"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

İşte hukuk

DEMOKRASİ, hukuk, hak ve özgürlükler, sivil toplum gibi kavramlar neye yarar, nasıl çalışır? Bu konuda geçtiğimiz cuma günü Amerika’da çok önemli bir tecrübe yaşandı: Trump’ın Müslüman mültecileri sınır dışı etme kararını bir hâkim, evet tek başına bir yargıç durdurdu.

Amerikan milleti “milli irade” ile başkan seçmişti, onun seçim meydanlarında söz verdiği kararını tek başına bir hâkim durdurdu.

Gerçi liberal Anglo-Amerikan kültüründe “milli irade” kavramı yoktur. Bu kavram devrimci Fransa’dan gelir. Biz de Meşrutiyet’ten beri öyle diyoruz. Kavram ne olursa olsun, “hukuk üstünlüğü” deniliyorsa seçilmişler de hukuka uyacak; bunun denetimini bağımsız yargı yapacak.

SİVİL TOPLUM FAKTÖRÜ

Başkan Trump’ın 7 Müslüman ülkeden ABD’ye girişleri yasakladığını biliyorsunuz. Kennedy Havaalanı’nda Hamid Derviş ve Haydar Abdülhak adlı iki Irak vatandaşı aileleriyle birlikte gözaltına alındılar, sınır dışı edileceklerdi.

Amerika Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU, American Civil Liberties Union) adlı sivil toplum kuruluşunun avukatları itiraz etti. Avukatlar Derviş ve Abdülhak’la görüştürülmedi

Yine de dava açtılar.

1920 yılında kurulan ACLU öyle saygın bir dernektir ki, 1939 yılında Amerikan Yüksek Mahkemesi’nce onaylanmıştı. Bizdeki “kamu yararına dernek” benzeri bir statü... Bu statü ile dava açtılar.

Başvuru hakkının genişliğini görüyor musunuz?

ACLU’nun kurucusu Roger Baldwin’in şu sözü ünlüdür:

“Bu ülkede kendi hakları için mücadele etmeye kararlı insanlar oldukça, ülkemize demokrasi denilecektir.”

ACLU inançlar, ideolojiler ve partiler karşısında tarafsızdır. İtibarı da buradan geliyor. İşte İslamofobik duygulara kapılmadan iki Iraklı Müslüman ailenin hakkını savunmak için dava açmışlardı.

YARGIÇ NASIL ATANIYOR?

Tarafsızlık deyince öncelikle yargı tabii...

Trump’ın kararını tedbiren durduran New York Eyaleti Güney Bölgesi Federal Hâkimi Ann Donnely 2015 yılında Obama tarafından aday gösterilmiş, Senato tarafından onaylanmış.

Senato onayı çok önemli... Adayı didik didik inceleyip sorguya çekerler. Toz bulunsa reddedilir. Donnely onaylandığına göre hem Demokrat hem Cumhuriyetçi senatörlerce “temiz ve liyakatli” bulunmuş bir yargıçtır. Kararından da belli zaten.

1987’de Reagan, boşalan bir üyelik için Yüksek Mahkeme üyeliğine aşırı muhafazakâr Robert Bork’u aday gösterdi. Kendi partisinden senatörlerin de ret oylarıyla Senato’da reddedildi. Yerine aday gösterdiği kaliteli yargıç Anthony Kennedy 100 oydan 97’sini alarak onaylandı.

İktidarın da muhalefetin de oy vereceği yüksek kaliteli bir yargıçtı.

2005’te Bush, Beyaz Saray danışmanı Av. Miers’i Yüksek Mahkeme’ye atamak istedi, kendi partisinden de sert itirazlar oldu. Fazla siyasi olduğu gibi hiç yargıçlık yapmamıştı.

Bush onu geri çekti, yargıç Samuel Alito’yu aday gösterdi, senato onayladı.

Trump’ın kararını durduran hâkim Ann Donnely, bütün bu kademelerden geçerek federal yargıç olmuş.

YARGIDA KALİTE

Yargıda kalite, tarafsızlık, hukukun üstünlüğü lafla olmuyor. Bunları sağlayacak mekanizmaların anayasal olarak kurulması ve çok iyi hukuk tahsili gerekiyor.

Biz de mi? Kırk yıldır yazıyorum...

Burada sadece şunu belirteyim: Yeni sistemde cumhurbaşkanının yapacağı hiçbir atama Meclis’ten geçmeyecektir.

Niye Amerika’da öyle, niye bizde böyle?

AK Parti ve MHP yöneticileri halkımıza açıklayacaktır sanıyorum.

Amerika’nın eleştirilecek çok yönü var, hatta bazen facia derecesinde... Ama hukuk sistemi en başarılı kurumlardan biridir.

Komünist Çin Harvard’a hukuk öğrencisi gönderiyor!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI