"Tayfun Timoçin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Tayfun Timoçin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Tayfun Timoçin

Vazgeçilmez olmanın dayanılmaz ağırlığı

“Bensiz yapamazlar” düşüncesi ilk bakışta güzel gelebilir ama sonuçları hiç de iyi olmayabilir.

Vazgeçilmez olmanın dayanılmaz tarafları vardır, kabul etmek lazım. İnsanın egosu çok güzel beslenir böylesi durumlarda. Hatta öyle beslenir ki, göbeklenir bile. Göbekli egoları gözümüzle göremeyiz belki ama ses tonundan, satır aralarından kendilerini belli ederler. Fakat sevgiyi, aşkı bunun dışında bırakıyorum izninizle. Çünkü seven insan, “sensiz yaşayamam” klişesini filmlerde çok duyduğu için söylemez, gerçekten öyle hissettiği için söyler. Doğru mudur, yanlış mıdır, üzerinde durmamak lazım, aşk zaten bir çeşit delilik değil midir? Her âşık için sevdiği vazgeçilmezdir. Ama iş hayatında, sosyal hayatta, evde, hele ki denizde vazgeçilmez olmak başka şey. “Bensiz yapamazlar” düşüncesinin çok çekici olduğu kesin. Ama benim dışımdakilerin (işte, ailede, cemiyette vs.) işleri bensiz beceremeyecek olması, sahiden mutlu edici bir şey mi? Bakalım.

Vazgeçilmez olmanın dayanılmaz ağırlığı

Aman merdiven unutulmaya.

DENİZDEN ÖĞRENECEKLERİMİZ

Elbette bakacağımız yer deniz ve denizcilik. Ondan öğrenecek çok şeyimiz var. Diyelim bir aile babasısınız, diyelim parayı da nihayet denkleştirdiniz ve küçük ya da büyük bir tekne sahibi oldunuz. Biraz uğraştınız, tekneyi bir güzel kullanmayı öğrendiniz, amatör denizci belgesini de aldınız. Ama ailenizi bu sürecin dışında tuttunuz. Yaz geldi, okullar kapandı. Eşiniz ve çocuklarınızı tekneye doldurup “Ver elini Ege’nin masmavi suları!” diyerek coşkuyla halatları çözüverdiniz. Yolunuz uzunca. Örneğin Çanakkale Boğazı’ndan güneye inerken, tam da Boğaz’ın orta yerinde, yani önünüzde bir şilep, ardınızda bir konteyner gemisi, karşıdan da gelmekte olan bir tanker varken başınıza bir iş geldi! Ne bileyim, başınıza güneş geçti, kalbiniz tekledi, bilinciniz kapandı vs. Yani belki can verdiniz, vermediyseniz de ağzınızı açıp kimselere talimat verecek haliniz yok. İşte böylesi kötü bir anda, aileniz ne yapacak? Neden onlara da öğretmediniz bu nesnenin nasıl kullanılacağını? Ne yapacaklar şimdi?
Niyetim can sıkmak değil. Ama iyi plan, “ya kötü bir şey olursa?” sorusuna yanıt arayan maddeleri de barındıran, alternatif taşıyan, başarıyı bir tek kişiye veya duruma bağlamayan plandır. Özellikle denizcilikte çok önemlidir ama aslında hayatın her alanında önemlidir. (Kim bilir, belki de hayat öyle alanlara ayrılacak bir şey değildir.)

Vazgeçilmez olmanın dayanılmaz ağırlığı

En güzeli her şeyi birlikte yapmak. Foto: Maarten van den heuvel-Unsplash

YA FORMÜL UNUTULURSA?

Pek kullanmadığım şu meşhur gazlı içeceğin çok iyi saklandığı söylenen formülü mesela... O formülün bir yerde yazılı olmadığını ve sadece bir insanın hafızasında olduğunu düşünelim bir an. O insan da tutup Alzheimer oldu! E n’oldu şimdi? Gitti formül, bitti koskoca firma! Bunun iyi bir organizasyon olduğunu söyleyebilir miyiz? Sizin koskoca bir firmanız olmayabilir. Her aile, bireylerinin en değerli kurumudur. Diyelim, ailenizin bütün banka hesapları sizde.

Vazgeçilmez olmanın dayanılmaz ağırlığıŞifreleri siz biliyorsunuz. Parayı çeken siz, aile üyelerine veren siz. Siz -evlerden ırak- Alzheimer oldunuz diyelim. Ya da daha kötüsü... Ne olacak aile? Ne yapacaklar? Niye söylemediniz ki şifreleri falan? Ya da yine bir babasınız diyelim. Eşiniz de evkadını olsun. Kadıncağızın ne sigortasını ödediniz, ne emeklilik hakkı var, ne de başka şeyi... Ne yapacak aniden sizin başınıza bir şey gelirse?

Vazgeçilmez olmanın dayanılmaz ağırlığı

Mahremiyet iyidir de her şey de bizimle kaybolmamalı. Foto: Stefan Steinbauer- Unsplash

İKİ YUMURTA KIRMAYI ÖĞRETMEK

Annesiniz. Saçınızı süpürge ediyorsunuz. Kocanız zaten anasından paşa belgesi almış, kalkıp kendine bir bardak su alamayacak kadar şişirilmiş bir egosu var; çocuklarınıza da yumurta kırmayı bile öğretmediniz. Size bir haller oldu, elden ayaktan kesildiniz. Ne yapacak bu beceriksizler? Neden öğretmediniz yumurta kırmayı, makarna pişirmeyi, bir çorba, pilav, kuru fasulye vs. yapmayı? İncileri mi dökülecekti? Oğlunuzun, şikâyet ettiğiniz kocanız gibi olmasını mı istiyorsunuz yani?

Vazgeçilmez olmanın dayanılmaz ağırlığıKÖR KUYULARDA MERDİVENSİZ KALMAK

Örnekleri çoğaltmak mümkün ama gereksiz. Yaptığımız benzer hatalar neye benziyor biliyor musunuz? Şuna: (Yine denizden bir örnek vereceğim tabii.) Ya filmde görmüşsünüzdür ya da bir yerde okumuşsunuzdur. Denize girmek için tekneden atlayanların, tekneye yeniden çıkabilmek için gerekli merdiveni unutmaları durumu! Atladık yüzüyoruz, ama teknede basamak yok, merdiven yok, tekneye çıkamıyoruz. Ne telefon var ne başka şey. Teknede denize girmemiş kimse de yok. En yakın kara nerede? Millerce ötede. Hele bunu bir de okyanusun ortasında falan yaptığınızı düşünün bir. Kaldınız. Teknenin yüksek küpeştelerine tutunamazsınız, denizde sıçrayamazsınız, hiçbir şey yapamazsınız. Denizde değil, kendi çaresizliğinizde yüzüyorsunuz artık! İşte böylesi hatalar yapıyoruz bazen. Geri dönüşsüz. Düşünmeden attığımız adımın istenmeyen hatta bir saniye öncesine kadar hiç akla dahi gelmemiş sonuçları!..

ÖNÜMÜZÜ KIŞ TUTALIM

Vazgeçilmez olmak kulağa güzel geliyor evet. Ama bizden vazgeçemeyenler için de aynı güzellikte olup olmadığını bilmek lazım. Her şeyi test etmeye gerek yok. Tekneyi kullanmayı bizden başka en az bir kişi daha bilsin mesela. İçecek formülü saklıyorsanız, hiç olmazsa bir kâğıda yazıp bir yere koyun ki birleri bulabilsin. Şifrelerinizi eşinize, aklı eren çocuğunuza söyleyin. Çocuklarınıza ve özellikle el bebek gül bebek büyütülmüş kocanıza, kendi başlarının çaresine bakabilmeyi öğretin. Basit şeylerle... Tekneden denize atlamadan önce mutlaka merdiveni indirin. Unutmayalım: İyi planlar, kötü ihtimaller düşünülerek hazırlanır. Biz önümüzü kış tutalım da bırakalım yaz gelsin. Selametle.

BU HAFTA SONU HAVA VE DENİZ

NİHAYET BAHAR

Nisana hiç benzemeyen soğuk bahar günleri sanırım nihayet bitti. Ve beklenen bahar da geldi. Zaten nisan da bitti daha ne kadar gecikebilirdi ki? Güney Marmara’da hava sıcaklığı bu hafta sonu 30 dereceleri görecek ama yelkencilere kötü haber var: Rüzgâr yok! O kadar yok ki, fazla sallanmadan balık tutmak, motorlu teknesiyle denizde sürat yapmak, kürek çekerek denizin keyfini çıkartmak için çok ideal bir zaman. Yağış beklenmiyor. Yani açıkhava planı olan varsa, bu hafta sonu tam zamanı. Eminim herkes özledi. Bunu yapacaklardan özel bir ricam var: Lütfen gittiğiniz yerden ayrılırken çöplerinizi çöp kutularına atınız. Mangal yakacaklar lütfen ateşinize çok dikkat ediniz. Deniz kenarında çekirdek çitleyecekseniz lütfen kabukları ayrı bir torbaya koyunuz. Çekirdekçiler çöp için ayrı bir kesekağıdı veriyorlar, isteyiniz. Kayık kiralayıp kürek çekecekseniz veya bir şekilde denize çıkacaksanız da mutlaka ama mutlaka can yeleğinizi takınız. Herkese keyifli bir hafta sonu, tüm denizcilere selamet dilerim. tayfuntimocin.com

X