Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Yoksul milyonerler

Doğan ULUÇ

İlk kez Arjantin'de ‘milyoner’ oldum, hem de 1980'li yılların başında. Falkland Harbi'ni izlerken cebimdeki birkaç yüz doları Arjantin ‘Austral’ine çevirdiğimde milyonu aşkın banknot desteleri bavulumun yarısını doldurdu. Yaşamımda başıma ender gelen böylesine ‘tarihi’ olayda ‘‘Türkiye'de milyoner olsaydım Yeşilköy'de ev, Bodrum'da bir yazlık alırdım’’ diye düş kurduğumu anımsıyorum. Ardından Sandinist Nikaragua'sında dolar bozdurup ‘Cordoba’ ile Filipinler'de ise ‘Peso’ ile ‘milyoner’liğimi astronomik enflasyon ürünü bu değersiz para yığınları arasında fotoğraf çektirerek kutladım.

Oysa Özal döneminde, kendi vatanımda da milyonerliğe ulaştım ama altı sıfırlı liraların piyasa gücünün; ev, yazlık şöyle dursun gardrop alma ötesine geçmediğini fark ettim. Eski zamanların büyülü milyoner sözcüğü halk arasında günümüzde hâlâ alay konusu. Fabrikatöründen trenlerdeki ciklet satıcısına 60 milyon insanın Türk parasıyla milyoner olduğu bir ortamda milyonun gerçek değerini bilmek için Adam Smith olmak gerekmiyor.

Şimdilerde Arjantin, Nikaragua ve Filipinler; akıllıca politikalar sayesinde düzlüğe çıkmış gibi. Artık bir avuç dolarla bavul dolusu para alınmıyor bu ülkelerde. Türkiye'nin durumu ise hâlâ evlere şenlik. Kimi vizyon sahibi, kimi hem kendi ülkesinde hem de Amerika'da astronomik servet sahibi olmayı becermiş liderlerin Türkiye'yi serbest ekonomiye taşımadan önce sayıları parmakla gösterilen lira milyonerlerinin yerini, şimdi düzinelerle dolar, mark, sterlin zenginleri aldı. Gerisi ise ay sonunu nasıl getireceğini düşünerek uykusu kaçan, parası pul değerindeki yoksul lira milyonerleri.

***

Son bir haftadır New York, Ankara'ya dönüştü. Başbakan Mesut Yılmaz, devlet bakanları Güneş Taner ve Cavit Kavak, Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Enerji Bakanı Cumhur Ersümer, Hazine, Özelleştirme, Merkez Bankası üst düzey yöneticileri, büyükelçiler, bürokratlar, danışmanlar ile devlet nerdeyse Amerika'ya taşındı. Ekonomiden sorumlu Bakan Taner, bankacı, finans kuruluşları yetkilileriyle rutine dönüşmüş görüşmeler, Başbakan'ın teyzezadesi Mehmet Kutman'ın şirketinin toplantısında konuşma gibi işlerle günlerini, lüks restoranlarda gecelerini geçiriyor.

Güneş Taner yıllardır Türk ekonomisini yönetiyor. IMF, Dünya Bankası ve finans kurumları yöneticileriyle görüşmek için Washington ve New York'u kapı komşusuna çevirdi. Taner kıyafeti, görkemli görünüşüyle ilginç bir devlet adamı. İngilizce'ye hakimiyeti de dinleyicilerini etkiliyor. Esprilerle süslediği parasal politika, dış yatırım görüşlerini Türkiye'yi zengin pazar gören yabancılar dikkat-

le dinliyorlar. Ekonominin kaptanı bir de kendi vatanının parasını bol sıfırlı konumundan çıkarsa, dolara karşı saygın düzeye yerleştirse, enflasyonu aşağı çekmeyi başarsa başkaca kusuru olmayacak. Amerika'ya her gelişinden sonraki günlerde Merkez Bankası'nın liraya karşı döviz değerleri listesine baktığımda içim eziliyor. Liranın mola vermeden devam eden kan kaybının ne zaman duracağını, enflasyon tırmanışına niye çözüm bulunamadığını, işsizler ordusuna soluk verecek yabancı yatırımların ne zaman geleceğini kendime soruyorum. Prof. unvanlı ekonomist Tansu Çiller'in bu acıklı duruma katkısındaki rolü, halef ve seleflerinden aşağı kalır gibi değil. Kapılarını aşındırmaktan, avuç açmaktan bıkmadığımız IMF ve benzeri kurumlar ile Amerikalı finansman ve bankacıların da*hi, ekonomik liderlerimizin görüş, tavsiye ve isteklerinin önemini bir gün gelip idrak edeceklerine de şüphem yok. Bizimkiler de aynı zamanda bir Amerikan Doları 275 bin Türk Lirası denkleminin övünülecek tarafı olmadığını da er geç anlayacaklar.













X