"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Zincirleme kaza!

- SURİYE ile durup dururken dalaşmanın,

- Irak’ın bölünmesi için kalleş, sinsi, dönek beslemelerle oynaşmanın,  
- İran’a komşu kazığı atmaya kalkışmanın, 
- Teröriste her istediğini vererek anlaşmanın ülkeyi felakete sürükleyeceğini aklı başında olan herkes görüyor, söylüyor ve yazıyor. Ne var ki:
- İktidar ABD’nin; meclis, yargı, basın, kurumlar ise iktidarın emrinde...
- İktidara seçenek olması için demokrasinin vazgeçilmezi olan muhalefet partileri ise kasetlere kurban gitmemek, koltuğunu ve hatta canını kaybetmemek ve ‘yanlışlıkla iktidar olursa’ bırakılacak enkazın altında ezilmemek için iktidar yerine birbirleri ile uğraşarak ‘kayıkçı kavgası’nı sürdürmekte...
Türkiye bir kavşağa doğru hızla ilerliyor!
Aynaya bakmaz, frene basmaz, kırmızı ışıkta durmazsak, bize öyle bir çarparlar ki, kendimizi ucu dünya savaşına kadar uzanabilecek bir felaketin göbeğinde yapayalnız, hazırlıksız ve seçeneksiz buluruz.
İç savaştan ekonomiye, enerji dar boğazından açlığa uzanan bir perişanlığı yaşamak istemiyorsak, muhalefet partilerini toparlanmaya, ‘özel görevli yönetimler’den kurtulmaya ve güç birliği için dayanışmaya zorlamalıyız!
MHP-CHP ile HEPAR-İP ile uğraşarak vatanı kurtaramaz, günü kurtardığını sanır ancak!
Acemi, ehliyetsiz şoförlerin yönetiminde bu sarp yollarda zincirleme kaza kaçınılmaz, uyuyan yolcuların kurtulması ise olanaksızdır!           
Reşit ÇAĞIN

GÜNÜN SÖZÜ

“Bu yılan çok başlıdır.”
(Habip Hamza ERDEM)

Uyanın, ulusumuz ‘ümmet’ yapılıyor

ÖBÜR eğitim sendikaları dışında Eğitim-İş korkusuzca bakın ne diyor: “AKP, imam hatip ortaokullarına öğrenci kaydettirmek amacıyla valilikler, kaymakamlıklar, il ve ilçe milli eğitim müdürlükleri, belediye başkanları, milletvekilleri hatta cami imamları aracılığıyla başlattığı kampanyalara hız verdi.
İmam hatip okullarına (İHO) kayıtların, sokaklara asılan pankartlara, cuma hutbelerine konu olması ve bazı Milli Eğitim Müdürleri aracılığıyla başlatılan promosyon kampanyalarının ardından, ön kayıt formlarının da camilerde toplandığı ortaya çıktı. Basında yer alan haberlere göre, Türkiye İmam Hatip Dostları (TİHAD) adlı bir grup, İHO’lar için hazırladığı örnek ön kayıt formlarının cami imamlarına verilmesi halinde kayıtların takip edileceğini açıkladı.
Bu ve benzeri kampanyalar, 4+4+4 sisteminin bir eğitim reformu değil, ulusu ‘ümmet’ yapma girişimi olduğunu ortaya koymuştur. Cami imamlarının, MEB’e bağlı okullar içinde ayrımcılık yaparak, diğer okulları hedef gösterir biçimde cuma hutbesinde söylemde bulunması, eğitim sistemimizin içinde bulunduğu durumu göstermektedir. Bütün bunlar, temel ilkesi laiklik olan eğitim sistemimizin, devlet eliyle tekrar çok başlı hale getirilerek, medrese - mektep ikilemine sokulması çabasıdır. Görülüyor ki, MEB ve okullarımız, Diyanet’in ve müftülüklerin hizmetinde olması gereken kurumlar olarak değerlendirilmektedir.
Okulların tekrar bölünüp, ayrıştırılmaya çalışılması ve bunun bizzat MEB aracılığıyla yapılması düşündürücüdür. Diyanet’in bu tür müdahaleler yapması kabul edilemez. Milli eğitim sistemimizin temelini oluşturan Tevhid-i Tedrisat Yasası’nı, Atatürk ilke ve devrimlerini, anayasanın değişmez hükümlerini, Milli Eğitim sisteminden dışlamaya çalışan bu tür girişimler karşısında tüm duyarlı kesimleri tavır almaya ve birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

Silivri duruşmalarını bir izleyin ve görün!

‘HÜKÜM giymiş katillerin salıverilmesine ilişkin maddeleri eksiksiz uygulanan, tutuklulukla ilgili maddeleriyse ÖYM’ler tarafından kesin bir sözbirliği içinde veto edilen 3. Yargı Paketi’nin kimi kısımları anayasamıza açıkça aykırıdır. Bildiğiniz gibi CHP’nin eylül başına dek Anayasa Mahkemesi’nde bu konuda iptal davası açma hakkı vardır. CHP bu görevini yerine getirirse Anayasa Mahkemesi’nde gerçekten tarihi bir dava görülecektir. Acaba Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya göre kendisinin yargılaması gereken İlker Başbuğ’un ÖYM’den başka yerde yargılanamayacağını söyleyen akıl dışı madde hakkında ne karar verecektir? Pakete göre artık ülkemizde aynı suça bakan iki farklı mahkeme cinsi oluşmuştur; bırakın ‘özel yetkili’yi, resmen sadece adı belli bir grup sanık için ‘kişiye özel’ mahkemelerimiz olmuştur.
Eşitlik ilkesinin bu açık ihlaline Anayasa Mahkemesi ne diyecektir?
Kuşkusuz tüm dünya Anayasa Mahkemesi’nin kararını ilgiyle izleyerek onun da nasıl bir mahkeme olduğunu değerlendirme imkanı bulacaktır. Son olarak, eğer hâlâ Silivri’de bir adalet sürecinin işlediğini, normal bir yargılama yapıldığını falan düşünen kimse varsa, kendilerini bir kerecik gelip bir duruşma izlemeye çağırıyorum. Geçen cuma, hâkimle savcı arasında geçen (sanık ve avukatlara artık söz bile verilmiyor) iki dakikalık bir konuşma sonrasında tüm tutukluların bu bayramı da hapiste geçirmesine ve bir sonraki duruşmanın 3 Eylül’de yapılmasına karar verilmişti, o günden itibaren isteyen herkes serbestçe gelip izleyebilir.’
Prof. Dr. Cem SAY
Boğaziçi Üniversitesi

Nüfusumuzda cari açık mı oldu

“CIA’nın güncelleştirilen yeni tahmini verilerine göre, Türkiye’nin nüfusu 79 milyon 749 bin 461 kişiye ulaştı. TÜİK’e göre, Türkiye’nin nüfusu 74 milyon 724 bin 269 kişi. CIA’nın güncelleştirilen rakamı ile TÜİK’in rakamı arasındaki fark 5 milyon 25 bin 192! Herhalde CIA’nın ki daha doğrudur!
Kimin, nerede ve ne kadar olduğunu her halde en iyi CIA biliyordur? Bir anda akla 2011 genel seçimleri ile önceki yerel seçimler arasında 4-5 milyon civarındaki seçmen yazılım (!) ve sayım hatası geldi. Hani, CIA’nın açıkladığı rakamlar neredeyse geçmişte çok tartışılan fazla seçmen sayısı tıpatıp uyuşuyor gibi? Nüfus sayımızda da, cari açık, ya da faiz dışı fazla verirsek, şaşmayalım!”  
Kazım ÇİLOĞLU

Ben ‘Şapo’ derim

“BİR Kadıköylü olarak metromuz için ‘Şapo’ diyorum. (Şapo, Fransızca’da ‘Chapeau’ olarak yazılır, şapka demektir.) Diğer bir deyişle, Sayın Başbakan ve Belediye Başkanıma bu doğru ve başarılı projeleri nedeniyle şapka çıkarıyorum! Tarihi yarımada görüntüsünü Fransızca tabiriyle silüetini (silhouette) bir kez daha yaralamak üzere yükselmekte olan Haliç Metro Köprüsü’nün yüksek ayaklarını -henüz yapmadılarsa- rayların altına alsalar o zaman yalnız şapkamı değil metro köprüsünün üstüne çıkıp bütün elbiselerimi çıkarırdım İstanbul için.”
Prof. Dr. Ahmet  Vefik  ALP Y. Müh Mimar, Kentbilimci

X