"Uğur Gürses" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Uğur Gürses" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Uğur Gürses

Faizsiz merkez bankacıları dövizsiz müdahale buldu

MERKEZ Bankası şimdi, vadesinde takası TL üzerinden kur farkı üzerinden yapılacak vadeli döviz satımı (non-deliverable forward) penceresi açacağını duyurdu.

 “İsteyene vadeli döviz satacağım; ama vadede döviz vermek yok” tarzı bir döviz satış penceresi açıklayan bir merkez bankasına geçmişte, çoğunlukla sermaye kısıtları olan ekonomilerde rastlanıyordu. Parasının konvertibilitesi zayıf olan, sermaye kısıtları olan ülkelerde; hem kurun paralel pazarlarda (offshore) fazla değer kaybetmesine engel olmak için, hem de konvertibiliteye geçişte iyi bir araçtı bu.

Serbest kambiyo rejimi olan ve parası serbest dalgalanmada olan ülkelerde de yok değil; Brezilya ve Meksika’da kullanılıyor. Ancak Türkiye o koşullarda değil. Bunu kullanmak, geriye gitmek demek.

Merkez Bankası, “aman faize dokunmayalım da, etraftan dolaşalım” çabasıyla, döviz müdahalesinde “külüstür” yollara saptı. İşin doğrusu; Türkiye’nin sermaye serbestine geçtiği 1989 ile tam dalgalı kur rejimine geçtiği 2001’den beri kayda değer bir geri adım bu.

Geri adım; çünkü atılan adımla sonuçlarının getireceği potansiyel hasar ölçüsüz. Görünüşte reel kesimin kur riskini belli bir noktada Merkez Bankası üstleniyor olacak. Bu açıdan “faydalı” olarak değerlendirilmiş olabilir; ancak, bu tür “vadede dövizi satmak yerine kur farkını ödeyen” döviz müdahalesinde, ekonomik birimlerin aklına şunu düşürürsünüz “Merkez Bankası dövizin biteceği korkusuna mı kapılmış?” Nitekim açıklanmasıyla kura olan etkisi de yukarı yönlü oldu.

Merkez Bankası yönetimi herhalde “neyin olmayacağını” göstermeye çalışıyorlar. Elindeki en güçlü aracı olan TL faizini daha düşük bir dozda bile kullanmaktan kaçındıkça, yeni araçlarla “sabun köpüğü” etkiler dahi yaratamıyor. Hatta ters bile tepiyor.

NASIL ÇALIŞIR?

Henüz nasıl yapılacağı açıklanmamış olsa da; muhtemel yol, Merkez Bankası’nın belli vadelerde (örn. 1 ve 3 ay vadeli) döviz satış ihalesi açması; satılacak miktarı ilan etmesi. Gelen alım miktarı ve alım kuru tekliflerini sıraya dizerek, fiyatı en yüksek alıcıdan en düşük alıcıya doğru, satılacak toplam miktar dolana kadar satış yapması. Vadede ise o günkü piyasa kuru ile ihale tarihindeki vadeli alış kuru arasındaki farkı TL olarak bankalara ödemesi (ya da tahsil etmesi) biçiminde yürümesi olası.

Döviz kuru riskini ortadan kaldırmak için vadeli döviz alımı yapmak isteyen bir firmanın mevcut koşullarda da bunu yapmasına engel bir durum yok. Nitekim “takasında kur farkı TL ödemeli vadeli döviz satış ihalesine” katılacak bankaların, dolaylı olarak şirketlerin;  buradan alış yapmaları için Merkez Bankası’nın ihalede, piyasadaki vadeli kurdan daha düşük bir kurdan satış yapması gerekiyor. Böyle olduğunda da müdahale anlamı kazanacak. Olasılıkla bu da talebi artıracak.

Merkez Bankası, piyasanın gerisinde kalan faiz oranları ile piyasaya para vermeye devam ettiğinde olacak olan şu; döviz piyasasına nakit döviz de satsanız döviz kuru “1 kuruş” bile oynamayabiliyor. Merkez Bankası, 23 Ocak 2014’te yaptığı 3.1 milyar dolarlık rekor doğrudan döviz satış müdahalesinde, kurları “1 kuruş” dahi geriletememişti. Tarihinin en başarısız döviz müdahalesi olarak tarihe geçti. Nitekim haftasına yüklü faiz artırımı yapmak zorunda kalmıştı.

Takası vadede kur farkı üzerinden yapılan vadeli döviz satımını en yakında kullanan merkez bankası, Meksika Merkez Bankası.

MEKSİKA ÖRNEĞİ

Meksika Merkez Bankası, “Meksika sınırına duvar” örme düşüncesindeki Trump’ın başkan seçilmesi sonrasında, bu yılın başlarında şubat ayında“takası vadede kur farkı üzerinden yapılan vadeli döviz satımı” ihalesi açtı.

“Bakın Meksika Merkez Bankası da yapıyor, Brezilya Merkez Bankası da” diyerek örnek gösterecekler çıkacak. Nasıl mı yapmışlar?

Meksika Merkez Bankası, bu tür bir döviz satış ihalesi açmadan önce, aralık-şubat arasında tam 7 kez faiz yükseltip, politika faizini yüzde 3’ten yüzde 7’ye getirdikten sonra bu yola başvurmuş. Arada bir-iki doğrudan nakit dövizle müdahale etme çabasına girişse de, faiz artışlarının ardından bu tür bir aracı da devreye alması daha etkili olmuş.

Son nokta şu; Merkez Bankası bu aracı kullanarak özel kesimin potansiyel kur zararını da üstüne almış olacak. Kar ettiğinde Hazine’ye transfer ederken, zarar ettiğinde bunu Hazine’den isteyecek mi? Hazine bunu ödemek için bütçeye ödenek koydurtacak mı?

X