"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Zamparalığın çöküşü

İKİ sene önce, Londra'dayım. Londra'da olmak her zaman şahane de, Büyük Britanya'nın bu güzel başkentinde bulunmamın sebebi Soho'da serserilik yapmak değil. Siemens, üstün teknoloji ürünü bir takım komünikasyon aletlerinin tanıtımını yapıyor.

Elektronik dünyasıyla ilgim, fazla komplike olmayan müzik setlerini çalıştırabilecek düzeyden öteye gitmediği için uzman tanıtıyor cihazları ben boş boş bakıyorum. Aklım Soho'daki Bargain Books'ta gördüğüm Eric Stanton albümlerinde kalmış zaten. Pound hesabını denkleştirebilsem toplantının sonunda soluğu orada alacağım...

Adam telefonun özelliklerini anlattıkça anlatıyor. Bir telefon üstüne dalağımı yarsam üç cümle belki kurarım. Fakat elemanda bilgi birikimi var. Bir yerde beynini, ruhunu akıtmış bu işe.

Neyse efendim. Bir ara bu beyefendi, ‘‘Yakında, SMS aracılığıyla kişilerin nerede olduklarını kolayca bulabileceğiz. Bu teknoloji özellikle çocuklarını merak eden annelerin hayatını çok kolaşlaştıracak. Çocuğunuzun mobil telefonuna bir mesaj yollacayacaksınız. Sistem çocuğun nerede bulunduğunu belirten bir mesajla sizi aydınlatacak’’ dedi.

O sırada toplantıya katılmış olan bütün erkekler, ‘‘Hooop usta sen ne diyorsun?’’ pozisyonuna geçtiler haliyle.

***

‘‘Niye böyle yaptılar?’’ diye sormadığınızı umuyorum. Ama soranlar olabilir diye mevzuyu açıklığa kavuşturalım. Elektronik uzmanı bu arkadaş içinde ‘‘Teknoloji kötü niyetli insanların eline geçerse, bu bütün insanlığın felaketi olur’’ cümlesi geçen bir film seyretmemiş herhalde.

Bu sistem, basit bir şekilde özetlemek gerekirse, zamparalığın sonunun geldiğinin habercisidir arkadaşlar.

Evli erkekler (Aslında hayatında bir kadın bulunan her erkek) bundan böyle teknoloji kurbanıdır. Düşünün adam kaçamak yapmaya niyetleniyor. Zır telefon çalıyor. Karısı ‘‘Neredesin?’’ diyor. Adam sallıyor, ‘‘Başağrısı konulu bir panel izliyorum hayatım.’’ Kadın cevabı yapıştırıyor: ‘‘Fakat teknoloji senin Beyoğlu İmam Adnan Sokak'ta, Kaktüs'te takıldığını söylüyor...’’

Siz bitmişsiniz arkadaşlar, bunu peşinen söyleyeyim.

Siemens, bu teknolojiyi henüz servise sunmadı bildiğim kadarıyla. Dünya çapında bir boşanma furyasını göze alamamış, böyle bir sorumluluk üstlenmek istememiş olabilirler.

Fakat, bir başka hain bu fenalığı yapmış. Hem de yine çocukların masum dünyaları üzerinden devreye sokmuşlar bu teknolojiyi.

***

Hürriyet muhabiri Ardıç Aytalar'ın haberine göre, 100o dolara satın alınabilen veya 60 dolara kiralanabilen bir sistem aracılığıyla, internet üzerinden çocuğunuzu takip edebiliyormuşsunuz.

Haberde, çocuklar, servis aaçları vesaire ön plana çıkarılmış. Ama bu teknolojinin fena insanların (Burada kıskanç eşler oluyor fena insanlar) eline geçtiğini düşünsenize.

İzlenecek kişiye 30 dolar değerinde bir anahtarlık taktığınız vakit, hangi vakit nerede hop diye bulabiliyorsunuz.

Ve bu daha bir başlangıç. Teknolojinin bu hızla gelişmesi durumunda kaçacak hiçbir yeriniz kalmayacak. Tam bir ‘‘Büyük Birader Seni İzliyor’’ durumu.

***

Bu kadar kötü haberden sonra pek yapamadığım bir işe kalkışayım ve ‘‘Kadınlar inanmak istedikleri şeye inanırlar’’ konulu bir fıkra anlatayım size.

Adam evde miskin miskin otururken karısı gelir ve ‘‘Sigaram bitmiş bana sigara alır mısın?‘‘ der. Adam oflaya puflaya kalkar, giyinir, sokağa çıkar. Marketler kapalı olduğundan sigara bulurum ümidiyle bir bara gider.

Gitmişken de bir içki söyler. Bu sırada barda hemen yanında oturan kadınla sohbete başlar. Kadın beraber yemeğe gitmeyi teklif eder. Yemeğe giderler, oradan dans etmeye, oradan da kadının evine. Adam kadınla yatar.

Daha sonra eve dönme vaktinin geldiğini düşünür ve toparlanmaya başlar. Kadın sorar ‘‘Karına ne diyeceksin peki?’’

Adam cevap verir, ‘‘Boşver şimdi, talk pudran var mı?’’ Kadın talk pudrasını getirir, adam ellerine kollarına, kazağına bolca talk pudrası sürüp evine döner.

Karısı haliyle köpürmüş bir vaziyette adamı bekliyordur.

‘‘Nerdeydin bu saate kadar rezil herif!’’ makamından başlar söylenmeye.

Adam cevap verir: ‘‘Bara gittim, bir kadınla tanıştım. Beraber önce yemek yedik, sonra dans ettik, sonra da onun evine gidip seviştik’’

Kadının öfkesi ikiye katlanır ve bağırır: ‘‘Bana yalan söyleme. Yine o salak arkadaşlarınla bowling oynadın değil mi?’’

Olay bundan ibarettir. Hürmet ederim.
X