Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Nerede bizim büyükelçimiz?

TEKNOLOJİ çağında olduğumuz, yepyeni bir dönemin içine girdiğimiz artık resmen tescillendi.

Geçtiğimiz günlerde Danimarka, Silikon Vadisi’ne ilk büyükelçisini atadı. Yani aynen Ankara ya da Washington büyükelçisi gibi, ülkenin artık bir de “Silikon Vadisi Elçisi” var. Böylelikle bu kuzey Avrupa ülkesi, dünyada bir ilke de imza atmış oldu. Artık yerküremizde bir ülkenin teknoloji büyükelçisi var. Başka ülkelerin de hızla bu konvoya katılacağı ise aşikâr.

DÜNYANIN İLK TEKNOLOJİ BÜYÜKELÇİSİ

DANİMARKA Dışişleri Bakanlığı geçtiğimiz aylarda bu gelişmenin ilk işaretini vermişti. “Teknoloji-diplomasi”nin kısaltması olan “Tek-lomasi” adını verdiği bir inisiyatif oluşturarak. Yani teknoloji politikasını stratejik bir öncelik haline getirdiğini ortaya koyarak. Hemen ardından da dünyanın ilk “Tek-Büyükelçisi”ni atadı. Bu da şunu gösteriyor: Çok yakında teknoloji şirketleri, devletler kadar önemli olacak. Yani bir ülkenin Google ya da Apple gibi bir teknoloji deviyle ilişkisi, başka bir devletle olan ilişkisi kadar yer tutacak.

Telefonda görüştüğüm Danimarka’nın Tek-Elçisi Casper Klynge, “Geçmişte teknoloji politikası sadece sanayileşmeyle ilgiliydi. Şimdi ise aynı zamanda bir devletin ticaret politikası, finans politikası ve güvenlik politikası. Çünkü artık teknoloji, ülkeler arası ilişkileri ve bir ülkenin uluslararası platformdaki yerini de etkiliyor” diyor. Bununla birlikte, büyük teknoloji şirketleri gitgide seslerini yükseltiyorlar. Ve devletin bazı politikalarına karşı çıkarak onları şekillendiriyorlar.

İşte Klynge şimdi California’da dünyanın teknoloji devleriyle diyalog kurup ilişkileri geliştirecek. Bu yeni trend de belli ki devletlerle teknoloji arasında daha güçlü bir bağ kurulmasına yol açacak.

DEVLETLEŞEN SİLİKON VADİSİ

BU gelişme, Silikon Vadisi’nin vardığı noktayı da ortaya koyuyor. Burası aslında 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin California eyaletinde bulunan Stanford Üniversitesi’nin himayesinde kurulmuş. Stanford profesörü Frederick Terman’ın fakülteleri teknoloji geliştirmeleri için cesaretlendirmesiyle, temelleri atılmış. Adını da bu bölgede yetiştirilen silikondan (orjinal adıyla “silisyum”, yani bilgisayar türevi cihazların temel yapıtaşı olan çip) almış.

Silikon Vadisi çok kısa zamanda dünyanın teknoloji yuvası haline geldi. Facebook, Google, Tesla, PayPal, Skype, Apple, Yahoo burada kurulan şirketlerden sadece birkaçı. Vadi’nin hacmi bugün birçok devletin ekonomisini de aşıyor. Yıllık kazancı 535 milyar dolarla, İrlanda ve Arjantin ekonomisine eşdeğer. Finlandiya, Portekiz ve Yunanistan’ınkinden ise büyük. Dünyada tüm yatırımların da yüzde 30’u bu bölgeye yapılıyor.

*

Zaten tam da bu yüzden Türkiye de yavaş yavaş bu yeni gerçekliğe yöneliyor. Bir Tek-Büyükelçimiz henüz olmasa da, Los Angeles Başkonsolosluğumuz’da bir “teknoloji ateşemiz” var. Bununla birlikte Ankara, Yıldız Teknik Üniversitesi ve ODTÜ’nün burada ofis açmalarını da desteklemiş. Ki bunlara “inkübasyon merkezi” (incubation center) deniyor. Yani “kuluçka merkezi”. Yeni fikirler burada doğuyor ve pişiriliyor.

TÜRKİYE’DEN SİLİKON VADİSİ ATILIMI

TÜRKİYE’den bu bölgeye bireysel girişimler de artıyor. Bunun en önde geleni ise “İhtiyaç Haritası” adlı, Türkiye’de ihtiyaç sahipleriyle destekçileri buluşturan dijital platform. İşte şimdi bu oluşum Silikon Vadisi’ne taşınıyor. Yani yerel fikirleri burada küresel destekçilerle bir araya getirmeyi hedefliyor. Kurucularından Dr. Ali Ercan Özgür, “Yeni teknolojiler ve yazılımlar geliştiren gençleri, şimdi bu vadiye taşıyoruz. Böylelikle bir dünya markası haline gelmelerinin yolunu açıyoruz” diyor. 

Silikon Vadisi’nin sadece bir uluslararası finans, yatırım ve teknoloji merkezi olmadığını söylüyor. “Aynı zamanda dünyayı iyileştirecek, güzel fikirler de buradan çıkıyor. Burası dünyanın her yerinden yetenekli insanların hayallerini taşıyıp gerçekleştirebilecekleri bir yaşam alanı” diye ekliyor.

*

Yeni teknolojiler üzerine çalışmak için 1971’de “Gelecek Enstitüsü”nü kuran dünyaca ünlü Roy Amara’nın meşhur sözüdür: “Teknolojinin etkisini kısa vadede abartmaya, uzun vadede ise hafife almaya meyilliyiz.” Sorun şu ki, bugün “uzun vade” artık o kadar uzun değil! Değişim hızlı. O yüzden teknoloji çağını hafife almanın maliyeti de çok daha fazla.

Tam da bu yüzden geleceğe hızla hazırlanmalıyız. Özgür’ün attığı bu dev adımı, devletimiz hayli hayli atabilir. Atmalı. İşe Silikon Vadisi’ne bir elçi atayarak başlamalı.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI