YSK ve AGİT

YÜKSEK Seçim Kurulu mühürsüz oy pusulası ve mühürsüz zarflarla kullanılan oyların geçerli olduğuna karar verdi.

Haberin Devamı

Bu karara muhalefet itiraz ediyor. AGİT raporunda da “kanuna aykırı” olduğu belirtiliyor.

Seçim Kanunu’ndaki 98. maddeye göre “üzerinde ilçe seçim kurulu ve sandık kurulu mührü bulunmayan... zarflar geçerli değildir.”

101. Maddeye göre de “arkasında sandık kurulu mührü bulunmayan... oy pusulaları geçerli değildir.”

Kanun çok açık değil mi?

Fakat YSK belirli şartlarla “geçerlidir” diyor.


YSK’NIN GEREKÇESİ
YSK’nın internet sitesindeki “gerekçe”ye göre, YSK tarafından imal edilerek dağıtılan filigranlı oy pusulası ve zarflar kullanılmışsa, sandık kurulunun mühür basmayı unutması yüzünden “vatandaşın oyu” geçersiz sayılamaz.

YSK bu yorumu, şu genel hukuk kuralına dayandırıyor: “Hakkın özünün korunması ve normun yorumunun, gerçekleşmesi beklenilen amaçla uyumlu olması gerekir.”

Bu yorum eleştirilebilir fakat peşinen “siyasi” diye damgalamak doğru değildir.

Nitekim YSK’ya göre mühürsüz oyların ihmal değil sahte olduğu ispat edilirse geçersiz olur.

CHP’li Sayın Bülent Tezcan filigranlı zarf ve oy pusulalarının sahtekarlıkla hazırlanıp meşru oylarla değiştirilerek “hayır”lar yerine böyle sahte “evet”oylarının sandıklara konulduğunu söylüyor. Bu ispat edilirse YSK’ya göre de kesinlikle iptali gerekir.

CHP dün YSK’ya itiraz etti; hem kanun metnine dayanıyor hem sahte oy iddialarını ileri sürüyor.

YSK’nın vereceği kararlar kesindir, AYM’ye gidilemez fakat siyasi tartışma sürüp gidecektir.


AGİT RAPORU
AGİT raporunu küçümsemek yanlıştır. AGİT gözlemcilerini, önceki seçimler gibi, referandum için de hükümet istedi.

Hükümetin bu defa AGİT’e çok büyük tepki göstermesi, rapordaki tespitlerin çok ağır olmasındandır.

Uzun AGİT raporunda devlet gücüyle “evet” propagandası yapıldığı, hatta bunun “devletle parti arasındaki çizginin belirsizleşmesi” boyutlarında olduğu yazılıyor!

Bu terim AGİT’in uydurması değildir, “1990 Kopenhag Belgesi’nin 5.4 No.lu Paragrafı”ndaki prensibin ifadesidir.

Bu, okuyanlarda “parti devleti” yönelişi algısı yaratır fakat iktidar devlet gücünü kullanmadığını söyleyebilir mi?

Rapordaki birçok tespitten biri de referandum sürecinde “sivil toplum örgütlerinin ve meslek kuruluşlarının kampanya faaliyeti yürütemeyeceği yönünde karar” alınmış olmasıdır.

Fakat iktidar yanlısı “platform”ların yaptığı mitingleri ve OHAL uygulamalarını biliyoruz değil mi?

Meral Akşener’in, Ümit Özdağ’ın nasıl engellerle karşılaştığını da...

Raporda OHAL’in verdiği yasaklama yetkilerinin hep “hayır” aleyhine kullanıldığı belirtiliyor.


‘GÜÇLÜ MİLLET’
Türkiye’nin 1950’den beri en güvenilir kurumlarından biri olan seçimler ve adli denetim hakkında tereddütler oluşması ülkeye büyük zarar verir.

Bundan sakınmalıyız.

AGİT’e kızabiliriz, fakat AGİT, Venedik Komisyonu, İlerleme Raporları, Freedom House Raporları, reyting kuruluşlarının açıklamaları topluca ülkeler hakkında imaj oluşturmaktadır.

AGİT’i azarlamak da dış dünyada hukuka ve demokrasiye önem verenlerin, Türkiye’deki referanduma AGİT’in yazdıkları açısından bakmalarını önlemeyecektir.

Sayın Başbakan da benzer kaygılarla “OHAL altında referandum yaptılar dedirtmeyiz” dememiş miydi?

Batı’nın Türkiye’ye düşman olduğu, Haçlı İttifakı gibi söylemler hamasi duygular yaratabilir ama sorunları nasıl çözeceğimizi göstermez.

Hukuka bağlı, kendi içinde barışık ve kurumları güvenilir bir ülke olmak, bu çağda güçlü bir millet olmanın ön şartıdır.

Yazarın Tüm Yazıları