Güncelleme Tarihi:
Ülkemiz özellikle meyveler açısından çok zengin ama dünyanın farklı coğrafyalarında adını bile duymadığımız bazı değişik meyveler insanların günlük beslenmesinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Son yıllarda kısmen Türkiye'de de hayatımıza girmeye başlayan bu meyvelerden en ilginç olanları aşağıda sizin için derledik. Aralarında öyle garip özellikler taşıyanlar var ki okuyunca ağzınız açık kalacak…
Bir tür narenciye olan kumkuatın görüntüsü minyatür bir portakala benziyor. Kamkat diye de adlandırılan kumkuat genelde çiğ yeniyor ama zaman zaman marmelat ya da reçel yapımında ve içeceklere aroma vermek için de kullanılabiliyor. Tayvanlılar kumkuatı çaya eklerken, kaynatıp suyunu içmenin de boğaz ağrılarına iyi geldiği düşünülüyor. Güçlü bir antioksidan olan kumkuatın sağlığa birçok faydası olduğundan bahsediliyor.
Çiku diye de bilinen sapodilla, Orta Amerika'nın en sevilen meyvelerinden. Uzun ömürlü ve her mevsim yeşil kalan ağacın meyvelerinin görüntüsü şeftaliye benziyor. Dışı patates gibi içi ise koyu sarı olan armut kıvamlı sapodilla'nın 2-5 adet çekirdeği bulunuyor. Bu meyveyi tadanlar pamuk helva ya da karamelli armut gibi yoğun bir şeker tadı olduğunu belirtiyor.
Afrika salatalığı diye de bilinen kiwano'nun dışı dikenli içi ise çok çekirdekli. Tam bir C vitamini ve lif deposu olan bu meyve "boynuzlu kavun" ya da "İngiliz domatesi" diye de biliniyor. Dış görüntüsü nedeniyle "dinozor" yakıştırması da yapılan bu meyvenin lezzetinin geride hafif bir acılık bırakan tatlı bir salatalık gibi olduğu söyleniyor. Meyvenin iç kıvamı ise jöle gibi.
Çin’in güneyinde yetişen liçi ‘kral meyvesi’ olarak da anılıyor. Yapraklarını bütün bir yıl boyunca dökmeyen liçi ağacı Türkiye’de de Mersin civarında yetiştirilebiliyor. Son dönemde marketlerde de karşımıza çıkan C vitamini deposu liçi, üzümden daha tatlı ve belirgin bir lezzete sahip.
Liçi benzeri bir meyve olan longan zaman zaman ejder gözü olarak da isimlendirilebiliyor. Bunun sebebi tam ortasında bulunan çekirdeği ve beyaz meyvesiyle bir göz yuvarını andırması. Diş eti hastalıklarından yılan ısırıklarına kadar birçok şeye iyi geldiği söylenen bu meyve Çin'den dünyaya yayılmış ancak günümüzde soyu neredeyse tehdit altında sayılıyor.
Çarkıfelek diye de bilinen bu meyvenin de kabukları mor ve içi çok çekirdekli, fakat aroması da çok lezzetli. Bu nedenle meyveden ziyade meyve suyu olarak tüketiliyor. İki farklı rengi olan passion fruit'un genel olarak bilinen mor çeşidinin (gulupa) yanı sıra bir de altın sarısı (maracuya) versiyonu var. Altın sarısı passion fruit greyfurta benziyor.
Rengi ve yapısı ile oldukça beğeni toplayan pitaya, egzotik meyveler arasında en estetik görünümlü olanı. Kaktüs ailesinin bir üyesi olan pitaya'nın göz alıcı bir pembe rengi var. Orta ve Güney Amerika'da sıkça yetiştirilen ve ejder meyvesi diye de bilinen pitayanın dış görünüşü kivinin renk değiştirmiş haline benziyor. Tadı da kivi ve şeftali karışımı gibi olan pitaya artık Türkiye'de de üretiliyor.
Sıcak ve kurak Afrika iklimini seven bir meyve olan marula sulu ve ekşi yapısı ile biliniyor. Mango, kaju ve Antep fıstığıyla aynı aileden gelen protein ve C vitamini deposu marula’nın yağı da kozmetik sektöründe kullanılıyor. Marula yılda bir kez en sıcak ve kurak mevsimde olgunlaşıyor. Maymun fil gibi hayvanlar bu mevsimde su bulamadıkları için bu meyveyi yiyerek hayatta kalıyor.
Yıldız meyvesi de denilen karambola Güney Asya'ya özgü bir egzotik meyve. Karambola C vitamini ve potasyum deposu olması ile dikkat çekiyor. Pembe çiçekleriyle olgunlaşmadan önce de çok güzel bir görüntüsü olan karambolanın tadının ananas, elma ve kivi karışımı olduğu söyleniyor. Bu meyvenin etinden çok suyu bulunuyor.
'Parmaklı narenciye' olarak da anılan Buda'nın elinin kökenlerinin Hindistan ya da Çin'de olduğu tahmin ediliyor. Bu meyve Budist tapınaklarında sunağa konuyor. Görüntüsü biraz ürkütücü olsa da güçlü parfümü sayesinde oda kokusu olarak kullanılabiliyor. Ancak diğer narenciye türlerinin aksine suyu yok. Yine de tatlılara ve içeceklere lezzet vermek için de kullanılabiliyor.
Çin greyfurtu diye de bilinen pomelo, bir tür narenciye. Ancak diğer narenciyeler kadar asitli değil. Kabuğu oldukça kalın olan pomelo'nun dilimlerini ayıran beyaz zarlar biraz acı. O nedenle bu kısımları soyulduktan sonra tüketiliyor. Sağlığa çok sayda faydaları olan pomelo'nun, soğuk algınlıklarından, mide rahatsızlıklarına, yorgunluktan ağız kokusuna her şeye iyi geldiği söyleniyor. Özellikle diyet döneminde tüketilen pomelo'nun tok tuttuğu da ifade ediliyor.
Kuru yaprakların içinde büyüyen altın çilek meyvesinin adı sizi yanıltmasın. Çilekle alakası olmayan bu meyve aslında domatesle aynı aileden geliyor. Yine domates gibi hafif ekşimsi bir tadı olan altın çilek tam bir vitamin ve mineral deposu. Özellikle son 10 yılda adını sık sık duyduğumuz altın çilek son dönemde marketlerde de karşımıza çıkıyor.
Asya ve Avustralya'da çok yaygın olan jackfruit, dünyanın en büyük ağaçlarından biri olarak, biliniyor. Meyvenin çekirdekleri arasındaki sulu posanın tadı hafif bir ananas aroması olarak tarif ediliyor. Jackfruit konservenin yanı sıra tatlı cipsler şeklinde de satılabiliyor. Asya'da birçok yemeğin önemli malzemelerinden biri olan bu meyvenin ağacından elde edilen odun da enstrüman yapımında kullanılıyor.
Dıştan bakıldığında mürdüm eriğini andıran mangostan’ın içinde pamuk gibi beyaz bir etli ve krema kıvamlı kısım var. Endonezya'da sık tüketilen ve "meyvelerin kraliçesi" diye anılan mangostanın özü cilt bakım ürünlerinde de kullanılıyor. Yıl boyunca yapraklarını dökmeyen mangostan’ın tadı narenciye ile şeftali karışımı gibi tarif ediliyor. Antioksidan deposu bu meyvenin kanser gibi hastalıklara iyi geldiği iddia ediliyor. Hatta Kraliçe Victoria'nın ona bu meyveyi götürenlere hediye verdiği bile söyleniyor.
Jamaika'nın milli meyvesi olan ackee, balıkla birleştiğinde de ülkenin milli yemeğinin oluşturuyor. Bu meyve sadece pişirilerek tüketilebiliyor çünkü çiğken içinde bulunan hipoglisin maddesinin zehirleyici etkisi var. Piştiğinde ise zehir riski ortadan kalkıyor. Dünyanın en tehlikeli yiyecekleri arasında sayılan ackee, doğru şekilde tüketilmediğinde “Jamaika kusma hastalığı” denen bir soruna yol açıyor. Adından anlayabileceğiniz gibi yoğun mide bulantısı yaratan bu hastalığın sonu komaya hatta ölüme gidebiliyor.
Çerimoya yavaş yavaş ülkemizde de tanınmaya başladı. Aslen Güney Amerika ülkelerinde yetiştirilen çerimoya için bilim insanları dünyadaki en besleyici yiyeceklerden biri diyor. Şeker elması diye de adlandırılan çerimoya'nın lezzeti muz ve ananas karışımı diye tarif ediliyor. Ünlü yazar Mark Twain, bu meyveyi bir keresinde "insanlığın bildiği en lezzetli meyve" olarak nitelendirmiş.
Birçok tropik bölgede yetiştirilebilen caimito'nun diğer adları da yıldız elması ve anne sütü meyvesi çünkü içi beyaz süt görünümlü bir suyla dolu. Lezzeti karamelli bir sütlü tatlıyı andıran bu meyvenin içinin kalsiyum, fosfor, A ve C vitaminleri açısından zengin olduğu belirtiliyor.
Türkiye'de deve tabanı diye bilinen ve birçok evde bulunan monstera deliciosa (lezzetli canavar) bitkisinin doğal ortamı Güney Amerika'daki yağmur ormanları. Bu bitkinin aynı zamanda olgunlaştığında kötü bir koku yayan bir meyvesi var. Lezzetinin ananasın daha tatlısı olduğu söylenen bu meyve o coğrafyada çok seviliyor.
Jamaika kökenli bu tropik meyvenin görüntüsü biraz çirkin. Buruşmuş sarı yeşil bir limonu andıran ugli'nin lezzeti ise görüntüsünü kolayca unutturuyor. İçi portakal gibi dilim dilim olan uglinin lezzeti de mandalina ile greyfurt karışımı şeklinde tarif ediliyor. Bu meyve çiğ, ya da meyve suyu olarak tüketilebiliyor.
Güneydoğu Asya ve Avustralya bölgelerinde yetişen noni zaman zaman "açlık meyvesi" diye anılıyor zira bu bölgede yaşayan yerli halkların açlıktan ölmek üzere oldukları zaman ancak yedikleri bir meyve. Bunun sebebi de ağırlıklı olarak kötü kokusu. Bununla birlikte şifalı bir bitki olduğu düşünüldüğü için geçmişten günümüze ilaç yapımında kullanılıyor. Piyasada kapsül, içecek ve cilt bakım ürünü halinde noni görmek mümkün.
Bir tür palmiye ağacının meyvesi olan aguaje, tatlı ekşi bir lezzete sahip. Kırmızı kabuğunun altında sarı etli bir kısmı olan A ve C vitamini kaynağı aguaje, Latin Amerika ülkelerinde sık sık karşımıza çıkıyor. "Kadınlar için mucize meyve" diye bilinen bu meyvenin ağacı da “hayat ağacı” olarak anılıyor. Birçok kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılan aguaje, düzenli tüketildiğinde kadınlarda menopozu geciktirmeye yardımcı oluyor ve hormon seviyelerini dengeliyor. Bu nedenle bu meyveden üretilmiş gıda takviyeleri yurt dışında oldukça yaygın.
"Tarçın elması" diye de bilinen graviola, özellikle kanserle savaşta faydaları nedeniyle adından söz ettiriyor. Amerika kıtasının güneyinden dünyaya yayılan bu meyve, çok güçlü antioksidan etkiye sahip. Soursop, guanabana gibi isimleri de olan graviola oldukça sulu bir meyve olduğundan meyve suyu ve reçel gibi ürünlerde malzeme olarak kullanılıyor. Çok sayıda faydası olduğu söylenen graviola olgunlaştığında hafif ekşimsi bir tadı oluyor.
Yılan meyvesi olarak da bilinen salacca, Endonezya'da özellikle Java ve Sumatra'da yetişiyor. Kabuğunun yılan derisini andırması nedeniyle bu ismi almış olan meyve protein ve yağ açısından oldukça zengin. Lezzeti bal gibi tatlı ve ananas gibi ekşi olarak tarif edilen salacca’nın oldukça lezzetli olduğu söyleniyor. Ancak aşırı tüketimi kabızlığa neden olduğundan yerken dikkatli olmakta fayda var.
Güney Asya'nın en ünlü meyvesi olan rambutan üstü kırmızı tüylerle kaplı ve hayli orijinal görünüşlü bir meyve. Zaten rambutan kelimesi Malaycada "saçlı" anlamına geliyor. Kırmızı kabuğunun içindeki beyaz meyvesinin hem tatlı hem ekşi diye tarif edilen lezzeti de üzüme benziyor. Güneydoğu Asya'da üretilen bu meyve genelde Asya'daki marketlerde bulunuyor.
Cupuaçu meyvesi, ananas ile çikolata karışımı bir lezzete sahip olması ile ünlü. Bunun sebebi theoborma ailesinin bir üyesi olması yani kakaoyla olan akrabalığı. Cupuaçu yağmurlu Amazon ormanlarında yetişen bir meyve ve yağlı yapısı ile dikkat çekiyor. Cupuaçu’nun aroması ve kokusu kozmetik sektörünün de radarına girmiş durumda. Son dönemde Türkiye’de de bu bitkinin özlerini içeren cilt bakım ürünleriyle de karşılaşabiliyoruz.
Hala meyvesi Pasifik Okyanusu'ndaki adalarda tüketiliyor. Olduğu gibi yenebilen ya da Hindistan ceviziyle karıştırılan hala çok sayıda koni şeklinde parçanın birleşiminden oluşuyor. Lezzetinin şeker kamışı ve mangonun karışımı olduğu söylenen hala meyvesi, geleneksel Hawaii kültüründe ilaç, boya ve dekorasyon amaçlı kullanılıyor. Meyvenin parçalarını koparmak için biraz kuvvet gerektiğini de belirtelim.
Durian yemesi en zor ancak lezzeti en unutulmaz meyvelerden. Çok sert bir kabuğunun yanı sıra "dünyanın en kötü kokan meyvesi" şeklinde kötü bir ün kazanmasına neden olan bir kokusu var. Bu kadar kötü kokmasına rağmen çok popüler bir meyve olan durian bunu benzersiz lezzetine borçlu. Tadanlar durian'ın tadının bademli muhallebi gibi olduğunu söylüyor.
Türkçede fil elması ya da odun elması diye de bilinen bael adını dışındaki odunsu kabuğundan alıyor. Ancak bir çekiç yardımıyla kırılabilen bu meyve kahverengimsi rengi nedeniyle çürük gibi görünüyor. Hindistan topraklarında yetişen bael 1 yıl gibi uzun bir sürede olgunlaşıyor. Hindular için kutsal bir meyve olan bael’in tadı kuru üzüm ve demirhindi reçeline benziyor. Bu meyveyi çiğ halde ya da kurutulmuş veya dondurulmuş olarak yiyebilirsiniz. Aynı zamanda başka meyvelerle karıştırıldığında da nefis bir meyve suyu oluyor.
Aşağı yukarı erik boyutlarında olan jabuticaba, Brezilya ağaç üzümü diye de anılıyor. Bu meyvenin en önemli özelliği başka hiçbir meyvede görülmeyen yetişme biçimi. Birçok meyve daldan çıkan sürgünler üzerinde büyürken bu jabuticaba, doğrudan ağacın gövdesinden ve dallarının yüzeyinden çıkıyor. Bu meyve çiğ tüketilebildiği gibi reçel de yapılabiliyor.





























