"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Cumhurbaşkanı

DÜNYANIN bütün ülkelerinde devlet başkanları özel bir saygı görür. İster kral ister cumhurbaşkanı olsun, makama gelişleri ihtişamlı törenlerle kutlanır. Resmi geçitler yapılır, havai fişekler atılır, parlamentolarda ayakta karşılanır.

Yeminleri özel törenle icra edilir.
Merasim, protokol, usul, erkân, teamül, ihtişam... Devlet hayatının bu önemli gelenek ve simgeleri en çok devlet başkanlığı makamı için uygulanır. Başbakanlar için böyle şeyler hiçbir ülkede, hiçbir sistemde yapılmaz.
Çünkü seçilmiş cumhurbaşkanı veya geleneksel kral, milletin birliğini, vatandaşların beraberliğini temsil eder. İstenir ki, bu törenlerle bütün ülkede, aynı devletin vatandaşı olma duygusu hissedilsin, merasimin ihtişamından milli gurur duyulsun.

‘GELENEK VE TEAMÜL’

Dün 12. Cumhurbaşkanı Erdoğan için yapılan törenleri buruk duygularla izledim. Türkiye’nin tarihiyle, bugünüyle, geleceğiyle böyle merasim ve ihtişamı hak ettiğine inandığım için mutluluk duydum. Aynı zamanda aşırı politizasyon ve kutuplaşmanın haşin tezahürlerini gördükçe hüzünlendim.
CHP, mutlaka salonda kalmalıydı.
TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in “Gelenek ve teamüller neyse bugün de uygulayacağız” dediği usul ve erkâna CHP de mutlaka uymalıydı.
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, merhum Başbakan Ecevit’in yüzüne anayasa fırlatmasının yol açtığı kriz hâlâ hafızalardan silinmemiştir. CHP Grup Başkanvekili de Meclis Başkanı’na içtüzük fırlatmamalıydı.
CHP’lilerin salonu terk etmeleri de localardan “yuh” naralarının atılması da son derece yanlış olmuştur.
CHP, Erdoğan’ın yemin töreninde, Cumhuriyet’in “gelenek ve teamülleri”ne uygun davranmalı; eleştirisini, protestosunu tören bittikten sonra yapmalıydı.

NE TEAMÜLÜ?!

Elbette Sayın Erdoğan’ın “Ne teamülü?! İlk kez cumhurbaşkanını halk seçti, yeni bir teamül oldu. Yeni teamülleri de biz oluşturacağız, bu teamüllerle yola devam edeceğiz” sözlerini unutmuş değilim.
Cumhurbaşkanını halkın seçmesi onun anayasal konumunu ve yetkilerini değiştirmediği için, “teamülleri” de değiştirmez.
Bir muhafazakâr olarak kural, gelenek, teamül gibi değerlere büyük saygı duyduğum gibi, bir hukukçu olarak da biliyorum ki, “teamül” hukukun bir parçasıdır. Büyük Cevdet Paşa’nın “devlet-i muntazama” dediği temel kavramın da çok önemli bir unsurudur: Devletin düzenli işlemesinde teamüllerin rolü büyüktür.
Devlet sırf kuru kanun metinleriyle değil, onlara ruh veren içtihat ve teamüllerle düzenli işleyebilir.
Seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın parti kongresini yönetmesine, keskin siyasi polemikleri sürdürmesine kim “teamüllere” uygun diyebilir?

UZANAN EL ÇEKİLMEMELİ

Yarın gazetelerde bir tarafın sadece CHP’yi, öbür tarafın sadece AKP’yi eleştirdiğini göreceğiz. Halbuki aslında ortak etik normlar olan teamüller, öteden beri hem iktidar hem muhalefet tarafından aşındırılıyor. Çatışma her sene bir öncekinden daha ateşli hale geliyor!
Fakat daha nereye kadar?! Ortadoğu’ya baktıkça bu sorunun cevabı beni korkutuyor.
Yine de Sayın Erdoğan’ın “Musafaha için elimi uzatıyorum” sözünü bir umut ışığı olarak görüyorum; sözlerinin devamındaki sert polemikleri kongre havasına atfetmek istiyorum.
Kutuplaşma çok derin, bizim çatışma kültürümüz çok vahimdir. Onun için Erdoğan uzattığı eli çekmemelidir. Uzun süre “musafaha”ya açık tutmalı, tansiyonu düşürmelidir. Muhalefet de tansiyonu düşürmeye özen göstermelidir.
Hem demokratik teamüllerin hem siyasi aklın gereği budur.
12. Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ı kutluyorum, yeni görevinin ülke için hayırlı olmasını diliyorum.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI