GeriAvrupa Bizi sindirmenize izin vermeyeceğiz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bizi sindirmenize izin vermeyeceğiz

Bizi sindirmenize izin vermeyeceğiz

Almanya’nın Hessen eyaletine bağlı Hanau kentinde 19 Şubat 2020 akşamı, Tobias R. isimli ırkçı bir Alman giriştiği planlı korkunç saldırıda 4’ü Türk göçmen kökenli 9 kişiyi katletti.

Bizi sindirmenize izin vermeyeceğizFERHAT Ünvar (22), Sedat Gürbüz (30), Fatih Saraçoğlu (34), Gökhan Gültekin (37), Hamza Kurtoviç (20), Said Nesar Hashemi (23), Vili Viorel Paun (29), Kalojan Velkov (33) ve Mercedes Kierpacz birçok Avrupa ülkesinde de olduğu gibi, Almanya’da da son yıllarda artan ırkçılığa kurban gitti.
Saldırının ertesi günü Alman Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier Hanau’daydı.
Hessen Eyalet Başbakanı Volker Bouffier de.
Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ali Kemal Aydın da.
O akşam Hanau Marktplatz’da düzenlenen kurbanları anma törenine-uyarı nöbetine 5 bine yakın kişi katıldı.
Steinmeier ile kurban yakınlarının tören öncesi buluşmasında duygulu anlar yaşandı.
Alman Cumhurbaşkanı yaptığı konuşmasında, “Bu vahşi bir terör eylemidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Steinmeier, ülkede yaşayan tüm insanlara dayanışma çağrısında bulundu.
“Böyle bir zamanda şunu herkese göstermemiz lazım. Biz toplum olarak biriz, birlikteyiz. Bizi sindirmenize izin vermeyeceğiz” dedi.
Evet, bizler sinmeyeceğiz, bizleri sindiremeyeceksiniz.
Aynı törende konuşan Volker Bouffier de “Özgürlükçü demokrasiden bir milim bile ödün vermeyeceğiz” dedi.
Gelecek hafta cuma günü kanlı saldırının birinci yıl dönümünde Hanau’da kurbanları anma töreni düzenlenecek.
Törene Cumhurbaşkanı Steinmeier de katılacak.
Ancak Hanau’daki Congress Park’ta düzenlenecek törene pandemi nedeniyle bu yıl sadece 50 kişi katılabilecek.
Tören öncesi Volker Bouffier ile Hanau Anakent Belediye Başkanı Claus Kaminsky ortaklaşa yaptıkları açıklamada, “Şiddete ve ırkçılığa yer yok. Bizim en büyük hedefimiz, birlikte ve sürekli olarak kine ve ırkçılığa karşı koymak, mücadele etmektir. Demokrasimizin düşmanlarına da kararlı bir biçimde karşı koymaktır” görüşünü vurguladılar.
Alman Cumhurbaşkanı Steinmeier’in Hanau kurbanlarını anma törenine katılması, Almanya’nın ırkçılığa karşı mücadelede kararlı olduğunu herkesin, özellikle de ırkçıların gözünün içine sokması açısından çok önemlidir.
Bu ülkede toplumsal barışın korunması için dayanışmanın şart olduğunu göstermesi açısından da.
Tabii dini, dili, milliyeti, ırkı ne olursa olsun, bu ülkede yaşayan göçmen kökenlilere “Sizler bizdensiniz. Sizler buralısınız. Hepimiz biriz, birlikteyiz” mesajı vermesi açısından da.
Cumhurbaşkanı Steinmeier’in katılması aynı zamanda ırkçılara bir ders olacaktır.
Özellikle 4’ü Türk 9 göçmen kökenli insanı öldüren ırkçı saldırganın babası Hans-Gerd R.’ye de.
Saldırıların ardından eve gidip annesini de öldürdükten sonra intihar eden ırkçı saldırganın babasının da en az onun kadar ırkçı bir tutum sergilediği görülmektedir.
Nitekim saldırganın babası 73 yaşındaki Hans-Gerd R. geçen yıl 29 Aralık’ta evinin yakınında Hanau kurbanlarını anma etkiliğine katılanlara ‘wilde Fremde’ (yabani-vahşi yabancılar) diyerek hakaret ettiği gibi, savcılığa suç duyurusunda bile bulundu.
Hem de Alman polislerin kendisini bu ‘yabani-vahşi yabancılar’dan korumadığı gerekçesiyle.
Daha önce de Hanau kurbanlarını unutturmamak için dikilen anıtlarının ‘halkı kışkırttığını’ ileri sürüp kaldırılmasını bile istemişti.
Hatta oğlunun suçsuz yere öldürüldüğünü ileri sürerek, Federal Başsavcılığa gönderdiği bir mektupta, adaletin yerini bulması için daha çok kişinin ölmesi ve kendisinin de görebilmesi için buna hemen başlanmasının gerektiğine yer vererek, ölüm tehdidinde bile bulunmuştu.
Hanau Başsavcısı kısa bir süre önce, 73 yaşındaki ırkçı baba hakkında dava açıldığını açıkladı.
Bu hiç şüphesiz çok önemlidir.
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Hanau’daki ırkçı saldırıdan sonra, “Irkçılık zehirdir, nefret de zehirdir ve bu zehir bizim toplumumuzda vardır” demişti.
İşte barış içinde birlikte yaşamın kalıcı olması için, Alman toplumundaki bu ‘ırkçı zehiri toptan yok etmek’ çok daha önemli olacaktır.

False