"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Çam fıstığı hastalığına teşhis bile konamadı: Orman köylüsü 10 yıldır bekliyor

MUHTESİN Tunç Bergama-Kozak bölgesinin donanımlı ormancılarından ve büyük arazi sahiplerinden biri. Orman köylüsünün yaklaşık 10 senedir yaşadığı sorunlarına dikkat çekiyor.

Tunç’un şikayeti şöyle:

“Ormanla ilgili çıkarılan ilk kanun 1937 yılında çıkarılan 3316 sayılı orman kanunudur. Amacı Türkiye’deki orman varlığının envanterini yapmaktır. Devlete ve özel şahıslara ait olan ormanın tespitinin 5 yıl içerisinde bitirilmesine amirdir. Ne yazık ki uygulamada böyle olmamıştır. Fıstık çamlarının özel mülkiyetine izin vermiştir. Fıstık çamı ve çam fıstığının bol olduğu ticaretinin yapıldığı yerler ise Bergama-Kozak-Gördes, Koçarlı dağ köyleri, Yatağan-Milas, Gemlik orman köyleridir. Bu bölgeler çam fıstığı üretimi yapmakta olup, bu konuda bilgi ve teknoloji anlamında oldukça ileridirler. Türkiye’deki fıstık çamı ormanları ekim sahalarının çoğalması 1980 Eylül darbesinden sonra Orman Bakanlığı yapan Prof.Dr. Sabahattin Özbek’in bakanlığı döneminde Orman Ağaçlandırma Müdürlüğü sayesinde olmuştur. Kendisini rahmetle anıyorum.

Türkiye dünyanın en kaliteli çam fıstığını üreten ülkedir. Rekoltenin yüksek olduğu dönemlerde 2600 ton üretim yapılmaktadır. Bunun 1600 tonunu Bergama-Kozak yöresi üretmektedir. Türkiye’de Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bölgelerde fıstık çamı mevcuttur. 2008 yılında başlayan fıstık çamlarındaki bir hastalıktan dolayı verim neredeyse %15’lere düşmüştür. Devlete, ünivesitelere, ormancılık araştırma enstitülerine yapılan tüm yazılı, şifahi müracaatlara rağmen hastalığa çözüm bulmayı bırakın teşhis bile konamamıştır. Çam fıstığı üretimi yapan orman köyleri sefalete mahkum olmuşlardır.

AĞAÇLAR KESİLİYOR

Ege Üniversitesi’nden Prof.Dr. Remzi Turan, Doç.Dr. Alev Haliki önderliğinde yapılan araştırmalar sonucunda mücadele ile ilgili rapor Orman Bakanı Veysel Eroğlu’na sunulmuş olup bu projeye İzmir ve Bergama Ticaret Odası katkıda bulunmak istemektedirler.

Bakanlık 9 yıldır çözüm bulmayı bırakın 6831 sayılı Orman Kanunu’nda 2. Maddede meyve olarak tanımlanmasına rağmen tarımsal zirai destekleme kapsamında çam fıstığına dönüm başına 10 TL destek verirken, zeytinliklere 70 TL, fındık üreticisine ise 340 TL destek verilmektedir. Su, toprak, hava, erozyon gibi birçok olumlu katkısı olan fıstık çamlıklarımıza yapılan destek gülünçtür. Orman Bakanlığı teşkilatının sorunlarımızın çözümü için hiçbir katkısı yoktur. Yazımızda yerleri belirtilen çam fıstığı üretimi yapan orman köylülerimiz sefalet içindedirler. Bakanlığın bundan bile haberi yoktur. Köylüler parasızlıktan dolayı ağaçları kesmektedirler. Bankalar tarımsal zirai faaliyeti yapmalarına rağmen orman köylüsüne kredi vermemektedirler. Üretici rekoltedeki düşüş nedeniyle zor günler yaşıyor.”

TÜVGA’LILAR İZMİR’DEKİ ATATÜRK LİSESİ’NİN NE OLDUĞUNU BİLİRLER Mİ?

‘BENİM LİSEME KARIŞMAYINIZ’

YÜZYILIN başında yapılmış bir sanat yapıtı olan sevgili lisemizin Atatürk Lisesi tarihi çok eskilere gider. Kurtuluş Savaşı başında İzmir’in işgal edildiği günlerde Lisemiz bugün Konak meydanında o zamanki ‘Sarıkışla’nın yanındaki adliye binasıdır.

İzmir’in işgal edildiği gün bir çok tarihi olayda yer almış bir okulda İzmir’in işgal edildiği gün 15 Mayıs 1919’da bir takım lise talebeleri okulda tutuklanıp çeşitli hakaret-tahrik ve yaralar hatta yürütülerek öldürüldüler. Diğer idari personel ve subaylar Konak’tan Pasaport’a yürütülmüş ‘Petras Hapis Gemisi’ne hapsedilmişlerdir. Talebelerinden biri İzmir’de ilk kurşunu atan Hasan Tahsin’le beraber ismi geçen sınıftaki lakabı ‘Arap Rasim’ olan ve okul önünde şehit edilen kişidir.

O günlerde o zamanki okul binasında toplanan İzmir’in diğer vatan severlerine öncülük eden öğretmenlerimizin adları tarih sahifelerinde yer almıştı; Lise 2 müdürü İsmail Habib Bey, Mustafa Necati Bey, Kemal Bey, Matematik öğretmeni Ahmet Bey, Necmi Bey. Bu grup ve diğerleri binleri toplayıp Maslak’taki ilk başkaldırı toplantısını düzenlemişlerdir. Lisenin o günden beri hep gururu olmuştur. Bu sene bir konuşma için gittiği lisesinde gurur tablosuna baktı, başarılarının hala devam ettiğini gördü. Duvarlarda Atatürk’ün güzel sözleri ve gaflesini bestesini kendi yazan o zamanki müzik hocamız Adnan Saygun’un güzel sözleri pirinç levhalarda asılıdır:

“Bizim kalbimiz ilim ateşiyle doludur /Biz bağlıyız gönülden sevgili lisemize /Bugün tuttuğumuz yol, inkılabın yoludur /Yarının ümitleri genç nesil derler bize /Bize iman veriyor hür vatanın hür sesi /Ebediyyen var olsun İzmir Atatürk Lisesi /Nurlu mefküremize lise hayat veriyor. /İlim bizim aşkımız, Türklük bizim şanımız /Gideceğimiz yolu Gazi’miz gösteriyor. /Yaşasın Türk milleti, yaşasın vatanımız./Bize iman veriyor hür vatanın hür sesi /Ebediyyen var olsun İzmir Atatürk Lisesi.”

Benim liseme kimse karışamaz, el koyamaz. Prof.Dr. Cengiz KUDAY-1961 İzmir Atatürk Lisesi Mezunu

İNADINA ARAPÇA!

ANKARA Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi’nin yenilenen tabelasında ikinci dil olarak arapça kullanıldı. Hastanelerdeki arapça tabelalar ile yapılanın anlamı sadece ikinci dil tercihi değişikliği değil. Uygulama, harf devrimine karşı bir adımı da oluşturmakta. Uygulamanın sonucu geriye dönüşle artık, latin alfabesinin yerine, ikinci bir yazı harf tercihi de devreye sokulup, bu da tekrar arapça yapıldı! Hiç bir gerekçe yapılan işlemi masum veya haklı kılamaz. Anayasanın değişmez hükümlerinin içi boşaltılamaz. Ömer Faruk EMİNAĞAOĞLU

PANO

- DEMOKRASİ ancak hukuk devleti ve onun da tabi bir sonucu olması gereken yargı güvenliği ile gerçek hüviyetini kazanır. Nasıl ki ‘bal bal demekle, ağız tatlanmazsa’; demokrasi sözcüğünü dillere pelesenk etmekle de bir düzen ‘demokratik’ olamaz. Mahmut BAKAR

BİLİYOR MUSUNUZ

ÜNİVERSİTEDEN SOĞUTTULAR

ÜNİVERSİTE yerleştirme sonuçlarının dikkatli okunması gerektiğini söyleyen TBMM Eğitim Komisyonu üyesi CHP Bursa Milletvekili Dr. Ceyhun İrgil’in, “1.8 milyon gencin sadece yarısı üniversite okumayı tercih etti. Diğer yarısı üniversiteyi bitirse de bir işe yaramayacağını düşünüyor. Bu umutsuzluğun yaratılması bile başlı başına bir sorun!” diye konuştuğunu... CHP’li vekillerden Okan Gaytancıoğlu’nun, bazı gıda ve tarımsal ürünlerin ithalatında vergi oranlarının düşürülmesine tepki göstererek, yeni bakan Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba ve eski bakanlar Mehdi Eker, Faruk Çelik haklarında ‘Vatana ihanet’ suçundan Edirne C.Başsavcılığına başvurduğunu... BARIŞ Yarkadaş’ın “Kayıt parası eğitimin kanayan yarası haline geldi. AKP bu sorununun birinci dereceden sorunlusudur. Bakan dürüstçe bir açıklama yapsın okul müdürlerini bu dertten kurtarılmalıdır” dediğini...

İGA’DAN AÇIKLAMA GELDİ

İGA-İstanbul Yeni Havalimanı İnşaatı Kurumsal İletişim Direktörü Gökhan Şengül, “3. havalimanında 3. ülke işçilerin çalışması yasal mı?” (10.8.2017) başlıklı yazıya şu açıklamayı yaptı: “Türkiye’nin istihdam lokomotifi olarak anabileceğimiz İstanbul Yeni Havalimanı’nda şu an yaklaşık 31 bin kişi çalışmaktadır. Aktif olarak projemizde yer alan İGA personeli arasında Vietnam, Pakistan, Afganistan, Nepal ve Gürcistan uyruklu çalışanlarımız da mevcuttur. Bahse konu yabancı personelimiz, toplam İGA çalışan sayısının %1’ini oluşturmaktadır. Haberinizde yer alan ‘ülkemizde yabancı vatandaşların çalışması yasaktır’ ifadesinin tam tersine; (13.8.2016) tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu (mülga 27/02/2003 tarihli 4817 sayılı kanun) uyarınca Türkiye’de gerçekleştirilen 3. Havalimanında yabancı işçilerin çalıştırılması yasaldır. Söz konusu işçilere ödenen ücretler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü tarafından belirlenen kriterlere uygundur.

Bu kriterlere göre, Türkiye’de çalışan işçilere yasa gereği asgari ücretin 1,5 katı oranında minimum ödeme yapılması gerekmektedir. İstanbul Yeni Havalimanı’nın inşaatını ve 25 yıllığına işletmesini üstlenen İGA olarak, bünyemizde çalışan yabancı uyruklu personelimize ait ücret ödemelerini yasalara tam bir uygunluk çerçevesinde yapmaktayız. Buna ek, olarak yasa gereği ödenmesi gereken ve işverene ait olan tüm yasal kesintiler tarafımızca her ay düzenli olarak ilgili kurumlara yapılmaktadır. Buna ilişkin belgelerin incelenmek istenmesi halinde yabancı personellerimiz için SGK’ya bildirdiğimiz SPEK tutarları ve aylık prim hizmet belgeleri talep edilebilir, bu belgeler SGK nezdinde onaylanabilir niteliktedir.”

EMLAK VERGİSİNDE KAOS DEVAM EDİYOR

ÖZELLİKLE İstanbul’da Beşiktaş gibi bazı belediyelerce, emlak vergisine esas arsa asgari birim m2 değerlerinin, fahiş oranda arttırılmasından sonra başlayan kargaşa halen devam ediyor. Köşenizde (9.8.2017) tarihinde yayımlanan “Kot dairede oturanlar yandı” başlıklı emlak müşaviri Salim Taşçı’nın yazısı da maalesef yanlıştır. Bunları okuyan mükellefler de haklı olarak isyan ediyor. İşin doğrusu şudur:

Emlak vergisi hesabında dikkate alınan, bağımsız bölüm arsa payı “konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleri ile oranlı olarak projesinde tahsis edilir” (Kat Mülkiyeti Kanunu, Md:3). Yani 100.000 TL değerindeki bodrum kattaki daireye, %2,5 oranında 25 m2 arsa payı verildiyse, 400.000 TL değerindeki daireye %10 oranında 100 m2 arsa payı tahsis edilir. Değeri yüksek olan daire, arsa payı fazlalığı ile orantılı olarak yüksek emlak vergisi öder. Bu tahsislerin devletle ilgisi yoktur. İnşaat projesinde belirlenir.

Mükellefler müsterih olsunlar, kanunlarımız akılcı ve çoğunlukla birbirleriyle uyumlular. Kargaşayı yaratan, sorumsuz belediyeler ve bilgi noksanlığı. Bahri TURGUT-Yeminli Mali Müşavir

ADALET KURULTAYI TAMAMDA GERİSİ DE GELMELİDİR

CHP herkese açık 26-30 ağustos arasında Çanakkale’de ‘Adalet Kurultayı’ düzenleyecektir. Bu kurultay meclis açılmadan önce ve yeni siyasal oluşumların ortamında yönlendirici olabilecektir. CHP bu halkla buluşma dinamiğinde ‘Eğitim Müfredat Şurası’ niteliğinde velilerin kaygılarını giderecek bir kurultay yapmalıdır. Hatırlamakta fayda görürüz, Mustafa Kemal Paşa Yunan topçusu Polatlı’yı vururken Eğitim şurası toplamıştı. CHP bu çerçevede ‘Köylü ve Tarım Sorunları Kurultayı’ toplayarak her yöreden çiftçileri ağırlayıp konuşturmalıdır. ‘Köylü milletin efendisidir’ diyen o ulu lider bu partinin kurucusudur ve CHP’nin köylüyle manevi bağıdır. CHP yine bu kurultay ve halkı kucaklama çerçevesinde ‘Esnaf İşadamı Ekonomi Kurultayı’ yaparak insanımıza konuşma olanağı sağlamalıdır.

CHP tarihsel misyonu gereği bocalama, ayrışma, halktan uzak durma lüksüne sahip değildir, ülkenin çimentosu yine ülkeyi maddi ve manevi inşa süreci ile karşı karşıyadır.

M. Cenap MURTEZAOĞLU

 

X