Afetin suçluları meydanda

Günlerdir milletimiz yalan yanlış bilgilerle aldatılıyor. Muhalif görünen basın veya partilerin yaşanan vahim hadiseyi ciddiyetle ele almasını beklerdim. Ancak yazılanlar veya söylenenlerin konunun ciddiyetiyle uzaktan yakından alakası bulunmamaktadır.

Haberin Devamı

Hele iktidar mensuplarının ilçeyi ziyaretinde söyledikleri halkın acılarıyla ilgi ve alakası yoktur.

Bozkurt sakinlerinin yaşadığı afet bir doğa olayı veya kerestelerin köprüye birikmesiyle alakalı değil konu suç teşkil eden olaylar zinciridir. Mansabında kocaman bir şehir bulunan henüz 5 yaşındaki bir barajın, planlama, projelendirme, imalat ve işletmesi sırasında yapılan yanlış işlerin sonucunda Bozkurt’taki videolar kaç kişinin öldüğünü göstermektedir.

Dolayısıyla “Baraj taşıverdi, biz de kapakları açıverdik ve suyu salıverdik, kapakları açınca Bozkurt ilçesini su aldı götürdü, yüzlerce insan hayatını kaybediverdi. Biz ne yapalım” diyemezsiniz. TV kanallarında bunu savunamazsınız. Devletin Bakanı dahi bunu savunamaz. Bu bir doğa felaketi değil, proje safhasından başlayarak işletme haline kadar yapılan yanlışlıkların bedelinin halka canıyla malıyla ödetilmesidir!

Haberin Devamı

RÜŞVET VE İLTİMAS

35-40 yıl önce çalıştığım ve mensubu bulunmakla şeref duyduğum DSİ’de eskiden bilgili, vatansever mühendisler vardı. Şimdi projeler deneyimsiz özel şirketlere yaptırılıyor. İşler rüşvet ve iltimas ile yürüyor.

Yetkililere sesleniyorum: “Mansabında şehir kurulmuş bir yeri meydana gelebilecek feyezan durumunda yaşanabilecek olayları en ince ayrıntılarına kadar etüt etmeden HES yapılmasına nasıl müsaade edersiniz?”

Biz HES yapılmasın demiyoruz! Planlaması, projesi, imalatı, işletmesi doğru dürüst yapılsın, yapılan işler vatandaşa zarar vermesin istiyoruz.

Keban Barajı yapılalı 55 yıl oluyor. 50 misli dev bir tesis. Bir felaket oldu mu?

Çünkü o inşaatları benim de yanlarında çalışma imkânına sahip olduğum bilgi ve vicdan sahibi gerçek mühendisler yaptı!

Bozkurtlu emekli mimar Taner ÜNAL

GÜNÜN SÖZÜ

ANAYASASINDA laik olduğu belirtilen bir devletin bazı devlet memurları sosyal medyada açık açık şeriatı savunuyor. Bu büyük bir anayasal suç değil mi? Neden hiçbir savcı harekete geçmiyor? İnsanların yaşam tarzına açıkça müdahale çağrısı yapan cübbeli şeysi hakkında ne yapılıyor?”  Cemil KILIÇ

17 AĞUSTOS’UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Haberin Devamı

TMMOB diyor ki: “Cumhuriyet tarihinin 1939 büyük Erzincan depreminden sonra en büyük ikinci depremi olarak kayıtlara geçen 1999 Gölcük depreminin üzerinden 22 yıl geçti. Depremlere karşı bütünlüklü, sağlıklı, insanca bir yaşam ve çevre için, ülkemizin yeni büyük sosyal afetler, sosyal yıkımlar yaşamaması için gereken önlemlerin ivedilikle alınması, yapı denetimi uygulamasını yönlendiren kararlar ve ilgili tüm mevzuatın, TMMOB ve bağlı Odalar, üniversiteler ve ilgili kesimlerin katılımıyla düzenlenmesi gerektiğinin altını çiziyoruz.

NELER YAPILMALI

 İmar affı başlı başına cinayettir, “Kanal İstanbul” projesi varlığıyla beka sorunudur, yapı stoğumuzun durumu kaderine terk edilmiştir; kamu binaları hakkında bilinmezlik devam etmektedir, “Yapı Denetim Yasası”nda köklü, kalıcı, önleyici değişikliklere ihtiyaç var. Her şantiyeye bir şantiye şefi zorunlu olmalıdır. Mühendislik, Mimarlık, Şehir Planlama eğitiminde acilen düzenleme yapılmalıdır.”

Haberin Devamı

TALİBAN İNSAN DEĞİL, CANAVAR!

DÖRT yıl önce Afganistan’dan gelerek İstanbul Esenyurt’a yerleşen altı kişilik bir Afgan ailesi ile görüşen Cumhuriyet’ten Mehmet Kızmaz - Tuğba Özer’in göçmen sorununu ele aldıkları yazılarında şu cümleler dikkat çekiyor: “Talibanı besleyen dört faktör var; devlet, dışarıdan destekleyen çevre ülkeler, uluslararası terör grupları ve elbette uyuşturucu kaçakçılığı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla alakasız tek bir yanı yok” sözleri sorulan baba, şöyle diyor: “Bence Taliban net olarak anlaşılmıyor. Taliban ‘Biz müslümanız’ der ama gerçekte değildir. Müslüman, insanları öldürür mü? Taliban hiç acımadan öldürür. Onlar ne Müslüman, ne de insan; onlar bir canavar.”

Haberin Devamı

KKTC ‘ŞEHİR DEVLETİ’ OLMA YOLUNDA

BİR taraftan AB ve Amerika’nın baskısı diğer taraftan Çin ve Avrasya küreselcileri arasında sıkışan KKTC; bir an önce Türkiye’ye ilhak edilmelidir. Aksi takdirde uluslararası camiada resmen tanınsa bile ‘ulus devlet’ özelliğinden arınmış, Akdeniz’in ortasında Hong Kong benzeri bir ada, ‘şehir devleti’ olarak Türkiye’den fiilen uzaklaşacaktır.   Tahir Ç.

MESAJ PANOSU

DERE yataklarına ve su havzalarına yıllardır dökülen ranta dayalı hafriyatın oluşturduğu suni göller ve tepecikler fitili çekilmiş bomba gibi İstanbul’u tehdit etmektedir. Söz konusu göllerin ve tepeciklerin yağmur sularını sel ve su baskınına dönüştürme riski çok yüksektir.F. Ç.

Haberin Devamı

OKSİJEN’de Alp Ulagay’ın ilginç yazısından: Messi seviyesindeki sporcularda inanılmaz bir başarma hırsı var. Üç yıldır Barcelona kadrosunun güçlendirilmesini istiyordu. Olmayınca bu umutsuz durumu paylaşmak istemedi, çünkü futbolda yeni unvanlar kazanıp bırakmak niyetinde.

BİLİYOR MUSUNUZ?

BOZKURT’ta yıkılan ‘o ünlü’ binanın arsa sahibi Av. Hüseyin Ölçer’in, arsasını kat karşılığı verdiği yap-sat müteahhit Mehmet Özkan’ı savcılığa şikâyet etmesi üzerine, Ölçer’in ‘ancak’ tutuklandığını...

YURTDIŞINDA GİTMEK İSTEYEN HEKİM SAYISI ARTIYOR

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in soru önergesini yanıtlayan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yurtdışında eğitim görmek ya da çalışmak amacıyla giden kişilere verilen ‘İyi Hal Belgesi’ için başvuru yapan kişi sayısının 2019 yılında 427, 2020 yılı eylül ayı itibarıyla da 215 olduğunu açıklandı.

Türk Tabipler Birliği tarafından yapılan açıklamada ise 2019 yılında 1.042 hekim 2020 yılının eylül ayına kadar olan süreçte 702 hekimin yurtdışında asistanlık yapmak veya çalışmak için belge istediği belirtilmesine karşın Bakanlık tarafından verilen cevapta 2019 yılında 427, 2020 yılı eylül ayı itibarıyla da 215 kişi tarafından iyi hal belgesi için müracaat edildiği açıklandı. Veriler kafa karıştırıyor!

 

Yazarın Tüm Yazıları