‘Acımasızca ve korkakça öldürüldüler’

Güncelleme Tarihi:

‘Acımasızca ve korkakça öldürüldüler’
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 30, 2023 19:11

Solingen katliamının 30’uncu yılında saldırıda yaşamını yitiren Gülsün İnce (28), Hatice (19), Hülya (9) ve Saime Genç (5) ile kuzenleri Gülistan Öztürk (12) ve geçen yıl yitirdiğimiz anneleri Mevlüde Genç ile Almanya’daki sağcı şiddetin tüm kurbanları Frankfurt’ta da anıldı.

Haberin Devamı

SOLINGEN’de hayatını yitiren Hülya Genç’in adını taşıyan meydanda ‘Hülya Günü’nde gerçekleştirilen anma etkinliklerine, Frankfurt Büyükşehir Belediye Başkanı Mike Josef, Hessen Eyalet Milletvekili Turgut Yüksel, Hanau katliamında evladını yitiren annelerden Serpil Unvar, NSU, Hanau gibi saldırılarda yakınlarını yitiren ailelerin avukatı Seda Başay Yıldız ile etkinliği destekleyen çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ve çok sayıda Frankfurtlu anti-faşist katıldı. Frankfurt Halkevi Başkanı Zeliha Dikmen, ‘Hülya Günü İttifakı’ adı altında bir araya gelen 20’ye yakın kurum ve girişim tarafından düzenlenen etkinliği Hülya Genç’e hitaben kaleme aldığı mektubu eşliğinde yönetti. Etkinlikte selamlama konuşmalarını yapan Başkan Mike Josef, milletvekili Turgut Yüksel, DGB Frankfurt Başkan Yardımcısı Alexander Wagner, DIDF’ten Çağla Tarı, F-AKM’den Onur Akay, Sağa Karşı Büyükanneler derneğinden Jutta Sheikh, VVN’den Dieter Bahndorf ve Halkevi’nden Zeliha Dikmen, sağ şiddete karşı mücadelede toplumsal direnişin önemini vurguladılar, hoşgörü, paylaşım, katılım, eşitlik ve birlikte mücadele çağrıları yaptılar. Konuşmacılar, devletin bu mücadeledeki ihmallerine de dikkat çekti.

‘Acımasızca ve korkakça öldürüldüler’

‘Acımasızca ve korkakça öldürüldüler’
‘HER GÜN IRKÇILIĞA KARŞI DURMALIYIZ’
Hülya Genç’in öldürülmeseydi şimdi kendisiyle aynı yaşta olacağını belirten Belediye Başkanı Josef, sağcı teröristlerce işlenen cinayetlerde polisin ilk olarak öldürülen kişilerin aile üyelerini ve yakınlarını şüpheli olarak gördüğünü hatırlatarak, “Bu olaylarda devletin ihmallerinin ortaya çıkarılması gerekir” dedi. “Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmektir” sözüne atıfta bulunan Josef, “Ben bunun karşıtını da düşünüyorum. ‘Bir insanı katletmek, bütün insanlığı katletmektir’. Çoğunlukta olan biziz. Her gün ırkçılara ve ırkçılığa karşı durmalıyız.”

Haberin Devamı

‘UMARIM HİÇBİR ZAMAN BAŞA GELMEZ’
Hessen milletvekillerinden Turgut Yüksel de konuşmasında Solingen katliamında yaşamını yitirenlerin hemen hepsinin Almanya’da dünyaya geldiğine işaret ederek, “Hepsi burada okula gittiler. Yaşıtları gibi onlar da gelecek hayallerini bu ülkede gerçekleştirmek istiyorlardı. Acımasızca ve korkakça öldürüldüler. Onları unutmayacağız” dedi. Nazi cinayetleri ve saldırılarının o zaman olduğu gibi bugün de bunlara olanak sağlayan bir ırkçılık ortamında beslendiğini belirten Yüksel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ekim ayında Hessen’de eyalet seçimleri olacak. CDU bu eyalette eski Hessen Eyalet Başbakanı Roland Koch’un iktidara gelebilmek için çifte vatandaşlığa karşı gerçekleştirdiği çirkin imza kampanyası sayesinde çoğunluğu almıştı. Şimdiye kadar Hessen’deki çoğu siyasetçinin bu tür ırkçılıkların yapılmaması gerektiğini anladığını sanıyordum. Ancak bir süre önce CDU Genel Başkanı Friedrich Merz’in bu ırkçı kampanyayı övdüğüne tanık oldum. Irkçı kampanyadan 25 yıl sonra, sorumluluk mevkiinde bulunan önemli bir siyasetçi bir kez daha çifte vatandaşlığa karşı böylesine bir tavır alıyor. Umarım bu kişi, hiçbir zaman başa gelemez.”

‘Acımasızca ve korkakça öldürüldüler’

‘Acımasızca ve korkakça öldürüldüler’
‘KURBANLAR ARASINDA DA AYRIMCILIK YAPIYORLAR’
Gazeteci Yağmur Ekim Çay’ın yönetiminde gerçekleştirilen panele de Serpil Unvar ve Seda Başay-Yıldız’la, ırkçılıkla mücadele örgütlerinden Amadeu Antonio Vakfı’ndan Tahera Ameer katıldılar. Terör örgütü NSU’nun (Nasyonal Sosyalist Yeraltı) öldürdüğü Enver Şimşek ile Hanau’da katledilen gençlerden Hamza Kurtoviç, Sedat Gürbüz, Fatih Saraçoğlu ve Gökhan Gültekin’in ailelerinin avukatlığını üstlenen, kendisi de halen aydınlatılamayan ‘NSU 2.0’ örgütünün ölüm tehditlerine hedef olan Başay-Yıldız, şunları söyledi: “Her şeyi koşulsuz şekilde aydınlatacağız dediler. Ama soruşturma dosyalarını devlet güvenliği gerekçesiyle gizli tuttular. Bu ülkedeki sağ şiddet kurbanları arasında da ayrımcılık yapılıyor. Birinci ve ikinci sınıf kurbanlar var. NSU dosyaları için 120 yıl gizlilik kararı alınmıştı. Kassel Valisi Walter Lübke’nin öldürülmesinden sonra bu süre 30 yıla indirildi. Polise, NSU cinayetlerinde ‘Ailelerden şüphelendiniz. Ama bir kez bile aşırı sağdan şüphelenmediniz. Neden?’ diye sorduğumuzda bunun için herhangi bir ipucu olmadığını söyleyebildiler. Sorunun ne olduğunu bilmiyorlar. Ben ırkçılıkla mücadelede sivil topluma güveniyorum. Hanau ile ilgili soruşturma komisyonunun çalışmaları da devletin olayları aydınlatma konusundaki isteksiz olduğunu gösteriyor. Polis teşkilatı içindeki ırkçılığa karşı gerekli önlemler alınmıyor. Bizi koruması gereken kurumların içinde bu tip insanların olması büyük bir sorun. Olayların aydınlatılması için en önemli faktör, toplumsal baskı. Şimdiye kadar bu alandaki tüm olumlu gelişmeler sivil toplum örgütlerinin ve öldürülenlerin ailelerinin çabalarıyla, araştırmacı gazetecilerin katkılarıyla sağlandı.”

Haberin Devamı

‘GECELERİ GÖZYAŞI DÖKÜYORUM’
Hanau’da üç yıl önce yaşanan katliamda evladı Ferhat’ı kaybeden Serpil Unvar, Solingen’de evlatlarını yitiren Mevlüde Ana gibi matemini geceleri yaşadığını, gözyaşlarını geceleri döktüğünü, gündüzleri ise geride kalan üç çocuğu ve ırkçılıkla mücadele için güçlü olduğunu, içinde asla ‘kin’ olmadığını, ancak ‘kızgın’ olduğunu söyledi. Oğlu adına gençlere yönelik bir eğitim vakfı kuran ve bu çalışmalarıyla çok sayıda saygın ödüle layık görülen Unvar, soruşturma komisyonundan olayların aydınlatılması, devletin hata ve ihmallerine yönelik bir özür çıkmasını beklemediğini, çünkü bunun için ‘istek’ olmadığını kaydetti.

‘HALKIN TEPKİSİ ÇOK ÖNEMLİ’
Almanya’nın doğusunda Neonaziler tarafından dövülerek öldürülen Amadou Antonio adına kurulan vakıftan Tahera Ameer de doğudaki ırkçılığın giderek yaygınlaştığı, aşırı sağcı parti AfD’nin önümüzdeki dönemde eyalet hükümetlerinde bile yer alabileceği uyarısında bulunduktan sonra sağ şiddetle mücadelede sivil toplum örgütlerinin ve halkın tepkilerinin çok önemli olduğunu hatırlattı.
Frankfurt’un Bockhenheim mahallesindeki alana önce ‘Hülya Meydanı’ adının verilmesi ve daha sonra da buraya gamalı haçı kıran bir ‘Çekiçli Adam’ anıtının dikilmesi, Halkevi ile milletvekili Turgut Yüksel’in girişimleri sonucu gerçekleşmişti.

 

BAKMADAN GEÇME!