Güncelleme Tarihi:
Çamaşır yıkamak herkesin, her evin ihtiyacı. Günümüzde çamaşır makineleri hayatımızı epey kolaylaştırmış olsa da hem giysilerimizin uzun ömürlü olması hem de çevreyi ve sağlığımızı korumak adına dikkat edilmesi gereken pek çok püf noktası bulunuyor.
Uzun yıllardır kuru temizlemecilik ve çamaşırhane işletmeciliği yapan babası Jerry'nin mesleğini devam ettiren, hatta "The Laundry Book" (Çamaşır Kitabı) isimli bir kitabı geçtiğimiz günlerde raflarla buluşan Zachary Pozniak, çamaşır yıkarken bazı hataların çok sık yapıldığını söyledi.
Business Insider'a konuşan Pozniak, "Ben çamaşırla ilgili bilgilerin, ailelerde nesilden nesle aktarıldığına, bu nedenle yanlış alışkanlıkların da farkında olmadan öğrenilebildiğine inanıyorum. Son 6 yıldır çamaşırhane işinde çalışıyorum ve babamla birlikte çamaşır üzerine bir kitap yazdım. Bu süreçte, insanların giysilerini yıkarken yaptıkları bazı hatalar olduğunu gözlemledim" dedi.
Pozniak'ın altını çizdiği hatalar şöyle...
Birçok kişi çamaşır yıkarken suyun çok sıcak olması gerektiğini düşünüyor. Gerçekten de sıcak su çamaşırlarda derinlemesine temizlik sağlıyor ancak her çamaşırı çok sıcak suyla yıkamak hem gerekli değil hem de giysilere zarar veriyor. Üstelik sıcak su kullanımını azaltmak, enerji tüketiminde yüzde 90'a varan tasarruf anlamına geliyor.
Pozniak, "Soğuk su kullanmak giysilerinizin ömrünü uzatır ve daha iyi görünmesini sağlar. Çünkü soğuk su sıcak su kadar agresif değildir. Soğuk su renklerin solmasını ve giysilerde delikler oluşmasını önler. Burada soğuk sudan kastımız 30 derece. Bu derecede de gerçekten temiz sonuçlar elde edebilirsiniz" dedi.
Elbette çok sıcak suyun da kullanım alanları var. Lekeli, çok kirli ya da kötü kokan çamaşırların sıcak suyla yıkanması daha iyi sonuç veriyor. Pozniak, havlular ve çarşaflar gibi çamaşırların ayda bir kez derinlemesine temizlik için sıcak suyla yıkanması gerektiğini ancak aradaki yıkamalarda soğuk suyun tercih edilmesinin uygun olacağını belirtti.
Öte yandan Pozniak, çok sıcak su kullanmadan da derinlemesine temizlik yapılabileceğini belirtti.
Bunun için iki ayda bir makinenin kazanına deterjanın gücünü artıran su yumuşatıcılar (kireç sökücü veya bir tür karbonat) eklediğini söyleyen Pozniak, "Ayrıca pH değeri düşük durulama ürünleri, son durulama sırasında çamaşırlara işlemiş deterjan kalıntılarının arınmasına yardımcı oluyor" ifadelerini kullandı.
Giysileriniz daha temiz olsun diye makineye daha fazla deterjan koyuyor olabilirsiniz. Ancak işler her zaman bu şekilde yürümüyor.
Gereğinden fazla deterjan kullanıldığında, çamaşırları durulamak zorlaşıyor. Bu da giysilerin üzerinde deterjan kalıntıları kalması anlamına geliyor. Giysilerde kalan deterjan kalıntıları da ciltte tahrişe ve alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.
Pozniak, "Çok fazla deterjan kullanmak makineyi de zorlayabilir. Çünkü sensorlar giysilerin köpükten arınmadığını algılayabilir" uyarısında bulundu ve ekledi: "Makinenizin içi köpük köpük olduysa suyunuz deterjana doymuş demektir. Deterjanın fazlası köpüğe dönüşür."
Kirli olmayan az miktarda çamaşırı yıkarken 1 yemek kaşığı kadar deterjan kullandığını belirten Pozniak, "Az kirli, orta miktarda çamaşır için iki yemek kaşığı, çok miktarda ve gerçekten kirli çamaşır için ise dört yemek kaşığı kullanıyorum" diye konuştu.
"Hiçbir kuru temizlemecide klor bazlı çamaşır suyu kullanılmaz. Bu ürünler çamaşırlarınız için fazlasıyla tehlikelidir. Çamaşırın dokusuna işler, kumaşın tüm rengini alır, delikler açar ve renkleri geri döndürülemeyecek şekilde bozar" diye Pozniak, bunun yerine klorsuz beyazlatıcılar kullanmayı tavsiye etti.
Pozniak, "Çarşafları, ter izi olmuş tişörtleri, senede iki kez yıkadıktan sonra ıslakken toz beyazlatıcı eklenmiş sıcak suya bastırıp bir gece tutun. Bu şekilde çamaşırın rengini bozmadan bütün lekelerden kurtulabilirsiniz" dedi.
Pozniak çamaşıra hidrojen peroksit spreyi sıktıktan sonra da bir gece bekletmek gerektiğini vurguladı ve "Her iki metot da insanları şaşırtıyor çünkü hem renkleri koruyor hem de lekeleri çıkarıyor" ifadelerini kullandı.
"Ben hiçbir zaman kurutucunun zamanlayıcı ayarını kullanmam çünkü bunu yapınca giysilerinizi çok fazla kurutabilirsiniz. Giysileriniz fazla kuruduğu zaman kırışıklıklarını açmak çok zor olur" diyen Pozniak, uzun süre kurutucuda kalmanın giysilere zarar verdiğini, çamaşırları ısıya mümkün olduğunca az maruz bırakmak gerektiğini belirtti.
Öte yandan yün ve ipek gibi kumaşları, kurutucuya kısa süreliğine bile atmamak, bir havlunun üzerine sererek kurutmak gerekiyor. Sentetik kumaşlar da kısa süre içinde kuruyabildiği için kurutucuya atmamak gerekiyor.
Pozniak, "Pamuklu çamaşırları da buruşmayı önlemek için kurutucudan hafif nemli çıkarmak gerekiyor. Bu çamaşırları asarak kurutun" ifadelerini kullandı.
Çamaşırları yıkamadan önce çeşitli işlemlerden geçirmek çok etkili sonuçlar sağlıyor. Pozniak, "Ben kirli sepetimin yanında her zaman bir leke sökücü bulunduruyorum ve giysileri üzerimden çıkarır çıkarmaz lekelerin üzerine sökücü sıkıyorum. Çünkü bir lekeye mümkün olduğunca erken müdahale etmek gerekir. Müdahaleyi yaptıktan sonra ise hemen yıkamanıza gerek yoktur. Hatta çoğu zaman, leke sökücüyü ne kadar uzun süre lekenin üzerinde tutarsanız o kadar iyi sonuç alırsınız" diye konuştu.
Pozniak, her lekenin aynı olmadığına da dikkat çekerek, "Yağlı lekeler, oksitlenebilir lekeler, enzimatik lekeler ve parçacıklar olmak üzere dört tür leke vardır. Lekenin türünü tespit ettikten sonra temizlemesi kolaydır. Çamaşırı yıkadıktan sonra kurutma aşamasına geçmeden lekenin çıktığından emin olun çünkü çamaşır kuruduktan sonra lekeyi çıkarmak daha zor olur" dedi.
Business Insider'ın " If you think you're doing your laundry right, you're wrong. Here are 5 mistakes to avoid." başlıklı haberinden derlenmiştir.