anda nasıl işliyor?

F.A: "Bulutların Kanunu", "Sevmek Zamanı", "Gelin" gibi filmler var sırada. Ve sadece Cannes’da değil Marakeş, Roma ve İstanbul’da da gösterilecek bu filmler.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!