"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

İstanbul’da göçükler neden oluyor

HAFRİYAT hafriyat dökümleriyle doğal yapısı değiştirilen arazilerde zemin kaymasına bağlı olarak istinat duvarı, yol ve bina gibi yapılarda sık sık çökmeler yaşanıyor. Bunun son örneği Esenyurt’ta yaşandı, yol çöktü.

Bugün çökme yaşanan yerler yıllar önce gelişigüzel hafriyat dökülen yerlerdi.

İstanbul’da 6 yıl süreyle Orman Bölge Müdürlüğü yapan Faruk Çebi yaşanmaya başlanan bu vahameti defalarca gündeme getirmişti. Ne yazık ki, hafriyat rantının yüksek cazibesinden dolayı yazdıklarımıza yetkililer tarafından sürekli kulak tıkanmıştı.
Bunların incelenmesi gerekiyor.

Ramazan'da susamayı azaltacak 'su' formülü

FİTOTERAPİ Uzmanı Dr. Buğra Buyrukçu, yaklaşan Ramazan öncesi oruç tutacaklara bu süreci en rahat geçirmeleri için tavsiyelerde bulundu. Ramazanda yaklaşık 17 saat oruç tutulacağını anımsatan Buyrukçu susamayı azaltacak su formülünü şöyle açıkladı:

“1 litre su içerisine 6-8 adet karanfil, 1 kabuk tarçın, 1 orta boy zerdeçal kökü, 1 limon dilimlenerek atılır ve 12 saat beklenir. İftar ile birlikte içine 2 çorba kaşığı sirke konularak tüketilmeye başlanır. Özellikle sahurda tüketilmesi etkisini daha da arttırır. Eğer su içemiyorsanız, su oranı yüksek meyve ve sebzeler yiyerek
de susuzluğunuzu giderebilir, su dengenizi sağlayabilirsiniz.

Örneğin kerevizin yüzde 95’i, brokolinin yüzde 91’i, dolmalık biberin yüzde 92’si, greyfurtun yüzde 91’i, karpuzun yüzde 92’si, domatesin yüzde 94’ü su...”

Ay ve yıldız nereye bakar

AY ve yıldız bir arada iken Ay’ın açık ağzı aşağıya bakmaz... Bu kural Ankara’nın önceki belediyelerince tersine uygulanmıştır. Ankara’da kullanılmakta olan ‘Ankara amblemi’nde, yere bakan Ay, aynı zamanda cami kubbesi olarak kullanılmakta. Cami kubbesinde ise Ay-yıldızın yönü semaya doğrudur. Ankara, bu amblemden kurtulacak mı?
Metin ALTAY

 

İnebolu UNESCO’yu bekliyor

KASTAMONU’nun İnebolu ilçesini yazmaya doyamıyor insan. Kurtuluş Savaşı’ndaki destancı mücadelesi, 1918 yılı sonlarında Anadolu’nun hem karadan hem denizden işgal kuvvetlerin kuşatması ve saldırısıyla karşı karşıya kalması... TBMM’den beyaz şeritli ‘İstiklal Madalyası’ ile ödüllendirilmesi, Mustafa Kemal’in İnebolu Türk Ocağı’nda tarihi ‘Şapka ve Kıyafet Devrimi’nin ilk nutkunu söylemesi ve “Bu serpuşun ismine şapka denir” dediği konuşması, 1881 yılında Osmanlı’nın en eski altı ticaret odasından birine sahip olması... Bugün tarihi ve kültürel özellikleri ile birçok anıyı bünyesinde taşıyor. Silah mühimmatını taşıyan ‘İnebolu kayıkları’ (denk kayığı), ecdat yadigârı ‘heyamola’... Ve İnebolu’dan Ankara’ya uzanan zorlu ‘İstiklal Yolu’...
İnebolu’nun kendine özgü tarzıyla çoğu zaman aşı boyalı ve ahşap kaplama evleri Koruma Kurulu’nun dışında UNESCO’nun da ilgisini bekliyor. Türkiye’de bu tür 350 yapısı olan başka bir kent var mıdır?
(Türkiye’nin en uzun üçüncü treeking parkı.)
9 Haziran İnebolu Şeref ve Kahraman Günü etkinliklerini unutmayınız.
İnebolu ilgi ve özen bekliyor.

İKİ EDEBİYATÇI

- İnebolu, Orhan Şaik Gökyay ve Oğuz Aday’ın isimleriyle özdeşleşmiş... 16 Temmuz 1902 tarihinde babasının öğretmen olarak görev yaptığı İnebolu’da dünyaya gelen Gökyay, Kastamonu’da okudu,  daha sonra Ankara’ya gitti, Darülmuallimin’den mezun oldu. Edebiyat Fakültesinden sonra Kastamonu Malatya Edirne, Ankara, Eskişehir’de öğretmenlik yaptı; Almanca öğrendi. Dede Korkut Hikayelerini yayınladı. Londra’da Türk Dili ve Edebiyatı Okutmanı olarak çalıştı. Değerli kitaplarından oluşan kütüphanesini Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmalar Merkezine bağışladı. 70 yıllık öğretmenlik hayatında binlerce öğrenci yetiştiren Gökyay, 2 Aralık 1994 tarihinde vefat etti.

- Oğuz Atay, VI, VII dönem Sinop, VIII dönem Kastamonu Milletvekili olan Cemal Atay’ın oğludur.

1951’de, bugünkü adı Ankara Koleji olan Ankara Maarif Kolejini; 1957’de İTÜ İnşaat Fakültesini bitirdi. Üç yıl sonra İstanbul DMMA (şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi) inşaat bölümünde öğretim üyesi oldu. 1975’deki doçent olan Atay, ‘Topografya’ adlı bir mesleki kitap yazdı. Çeşitli dergi ve gazetelerde makale ve söyleşileri yayınladı. Oğuz Atay, ‘Tutunamayanlar’ın 1971/72’de yayınlanmasından sonra  önemli bir tartışmanın odak noktası oldu. Bu romanıyla 1970 TRT Roman Ödülünü kazandı.

-Osmanlı zamanında sarayın yiyecek içeceklerinden çoğu vapurlarla inebolu’dan gelirmiş. İnebolu’da salı ve cumartesi kurulan halk pazarı gezilmesi ve görülmesi gereken bir yer. Çevrede geniş bir üretici kitlesi var; bunların ürettikleri sebze ve meyvalarla, bal, pekmez, peynir, tereyağı, kesik ve süzme yoğurt ve et aynı alışkanlığın devamı olarak, Kasımpaşa ve Balat’taki ‘İnebolu pazarları’nda satılıyor.

- İnebolu’nun komşusu, deniz kıyısındaki Bozkurt ilçesinin Beldeğirmeni Köyü sınırlarında kalan bir kafenin bahçesindeki 800 yıllık çınar (Doğu çınarı) ağacına ‘Anıt’ ağaç deniyor.  Görülmeye değer.

- Abana’ya gidilirken yol üzerindeki Evrenye köyü Karadeniz’in ‘zenginleri’nin köyü... Ahi Evran Baba’nın önce yerleşip ticareti ve gemiciliği öğrettiği, kestane ağacı bol bu yerleşim yerinde, vaktiyle Osmanlı donanması için gemi yapılırmış.  Çoğu ‘gemici’ ve ‘işadamı’... Anlatıldığına göre, köylüler dışardan gelen kişilere gayrimenkul aldırmıyorlar.

- Çoğu ‘gemici’ ve ‘işadamı’... Anlatıldığına göre, köylüler dışardan gelen kişilere gayrimenkul aldırmıyorlar. Gür Yapı’nın sahibi Hasan Gürsoy, İstanbul’da yeni yapılan Çamlıca ve Ataşehir’deki Mimar Sinan camilerini yapan, Kabe’nin revaklarının onarımını gerçekleştiren ünlü bir müteahhit...

AKP’li işadamı Kemal Akar, armatör Mecit Çetinkaya, Armatörler Birliği Başkanı Adnan Dalgakıran

İşadamı Ethem Çuhadaroğlu ise İnebolulu...

- İnebolu’nun komşusu, Bozkurt ilçesinin Beldeğirmeni köyü sınırlarında kalan deniz kıyısındaki bir kafenin bahçesindeki 800 yıllık çınar (Doğu çınarı) ağacına ‘Anıt’ ağaç deniyor.  Görülmeye değer.

 

İNEBOLU TİCARET ODASI’NA KAYITLI VEHBİ KOÇ

Gür Yapı’nın sahibi Hasan Gürsoy, İstanbul’da yeni yapılan Çamlıca ve Ataşehir’deki Mimar Sinan camilerini yapan, Kabe’nin revaklarının onarımını gerçekleştiren ünlü bir müteahhit... İşinsanı Kemal Akar, Armatör Mecit Çetinkaya, Armatörler birliği başkanı Bedri İnce, Evrenyeli.

Makina İhracatçıları Birliği Başkanı Dalgakıran kompresörleri sahiplerinden Adnan Dalgakıran ise İnebolu’lu.

Bolu dağı karayolu ile 1950’lerden sonra geçilmeye başlandığında deniz yolu önemini yitirdiğinden İnebolu insanı büyük oranda göç vermiş ve çoğu İstanbul’a yerleşmiş.

Atatürk 1925.de İnebolu’ya geldiğinde İnebolu’nun nüfusu 18 bin. Aynı tarihte Ankara’nın nüfusu 33 bin.

İlk elektrik santralının kurulduğu yerlerden biriside İnebolu.1925 yılında İnebolu’da elektrik varken Ankara’ya bir sene sonra 1926’da elektrik geliyor.

Vehbi Koç İnebolu Ticaret Odası’na kayıtlı.1940’lı yıllardan sonra Ankara’daki bakkal dükkanında sattığı mallar İstanbul’dan deniz yolu ile önce İnebolu’ya gelmiş, sonra Ankara’ya. Kendisi de defalarca İnebolu üzerinden vapurlarla İstanbul’a gitmiş gelmiş.

 

Biliyor musunuz Dr. Duygu’nun başarısı

İZMİR Özel Kent Hastanesi hekimlerinden Dr. Onur Duygu’nun “Ülkemizde Tıp Bilimi alanında yüz güldürücü gelişmelere örnek olması için Kanada’da yayınlanan ve tıptaki son gelişmeleri paylaşan CPQ MEDICINE tıp dergisinin yayın kuruluna ve ekim ayında Roma’da yapılacak Diyabet ve Metabolizma Konferansı’nın düzenleme kuruluna seçildim; toplantının açılış konuşmasını ben yapacağım, ayrıca Londra’da yayınlanan Solunum Araştırmaları dergisinin yayın kurulu üyeliğiyle onurlandırıldım” diye açıklama yaptığını...

OSMANTAN Erkır’ın ‘Nâzım Hikmet’ten Mesud Cemil’e, Bursa Cezaevinden Bir Mektubun Hikâyesi’ni taş plak kayıtlarından şarkılar eşliğinde anlatacağı söyleşinin 4 Mayıs Cumartesi 16.00’da Tarihçi Kitabevi’nde yapılacağını...

E. BÜYÜKELÇİ Ender Arat’ın ‘Türklere Güvendiler-Yahudiler’ kitabını anlatımlı gösteriminin 5 Mayıs Pazar 15.00’te Çiftehavuzlar Büyük Kulüp’te yapılacağını...

 

Özel statülü üyelik

TAVAK Vakfı Başkanı Prof. Dr. Faruk Şen’in “Dış politikayı çeşitlendirmemiz lazım” başlıklı yazısından: “Türkiye, AB ile ilişkilerini tekrar geliştirme gereği duyuyor, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “AB stratejik hedefimizdir” diyor. Ancak stratejik hedef gerçekleşmedi. AB ülkelerinde Türkiye’yi tam üye olarak kabul etmek isteyen ülkeler var. Buna karşılık İngiltere’nin boşaltacağı özel statülü üyelik Türkiye için ilginç olabilir.”

 

Dış politikayı çeşitlendirmemiz lazım

TÜRKİYE, ABD ve Rusya eksenine sıkıştı. ABD, Türkiye’ye karşı her türlü düşmanlığı yaparken Rusya’da da aniden büyük bir dost bulduk. Uçak düşürme olayında köprüleri attığımız Rusya’yla şimdi enerjide, doğalgazda sıkı çalışmalar içindeyiz. S400’ü tercih ediyoruz. Bu konuda da ABD ciddi bir şekilde Türkiye’yi cezalandırmak istiyor.

Türkiye’nin etken olduğu alanlar var. Türkiye hala balkanlarda birçok dost ülkeye sahip. Makedonya, Arnavutluk, Bosna Hersek yeni dost olarak Sırbistan, Karadağ, Türkiye’nin dost ülkeleri arasında görünüyor.

Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile ilişkilerimizde düzelme devam ediyor. Yalnız Azerbaycan’ı kardeş ülke olarak görmüyoruz. Bunun yanında Özbekistan ilişkileri düzeldi. Kazakistan ve Kırgızistan’da da sıcak ilişkileri görüyoruz. Türkiye’de çalışan Türkmen sayısı artıyor. Türkmenistan’da Türkiye yeni bir Almanya havasına girmiş bulunuyor.

Turizm açısından Çin, Hindistan, Malezya ve Endonezyalı turistlerin Kapadokya’ya yoğun bir şekle geldiğini görürken, Suriye ve Irak’ta, Türkiye’de çok ciddi bir şekilde izleniyor ve Irak’ta Dışişleri Bakanının son gezisinden sonra Türkiye’nin etkenliğinin arttığını görüyoruz. İran ile ilişkilerimiz en iyi dönemini yaşıyor.

 

AB İLE YENİ DÖNEM

Bunların dışında Türkiye, AB ile ilişkilerini tekrar geliştirme gereğini duyuyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “AB stratejik hedefimizdir” açıklamasını yaptı. Stratejik hedef gerçekleşmeli. Tam üyeliği ne Türkiye düşünüyor, ne de AB ülkelerinde Türkiye’yi tam üye olarak kabul etmek isteyen ülkeler var.

 

İNGİLİZ MODELİ

Buna karşılık İngiltere’nin boşaltacağı özel statülü üyelik Türkiye için ilginç olabilir. İngiltere her zaman özel statülü bir üyeydi. AB’nin Schengen politikasına karışmadı. Para birliğine girmedi. Bütçeye verdiği paralar ve aldığı paralar ile ayrı bir statüsü oldu. Türkiye için önümüzdeki dönemde eski İngiltere modeli tartışılmalı ve biran evvel uygulanmaya konulmalı. Bu konuda adımlar atmak Türkiye’ye düşüyor. Almanya’dan bu konuda olumlu yaklaşımlar var.

Prof.Dr. Faruk ŞEN

 

 

X