"Uğur Vardan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Vardan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Vardan

Antalya özüne dönüyor...

Sinemamızın en köklü etkinliği ‘Antalya Altın Portakal’, bu geceki açılış töreniyle başlıyor. Bu yıl 56’ncısı düzenlenecek festivalin en önemi yanı, iki yıldır kaldırılmış olan ‘Ulusal Yarışma’nın tekrar evine dönmesi. Organizasyonun öne çıkan bütün meselelerini festival direktörü Ahmet Boyacıoğlu ve sanat yönetmeni Başak Emre’yle konuştuk...

Sinemamızın en eski organizasyonu 56’ncı kez huzurlarımızda... Öncelikle bu yılın teması ‘Öze Dönmek’i sorayım. Nçin böyle bir tema?
A. Boyacıoğlu - Antalya Altın Portakal Film Festivali, ilk yılından itibaren yerli sinemanın öncelikli olarak tanımlandığı, birçok yapıtın ilk kez izleyiciyle buluştuğu bir etkinlik. İki yıl önce ‘Ulusal Yarışma’nın kaldırılmasının hem festivale hem de sinemamıza olumsuz etkileri oldu. Birçok sinemacı festivali boykot etti, İstanbul’da alternatif bir ‘Ulusal Yarışma’ düzenlendi. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yeni yönetimi, ulusal yarışmaları yeniden başlatarak, ki bu ‘Öze Dönmek’ olarak nitelendiriliyor, festivali geleneksel ruhuna geri döndürdü. Doğrusu da budur. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek “Yeşilçam’ın diğer adı Antalya’dır” diyor. Çok doğru bir değerlendirme.
Antalya özüne dönüyor...
Yıllarca Gezici Festival’in yöneticiliğini de üstlenen Başak Emre-Ahmet Boyacıoğlu ikilisi, tam 27 yıldır birlikte çalışıyorlar...
◊ Yani ‘Ulusal Yarışma’ iki yıllık bir aradan sonra yeniden evinde. Bu gelişmeye ilişkin duygularınız neler?
B. Emre - Çok mutluyuz. Ulusal yarışmaların kaldırılması büyük bir talihsizlikti. Sinemacılar ve Antalyalılar tepkilerini gösterdiler. Antalya’da Menderes Türel’in ulusal yarışmaları kaldırdığı için seçimi kaybettiğini düşünen insanlar var. Bu sav doğruysa Antalya’da belediye başkanlığını Altın Portakal Film Festivali belirliyor. Ulusal yarışmaları geri getirdiğimiz bir yılda böyle bir görevde bulunmak bizim için çok değerli.
◊ Antalya Film Festivali bir zamanlar Yeşilçam’ın ifade alanıydı. Sonrasında bir anlamda genç yönetmenlerin keşfedilme ve ödüllerle onore edilme yeri oldu. Bundan sonra yoluna nasıl devam edecek? Genel çizgileriyle aktarır mısınız?
A.B. - Göreve geldiğimiz günden itibaren Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin, sinemayla ilgisi olsun olmasın, herkesin gündeminde olduğunu fark ettik. Sinemamızda son 30 yılda çok önemli değişimler yaşanmasına karşın Yeşilçam geleneği hâlâ sürüyor. Festivalin merkezi olarak planladığımız Antalya Kültür Merkezi’nin girişinde 1964’ten bu yana ödül almış filmlerin afişleri sergileniyor. Biraz zaman ayırıp bu afişleri incelediğinizde sinemamızın olağanüstü bir panoramasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz. 1960’ların popüler filmlerinden 12 Eylül sonrası bunalım filmlerine, 1990’ların sonunda yeniden hayat bulan yeni Türkiye sinemasına kadar uzanan bir panorama var karşınızda.
Antalya’da Yeşilçam bugünün sinemasıyla hep iç içe geçmiştir. Bundan sonra da en yenilikçi ve gündemi yakalayan çizgide Yeşilçam’la birlikte yola devam edecek. Bu yıldan itibaren sinemamızın yeni ürünlerinin ilk kez gösterildiği ve dünyaya açıldığı ama aynı zamanda uluslararası katılım ile bu filmlerin tanıtımının yapıldığı bir festival planlıyoruz. Forum bölümünde bir yandan yeni projelere maddi kaynak sağlarken, diğer yandan dünyanın önemli sinema kuruluşlarının temsilcilerini festivalimize konuk ederek ortak yapım ve tanıtım olanaklarını zorluyoruz.
◊ Son dönemde kaldırılan ve yeniden evine dönen bölümler hangileri?
A.B. - Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Belgesel Film Yarışması ve Ulusal Kısa Film Yarışması festivale geri döndüler.
◊ Festivalin afişinde Türkan Şoray var. Hem grafik olarak şık hem de sinemamızın köklerine, klasiklerine bir gönderme sanki. Bu konuda neler söylersiniz; kimin fikriydi, tasarımı kim yaptı?
B.E. - Bildiğiniz gibi bu yıl festival çalışmalarına ‘öze dönüş’ temasıyla başladık. Antalya Büyükşehir Belediyesi yetkilileriyle yaptığımız ilk toplantıda afiş tasarımı gündeme geldi. İnsanların evlerinin duvarlarına asacak kadar sevecekleri bir afişin festivali temsil etmesini istedik. Sonuçta 1964 yılında yapılan ilk Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Türkan Şoray’ın bu yılki festivalin afişini süslemesi gündeme geldi. Türkan Hanım’ın onayıyla şimdi Türkiye’de 10 kentte billboard’ları süsleyen Antalya Altın Portakal afişi ortaya çıktı. Güzel de oldu. Festivalimizin açılış törenine Türkan Şoray’ın da katılacak olması bizim için büyük bir onur. Aslında Türkan Şoray’ın gözleri, hem Yeşilçam’ın tarihine hem de bugünün sinemasına bakıyor ve ikisini aynı karede topluyor. Öze dönüş için çok güzel bir sembol.
◊ 1980 ve 1981’de yapılmayan yarışmanın ödülleri 50’nci yılda verilmişti. Son iki yılın eksik sayfaları kapanacak mı ya da nasıl kapanacak?
A.B. - 54. ve 55. festivallerde verilemeyen ödül heykelleri 56. Altın Portakal’ın çatısı altında düzenlenecek olan bir törenle sahiplerine sunulacak. Bildiğiniz gibi Kaan Müjdeci, Antalya Film Festivali’nde ulusal yarışmaların kaldırıldığı 2017 ve 2018 yıllarında İstanbul’da ‘Ulusal Yarışma’yı düzenlemişti. ‘Ulusal Yarışma’da ödül alan sanatçılara Altın Portakal heykelleri 31 Ekim’de düzenlenecek bir tören ile verilecek. Eksik sayfalar böylece tamamlanıp kapanacak ve sinemacılar da heykellerine kavuşmuş olacaklar.
◊ Bu yıl Muhsin Ertuğrul’un kayıp sanılan 1927 yapımı sessiz filmi ‘Tamilla’ da gösterilecek. Bu filmi kim buldu, öyküsü nedir, anlatabilir misiniz?
B.E. - Ukrayna’da 1994’te kurulan ulusal arşiv niteliğindeki Dovzhenko (Dovçenko) Sinema Merkezi, ülkenin sinema mirasını gelecek kuşaklara bırakmak adına kapsamlı bir çalışmaya girişti. Muhsin Ertuğrul da Ukrayna Foto Sinema İdaresi VUFKU adına 1926-27 yılları arasında iki film çekmişti: ‘Spartaküs’ ve ‘Tamilla’. Bu filmlerden Tamilla’nın kopyasını ortaya çıkaran Dovçenko Sinema Merkezi, 2016’da filmin kopyasını dijitale aktardı. Antalya Altın Portakal Film Festivali, merkezin yöneticisi Ivan Kozlenko ile irtibata geçerek bu filmin Türkiye’de gösterilmesini sağladı. Merkez, halen Tamilla’nın yeni bir dijital kopyası üzerinden restorasyon çalışmalarını sürdürüyor.
◊ Antalya ve Adana gibi önemli ve geleneksel festivaller, her iktidar değişikliğinde farklı formlar alıyor. Sizce bu durumun üstesinden nasıl gelinir?
A.B. - Hangi belediye başkanı en başarılı festivali düzenliyorsa halkınız o başkana oy vermeli. Böylece sorun çözülmüş olur. Özellikle Antalya gibi bir festivalin ulusal yarışmaları kaldırması çok radikal bir değişiklikti ve bir hataydı. Altın Portakal Film Festivali başlangıcından bu yana ulusal sinemanın merkezi olduğu için bu karar büyük tepki çekti. Türkiye’de ne yazık ki belediyeler değiştikçe kadrolar da değişiyor. Türkiye’ye özgü bir durum. Bu olmamalı. Gezici Festival sırasında Bursa ve Kars’ta bunun örneklerini bizzat yaşadık.
◊ Jürileri ve başkanlarını sorsam...
B.E. - Ulusal Jüri başkanımız Zeki Demirkubuz; yazar Latife Tekin, görüntü yönetmeni Emre Erkmen ve oyuncular Şebnem Bozoklu ve Mert Fırat diğer jüri üyelerimiz. Uluslararası Jürimizin başkanı ‘Good Bye Lenin’ filmiyle hayranı olduğumuz Alman yönetmen Wolfgang Becker. Jüride ayrıca, Polonya’dan, ‘Ida’ ve ‘Cold War’ filmlerinin yapımcısı Ewa Puszczynska, bağımsız sinemanın yükselen isimlerinden, İzlandalı yönetmen Runar Runarsson, sinemaseverlerin István Szabó klasiği ‘Tatlı Emma Sevgili Böbe’ ile de hatırlayacakları Hollandalı oyuncu Johanna ter Steege ve ‘Busan Film Festivali’nin yönetmeni Jay Jeon olacak.
Onur ödülleri
Güneri ve Mekin’in
Festivalin açılış töreninde, sinema sanatçıları Selma Güneri ve Ahmet Mekin’e ‘Onur Ödülleri’, oyuncu Can Kolukısa’ya da ‘Yıldırım Önal Anı Ödülü’ verilecek.
Ulusal Yarışma
Başkanlığını Zeki Demirkubuz’un, üyeliklerini de Latife Tekin, Emre Erkmen, Şebnem Bozoklu ve Mert Fırat’ın üstlendiği jüri ‘Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’ kategorisinde bu yıl 10 yapıtı değerlendirecek. 250 bin TL tutarındaki ‘En İyi Film Ödülü’nün de olduğu 14 kategoride, toplam 720 bin TL tutarındaki ödül için yarışacak yapımlar şöyle:
( Aşk, Büyü, vs. / Yön: Ümit Ünal
( Bilmemek / Yön: Leyla Yılmaz
( Bina / Yön: Orçun Behram
( Bozkır / Yön: Ali Özel
( Ceviz Ağacı / Yön: Faysal Soysal
( Kronoloji / Yön: Ali Aydın
( Küçük Şeyler / Yön: Kıvanç Sezer
( Omar ve Biz / Yön: Maryna Er Gorbach-Mehmet Bahadır Er
( Soluk / Yön: Özkan Yılmaz
( Topal Şükran’ın Maceraları
/ Yön: Onur Ünlü
Antalya özüne dönüyor...
66 film gösterilecek
Bugünkü kortej yürüyüşüyle start alacak ve 1 Kasım’daki kapanış töreniyle sona erecek festivalde 29 ülkeden 69 yönetmenin toplam 66 filmi gösterilecek. Filmler Antalya Kültür Merkezi’ndeki Aspendos ve Perge salonları ile Migros AVM’deki sinemanın 6’ncı ve 7’nci salonlarında seyircilerle buluşacak.
Karakomik bir film...
Antalya özüne dönüyor...
‘Deri Ceket’, yeni aldığı vintage deri ceketle çığırından çıkan ve kendisini yönetmen olarak tanıtan tuhaf bir adamın öyküsünü anlatıyor. Quentin Dupieux imzalı yapım, sezonun en ilginç sinemasal sürprizlerinden...
nce üzerindeki eski ceketini bir klozete atıp, yaşlı bir adamdan İtalyan yapımı vintage, üzerinde püsküller bulunan geyik derisi bir mont satın alan ve giderek bu yeni giysisini kutsallaştıran bir adam... ‘Deri Ceket’ (‘Le daim’), Georges’un böylesi kısa bir özete sığdırabileceğimiz aşırı tuhaf öyküsünü anlatıyor. Quentin Dupieux imzalı yapım, seyircisini yeni deri ceketine sahip olduktan sonra eski hayatıyla ilişkisini kesen ve kendine yeni ufuklar arayan bir karakterin peşinde sürüklüyor. Jean Dujardin’in hayat verdiği Georges, sadece sığındığı küçük yerleşim yerindeki ‘barmaid’ Denise’e dertlerini aktarıyor ama ona da ilginç bir kimlik sunuyor: Ekibi, Sibirya’daki çekimlerde hayatını kaybetmiş bir yönetmen... Bulduğu bir sinema kitabıyla yeni hayatını şekillendiren bu çatlak adam çok geçmeden çizgiyi aşıyor ve ‘Dünyadaki tek ceket’ olma histerisine kapılan deri montunun emirlerine (!) uyarak acımasız bir ‘seri katil’e dönüşüyor...
Aynı zamanda ünlü bir DJ olan Quentin Dupieux’nun, eskilerden Bertrand Blier, yenilerden de Yorgos Lanthimos’la hafiften örtüşen dünyasının eseri bu kara komedi, bence sezonun sürprizlerinden. ‘The Artist’le tanınan Jean Dujardin’in yanı sıra Dardenne’lerin ‘Meçhul Kız’ından aşina olduğumuz Adele Haenel’in Denise karakterinde sürükledikleri ‘Deri Ceket’i kaçırmayın derim...
Diğer seçenekler...
Haftanın yenilerinden ‘Cinayet Süsü’ Ali Atay imzasını taşıyor.
Antalya özüne dönüyor...
Başrollerini Uğur Yücel, Cengiz Bozkurt, Binnur Kaya, Feyyaz Yiğit ve Mehmet Özgür gibi isimlerin paylaştığı filmin basın gösterimi yapılmadığı için eleştirisini kaleme alamadık. ‘Muhbir’i (‘The Informer’) Andrea Di Stefano yönetmiş, oyuncular Joel Kinnaman, Rosamund Pike, Çlive Owen ve Ana de Armas. Kadrosunda Michelle Williams, Julianne Moore, Billy Crudup ve Will Chase gibi isimleri barındıran ‘Geçmişin Sırları’ (‘After the Wedding’) ise Bart Freundlich imzasını taşıyor. Yerli animasyon ‘Bulmaca Kulesi: Dev Kuşun Gizemi’ Ahmet Erdal imzasını taşıyor. Luca Guadagnino’nun kısa filmi ‘Çarpıcı Kız’ (‘The Staggering Girl’) de haftanın yenilerinden. Kadroda Julianne Moore, Kyle MacLachlan, Mia Goth, Martha Keller gibi isimler bulunuyor.

 

X