"Tülay Demir" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tülay Demir" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tülay Demir

Vasiyetimi yazmadım benden sonra tufan

Siyah-beyaz yayın döneminden beri ekranlarda olmasına rağmen hâlâ reytingi de, seyircideki kredisi de yüksek. Başkalarının sonunu getirecek espriler, hatta gaflar, onu yerinden etmiyor, adını silmiyor. İşi kadar özel hayatı ve “çapkınlıklarıyla” da sık sık gündeme gelen Mehmet Ali Erbil, “İnsanlar benim doğallığımı seviyor” diyor.

◊ Mehmet Ali Bey, yıllardır sizi izliyoruz ama akıllarda bir soru var: Siz şovmen misiniz yoksa oyuncu mu?
- Öncelikle tiyatrocu... Aktör. Oyunculuk eğitimi aldım, daha sonra şovmenliğe yöneldim çünkü.

◊ Oyuncu olmak çocukluk hayaliniz miydi?
- Değildi. Hem de hiç. Tiyatro sevdalısı sayılmazdım. Sanata ve oyunculuğa aman aman bir ilgim falan yoktu.

◊ Asıl yapmak istediğiniz neydi?
- Dışişleri görevlisi olmak. Bizim zamanımızda “hariciyeci” derlerdi.

◊ Oyunculuktan şovmenliğe geçiş, ekranlarla tanışma nasıl oldu?
- Daha öğrenciyken Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği bir oyunda rol almıştım. Orada dikkat çektim. İzzet Öz beni orada seyretmiş. O dönem televizyon için bir müzik eğlence programı hazırlığındaymış. Siyah-beyaz televizyon döneminden bahsediyorum yani...

◊ Yıl kaç?
- 1942 falan (kahkaha atıyor). Velhasıl İzzet Öz beni keşfetti. Bu arada Derya Baykal’la da sınıf arkadaşıyız. İkimizi birden sunucu yaptılar. Türkiye’de ilk klip bizde yayınlandı. Klip ne demek daha kimse bilmezdi o zamanlar. Gerçi hâlâ bilmiyorlar (gülüyor).

◊ Siyah beyaz televizyon döneminden bugünlere... Onca yıldır hayatımızdasınız. Bu başarının sırrı nedir?
- Yetenek... O çok önemli bir şey. Yeteneğim benim en önemli silahım. Eğitim, öğrenim ve hocalarım da tabii çok şey kattı.

◊ Uzun zamandır tiyatro yapmıyorsunuz. Hiç özlemediniz mi?
- Yapmıyorum, çünkü beni heyecanlandıracak proje gelmiyor.

◊ Sizi ne heyecanlandırıyor? Televizyon mu?
- Televizyonda daha mutluyum, doğru... Daha spontane çünkü.

◊ Dizileri mi kastediyorsunuz?
- Yok, dizi çok yorucu artık. Öyle bir enerjim yok açıkçası.

◊ Yarışma programları size çok yakışıyor... Anladığım kadarıyla o yolda devam edeceksiniz.
- Evet yakışıyor, çünkü formatları kendime uyarlıyorum. Elbise dar da olsa, bol da, söz konusu yarışma olduğunda onu kendime uydurmayı biliyorum. 40 yıl ayakta durabilmek biraz da buna bağlı. Ben 3 yıl üst üste Cannes’da birinci seçildim, en iyi şovmen ödülünü aldım. Hem de Türkçe sunduğum programlarla. Bilmiyorum bu Türkiye için önemli mi ama...

◊ Meslekte gayet başarılısınız da ya özel hayat...
- Röportajın en başında direkt özel hayata mı giriyoruz (gülüyor)?

◊ O zaman şöyle sorayım, ilişkileriniz kariyerinizi etkiledi mi?
- Etkilemiştir tabii. Enerjimi bazen o tarafa yöneltmiş olabilirim. Ama bazen aşk insanı motive de ediyor.

◊ Daha çok ekonomik açıdan etkiledi galiba!
- (Kahkaha atıyor) Padişah olsaydım, hâlâ haremdekilerin tamamına nafaka ödüyor olurdum.

◊ Dört evlilik mi vardı?
- Evet dört. İlginçtir, dördü de Ankaralı.

◊ Beşinciyi düşünüyor musunuz?
- Kader işi o, yazı... Bilmiyorum ki... Olacaksa olur. “Asla” diyemem.

Vasiyetimi yazmadım benden sonra tufan


ÇOCUKLUĞUMDA SEVGİ GÖRDÜĞÜMÜ HATIRLAMIYORUM

◊ Çocuklarla ilişkileriniz nasıl? Mehmet Ali Erbil iyi bir baba mıdır?
- Sevecen bir babayım diyeyim. Ben çok sevgi gördüğümü hatırlamıyorum açıkçası. Babam eski Osmanlı terbiyesinden, kültüründen gelmiş bir adamdı. Bir kere olsun bizi kucağına alıp sevdiğini hatırlamam rahmetlinin.

◊ Sizin evde durumlar ne?
- 12 yaşına geldi oğlum, hâlâ beraber uyuyoruz. Ne demişler, ben babamdan, doğacak çocuğum benden ileri.

◊ Dört çocuk mu vardı?
- Üç. Allah söyletti (gülüyor). Yolda demek ki... Sultan gibiyim baksanıza.

◊ Şu anda bir projeniz var mı?
- Birkaç proje üzerinde duruluyor kanal olarak, bakalım. Ama çok format yok. Eski formatlar gündemde hâlâ. “Kim 500 Milyar İster”, “Çarkıfelek”; bir elin parmağını geçmezler işte. Gerçi ben kendime uyduruyorum her formatı. Mesela “Eyvah Düşüyorum” vardı. Neredeyse standart bilgi yarışması gibi bir işti. Aldım onu, şova dönüştürdüm. “Çarkıfelek” de öyle. Genel kültür yarışmasıdır aslına bakarsanız o.
Ama bizde durum farklı. O yüzden yeni başlayacağı ülkelerde devamlı benim bantlarımı seyrettiriyorlarmış sunucularına...
Zamanında İsrail’den teklif geldi bu yüzden, “Gel yeter ki, istersen kendi dilinde yap programı” dediler.

◊ Niye gitmediniz?
- Gitmedim. Amerika’dan da teklif geldi, oraya da gitmedim. İngilizcem kusursuz değil.

◊ Türkiye’de kalmak bir tercih, yabancı dil ise bahane sanki...
- Tuhaf bir tutku işte Türkiye. Bizim yüzde 90’ımız Avrupa’da falan yaşayamaz. Asla. Çok farklı bir milletiz.


İLKER AYRIK İLERİDE BENİM YERİMİ ALABİLİR

◊ Yeni jenerasyonda, ileride sizin yerinizi alabilecek kimler var?
- İlker’i görüyorum, İlker Ayrık. Enerjisi çok iyi.

◊ Bu işe ilk başladığınızda sizin idol olarak gördüğünüz kimse var mıydı?
- Yok yok, kimseden esinlenmedim ben, hep kendim oldum. Saygı duyduğum, çok takdir ettiğim Orhan Boran vardı. Rahmetli, duayeniydi bu işin. Beş lisan bilirdi. Ama aynı değiliz mesela. Cenk Koray vardı rahmetli, onunla da aynı değiliz. Halit Abi hakeza, sunuculukta bambaşka bir noktadadır.

◊ Bazen ağır espriler yapıyorsunuz ama insanlar size kızamıyor.
- İzleyicide çok fazla kredim var. Benim yaptığım esprileri başkası yapsa, çeker silahı vururlar onu! Ama ben yapınca gülüyorlar. Öyle bir ışığım var.

◊ Yeni jenerasyon oyunculara çok kızıyormuşsunuz diye duydum...
- Kızmak değil ya, eleştiriyorum. Gupse’yi mi (Özay) söylüyorsunuz?

◊ Gupse var. Yanlış hatırlamıyorsam Cem Yılmaz ve Şahan Gökbakar var.
- Şahan yok, ona bir şey demedim. Şahan tiyatro eğitimi almıştır üstelik.

◊ Beğenir misiniz yani?
- Beğenirim. Yani filmini beğenirim beğenmem o farklı bir şey ama kendisini ve yeteneğini çok severim. Çok farklı bir kulvarda. Eğitim farklı şey sonuçta.

◊ Ama Gupse Özay da okullu...
- Evet, sinema televizyon okumuş, Prag’da eğitimine devam etmiş. Ona bir sözüm yok zaten. Ben birden bire yönetmen olmasını eleştirdim. Vahiy mi indi yukarıdan diye... Demek ki bu işin okulunu bitirdiler de ben bilmiyorum. Gupse’nin ilk filmine bayıldım mesela, hasta oldum. İkinci filmine gittim, hayal kırıklığı... Ne yapayım, açık açık söyledim. Kızcağız da mesaj attı, “Siz ustamızsınız, ne derseniz hepsini yapmaya çalışırım. Tekrar gözden geçireceğim kariyerimi” dedi.


MAHSUN VE ÖZCAN YÖNETMENSE ÇAĞAN IRMAK, ŞERiF GÖREN NE?

◊ Sadece Gupse Özay’ı kastetmediğinizin farkındayım...
- Doğru... Özcan Deniz’ler, Mahsun Kırmızıgül’ler. Okul bitirdiler de yönetmen oldular, ben bilmiyorum herhalde.

◊ Neden bu kadar tepkilisiniz?
- 40 yıldır bu işin içindeyim, babadan kalma mesleğim. Ben cesaret edemedim daha... Gerçekten çok önemli şey şu özgüven. Mahsun abi illa oynayacak, illa yönetecek ya, gördünüz son filmini.
Bir de onlar yönetmense Çağan Irmak ne? Ya da Şerif Gören kim? Bunları çıkıp kimse söylemiyor.

◊ Neden söylemiyorlar peki...
- Bilmem, “Aman bana rol vermez filminde” falan diyedir herhalde (gülüyor).

◊ Cem Yılmaz...
- Cem Yılmaz da başarılı, özellikle doğaçlama konusunda. Ama ben son filmine gitmedim. Beni cezbetmiyor uzay filmi. Kaldı mı yani bunlar? Bir de Türkiye’de tutmaz. Uzaylı diziler, uzaylı filmler yapıldı, hiçbiri tutmadı. Tecrübeyle sabit... Biz de zamanında “Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu” diye film yaptık. Rezil olduk. Bak böyle açık açık da söylerim yani.

 

BEŞİNCİ NİKÂH DA OLUR AMA ADAY YOK

◊ 10 kişiye “Mehmet Ali Erbil” desek, 9’u “çapkın” der? Çapkın mısınız gerçekten?
- Çevredekileri görüyorum da ben onların yanında sütten çıkmış ak kaşık gibiyim.

◊ Kime çapkın denir?
- Valla onu bilmem. Ben kendim için “çapkın” tabirini kullanmıyorum, “kadınlardan hoşlanıyorum” diyorum.

◊ Beşinci nikâhı görür müyüz?
- Yok.

◊ Neden, tövbe mi ettiniz?
- Öyle bir aday yok ki.

◊ Ya olursa?
- Olursa görürüz, niye görmeyelim? İmzasız, sözleşmesiz hem de... Evlenirsem mutlaka âşık olmuşumdur. 10-15 yıldır aşk yok.

◊ İnanalım mı?
- Gerçekten yok.

Vasiyetimi yazmadım benden sonra tufan


TÜRKiYE’DE BiR TEK DEMET AKALIN’LA KERiMCAN ÇALIŞIYOR

◊ Kıbrıs’a neden bu kadar sık gidiyorsunuz?
- Bir tek ekmek orada var (gülüyor). Bu krizde Türkiye’de bir tek Demet Akalın’la Kerimcan Durmaz çalışıyor. Kıbrıs meselesine döneyim... 20 yıldır oradaki bir otelin yüzüyüm. O nedenle sık gidiyorum.

◊ Vatandaşı oldunuz mu peki?
- Yok, hayır. Hiç talepte bulunmadım ki.

◊ Teklif etmediler mi?
- Hayır. Yoktur öyle incelikleri. Açık açık yüzlerine de söylüyorum bunu. Ben ki Kıbrıs’ı Kıbrıs yapmış adamım. Kimse bilmezdi Türkiye’de, kimse gitmezdi. “Televole”lerde her hafta Kıbrıs Kıbrıs diye diye Kıbrıs yaptım. Ama... Neyse bir sokağa vermişler adımı, Allah razı olsun. Gittim gördüm, o da çıkmaz sokak!

◊ Cihan Ünal da Kıbrıs’a yerleşmiş duyduğuma göre...
- Evet, oradaki bir üniversitede öğretim görevlisi. Seviyor havasını. Daha özgür, ayrıca çok medeni. Kimse kimseye karışmaz, herkesin kapısı açıktır ve kimse kimsenin malına bakmaz.

◊ Siz orada otelde kalıyorsunuz ama...
- Evet, seviyorum otel hayatını. Her şey önüme geliyor, çok konforlu.

 

EVLiLiK SÖZLEŞMESi YAPMAM BEN PAZARLIKLA EVLiLiK Mi OLUR

◊ Kadınlar mı daha çapkın yoksa erkekler mi sizce?
- Erkekler daha çapkın canım... Kadın kalbiyle, ruhuyla âşık olur, erkek gözüyle... Kadın bizim gibi 24 saat arayışta olmuyor yani. Erkekler 24 saat arayışta...

◊ Daha neler!
- E öyle... 24 saat çalışıyorsun Instagram’da... Neler var ya duymuyor musunuz? Herkes herkese yazıyor.

◊ Evliliklerinizin bitme sebebi çapkınlık mıydı?
- Yok, şiddet gördüm (kahkaha atıyor). Çocuklarım var, annelerine de saygım büyük. Bunları konuşmak doğru olmaz şimdi. Yüzde 80 kabahat bendedir ama. Üstleniyorum suçu. Şunu söyleyeyim, her eşime âşık olarak evlendim ben. Bir kez bile evlilik sözleşmesi yapmadım. Aşk budur yani. Pazarlıkla evlilik mi olur! Bir de ben insanlara güvenirim. Rahat uyurum. Karşımdaki farklıysa bana ne...

 

KUMARBAZ OLSAM 35 SENEDE VARIMI YOĞUMU KAYBEDERDiM

◊ Serdar Ortaç çok kumar oynuyor, bu biliniyor. En az 10 albüm gelirini kumarda kaybettiğini kendisi söyledi. Sizde durum ne?
- 35 yıldır severim bu oyun işlerini. Rahmetli babam da severdi. Briç, bezik oynardı. 8 yaşındaydım, gidip babamı oyun oynarken seyrederdim. Demek genetik bir şey. 35 yıldır oynuyorum, kontrolsüz oynasam şimdiye kadar 35 kere varımı yoğumu kaybetmiş olmam gerekirdi. Mantık budur.

◊ Kumar masasında kontrollü nasıl olunur?
- Allah korusun neler gördük, duyduk.İntihar edenler, tüm servetini kaybedenler... Bense bu işi zevk olarak yapıyorum, yani üç kuruşla da eğlenebiliyorum. Önemli olan bunu yakalamak. Herkes abartıyor, yok öyle şey.

◊ “Kumarbaz değilim” diyorsunuz...
- Kumarbaz olsam ne evim olurdu, ne arabam.

◊ Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
- Tek hobim Kıbrıs. Çok seviyorum, denizini, doğasını, havasını.


BEN STAND-UP YAPARSAM DİĞER ÇOCUKLAR AÇ KALIR

◊ Kaç yaşındasınız?
- 60.

◊ Ruh yaşı peki?
- 15 (gülüyor). Bir büyüyemedim. İçimdeki çocuğu büyütemedim.

◊ Aslında size stand-up çok yakışır.
- Yapmayayım ki halen yapan çocuklar aç kalmasın.

◊ Korkularınız var mı?
- Allah korusun, tek korkum çocuklarıma bir şey olması... Başka hiçbir korkum yok.

◊ Ölüm korkusu?
- Herkes kadar...

◊ Büyük bir sağlık sorunu yaşadınız siz...
- Hâlâ yaşıyorum. O hastalık süregeliyor. Önleyici bir ilacım var, onu alıyorum 15 günde bir. Bu hastalıkla yaşayan dünyada 70, Türkiye’de
iki kişiyiz toplam. Adı da kaçış sendromu.

◊ İsterseniz yanıt vermeyin ama soracağım: Vasiyet yazdınız mı ya da hiç aklınızdan böyle bir şey geçti mi?
- Yok, benden sonra tufan... Bana ne, bir de o tarafta bunu mu düşüneceğim? Hiç uğraşamam öyle şeylerle.

 

 

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

X