"Tülay Demir" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tülay Demir" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tülay Demir

Ben bir “geç” yeteneğim

Kemal Sunal’ın ani kaybı 18 yıl önce tüm Türkiye’yi yasa boğmuştu. Usta oyuncunun vefatından sonra hayatı altüst olan Gül Sunal, çocukları Ali ve Ezo’ya sarılarak hayata tutundu, başarılarını gururla izledi. Ve şimdi... Gül Sunal, kendi tabiriyle eşinin kaybından sonraki en mutlu günlerini yaşıyor. Peki gözleri neden böyle parlıyor, hayatında neler olup bitiyor, bir yıl önce eğlence diye başladığı sahne deneyimi nereye gidiyor? Buluştuk, geçmişten bugüne, işten özele her şeyi konuştuk.

Gül Hanım, sizi Kemal Sunal’ın değerli eşi olarak tanıdık, adınız neredeyse hiç onsuz anılmadı. Ya öncesi? Nasıl bir çocukluk geçirdiniz? Kemal Sunal’dan önceki Gül Sunal’dan, ailenizden biraz söz edebilir misiniz?

- Tabii... Babam bir devlet dairesinde üst düzey yönetici, annem teknik ressamdı. Çok mutlu bir çocukluk ve gençlik yaşadım. Şimdi stok yaptığım o mutlu zamanlardan besleniyorum hâlâ...

Peki o mutlu çocuk nasıl bir gelecek hayal ediyordu? Büyüdüğünüzde ne olmak istiyordunuz?

- Eczacı olmak istiyordum aslında... Babam ise tiyatro oyuncusu olmam konusunda ısrarcıydı.

Şimdi bir anaokulunuz var, onu biliyorum. Peki öncesinde çalışıyor muydunuz?

- Yok. Anaokulu açıncaya kadar ev hanımıydım ben...

Ama beklediniz beklediniz, sürpriz bir projeyle sahneye adım atıp hepimizi şaşırttınız. Sizi sahneye çıkaran motivasyon neydi? İçinizdeki gizli yeteneği nasıl keşfettiniz?

- 2017’nin Ocak ayında Ezo’ya (kızı Ezo Sunal) sürpriz bir doğum günü hazırladık. Konuklar kendi sanatlarını ya da ilgilendikleri alanı yansıttıkları minik birer hediye hazırladı Ezo’ya... Açık mikrofon gibiydi yani. Şarkı, konuşma, illüzyon falan. Ben de bir konuşma yapmak istedim ama açıkçası heyecandan biraz abuk sabuk şeyler söyledim. Konuklar arasında Haldun Dormen, Cahit Berkay, Perran Kutman, Oya Başar, Orhan Topçuoğlu, Erdil Yaşaroğlu, Begüm Kütük gibi profesyonel dostlarımız, tiyatro sever arkadaşlarımız, BKM’nin patronu Necati (Akpınar) Bey ve genel müdürü Gülçin Hanım da vardı. “Sen bunu daha geniş kapsamlı yap, hepimiz geliriz” dediler.

Hazırlıklar aylar sürmüş olmalı.

- Yok, bir ay sonra BKM Mutfak’ta bir gösteri yaptım. Doğum gününde bizimle olan, beni teşvik eden herkes, hatta Stockholm’den bir organizatör dahi oradaydı. Çok eğlendik.

Bu tek kişilik gösterinin metnini kendiniz mi yazdınız yoksa profesyonel bir yardım aldınız mı?

- Kendi hayatımdan komik bulduğum anekdotların başlıklarını yazdım, bazı anılarımın fotoğrafları ile videolarını damadım Ömer’e (Öztüyen) gönderdim. O da benim anlatmak istediklerimle birlikte bir barkovizyon hazırladı.

Ali’ye (Sunal) “Ben sahneye çıkıyorum” dedim. Önce inanmadı, sonra “Arkadaşlarım gelmek istiyor” dedi. “Yer yok” dedim. Çok güldü. Necati’ye haber verdim, “Nerede, gelelim” dedi. “BKM’de” dedim. O da güldü. Haldun (Dormen) abi “İlk provayı birlikte yapalım şekerim” dedi. “Haldun abicim prova yok” diye karşılık verdim. Yani herkes beni destekledi. Ama her şeyi tamamen kendim hazırladım.

Ben bir “geç” yeteneğim

Gösterinizin adı “Gölge Feslikannarı”... Bu ne demek? Neden böyle anlaşılması güç bir isim seçtiniz?

- Bu benim çocukluğumdan bu yana hayranlıkla andığım, hatırladığım bir söz. Ama sürprizi kaçmasın. Merak ediyorsanız buyurun birlikte gülelim.

Oğlunuz Ali ile kızınız Ezo, bu işe kalkıştığınızda hiç “Anne sen ne yapıyorsun?” demediler mi?

- Hayır, kesinlikle... İkisi de önce gerçekten ne yapacağımı merak etti. Okulda prova gibi bir şey yaptım, o çok kötü oldu.

Bunun üzerine “Boş ver provayı, sen bildiğin gibi yap” dediler. Ama benim heyecanlanmam onları
mutlu etti.

Yaklaşık 1 yıldır sahneye çıkıyorsunuz. Peki kendinizi nasıl adlandırıyorsunuz? Komedyen, stand-up’çı, hikaye anlatıcısı?

- “Geç yetenek” olarak adlandırıyorum (gülüyor). Başka bir şey de düşünmedim.

YAŞLANMAK GÜZEL ŞEY

Kimler izliyor sizi? Ağırlıklı olarak hangi yaş grubuna hitap ediyorsunuz? Salona hiç o gözle baktınız mı?

- Önceleri ağırlıklı olarak kendi çevremden dostlarım, Ezo’nun atölye velileri ve çocukların arkadaşları izledi. Çok duyulmadığı için ki bu benim tercihimdi. Geçen yıl İstanbul Komedi Festivali’nde yine BKM Mutfak’taydım. Sonra Çaba Derneği, Lions kulüpleri gibi sosyal yardım projeleri geldi.

Stockholm ve Göteborg’dan teklif aldım. Ailece gittik. Mağusa Kültür Festivali’nde Othello Kalesi’nde sahneye çıktım. Bu yıl yine İstanbul Komedi Festivali’nde, BKM Uniq’te oynadım. Artık gençler de geliyor. Hatta ikinci, üçüncü defa gelenler var.

Takviminiz belli mi? Sizi nasıl, nerede takip edebiliriz?

- Belli bir takvim yok. Ben bu işle biraz da gençlere “Hiçbir şey için geç kalınmış sayılmaz. Eğer bir şey yapmak istiyorsanız deneyin, ama yaptığınız her şeyi ciddiye alın” mesajı vermek istedim. Yaşlanmak güzel. Bunu daha genç yaşımda yapmaya cesaret edemezdim belki.

 KEMAL SUNAL'IN ELBİSELERİNİ ÖPMEK İSTEYENLER OLUYOR

Sizi bulmuşken sevgili eşiniz Kemal Sunal’a ait merak ettikleri mi de sormadan geçemeyeceğim. Onun özel eşyalarının ve film afişlerinin yer aldığı bir sergi açmıştınız. Ziyaretçilerin tepkisi nasıldı? O eşyaları Kemal Sunal hayranlarıyla buluşturmaya devam edecek misiniz?

- Bu çok enteresan bir olay. Ziyaret edenler “Kendi gardırobumda dolaşıyor gibiyim, her şey o kadar tanıdık ki” dedi hep. Elbiselere dokunmak, hatta öpmek isteyenler bile oluyor. Kostümlere, afişlere bakarken konuşup gülüşüyorlar, fakat özel eşyaların olduğu bölümde çıt çıkmıyor. Saygı duruşu gibi sessizce bakıyorlar. Sağlığım izin verdiği müddetçe Kemal’i sevenleriyle buluşturmak isterim.

ALİ’YE HAMİLE KALMADAN ÖNCE SABAHLARA KADAR GEZERDİK

Kemal Bey ile nasıl tanışmıştınız? Belki çok bilindik bir hikayedir ama ben yine de sizden bir kez daha duymak istiyorum.

- Ankara’da bir oyun sırasında... O sahnedeydi, ben seyirci koltuğunda. Göz göze geldik. Sonra bir arkadaş toplantısında karşılaştık ve bugünlere geldik.

Kemal Bey gezip eğlenmeyi seven biri miydi?

- Ali’ye hamile kalıncaya kadar hemen her gece sabahlara kadar gezdik. Eğlenmeyi çok sever, dostlarını evde ağırlamaktan da çok mutlu olurdu.

Daha çok evimizde olmayı, çocuklarla zaman geçirmeyi tercih ederdik. Soframız hiç boş kalmazdı.

Misafir gelmediği gün yakın arkadaşlarımızı arayıp hemen gelmelerini isterdi.

Olağanüstü bir şey var sanıp telaşla gelen arkadaşlarımız, Kemal’e kızarlardı. Ama o çağırınca yine koşarlardı.

Ben bir “geç” yeteneğim

KEMAL’DEN SONRAKİ HAYATIMIN EN MUTLU GÜNLERİNİ YAŞIYORUM

Kemal Bey’in kaybı tüm Türkiye için çok acıydı, sizin yaşadıklarınızı tahmin bile edemiyorum. Ondan sonra hayat nasıl aktı sizin için?

- İlk zamanlar ne olduğunu anlamaya çalışmakla geçti. Sonra baktım olacak gibi değil, işime ve çocuklarıma sarılarak hayata tutundum. Kendimi oyalamayı iyi bilirim. Sıkılmamak için değişik şeyler yaparım. Resim, yazı, puzzle, mum... Mutfakla da aram çok iyidir. İnsan başına ne gelirse gelsin, bir çıkış buluyor.

Mutlu musunuz?

- Kemal’den sonraki hayatımın en mutlu günlerini yaşıyorum. Ali ve Ezo çok güzel evlilikler yaptılar. Nazlı (Kurbanzade) ve Ömer’le (Öztüyen) ailemiz kalabalıklaştı. Biz birbirimize çok bağlıyız. Onlar da öyle güzellikler kattılar ki dört çocuğum oldu ve ben onlara minnettarım.

ALİ, BABASININ KADERİNİ YAŞIYOR

 ◊ Oğlunuz Ali, soyadının altında ezilmeyip önemli başarılara imza attı. Kazandığı başarıları siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Ali, Kemal hayattayken üniversiteyi bitirdi. Sonra yüksek lisans yaptı. Babasının mesleğini seçmekle bir bakıma sıkıntıları da üstlendi. Fakat bu konuda yaşadığı zorlukları kendi iradesiyle aşarak çok güzel işlere imza attı. Aslında Ali de bir bakıma babasının kaderini yaşıyor. Sadece komedi alanında değil daha farklı projelerde de başarılı olabilir. Ben Ali’ye hayranım.

Peki Ezo neler yapıyor?

- Ezo iki ana dal bitirdi. Film ve Erken Çocukluk Dönemi (okul öncesi eğitimi) Eğitimi... Ama film okuması da bu dalda çok işine yarıyor tabii. Her ders sahneye çıkmak gibi çünkü. Çocuklar öğretmenlerinden çok şey bekliyor. Oynayarak öğrenme daha kalıcı oluyor. Ezo bu konuda çok donanımlı. Ayrıca ikinci kitabı çıktı. Eşi Ömer’le birlikte çocuk şarkıları, oyunlar, çeşitli sanat faaliyetleri üretiyorlar. Türkiye’de hiç olmayan “çocuk konserleri” yapıyorlar. Her yaşta çocuk için değişik programlar hazırlayıp hem çocuklarla çalışıyor hem de öğretmen eğitimi yaparak bilgilerini paylaşıyorlar.

X